Birçoğumuz ‘ayaklarımızla zum yapmak’ ifadesini biliriz, hatta bunu ben de yazılarımda birkaç kez kullandığımı hatırlıyorum. Bu, fotoğrafçılara zum lensle tembellik etmeyi bırakıp, konularına daha da yaklaşmaları için bir uyarı/öneri olsa gerek diye düşünüyorum, öyle değil mi?. Peki bu öneri ne derece mantıklı, doğru mu?
Yanlış değil, ama eksik…
Ayaklarınızla zum yapmak, zum lens kullanmakla aynı şey değildir.
Bir özneye fiziksel olarak yaklaşmanın veya ondan uzaklaşmanın (ayaklarınızla zum yapmanın) bir zum lensi kullanmakla aynı şey olmadığı böyle tek bir cümleyle geçiştirilemez. Bunun yanında, bu iki yakınlaşma metodunda fotoğraflarımızı etkileyen bazı temel farklı sonuçların olduğunun farkında olmak gerekir..
Ayaklarınızla zum yapmak için, sabit odaklı bir lens kullanırken özneye fiziksel olarak yaklaşmak veya uzaklaşmak gerekir ki, bu da perspektifi değiştirir. Çerçevedeki nesneler arasındaki ilişkiler farklılaşır. Arkaplandaki öğeler özneye göre daha büyük veya daha küçük görünür. Bu değişiklik, mesafeye bağlı olarak bozulmalar yaratabilir veya derinliği arttırabilir. Fotoğraflarımızı etkileyen bu fenomene “Perspektif Yığılması / Lens Sıkıştırması” denir.
Zum lensle yakınlaşmak bir zum lensin odak uzaklığını ayarlayarak nesneye yakınlaşmaktır, bu da çerçeve içindeki nesneler arasındaki ilişkileri değiştirmeden sahneyi daha dar veya daha geniş keser. Perspektif sabit kalır ve “arka plan ile ön plan mekansal ilişkileri” korunur.
Yakınlaştırmayı ayakla ve zum lensle yapmak arasındaki temel farklar
Konunuza yaklaşmak veya ondan uzaklaşmak, sahnedeki nesnelerin birbirleriyle olan ilişkisini değiştirir ve bir zum lensin düzeltmeyeceği perspektif kaymaları yaratır. Ayakla yakınlaşmak ayrıca alan derinliğini de etkiler ve sadece lensin odak uzaklığından değil, mesafenin değişmesi nedeniyle derinliği daha sığ hale getirir. Bir zum lensle yakınlaşmak (zum yapmak), arka planın görünümünü değiştirmeden konunuzu daha dar bir şekilde çerçevelemenizi sağlarken (kırpma yapar gibi), fiziksel olarak hareket etmek kompozisyonun bazı bölgelerinin görünümlerini değiştirebilir veya kaldırabilir ve ön plandakileri büyütme ve arka plandakileri daha da geriye itmek gibi farklı sonuçlara yol açabilir.
Gelin bunu bir örnekle pekiştirelim
Yakınlarımızda sağlı sollu asırlık ağaçlarla çevrili böyle bir yol var:
Yolun başındaki engelleri fotoğraflamak için aklımda böyle bir çerçeveleme var diyelim:
Kameram Olympus OM-D E-M1 MII ve yanımda sadece
“M.Zuiko Digital ED 12-100mm F4 IS Pro” lensim var.
Biliyosunuz Olympus kameram 4/3 algılayıcıya sahip 2 çarpanlı bir kameradır. Buna göre lensimin 35mm (Tam kare FX) eşdeğeri 24-200mm odak aralığıdır. Doğru ve adil kıyaslama için her çekim için Diyafram açıklığını aynı tutmak gerekeceğinden kameramı “A” Diyafram öncelikli çekim moduna aldım ve Diyaframı F/4 olarak ayarladım., Otomatik ISO‘yu aktif hale getirdim ve Pozlama ölçüm modunu Matris-Değerlendirmeli ölçüm olarak ayarladım; ortamın ışığına göre gerekli Enstantane hızını belirleme işini kamerama bıraktım. Bunların dışında çekimler arasında değişen tek şey benim konuya olan fiziksel uzaklığım ve elbette ki kullandığım lensin odak uzaklığı olacak.
Aklımdaki çerçevelemeyi ilk olarak 12mm (FX eşdeğeri 24mm) ile şöyle gerçekleştirdim.
Şimdi 100mm’de aynı çerçeveyi elde etmek için biraz açılmam (uzaklaşmam) gerekecek. Bunun için geriye doğru yaklaşık 30 metre yürümem gerekti. İşte sonuç:
Gelin bu üç sonucu birlikte karşılaştıralım.
Aşağıdaki görsel karşılaştırmasında soldaki 24mm, sağdaki 200mm olan kare.


24mm (sol) çekimde yol kenarındaki ağaçların aralıklarına dikkat edin, her birinin aralarındaki 3-4 metre boşluk bariz anlaşılıyor öyle değil mi? Ufukta yolun sonunu seçebiliyor musunuz, tam değil. Zumlayınca piksellenmeler oluyor ama yürüyen insanlar belli belirsiz fark ediliyor.
200mm (sağ) çekimde ağaçlar sanki bitişikmiş gibi ve ufuk çok yakınmış gibi görünüyor. Yürüyen insanlar artık daha belirgin. Ağaçların gövdeleri kalınlaşmış ve yüksekliği azalmış gibi görünüyor.
Peki ne değişti de böyle oldu?
Sahnemde hiçbir şey değişmedi ve yer değiştirmedi. Tek değişen, benim çekim yaptığım noktanın uzaklığı ve odak uzaklıkları nedeniyle perspektifteki değişimler olmuş. Bu da görüntümü çok değiştirmiş, bambaşka hale getirmiş. 200mm’lik çekime bakarak bu yolun uzunluğu hakkında doğruya yakın bir karar verebilir misiniz, ya da 24 mm’ye bakarak?
Şimdi zum’u nasıl yapacağınız konusunda karar verebildiniz mi?
Şu anda vakit geçirmeden yorumlar kısmına inip bir şeyler yazmak istiyorsanız Durun! Hemen “Yorumlar” kısmına yönlenmeyin.
Ayaklarımızla veya lensimizle zum yapmak arasında bu yazımda yer almayan daha farklı faktörler de var elbette ama, ayakla zum yapmanın persfektifi değiştirmek olduğunu anlamak, sabit (prime) ve değişken odaklı (zum) lenslerinize nasıl baktığınız konusunda tamamen yeni bir dünyanın kapısını aralayacaktır. Bunu bir düşünün!
Şimdi “Yorumlar”a buyrun, nedir sizce yazımda değinmediğim o farklı faktörler ve neden?





Elinize sağlık. 12-100mm o kadar keskin bir lens ki, makineye takınca çıkarmak istemeyeceğiniz bir lens. Sizin deneyimlerinize dayanarak sormak isterim, tam karede bu aralıkta bu keskinlikte bildiğiniz lensler var mı acaba?
Daha da iyileri var Mehmet bey,
Örneğin
Saygılar.
Cevabınız için teşekkür ederim Sebahattin abi. Elbette 24-70 70-200 gibi lensler daha keskindir ancak benim sormak istediğim 24-200 gibi aralıkta tek lens olarak Olympus’tan daha keskin olanı var mıdır bildiğiniz?
Hemen aklıma gelen 40-150 f2.8 Pro lens var Mehmet bey. Gövdeye göre ağır bir lens ama.
Ben sonsuz memnunum 40-150’den hatta önünde 1.4 telekonverter ile bana 12-40 objektifimi unutturmak üzere
Sebahattin bey selamlar yine merak uyandırıcı ve çok kişinin değinmediği konuyu ele alarak bizleri bilgilendirmenize ve vakit ayırmanıza minnettarız.Amatör bir fotoğrafçı olarak 24 mm ve 200 mm deki lens elemanlarının (merceklerin)farklı yapısı iki ayrı fotoğraf çıkmasına sebep diyebilir miyiz.50 mm altındaki geniş açılı lenslerin mimaride ve manzara fotoğrafçılığında kullanıldığını görüyoruz 24 mm objektifin önündeki nesneler oldukça büyük arkadakilerin oldukça küçük olduğunu odak uzaklığı ve mercek yapısıyla ilişkilendiriyorum.Eksik olan yönlerimi takip ederek bol bol okuyarak tamamlamaya çalışıyorum. Yorumunuz benim için çok kıymetli.teşekkür ederim.Saygılarımla
Bütün arkadaşlara Sebahattin beyin müsadesiyle tavsiyem bilhassa “Hyperfokale Distanz” veya DoF olayını incelerse bunu her durumda mesela deniz kenarında önünüzde bir kaya parçası var onu ve daha uzağını her objektifde net çekebilirsiniz her şey yukarıda yazdığım konuda ve cep telefonunuza her fotoğrafçıda olması gereken ‘PhotoPills’ App indirirseniz bir hazineye kavuşursunuz…( bu App yanlız bu konuda değil bir çok konuda amatör yada profesyonel herkesin yardımcısıdır)