Yıllar önce başlayan dijital fotoğrafçılık serüvenime heyecanla mutlu mesut devam ederken, günün birinde Okyar’ın filmli fotoğrafçılığa yeniden başladığını anlatan yazılarını okuyunca önceleri biraz şüpheyle yaklaştığım film fotoğrafçılığına günün birinde bu kadar ısınacağım aklıma dahi gelmezdi. Ah Okyar !..
Analog fotoğrafçılığa başlangıç ve gelişim sürecimi buradaki yazılarımdan biliyorsunuz artık. Şimdilik yalnızca filmi çekmekle sınırlı olan bu hevesimi bir adım daha öteye, filmlerimi kendim banyo etme evresine taşımaya karar verince bu hızıma ben de inanamamıştım. O sıralar, filmi kendi başına geliştirmenin, film fotoğrafçılığının en göz korkutucu ama en zevkli ve en havalı yönlerinden birisi olduğunu bilmiyordum henüz.
Bu yazımda geçtiğimiz hafta sonu ilk kez kendi başıma gerçekleştirdiğim film geliştirme sürecimi ve düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Çok eğlenceli ve ilgi çekici bir deneyim!
Film geliştirme konusunda yeni başlayan birisi olarak, geliştirme tankıyla denemeler yapmak bana film fotoğrafçılığının teknik yönü hakkında birçok bilgi verdi ve analog ortama daha çok bağlanmamı sağladı.
Bazı küçük sorunlar da yaşadım elbette, neyse ki bunlar bir sonraki denemelerimde kolayca düzeltilebilir şeyler. Genel olarak, sorunsuz bir ilk deneyimdi diyebilirim.
Oldum olası, kişisel gelişimden hiç çekinmedim, kendime meydan okumaya bayılırım. Başlarda, filme göre kimyasal seçimi, seyreltme oranları, seyrelti hazırlık süreci ve benzeri şeylerin oldukça karmaşık ve can sıkıcı olduğunu düşünürdüm, Okyar’ın desteği sayesinde bu korkum beni alacağım sonuçtan elbette vaz geçiremedi.
“Bilginize güvenin, eğlenin, merakınızı koruyun; işler planladığınız gibi gitmese bile öğrenecek bir şeyler mutlaka vardır.”
Bu süreçte bolca okumak ve youtube videoları izlemek en iyi dostunuz! İlk film rulosunu banyo etmeden önce neyin, nasıl çalıştığını, kameranın içindeki filmin üzerinde görüntünün nasıl oluştuğunu iyice öğrenmeye çalışın. İşe başlamadan önce tüm bu sürecin nasıl gerçekleşmesi gerektiğini hayal edin, böylece bir şeyler ters giderse veya bir sorun hissederseniz nedeni konusunda bir fikriniz oluyor.
Özellikle benim gibi yeni başlayan biriyseniz ilk film rulosunda çektiğiniz fotoğraflara çok fazla bağlanmamaya çalışın veya seçtiğiniz rulonun gözden çıkarabileceğiniz fotoğraflardan oluşmasına dikkat edin. Daha çok not almaya odaklanın, böylece sonrasında neyin işe yaradığını ve yaramadığını takip edebilirsiniz. Bilginize güvenin, eğlenin ve merakınızı koruyun – işler planladığınız gibi gitmese bile öğrenecek bir şeylerin olduğunu unutmayın.
35 mm’lik bir filmin tamamını çekmek ve geliştirmek toplamda sadece 2 veya 3 saat sürdüğü için, film fotoğrafçılığına yeni başlayanlar veya analog fotoğrafçılığa ilgi duyanlar için harika bir deneyim ve başlangıç olabilir.
Geliştirme tamam, şimdi Dijitalleştirme zamanı
Negatif film tarayıcılar üzerine yaptığım araştırmada, kaliteli düz yataklı tarayıcıların, hele ki yüksek çözünürlüklü film tarayıcılarının fiyatlarının birkaç bin dolara ulaştığını gördüm! Aklım bunlara doğru kayıyordu ama cüzdanım aklımla aynı fikirde değildi. Neyse ki, daha sonra benim gibi bu işe gönül vermiş insanların sadece iyi bir dijital kamera, iyi bir makro lens, sağlam bir üçayak ve amaca uyun sabit bir ışık kaynağıyla tarama yaptığını gösteren birkaç YouTube videosuna rastladım. Bu çözüm zaten uzun zamandır aklımın bir köşesinde pusudaydı. Bu dört ögeden üçüne, hem de en kalitelilerine (Nikon Z8 FF aynasız kamera + AF-S VR Micro 105mm F/2.8G IF-ED macro lens Manfrotto MT055CXPRO4 üçayak) zaten sahip olduğum için bende eksik tek şey olan led ışık kutusu araştırdım ve bu ürünü satın alarak bu önemli ihtiyacımı birkaç bin dolar tarayıcı yerine çok daha ekonomik şekilde gidermiş oldum.
İşlem oldukça basit ve hızlı aslında. En zor olan kısmı, ideal tarama için kamera açısının doğru olduğundan emin olmak. 105mm makro objektifim F22 diyaframda ve yaklaşık 1/13 saniye enstantane hızında harika sonuçlar verdi. Kablolu deklanşör tetikleyicimi kullandım ve LiveView canlı önizleme modunu kullanarak objektifi manuel olarak odakladım. Filmin emülsiyonlu tarafı yukarı (kameraya dönük) gelecek şekilde tarama yapmak en iyi sonucu veriyor, çünkü emülsiyon mat olduğundan parlama olasılığı daha düşük. Ayrıca, led ışık kutusunun tek ışık kaynağı olması için odamdaki ışığı mümkün olduğunca azalttım, bunu öneririm. Bu, tavan ışıklarından veya pencerelerden sızan istenmeyen ışığı önleyecektir. Negatiflerin çekimlerini Negatif Lab Pro eklentisini kullanarak Lightroom’a aktarmak yeterli, ardından eğlence başlıyor!
Korkmayın. En fazla ne olur biliyor musunuz? Bir makara filminiz heba olur veya filminiz kapkara veya bembeyaz çıkar, o kadar yani.
Dönüştürme işleminin %80-90’ını kolaylaştırmak için her film türü için Lightroom profilleri oluşturdum.
Neys ki Negative Lab Pro gibi gerçekten iyi araçlar var, ancak buraya kadar kullandıklarımın şu an için yeterli olduğunu düşünüyorum. Aktarılan negatiflerin işlenmesi, dijital bir çekime göre istenilen sonuca bağlı olarak biraz daha zaman alıcı olabilir, ancak tarama oldukça zahmetsiz. Bir makara negatifin tarama ve post prodüksiyonu yaklaşık 60 dakikada yapabildiğimi gördüm, bu sürenin yarısını çekim düzeneğini kurmakla harcadım.
Sonuç
Fotoğraf makineniz, objektifiniz, kullandığınız pozlama ölçüm yöntemi, fotoğraflarınızı çektiğiniz ışık koşulları, kullandığınız film ve beyniniz, hepsini bir araya getirerek çok karmaşık bir değişkenler kümesinden sahnenizin kameranız üzerindeki filmin üzerine bir görsel izdüşümünü oluşturuyorsunuz. Bu nedenle filminizin geliştirme süreci üzerinde kontrolünüz yoksa negatifleriniz için ideal sonucu elde edemezsiniz. Çalışmanızdan en iyi sonucu almanın tek yolu, film geliştirme sürecinizi koşullara uygun şekilde ayarlamaktır. Ve bunu garanti etmenin tek yolu, kendi filminizi kendiniz geliştirmektir.
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirginleşmesini görmek adeta bir sihir gibi! İşin tekniğinin yaratıcılıkla birleşimini deneyimleyip, bunu bizzat yaşamak inanılmaz tatmin edici. Kendinizi görüntüler aracılığıyla ifade edebilmenin yanısıra geliştirme süreciyle fotoğrafçılığın teknik detayları hakkında çok fazla şey öğreniyorsunuz! Elinizdeki negatifin yüksek çözünürlüklü taranmış görseline bakınca; “keşke çekim anında şuna da dikkat etseymişim” veya “neden şu filmi kullanmadım ki” ya da “keşke biraz daha sabırlı olup ölçümü şurdan da alsaymışım” diyeceğiniz birçok anı biriktireceksiniz. Hatta bazen benim gibi kar tanelerini havada nasıl yakaladığınıza bakarak kendinize teşekkür bile edeceksiniz 😄 .
Deneyin, filmlerinizin ilk negatiflerinin tanktan çıktığı andaki heyecanınızı asla unutmayacaksınız!!!
Hayat 1’lerden ve 0’lardan ibaret değildir!
Kendi filminizi banyo etmek, gizli bir görüntüyü ellerinizle görünür bir görüntüye dönüştürme sürecini tamamlamanıza olanak tanır. Bu, 0’lar ve 1’ler oluşan görünmez veriler değil, kendi gözlerinizle görebileceğiniz gerçek gümüş tozları ve boyalardır.
Özetlemek gerekirse
Kendi filmini banyo eden kime sorsanız: Son yıkamadan sonra tankı açmanın, filmi tanktan çıkarmanın ve negatifler üzerinde bir görüntü görmenin verdiği his gibisi yok diyecektir. Gördüğünüz ilk şey, filmi pozlayıp banyo ederek fiziksel olarak oraya koyduğunuz fiziksel bir görüntü olacaktır.
Asla bıkmayacağınız ve hiçbir dijital kamera veya bilgisayar işleminin taklit edemeyeceği bir his bu.
Kırın zincirlerinizi, açın kilitleri…
Çok eğlenceli ve tahminimden biraz uzun süren bu süreçten gerçekten büyük keyif aldım. Sanırım bir bakıma fotoğrafı sıradan bir ürün olmaktan çıkarıp, özenle hazırlanmış bir eser haline getiriyor. Dijital fotoğrafçılık ve özellikle telefon kameralarının hayret uyandıran kaliteleri fotoğrafçılığı bazen çok kolay ve paylaşılabilir hale getiriyor.
Film fotoğrafçılığının en sevdiğimiz yönlerinden biri, fotoğrafçı ile görüntüsü arasındaki tüm engelleri ortadan kaldırmasıdır. Filmle fotoğraf çektiğinizde, fotoğrafınızın yapıldığı malzemeyle doğrudan çalışırsınız; buna gümüş halojenür kristallerinin ne kadar ışığa maruz kalacağını seçmek de dahildir.
Dijital fotoğraf çekmeye devam edeceğim, ancak dijitali makro ve aksiyon fotoğrafları için, filmi ise daha sakin manzara ve insan odaklı sokak fotoğrafları gibi, her şeyi yavaşlatıp zaman ayırabileceğim fotoğraflar için zevkle kullanacağımı düşünüyorum.
Kendi ellerimle banyosunu yaptığım, kendi ellerimle çektiğim ve yazıma koymadan önce dakika dakika her sürecinde yer aldığım, emek verdiğim bu fotoğrafları böyle bir yazıyla siz sevgili Arthenos ailesi ile paylaşmanın fikri bile çok iyi hissettirdi. Umarım bu mutluluğuma siz de ortak olursunuz.
Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere 🙋🏻 …
İLİŞKİLİ İÇERİKLER
E-POSTA ABONELİĞİ
Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.















Yorum kısmına gelince şöyle yazıyordu: ilk yorum hakkı sizin. Hele bu konuda her daim benim. Neden kendiniz banyo yapmanız gerek? 1. Etrafınızda banyo yapan bir yer yoktur. Oraya gönder buraya gönder kime gönder ayrı bir derttir. Kendin yap başın ağrımasın. 2. Kargo+ banyo ücreti çok pahalıya gelecek. Otur kendin yap daha ekonomik.
Sebahattin’ in hevesini nasıl kırıyorum. Bu işte elime su döktürtmem arkadaş…
Aslında ve özünde geçmişteki bütün iyi fotoğrafçılar banyolarını kendileri yaptılar. Biz ise şimdiki zamanın iyi fotoğrafçılarıyız. Kendi filmimizi kendimiz banyo ederiz.🙈🙉🙊
Bu kadar matraklık yeter.
Bu konuda anlatmaya çalıştığım ve milattan önce tecrübe ettiğim şey şudur: analog fotoğraf ya da film kullanmak bir fotoğraf tekniğidir. Aslolan fotoğraftır. Film kullanmak sadece bir tarz ve tercihtir. Dolayısıyla ben 1970 lş yıllardan bu yana özeliklerini iyi bildiğim film ve geliştirici banyo kullanarak fotoğrafa içerik olarak odaklanmayı tercih ediyorum. Eldeki araç ne olursa olsun görme becerisi yoksa fayda etmez.
Ancak Sebahattin’in belirttiği gibi film üzerindeki fotoğrafın farklı bir tadı var. Banyo süreci ise heyecanlı bir bekleyiş. İşinizden ne kadar emin olursanız olun zihnin bir kıyısında “acaba???” sorusu hep oluyor, ta ki filmi tanktan çıkarıp ışığa tutuncaya kadar. İşte o an derin bir “ohhh” çekilen andır.
Sebahattin, zorlu, sorunlu ama heyecanlı bir yola girdi. Birlikte keyifle yürüyeceğiz. Durum bunu gösteriyor.
Değerli arkadaşım,
İlk yoruma ilk cevap hakkını da ben kullanayım o zaman.
Kendimi şimdiki zamanın iyi fotoğrafçıları arasında görmeye hazır değilim ben; en azından fotoğrafçılık tarafından bakıldığında.
Ama hızlı öğrenirim, araştırmayı ve denemeler yapmayı severim bilirsin. Birkaç gün önce İzmir’deki yüz yüze sohbetimizde planladığım yazı konuları paylaşmıştım seninle. Bugün yarın ikinci makaramı da banyo etme hazırlıklarım bitmek üzere. Çekilecek birkaç karem kaldı kameramın içindeki filmde. Filmi zorlama konulu projem biraz zaman alacak görünüyor, ama yakında yayınlanacak yazımda sürpriz yapabilirim. Ne kadar sabırsız olduğumu en iyi bilenlerdensin.
30 Nisan – 3 Mayıs arası 5. FESFAD Fotoğraf Festivalinde görüşmek dileğiyle.
Selamlar, Sevgiler.
Bu harika yazı ve fotoğraflar için çok teşekkür ederiz Sebahattin bey.
Selam ve saygılarımla.
Teşekkür ederim.
Selamlar Öner bey 🙋🏻♂️