Kristal'e Mektuplar

Altın Oran

"Estetik mükemmellik sanatçının en büyük gayesidir… Uzun ve disiplinli bir öğrenme, keşfetme, pişme süreciyle birlikte yeni bir sanatçı doğar. Bu bilinen hikâyedir ama biraz eksiktir. Bazı sanatsal süreçlerin ardında daha matematiksel, gizemli ve sanatı mükemmele yaklaştıran evrensel bir kural vardır: Altın Oran… Matematikten felsefeye, fizikten edebiyata kadar pek çok alanda kendine yer edinen, sanatta ise genellikle mimari, heykel, resim hatta müzikle bağdaştırılan bu müthiş fenomen, bale ve dansta da mükemmeli yakalamak için biz sanatçılara ışık tutar."

- Tan Sağtürk

-

Merhaba Kristal.

İnsanın içini doyuran bir şey varsa o da güzelliktir.

İnsana göre ruhu doyuran şeyler çeşitli olabilir.

Sizi anlayan bir arkadaşlığın tadına doyum olmaz. Dinlenip anlaşıldığınız sohbetten daha değerli ne olabilir?

Kimini müzik dinlemek, bir başkasını ise doğada gezmek mest eder. Bunlar çok çok fazla açılım gösterir; bazılarımız için yemek, ibadet, giyim… sürer gider bu liste.

Çünkü insan ruhu kalıplanmış bir şey değildir. Kişiden kişiye değişir.

Zevklerin farlılığı sadece bireyler arasında mı farklı olur?

Hayır, bizim yaşam döngümüz içinde de doymuşluğumuz ve açlığımıza göre değişir.

Doğaldır bu durum, hatta bu konuda beylik bir söz de girmiştir dağarcığımıza… “Zevkler ve renkler tartışılmaz!” diye.

Ancak kişiler ve zamanlar arası hoşnutluk ölçütlerimiz farklı olsa da, bizi mutlu eden olguların ortak bir noktası vardır.

Güzellik!

Önceleri sadece “güzel” kelimesiyle tanımlanan bu duygu; sonraları “estetik” kelimesiyle de anlatılır olmuştur.

Kelimeler biraz anlam ve kavram değişimine uğramış olsa da “insan ruhunu okşayan” olgular bu kapsamda değerlendirilir.

Fotoğrafçılar genelde bu yapıya ulaşmaya çalışırlar.

Tabii ki kendince…

 “Güzel, estetik, iyi…” Her fotoğrafçının hedefindeki yapıdır.

Kimine göre bu biçimseldir, bazılarına göre de içerik temellidir.

İnsanlık tarihinde yakın geçmişte görüntü paylaşımı yoktu, görüntünün hemen öncesinde toplumu yönlendiren yapı ses temelliydi, açıkçası radyo idi.

Radyo programlarında sesin rengi ve konuşma becerisi (diksiyon) ön planda idi. Kişilerin fiziki yapısının hiçbir önemi yoktu. Sesi topluma tatlı gelenler müzik sanatçısı olurdu, renkli sese sahip olanlar radyo tiyatrosunu seslendirirdi, konuştuğu anlaşılanlar ise spiker.

Sonra görüntü girdi hayatımıza, önce sinema ve TV ardından ise internet.

Görüntü girince kameranın karşına çıkarılacak olanlarda aranılan nitelikler değişti, ses yanında görüntünün etkileyici olması arandı, hatta daha öne çıktı.

Niçin?

Çünkü kulak güzel tınılı sesi ararken, göz de güzel görmek istiyordu.

Hep merak etmişimdir, Türk Sanat Müziğini eşsiz bir ses ile yorumlayan Safiye Ayla günümüzde yaşasaydı aynı üne ve ilgiye erişebilir miydi?

Sanmam, neden derseniz; bence görsel olarak göze hitap etmeyen bir görüntüye sahipti.

Artık ünlü kişiler, ezici bir çoğunlukla görsel olarak da doyurucu sunumda bulunanlar arasından çıkmaktadır.

Çünkü göz güzel görmek ister!

Burada bir sorunun cevabını aramış insanoğlu, özellikle sanatçılar; ”nasıl olursa, göze daha güzel görünür?”

Tabii ki sanatçı güzelin peşine düşünce bunu resimde, heykelde, mimaride, müzikte… Eser ürettiği her şeyde aramış durmuş.

Hatta bunu ilim adamları ve matematikçiler de araştırmış. Ortaçağda Fibonacci bu konuda matematiksel bir oran bulmuş ve onun ismine ithaf ederek Fibonacci Sayıları denilen dizilime sahip görsel varlık ve eserlerin, insan gözüne daha estetik göründüğü konusunda yerleşik bir görüş oluşmuştur.

Nedir bu Fibonacci sayıları? En kolay anlaşır şekilde açıklamak istersek; bir değere sahip her tamsayının, kendinden öncekiyle toplanması sonucu oluşan sayı dizisidir. (1, 1+1=2, 2+1=3, 3+2=5, 5+3=8, 13, 21, 34… ∞ )

Altın Oran kısaca Fi olarak adlandırılır ve Φ simgesiyle gösterilir. Rakamların birbirine oranı matematiksel olarak 1,618 çarpanıyla sabitlenir.

Göze hitap eden her eserin bu orana sahip ölçüyle inşa edildiği takdirde daha estetik bulunduğunu keşfeden özellikle Rönesans sanatçılarının, klasikleşmiş ve geçen zaman içinde değer kazanan eserler üretmelerinin sırları arasında bu yapısal ölçünün varlığını önemli bir etkiye sahiptir.

Konumuz fotoğraf olduğuna göre, kompozisyonu nasıl düzenlersek daha etkili bir eser ortaya çıkarırız sorusunun da cevabını bu kapsamda değerlendirmek gerekmektedir.

Özellikle kompozisyondaki ana öge, ilgi merkezi nereye yerleştirilmelidir? Sorusunun cevabı kısaca Altın Nokta olarak kabul edilir.

Nedir bu Altın Nokta? Sorusunun cevabı da; “ayarlarımıza bağlı olarak vizörden gördüğümüz ama fotoğrafımızda çıkmayan kadrajı 3 eşit parçaya bölen dikey ve yatay çizgilerin birleşim noktaları” olduğunu, sanırım fotoğrafa yeni başlayanlara açıklamak gerekir. Ustalar bu konuyu çok iyi bilirler, beni bağışlasınlar…

Aslında tam ölçü bu kesişim değildir, yaklaşık bir yol göstericidir bu noktalar. Altın Noktanın tam yeri Altın Dikdörtgen (3×2) ölçüsündeki kadrajın içinden kareler çıkartılıp, kalan dikdörtgenlerde aynı işlemi yapmaya devam edilerek, karelerin birbiriyle buluşan dairesel çizimiyle ortaya çıkan spiralde gidilebilen son odak noktasının Altın Nokta olduğunu sanatçılar çok iyi bilirler ve eserlerinde kullanırlar.

Biz dursak da, araştırmacılar ve bilim insanları boş durmuyorlar ve Altın Oranın evrende izini araştırıyorlar.

Vardıkları sonucu kısaca açıklamakta yarar var.

Galaksilerden başlayın, yıldızların ve gezegenlerin yörüngelerinden devam edin, rahimdeki bebeğin aldığı şekil, ayçiçeği, çam kozalağı, deniz kabukluları, kar tanesinin kristali, DNA, atom… nereye giderseniz gidin 1,618 matematiksel oranıyla karşılaşıyorsunuz. O nedenle “İlahi Oran” olarak da tanımlanmıştır.

Bahçeme diktiğim ağaçların Fi oranına uygun olarak büyüdüğüne tanık olduğumu eklemeliyim.

En çok karşılaştığımız varlık olan insan vücudu için de bu oran estetiğin temeli olarak bizi etkilemektedir. Artık bir ikon olarak kabul edilmiş olan Marilyn Monroe’nin yüz hatları incelendiğinde Altın Orana uygun bir yapıda olduğu görülmüştür. Tüm gözümüze güzel ve yakışıklı görülen insanların vücut ölçülerinde bu oran vardır. Bu orana sahip olmayan vücutlar ise göze hoş görülmezler.

Yunanlı matematikçi Euclid Altın Orandan söz eden ilk bilim insanıdır.

Phidias (Yunanlı heykeltıraş), Leonardo da Vinci ve Rönesans’ın diğer büyük sanatçıları Altın Oranın eserlere estetik bir hava kattığının farkındaydılar ve kullanmışlardır.

Keops Piramidi (Mısır), Partenon Tapınağı ve Zeus heykeli (Yunan), Notre Dame Katedrali, Mona Lisa ile Son Akşam Yemeği tabloları (Rönesans), İnce Minareli Medrese (Selçuklu), Divriği Ulu Camii (Mengücekoğulları), Selimiye ve Süleymaniye Camileri (Osmanlı) başta olmak üzere birçok şaheserde Altın Oranın izleri karşımıza çıkmaktadır.

2 Oscarla birlikte 106 ödül alan “There Will Be Blood” adlı filmin yönetmeni Paul Thomas Anderson, obje ya da karakterleri sahnede konumlandırırken bir fotoğrafçı gibi düşünmüş ve Altın Oran tekniğini kullanmıştır.

Ünlü ve başarılı dansçımız Tan Sağtürk;

“Estetik mükemmellik sanatçının en büyük gayesidir… Uzun ve disiplinli bir öğrenme, keşfetme, pişme süreciyle birlikte yeni bir sanatçı doğar. Bu bilinen hikâyedir ama biraz eksiktir. Bazı sanatsal süreçlerin ardında daha matematiksel, gizemli ve sanatı mükemmele yaklaştıran evrensel bir kural vardır: Altın Oran… Matematikten felsefeye, fizikten edebiyata kadar pek çok alanda kendine yer edinen, sanatta ise genellikle mimari, heykel, resim hatta müzikle bağdaştırılan bu müthiş fenomen, bale ve dansta da mükemmeli yakalamak için biz sanatçılara ışık tutar”

diyerek Altın Orana uygun koreografideki bale gösterilerinin mükemmeli yakaladığını makalesinde işlemiştir.

Altın Oran konusunu niçin Enver Şengül Hocamın fotoğrafında işlediğim sorusu akla gelebilir…

Çünkü en çok O’na yakışırdı…

Sevgili Kristal cevabım kısa ve net oldu sanırım, açıklayayım.

Kendisinden çok şey öğrendiğim, hocam, dostum Enver Şengül; Altın Oran konusunu araştırmış, tarihsel izini sürmüş, astronomiden hücrelere, denizden bitkilere, piramitlerden camilerimize kadar uzanabildiği her yere uzanmış ve bu konunun kapsamlı bir kitabını yazmıştır. “Doğada, Sanatta, Mimaride ve FOTOĞRAFTA ALTIN ORAN” isimli kitabı, kitaplığımdaki adıma imzalı en değerli hazineler arasındadır. Bu kitabı yazacak yeterliliğe, bilgi birikimine sahip olduğu için Altın Oran’ı işlediğimiz yorum en çok O’nun fotoğrafına yakışırdı…

Enver Hocamız Altın Oranı o kadar derinlemesine incelemiş ki, takdir etmemek mümkün değildir. Bayrağımızdaki yıldızın temelinde Altın Üçgenler bulunduğunu tespit edecek kadar ayrıntılı bir kitap ortaya koymuştur.

Estetik gücü yüksek fotoğraf yapmak isteyenler için bu kitap bir rehber niteliği taşımaktadır. Yoruma esas olan fotoğrafı da incelediğimizde Enver Hoca’mızın yazdıklarıyla uyum içinde olduğunu görüyoruz.

Hep güzeli arar dururuz, formül şu: Fotoğraf ile fotoğrafı oluşturan parçalar arasındaki uyum, altın oran dengesine ne kadar yakınsa o kadar estetik görünmektedir.

İlgi merkezini, objeyi, negatif alanı, gökyüzünü, kadrajı oluşturan parçaları ve bunun gibi fotoğrafik elemanları eğer Altın Oranı gözeterek yerleştirirsek, fotoğrafımız bir anlatıya ve mesaja sahipse, eserlerimizde bir tutarlılık ve devamlılık söz konusuysa, aradığımız ilgi ve takdire o kadar yakınız demektir.

İşte biz bu fotoğrafta Enver Şengül Hoca’nın yukarıda saydığımız yapıya uygun bir fotoğraf yaptığını görüyoruz. Eskitme tarzı fotoğraf tekniğini kullanarak, geçmişe dair yaşam öykülerini yansıtan fotoğraflardan bir tanesidir bu kare.

Giyim ve duruşuyla bir “İstanbul beyefendisi” sıfatını layık göreceğimiz model, eski bir evin önünde, artık klasikler arasına girmiş otomobil ile fotoğrafta hayat bulmuş. Modelin duruş alanı sağ altın kesime uygun bir noktada ve bakış yönü boşluğu geniş bırakılarak pozitif bir hava yüklenmiş olması fotoğrafı takdir edilecek yapıya büründürmüş.

Çok zordur böylesi bir fotoğrafı yapmak, çünkü fonu oluşturan evden başlayın, aradaki katmanda bulunan klasik otomobil ile geçmişe dair havayı yansıtacak bir beyefendiyi bulmak ve bir araya getirmek zordur. İçeriğe uygun aydınlık oda tekniğini kusursuz şekilde fotoğrafa işlemek ise apayrı bir beceri gerektirmektedir.

Altın Oran, fotoğrafa güzel sanatlar anlayışında yaklaşanlar için estetik yapıyı aramada önemli bir yapısal yol gösterici olarak önümüzde durmaktadır. Ancak fotoğraf ve sanat denildiğinde, üzerinde anlaşılmış bir tanım olmadığını, yüksek sanat bakış açısına sahip olan anlayışın böyle bir kurala bağlı olmadığını belirtmekte fayda vardır.

Selam bilgi ve beceriye sahip olup, bunları almak isteyenlere verenlere gitsin…

Bayramınızın bayram gibi olmasını diliyorum…

Mikdat Besni

İlişkili İçerikler

Kompozisyonda Negatif Alan

Bu yansıma fotoğrafından çok etkilendim, üzerinde konuşmadan geçemedim, fotoğrafın olumlu etkilendiğim birçok özelliği var, öncelikle bunları açmamı isteyeceğinizi sanıyorum, açıklayayım.

Birçok yansıma fotoğraflarıyla karşılaşıyoruz, bunların çoğu fotoğrafçının karşılaştığı, kendine ilginç gelen ve hoşuna giden görüntülerin fotoğraflarının çekilip paylaşılması yoluyla görüyoruz.

Fotoğrafta Sadelik

Merhaba Kristal.

Çerkes Hocanın çölden bir kesit sunan fotoğrafı, üzerimde derin izler bıraktı. Eğer izniniz olursa beni etkileyen unsurlarıyla bu fotoğraf üzerinde konuşalım.

Fotoğrafta Ritim

Fotoğrafta kompozisyonu oluşturan benzer yapıdaki ögelerin, belli bir yöne doğru tekrarlayarak sıralanması ritim oluşturmadır.

Kompozisyonunda art arda sıralanmış benzer nesneler ritim oluşturarak, ögeye vurguyu artırır, fotoğrafa bakanlarda süreklilik duygusunu yaşatır ve seyir zevkinin arttırır. Ritim fotoğraflarımızın içerdiği enerjiyi arttırarak, anlatmak istediğimiz konuyu daha anlaşılır hale getirir.

Fotoğrafta Grafik

Erol Hocanın bu fotoğrafını görünce çok etkilendim, siz etkilenmediniz mi?

İlk aklıma gelen ve beni etkileyen şey “tam yorumlanacak fotoğraf” düşüncesini yaşamamdan kaynaklandı.

Ama bir sorun vardı, o sorun fotoğrafın tek bir özelliğiyle değil, bir bütün olarak fotoğrafik değerlere sahip olmasından kaynaklanıyordu. Fotoğrafta aradığım her özellik, içerine bir Anadolu Kilimindeki motifler gibi ilme ilme işlenmişti.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
10 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Ertan Öztürk
Makale Değerlendirme :
     

Altın oranın gram fiyatı da artmış diyorlar 🙂
Altın oranın anlatıldığı kadar etkili olmadığını iddia edenler de var. Her fotoğrafa uygun olmadığına ben de katılırım ama altın oranın biraz bozulduğu fotoğraflar rahatsız edici bile olabiliyor. Gözümüz altın orada alıştığından mıdır, eğer nesne fotoğrafta özellikle bir yere konduysa göz ya denge ya altın oran arıyor.

Mikdat Besni

Ertan Beyim tespitleriniz doğrudur.
Fotoğrafa estetik açıyla bakarsak Altın Oran binlerce yıllık birikimin sonucu olarak, göze hoş gelme bakımından etkili olan bir yapısal faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Ancak fotoğrafa Yüksek Sanat ve benzeri akımlar açısıyla baktığımızda, o alanda Altın Orana önem vermeyenler bulunmaktadır.
Kompozisyon kuralları fotoğrafa daha izlenebilir bir yapı kazandırırlar. Ancak vaz geçilmez ve dışına çıkılmaz bir yasa değildir.
Bilinçli bakış ile kural bozularak yapılan fotoğraflarda da iyi sonuç alanlar vardır.
İlgi gösterdiğiniz için teşekkürlerimi iletiyorum.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Şüphesiz ki zaman zaman kuralların dışına çıkmak da etkili sonuçlar verebilir. Fakat fotoğrafa yeni başlayan, yada henüz öğrenme aşamasında olan birisinin bu noktada sınırları zorlaması, tabiri caizse cin olmadan adam çarpmaktır 🙂

Çok faydalandığım, ve çekim yaparken aklımın bir köşesinde tutacağım kıymetli yazınız ve yorumlarınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum Mikdat hocam. Ellerinize emeğinize sağlık.

Yeni yazılarınızda görüşmek üzere, selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Öner Bey ilginiz moral veriyor ve düşüncelerinizi açıklamanız ise yolumu aydınlatıyor.
Teşekkürlerimi iletiyorum…

Yasar Aykac

Mikdat Bey Merhabalar,

Kristal’e Mektuplar klasiği olarak aydınlatıcı bir yazı kaleme almışsınız.
Altın Oran uygulayabilmek konusunda planlanmış – planlanabilme zamanı bulunabilmiş- fotoğraflar için daha geçerli sanırım. Sanatsal pratiklerin ve bilginin yaygınlaşması ile hepimizin “Altın Oran” konusunda bir fikri var ve kadraja alırken en azından aklımızdan geçiriyoruz. Ancak bu ilkeyi içselleştirmek zaman ve ustalık gerektiriyor.

Ustalık; ne kadar çok şeyin birleşimden oluşuyor…

Sevgi ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Yaşar Beyim düşüncelerinizi açıkladığınız için minnettarım, çünkü yolumu aydınlattınız.
Ustalık için gerekli olan donanım konusunda çok yerinde bir tespitte bulundunuz.
Selamlar…

ERHAN

Fotoğraf çekmek değilde yapmaksa o zaman kurallara uymak lazım
sağolun hocam

Mikdat Besni

Evet Erhan Bey.

Fotoğraf tespit ve hatıra için kullanılacaksa, bence çekmeniz yeterlidir.

Eğer sanatla uğraşıyorsanız, kendinizden, hayallerinizden bir şeyler katmanız ve fotoğrafı da yapmanız gerekiyor…

Yolunuz açık olsun.

Okyar Atilla

Safiye Ayla radyo dönemi sanatçısıdır. Dolayısıyla insanlar önce sesine vurulmuştur. Aslında Zeki Müren, Behiye Aksoy ve Müzeyyen Senar da radyo döneminden. TRT de çalıştığım yıllarda Safiye Ayla’nın bir çok solo konser çekimini yapmıştık. Evinden yürüyerek gelirdi. Sohbete açıktı ve egosu yoktu. Nasıl olsun. Atatürk’ün huzurunda konser vermiş bir sanatçıydı.

Lafı “Altın Oran” a getirmeden bu bağlamda devam edeyim. Hepimizde -yani dünyadaki tüm insanları kast ediyorum- azıyla çoğuyla öze değil biçime bakarak karar verme eksikliği vardır. Yoksa kravat takıp takım elbise giyen katile hakim neden “iyi hal” indirimi versin?

Safiye Ayla’nın güzelliğini sesinde görürdüm. Daha doğrusu her şeyin güzelliğini ve iyiliğini elimden geldiği kadar özünde görmeye hissetmeye gayret ediyorum.

“Sanat” kavramı doğanın taklidi olarak başlıyor. Dolayısıyla doğanın matematiği “Altın Oran” ı da taklit etmekten -hadi kullanmaktan” başka yoktu yoktu insanoğlunun. Biz bile fotoğraf çekerken iyi fotoğrafçıların fotoğraflarına benzetmeye çalışmaz mıyız? Böyle kopya fotoğraflara çok yerde rastlarsınız.

Ancak önemli nokta kavramları iyi bilmek ve içselleştirerek uygulayabilmektir. Bunu yapabildiğinizde kavramı yok saydığınızda bile artık o kavram sizin fotoğrafınızda olacaktır. Ve izleyici bunu fark edecektir.

Fotoğrafın aslı kare kadraj mıdır bilmiyorum. Ancak sunulan fotoğrafa baktığımda sadece adamın kadraj içinde yerleşmesinin ötesinde “Altın Oran” kavramının iç içe ustalıkla ele alındığını görebiliyorsunuz. Gökyüzü boşluğunun fotoğrafın geri kalan kısmına, adamın arabanın ve evin kadrajda yerleşim ve oranları da “Altın Oran” a yapılan göndermelerdir.

Ustalık kavramları gösterir gibi yaparken düşündürmekte yatar…

Sevgi ve saygılarımla

Mikdat Besni

Okyar Bey geniş ölçüde düşüncelerinizi kattığınız için yorum değer kazandı, teşekkürlerimi iletiyorum.

Ancak önemli nokta kavramları iyi bilmek ve içselleştirerek uygulayabilmektir. Bunu yapabildiğinizde kavramı yok saydığınızda bile artık o kavram sizin fotoğrafınızda olacaktır. Ve izleyici bunu fark edecektir.
… sunulan fotoğrafa baktığımda sadece adamın kadraj içinde yerleşmesinin ötesinde “Altın Oran” kavramının iç içe ustalıkla ele alındığını görebiliyorsunuz.”
Tespitleriniz ne kadar doğru!

Enver Hocaya böylesi bir yaklaşım ve yansıma yakışırdı.

Selamlarımı iletiyorum…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini öğrendi. Ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 ve ASFOD onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.
10
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x