Ana Sayfa 5 FOTOĞRAF İLE 5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar

Merhaba sevgili Arthenos takipçileri. “5 Fotoğraf ile …” yazı dizisinin ilk yazısını yazıyor olmanın heyecanı ve mutluluğu ile hepinizi selamlıyorum. Bana bu fırsatı verdiği için Arthenos ekibine ayrıca teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir süre önce Sebahattin Bey’in yazısına yaptığım uzun bir yorum sonrasında gelen “Bir yazı da sizden bekliyoruz” daveti ile çok mutlu oldum. Hemen kolları sıvayıp bir konu aramaya başladığımda işimin hiç de kolay olmadığını anladım. Büyük bir sorumluluğun altına girmiştim. Böyle değerli üstadların arasında kimsenin uzmanlık alanına girmeyecek, haddimi aşmayacak bir konu bulmak ve yazmak gerçekten zordu. Kısa süre önce yaşadığım üzücü bir durum ile hem siz değerli dostlarım ile dertleşme ihtiyacı hissettim hem de aradığım konu kendiliğinden çıktı karşıma.

Burada yazacağım yazı aslında dostlar meclisinde bir sohbet ve zaten hepinizin duyarlı olduğunu bildiğim bir konu üzerine konuşmaktan ibaret. Sürç-i lisan edersem şimdiden affola.

Fotoğraf 1:

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar - 01

İlk fotoğrafını paylaştığım hanımefendi evimizin kedisi Miya. Bir buçuk yaşında, dişi, tekir cinsi bir sokak kedisi. Kendisiyle tanışmamız 2017 yılının haziran ayını bulur. Bir gün oğullarım Yağız Efe ve Melih parkta oynarken, içerisinde sulama vanalarının bulunduğu üzeri kapalı beton bir kuyudan gelen sesle bu yavruyu bulmuşlar. O sıralar bir ya da birbuçuk aylık olan bu kedicik gördüğü kötü muamele sonrası içi çamur ve su birikintisi dolu bu kuyuya atılarak ölüme terk edilmiş. Birisi o demir kapağı açıp çıkarmasa orada ölecek yani. Akşam eve gittiğimde kedi veterinere götürülmüş, tertemiz yıkanmış, yaraları temizlenip ilaçlanmıştı. Tüm gün deliksiz uyudu o gün garibim. Onu bu halde tekrar sokağa bırakamazdık. Yaraları iyileşinceye kadar bir süre misafir edelim bari dedik. Eve geldiğinde Ramazan ayı olduğu için Hurma koyduğumuz ismi, sonra Hırka, en sonunda Miya olarak değişti ve sağlık karnesinin çıkarılmasıyla tescillendi. Sonraki birkaç hafta içerisinde bu küçük hanım evimizi sahiplenmekle kalmadı gönüllerimizi de fethederek evin daimi üyesi oluverdi.

O ana kadar evde kedi beslemek ile ilgili önyargılarımız vardı. Tüy döker mi, etrafa pisler mi vs. İnanın bunların hepsi gereksizmiş ve evde bir can beslemek hiç de zor bir şey değilmiş. Bırakın herhangi bir olumsuz yanını, herkese neşe saçan bu minik canlı yeni bir soluk getirdi evimize. Eğer aranızda bu konuda tereddütleri olan varsa, can beslemeye başladıklarında bunun yersiz olduğunu görecektir.

Fotoğraf 2:

Birkaç ay önce, yine bir akşam iş çıkışı eve döndüğümde ikinci bir misafirle karşılaştım. Bu defa daha da küçük, sadece birkaç haftalık bir kedi yavrusu misafirimiz olmuştu. Yağız Efe ve Melih, bir köpeğin saldırısından kurtardıkları bu minnoşu önce veterinere götürmüş sonra eve getirmişlerdi. Evde ikinci kediye hayır desemde, sonra durumuna acıyıp “iyileşene kadar” kalmasını kabul ettim. Tanıdık geldi mi bu cümle 🙂 İlk olarak isim arandı; Dobi. Eve geldiğinde eşim şırınga ile beslemiş ve karnı doyunca küp gibi şişmiş olduğu için bu ismi verdi çocuklar. Köpek saldırısında alt çenesi yaralandığı için kendi başına beslenemiyordu. Boynunda zedelenme vardı ve boynunu düz tutamıyordu. Ayrıca yaşadığı korku sebebiyle bağırsakları yapışmış olabileceği için kakasını da yapamıyordu. İlk birkaç gün gerçekten çok zordu. Ama sevgi ve ilgi ile bakılınca yavaş yavaş düzelmeye başladı Dobi. Sizi kendisiyle tanıştırayım hemen 🙂

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar - 02

Evde herkes mutluydu artık. Dobi sağa sola koşturmaya, yaramazlıklar yapmaya bile başlamıştı. Miya’nın bariz şekilde eşime çok düşkün olmasına karşın Dobi’de bana çok düşkündü. Uyuyacağı zaman illa gelip göbeğime, yada boynumun dibine yatıyordu. O rahatlatıcı gırıldanması ile çenemin altında uyurken, uyandırmamak için hareket bile etmiyordum. Sevimliliği ile kısa sürede alıştırdı bizi kendisine.

Fotoğraf 3: 

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar - 03

Evde bu durumdan memnun olmayan tek kişi Miya idi. Gelen yeni misafirimizi çok kıskanmıştı. Çok hırçınlaşmış, kimseye yaklaşmamaya başlamıştı. Ayrıca bulduğu her fırsatta Dobi’yi hırpalamaya da çalışıyordu. Evde ikinci bir kedi bizim için gerçekten zor olacaktı. Ayrıca Miya’nın bu hali de hiç içimize sinmemişti.

Fotoğraf 4:

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar - 04

Yavaş yavaş Dobi’ye yeni bir yuva ararken, bir akşam çocuklar Dobi’nin kalbinin çok hızlı attığını ve ateşinin olduğunu farketti. Gerçekten de bitkin bir halde uyku halindeydi. Birkaç saat önce fazlaca yediği peynirin dokunduğunu kısa sürede anladık. Bu yaştaki kedilere süt ve peynirin zararlı olduğunu biliyorduk ama Dobi çok iştahlı olduğu için azar azar veriyorduk. Dobi o gün peynir kabını ele geçirmiş ve biz görene kadar biraz fazla tüketmişti. Saat gecenin 12’si olmasına rağmen çekinerek de olsa veteriner arkadaşı aradım. Sağolsun bizi kırmadı, hemen eve getirin dedi. Evde Dobi’ye birkaç iğne yaptı ve sabaha kadar düzeleceğini söyledi. Eve gittiğimizde patilerini ve koltuk altlarını sirkeli su ile silerek ateşini düşürmeye çalıştık. Gece 2-3 sıralarında biraz daha iyiydi. O şekilde bizde uykuya daldık.

Sabah kalktığımda ilk işim Dobi’ye bakmak oldu. O halini hiç unutmayacağım. Resmen ölü gibiydi. Kaptığım gibi veteriner arkadaşa götürdüm. Bir iğne daha yapmak zorunda olduğunu, ancak bu ilacın biraz ağır gelebileceğini, tehlikeli olabileceğini söyledi. Elimizden gelen başka çaremiz olmadığı için iğneyi yaptı. Hiçbir tepki vermedi iğnenin ve ilacın acısına. Akşama kadar da yine ölü gibi yattı. Ancak akşam yavaş yavaş hareketlenince iğnenin işe yaradığını anladık. İki gün sonra iğnenin ikinci dozu yapıldı. İlk iğnede hiçbir tepki vermeyen Dobi, ikinci iğnede baya bir söylendi bize 🙂

Bu arada geçici de olsa yeni bir yuva ayarladık Dobi’ye. Veterinerde gençlik aşısı, parazit aşıları vs yapılıp teslim edilecekti yeni yuvasına. Evin içerisinde koşuşturmacasını izlerken eşimle biraz mahsun izledik onu. O küçücük bedenin kısacık ömründe çektiği zorlukları atlattığı badireleri düşündük. Küçücük patileri ile yaşama nasılda sıkı sarıldığına ne kadar mücadele ettiğine şahit olduk. Şişko göbücüne kulağımı dayayıp pıt pıt pıt kalp atışlarını dinledim. Artık kurtulduğunu düşünüp şükrettim.

İstemeye istemeye de olsa birkaç gün sonra yeni yuvasına gönderdik Dobi’yi. Miya ilk başlarda kıskandığı arkadaşını sonraları arar oldu evin içinde. Her yerde kokusu vardı hala nede olsa. İlk günler herşey yolundaydı. Ancak bir hafta sonra sebebini bilmediğimiz bir şekilde kaybettiğimizi öğrendik minik kızımı. Hala kabul edebilmiş değilim, belki görmediğimden. Dobi o kadar yarayı bereyi, hastalığı, zorluğu atlatıp, sonra ne olmuştu da ölmüştü ki. Alan aile can besleme konusunda tecrübesiz de değildi. Aklım ermedi, ama elimden de bir şey gelmedi.

Çevremdeki insanların çoğu bu konudaki üzüntümü anlamadı, bir sokak kedisi için (!) döktüğüm gözyaşını yadırgadı. O sıralar aklıma bu konuda yazmak geldi. Beni anlayacak birileriyle paylaşmak istedim üzüntümü.

Fotoğraf 5: 

5 Fotoğraf ile evimizdeki minik canlar - 05

Bu minik canlar biz fotoğrafçılar içinde güzel birer model olmuştur hep. Kimisi bu tarz fotoğrafları klişe bulsa da, parkta bahçede gördüğümüzde hemen doğrulturuz objektifimizi. Kedilerin sevimliliği, köpeklerin sadakati, ötüşen kuşların cıvıltısı ayrı bir renk katar hayatımıza. Aynı yaşam alanını paylaştığımızın, onlarında en az bizim kadar yaşam haklarının olduğunun bilincinde olmalı, varlıklarını kabul etmeliyiz öncelikle. Dışlamamalı, uzaklaştırmamalıyız kendimizden. Sokak hayvanı deyince akla sadece kedi, köpek gelmesin. Yerdeki bir karınca, daldaki bir kuş, ağaç kovuğunda bir sincap, hepsi birer can.

Herkes sevmek zorunda değil elbet, ama saygı duymak zorunda. Onlar için yapabileceğimiz çok şey var. Onların bize, bizim onlara ihtiyacımız var. Beslenme ve barınak en temel ihtiyaçları. Yazın sıcaktan, kışın soğuktan korunmaları gerekiyor. Her an karınlarını doyurmak ve su bulmak zorundalar. Bir avuç mama, bir kap su, belki başını sokacağı, onu ıslanmaktan yada üşümekten koruyacak küçük bir barınak yeterli onlar için.

Büyük şehirlerdeki insanların bu konuda çok daha duyarlı olduğunu görüyorum. Küçük yerlerde ve taşrada hayat şartları daha zor bu canlar için. Belediyeler bu konuda büyük sorumluluk sahibi. Barınaklar yapılması ve bu canların ihtiyaçlarının karşılanması, aşı ve tedavilerinin yapılması yerel yönetimlerin sorumluluğunda. Ancak durum içler acısı maalesef. O yüzden bu konu başkalarının insiyatifine bırakmayacak kadar önemli. Hepimizin üzerine düşen sorumluluklar var. Bulunduğunuz yerlerde yerel yönetimlerin bu konudaki çalışmalarını takip edebilir, gördüğünüz olumsuzlukları ilgili yerlere ileterek giderilmesini sağlayabiliriz. Çevrede bu konuda duyarlı insanların bulunması, sunulan bu hizmetin kalitesini arttıracak ve devamlılığını sağlayacaktır.

Bu konuda hukuk sistemimizde de acilen yeni düzenlemeler yapılması gerekiyor. Hayvan haklarının korunması, hayvana şiddetin önüne geçilmesi, yerel yönetimlerin uygulamalarının düzenlenmesi ve denetlenmesi için kanunen yeni düzenlemelerin yapılması şart.

Çocuklarımızın daha küçük yaşlarda hayvan sevgisi ile tanışmasını sağlamalıyız. Büyüdüklerinde bunu sağlamak çok daha zor olacaktır. Konya tropikal kelebek bahçesinde üzerine doğru uçan minik bir kelebekten korkan çocuklar gördüm, çok garipsedim doğrusu. Oysa küçük yaştan itibaren doğa ile iç içe olan, hayvan sevgisi ile tanışan çocuklar, hem daha merhametli olur, hem daha mutlu. Günümüzde yaşadığımız tüm sorunların kaynağı karşılıklı saygı ve hoşgörü eksikliği değil mi? Merhamet sahibi insan sevgi ve saygı duymasını da bilir, hoşgörülü olmasını da.

İmkanınız varsa bir can sahiplenin. Hem de sokaktan. Siz ona çare olun, o size can yoldaşı. Evde bir can beslediğinizde çevrenizdeki canlara olan hassasiyetinizin de arttığını göreceksiniz. İnsanlar gerekli hassasiyeti göstermezse yaşam şartları gerçekten çok zor bu canlar için. Eğer evinizde bakamıyorsanız sokaktaki canlara destek olun, yardım edin. Aracınızda, çantanızda küçük mama paketleri bulundurun. Gördüğünüzde besleyin. Onlara şefkat ve merhametle yaklaştığınızda size nasıl karşılık verdiklerini göreceksiniz.

Hiçbir canlının siz ona zarar vermedikçe size zarar vermeyeceğini unutmayın. Onların tek derdi barınmak ve karınlarını doyurmak. İnanın başka bir dertleri yok. Kediler nankördür, köpekler bencildir gibi hurafeleri kendinizden ve çocuklarınızdan uzak tutun. İnanın hiç biri sizin ona yaptığınız iyiliğe hıyanet etmez, size zarar vermez.

Çok mu uzattım, konuyu çok mu dağıttım bilemiyorum. Hala üzüntüsünü yaşadığım minik can aklıma geldikçe, çevremde hayvanlara kötü davrananları gördükçe bir dokun bin ah işit benden. Fotoğraf ile ilgilenen insan, güzel bakar, güzeli arar. Naif olur. Dolayısı ile yazarı, okuru, takipçisi ile bu topluluğun konuya olan duyarlılığından şüphem yok. Hepimizin ayrı ayrı bulunduğumuz yerlerde bir şeyler yapabilme, bir aksaklığı giderebilme gücü var. Lütfen bu gücü kullanalım.

Normalde yazının 5 fotoğraf ve fotoğrafların nasıl çekildiği ile ilgili olması gerekiyordu. Benimki biraz format dışı oldu farkındayım. Ama paylaştığım durum sebebiyle bu ilk yazımı mazur görün lütfen. Bana bu yazıyı yazma fırsatı verdiği için Sebahattin Bey’e, Sebahattin Bey nezdinde bizi bilgilendirici yazılar yazan tüm Arthenos ekibine, yorumları ile destekte bulunan tüm okur arkadaşlarıma bir kez daha teşekkürlerimi sunuyorum.

Beni sosyal medya hesaplarımdan da takip ederseniz çok mutlu olurum.

Selam ve saygılarımla.

Öner Büyükyıldız

Öner BÜYÜKYILDIZ

Makalenin yazarı

1975 Sivas doğumlu. İlk, orta ve lise eğitimini Sivas’ta tamamladıktan sonra, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü bitirdi. Halen bir kamu bankasında Şube Müdürü olarak görev yapıyor. Evli ve iki çocuk babası.

Hobileri; fotoğraf çekmek, doğa yürüyüşü ve çadırlı kamp yapmak. Makro ve kelebek fotoğrafçılığı özel ilgi alanı.

5 Fotoğraf ile ……. Siz yazın, biz yayınlayalım

Sizin beş fotoğrafla anlattığınız bir konuyu yayınlamak üzere “5 Fotoğraf ile” sizden gelenler köşesini başlatmaktan büyük bir heyecan ve mutluluk duyuyoruz. Başlık kısmında noktalı yere sizin karar vereceğiniz bir konuyu yazıp bunu beş adet fotoğraf ve bir yazıyla göndermeniz halinde bu içeriği sizin adınız ile sitemizde yayına alacağız. Detay için tıklayın…

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
12 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Öner bey merhaba,

Bu duyarlı ve farkındalık yaratıcı güzel yazınız için biz de size çok teşekkür ediyoruz. Arabamın bagajında, özel bir çantada kedi ve köpek mamalarını hiç eksik etmiyorum. Ve dediğiniz gibi o güzel dostlarımıza yardım etmek gerçekten çok mutluluk verici ve bize insan olarak bahşedilen temel bir görev aynı zamanda. Emeklerinize sağlık, siz de bunu çok etkili biçimde aktarmışsınız.

Arthenos, etkileşimli bir e-Cafe platformu diyoruz başından beri.
Sevgili Okyar’ın fikri olan “5 fotoğraf ile…” projemize olan yoğun ilgi ve katılım bizi çok mutlu ediyor. Bundan sonra sizin gibi birçok dostumuzun yazılarını burada görebileceksiniz.

Sevgi ve saygılarımla.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Her şey için çok teşekkür ederim Sebahattin bey, gerek bu imkanı bana sağladığınız gerek duyarlılığınız için. Yazımda da belirttiğim gibi sizlerin ve takipçilerimizin duyarlılığından şüphem yok. Bizler kendi çevrelerimizde de aynı duyarlılığı sağlamak için mücadele edeceğiz hep birlikte.
Yeni yazıları da sabırsızlıkla bekliyorum. Emeği geçen/geçecek herkese şimdiden teşekkürler.
Görüşmek üzere, selam ve saygılarımla.

Okyar Atilla

Sevgili Öner,
Eline sağlık. Ailenin fertlerini bizimle tanıştırdın. Ne yazacağımı bilemedim. Sitenin bahçesinde iki yavru, üç büyük kediyle ilgilenen, iş yerimin önünde iki sokak köpeği olan birisi olarak burnumun direğini sızlattın.

Fotoğraflardan anladığım Miya alımlı olan ve model. Fotoğrafçıya poz vermeyi biliyor. Tekir olan “Dobi”. En masum halini fotoğraflamışsınız. Üçüncü fotoğraf çok güzel. Dördüncü fotoğraf tam bir insan halini yansıtıyor. Miya’nın kıskançlık kokan bakışlarını fotoğrafa yansıtmışsınız.

Sevgi ve saygılarımla

Öner BÜYÜKYILDIZ

Çok teşekkür ederim Okyar bey. Destek olduğunuz canlar için minnettarım.
Dediğiniz gibi Miya tam bir hanımefendi. Dobi’de yaşasa idi çok güzel bir kedi olacaktı eminim. İkinci ve beşinci fotoğrafına baktıkça içim acıyor. İkinci fotoğrafındaki mahsun hali vicdanımı sızlatıyor. Son fotoğraftaki patileri öpmeyi çok özledim.
Keşke yaşada idi demekten başka birşey gelmiyor artık elimden.
Selam ve saygılarımla.

Neslihan

Güzel ve dokunaklı yazı Öner bey.
İçim acıdı sonlarını okuyunca.
Birden aklıma doğduğundan beri yanımızda olan köpeğimiz kuki geldi ve sizi çok iyi anladım.
Arthenos ekibine bu duyarlılıkları için ben de çok çok teşekkür ederim.
Çok iyi bir site olma yolunda büyük ve emin adımlarla ilerliyorlar.
Emeğinize sağlık

Öner BÜYÜKYILDIZ

Çok teşekkür ederim Neslihan hanım. Zaten bir can edinmiş olan insanların hassasiyeti bir başka oluyor dediğim gibi. Keşke herkes imkanları dahilinde sahiplenebilse bi can.
Kuki ile size uzun ve mutlu bir ömür diliyorum. Bizim içinde sevin olur mu Kuki’yi 🤗
Selam ve saygılarımla.

kudret

sizin gibi duyarlı insanların var olduğunu duydukça çok memnun olyorum…artmasını diliyorum aynı zamanda..teşekkür

Öner BÜYÜKYILDIZ

Çok teşekkür ediyorum değerli yorumunuz için. Farkındalığın ve duyarlılığın artması için elinizden geleni yapıyoruz, ve bundan çok umutluyuz.
Selam ve saygılarımla.

Fulden ELVERİR

Öner bey sabahın erken saatlerinde yazınızı okurken Dobi için gözlerim doldu. Gerçekten de bu minik sessiz canlının içinde kim bilir ne acılar çektiğini ve siz ve ailenizin o acıları nasıl dindirdiğinizi hissettim. Hiç bir hayvan ile aynı evi paylaşma ve ilgilenme imkanım olmadı ama nacizane yaşadıklarınızı az olsa anlayabildim. Bizlere evinizi açtığınız için çok teşekkür ederiz.

Hayvan hakları konusunda hukuk sistemimizde katedeceğimiz malaasef daha çok yol var. Henüz insana da hayvana da çevreye de değer vermek için kırk fırın ekmek yememiz gerekiyor. Bu vesileyle sizlerin de aracılığınızla 15 Ekim 1978’de Paris UNESCO evinde ilan edilen Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi paylaşmak istiyorum.

1.Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.
2.Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan , öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez.Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma, ve korunma hakları vardır.
3.Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa, bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4.Yabani türden olan bütün hayvanlar, kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6.İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek acımasız ve aşağılık bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10.Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11.Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12.Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış bir soykırım, yani bir suçtur.
13.Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.
14.Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükümet düzeyinde temsil olunmalıdır.Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Değerli yorumunuz ve paylaştığınız bilgi için çok teşekkür ederim Fulden hanım.
Aslında herhangi bir yasa, kanun yada kuraldan ziyade her şeyin insanın içinde ve vicdanında olması lazım öncelikle. Vicdan ve merhametin olmadığı yerde kurallar ve cezai yaptırımlara ihtiyaç oluyor. Paylaştığınız bildirinin son maddesi “hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır” diyerek temel ihtiyacımızı ortaya koymuş zaten. Gerçi yine vicdan olmazsa oda işe yaramıyor. Bir süre önce petshoplarda evcil hayvan satılması yasaklandı güya. Ama piyasada hiç bir şey değişmedi. Evcil hayvanlar alınıp satılmaya devam ediliyor. Sorduğunuzda evcil hayvan bedava, ama onunla birlikte almak zorunda olduğunuz mama kabı 800 lira, 1000 lira diyorlar. İşi kılıfına uydurmuşlar anlayacağınız.
Umarım düzelir bazı şeyler. Ama lütfen bir an önce.
Selam ve saygılarımla.

Ömer Çalışkan

Öner Bey, özellikle sokak hayvanlarının sahiplenilmesi konusundaki öneriniz için sizi kutlarım! Böyle davrananlar o kadar az ki..

Öner BÜYÜKYILDIZ

Yorumunuz için çok teşekkür ederim Ömer bey.
Umarım çoğalır diye temenni etmekten başka birşey gelmiyor elimizden. Umarım sahiplenenler çoğalır, umarım sokakta yaşam desteği verenler çoğalır, umarım sevgi ve şefkat gösterenler çoğalır.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.

POPÜLER İÇERİKLER

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO; fotoğraf makinenizin ışığa duyarlılık düzeyidir. ISO numarası ne kadar düşük olursa ışığa duyarlılık o kadar düşük olur, ISO sayısı arttıkça fotoğraf makinenizin hassaslığı artar.

Tipik olarak ISO değerleri 100-200 (Baz ISO)'dan başlar ve geometrik olarak katları şeklinde artış gösterir. ISO dizisi: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400, 12500, 25000 vb.

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

12
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x