Çekim yaparken Doğru Pozlama yapmak için seçilecek pozlama modu, bir fotoğrafı harika da yapabilir, bozadabilir. Kameralar genellikle fotoğrafçıya aralarından seçim yapabilecekleri dört pozlama modu sağlarlar. Bunlar: Programlanmış otomatik, Manuel, Deklanşör öncelikli ve Diyafram öncelikli modlardır.
“Diyafram öncelikli” mod genellikle tercih ettiğim moddur. Bu pozlama modunu en çok manzara çekimlerimde kullanıyorum. Manzara fotoğrafçılığı için Diyafram öncelikli mod, güvenilir ve hızlı bir yoldur. Bu konuda benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ve eminim çok yerinde nedenleriniz de olabilir.
Diyafram Öncelikli çekim modu nedir?
Diyafram önceliği, fotoğrafçının diyafram değerini manuel olarak seçtiği ve buna karşın kameranın Perde hızını otomatik olarak ayarladığı otomatik pozlama modudur. Fotoğraf makinesi, doğru pozlamayı üretmek için deklanşör hızını ayarlarken, yine fotoğrafçı tarafından belirlenen Pozlama ölçüm modu ayarını dikkate alarak, kamera içerisindeki pozlama ölçüm sistemini kullanır.
Bu çekim modu, Matris (Değerlendirmeli), Çoklu model, Ortalama, Merkez ağırlıklı, Kısmi, Vurgu önceliği ve Nokta (Spot) dahil olmak üzere kameranızın pozlama ölçüm modlarından herhangi birinde sorunsuz çalışır.
Diyafram öncelikli mod, Nikon, Sony, Fuji ve Panasonic gibi markalarda “A” harfiyle belirtilirken Canon’da “Av” harfleriyle belirtilir.
Diyafram Önceliği nasıl kullanılır?
Genel olarak, diyafram önceliğinin bu kadar tercih edilmesinin nedeni hızlı olmasıdır. Bu pozlama modu, fotoğraf makinesinin enstantane hızı kararlarını hızla alarak konuyu takip ederken, anında diyafram değerinin değiştirilmesine izin verir.
Fotoğrafçıların çoğu görsel hikayelerini anlatmak için Alan derinliği silahını kullanırlar. Sığ bir alan derinliği, izleyicinin ilgisini konuya odaklarken, büyük bir alan derinliği, izleyicinin sahnenin tüm ayrıntılarına bakarak tüm resmi keşfetmesini sağlar.
Şimdi çeşitli çekim senaryolarında bunu gerçek dünyada nasıl kullandığımı açıklayayım.
Manzaralar için Diyafram Öncelikli mod
Manzara fotoğrafçılığı çekimlerinde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, alan derinliğini en üst düzeye çıkarmaktır. Bu nedenle, diyafram açıklığımı genellikle en fazla f/16 olarak belirlerim ve ardından o sahne için odak mesafesine kafa yorarım. Diyaframı f/16 değerinden daha fazla kısmamayı, f/22 veya üzeri değerlere çıkmamayı tercih ediyorum, bunu, “Işık saçılması – Diffraction” etkisine maruz kalmamak için yaparım.
Akan bir suyu veya gökyüzündeki bulutları bulanıklaştırmak için daha uzun pozlamalara ihtiyacım olursa, ışığı dilediğim kadar engellemek için nötr yoğunluklu (ND) filtrelerimi kullanırım. Diyafram öncelikli çekim modunda ND filtreleri, çoğu kamerada yaklaşık 30 saniyeye kadar uzun pozlamalar ile gayet iyi çalışırlar. 30 saniyeden daha uzun pozlamalara ihtiyacınız olursa, fotoğraf makinenizi “M” Manuel çekim moduna almalı ve enstantane ayarını da -kameralar üzerinde genelikle ampul imgesiyle gösterilen- “Bulb” moduna geçirmeniz gerekir.
Doğal ortam ışığı ve sabit ışıktaki portreler için Diyafram Önceliği
Gün ışığı, akkor ampuller, floresan lambalar gibi sürekli ışıkta portre çekimleri için diyafram önceliği mükemmel bir seçenektir. Portre çekimlerimin çoğunda hedefim, arka planı bulanıklaştırıp modeli öne çıkarmak olduğundan, f/2.8 veya f/4 gibi açık bir diyafram seçiyorum. Ayrıca, nesneyi arka plandan daha fazla izole etmesine yardımcı olmak için tam kare (FF) kameralarımda 85mm veya 105mm gibi uzun odaklı bir lens kullanıyorum. APS-C çarpanlı kameralarımda 50mm objektifimi kullanmayı tercih ediyorum.
Eğer flaşlarımı kullanarak çekim yapacaksam diyafram öncelikli mod kullanmıyorum. Diyafram önceliğinin doğası, ortam ışığına göre enstantane hızını ayarlamaktır. Flaşlı çekim yapıyorsanız, ortam ışığınız yeterli değil demektir veya bir stüdyoda çekim yapıyor olmalısınız. Böyle bir ortamda kameranızın pozlama ölçüm sistemi ortam ışığına göre bir enstantane değeri belirler ve hatalı pozlanmış görüntüler almanızı sağlar.
Diyafram önceliğini kullanamadığım istisna bir örnek
Aşağıdaki fotoğrafı İzmir Cumhuriyet Meydanında, 29 Ekim törenlerinde çektim. Fotoğraftaki gazimiz, arkası tamamen, üzeri ise yarım kapalı protokol tribününde, arkasında ve her iki yanında başka davetliler ile birlikte oturuyordu ve önündeki öğrenci gençlere hararetle bir şeyler anlatıyordu. Güneş tam tepeden geliyordu ve gazimizin vücudunun yarısını aydınlatıyordu. Doğal olarak, yanında ve arkasında gölgede kalan konuklar da net bir şekilde görülebiliyordu.
Gazimizi, çevresindeki tüm diğer unsurlardan yalıtıp, yukarıdaki gibi bir fotoğraf çekmek istemiştim. Bu fotoğrafı, ne Diyafram önceliği, ne Enstantane önceliği, ne de Program modunu kullanarak çekemezdim. Tek seçenek Manuel moda geçmekti, ben de öyle yaptım. Pozlama ölçüm ayarımı Spot olarak değiştirdim ve pozlamamı, gazimizin en parlak yeri olan burnunun üzerinden aldım. Ardından, daha önce Diyafram önceliği modundayken kameramın belirlediği 1/360 saniye olan enstantane değerini, yukarıdaki fotoğraftaki pozlama değerini elde edene kadar arttırdım. Ve artık yeni enstantane değerim 1/1600 saniye olmuştu, yani 2 duraktan fazla hızlandırmıştım. İstediğim etkiyi yakadım, ama fotoğraf istediğim gibi net değil, bunu eve gelip bilgisayarımda açtığımda farkettim. Çok kalabalık bir ortamda, anı kaçırmamak için alel acele çektiğim için buna dikkat etmemişim. Ancak, kullandığım tekniğin anlaşılması için sanırım yine de yeterlidir.
Spor, aksiyon ve vahşi yaşam için Diyafram Öncelikli mod
Spor, aksiyon ve vahşi yaşam çekimleri söz konusu olduğunda, çoğu kişi mutlak enstantane önceliğini kullanmanız gerektiğini söyler, ben tam olarak onlarla aynı fikirde değilim. Böyle bir durumda bazen Otomatik ISO ile birlikte diyafram önceliği kullanıyorum. Açık ve bol güneşli bir havada hızlı hareket eden bir konuyu, Dinamik Alan AF alan modu ile sürekli takip ederek ve enstantane öncelikli mod kullanarak seri çekmek istediğinizi düşünün. Enstantane değerini 1/1000 saniye olarak ayarlayıp çekime başladınız diyelim. Kameranız, konunun bulunduğu o anki ışık koşullarına ve bu enstantane değerine göre her çekimde değişebilen diyafram değerleri atayacaktır. Örneğin, konunuz çok ışıklı bir ortamdan geçerken diyafram değeri f/11 olabilecek, bu da istediğiniz sığ alan derinliğini sağlamayacak, konunuz istediğiniz gibi ortamdan ayrılmış olmayacaktır.
Yukarıdaki fotoğraf buna güzel bir örnektir. Ben bu sahneyi, enstantaneyi 1/1000sn ayarlayarak enstantane öncelikli mod ile çekmiş olsaydım, kameram diyafram değerini f/4.5 gibi ayarlayacaktı ve arka plan daha belirgin bir hale gelecekti. Ama ben bunu istemiyordum. Önden gelen motosikleti net, arkadan gelen bisikletlileri flu istiyordum.
Çok hızlı hareket eden konular
Benim bu tür çekimler için tercihim tıpkı portrelerdeki gibi sığ bir alan derinliği kullanıp, objemi ortamdan ayırmaktır, bu yüzden diyafram açıklığımı f/2.8 veya f/4 olarak belirlerim. Aynı zamanda, hareket bulanıklığının önlenmesine yardımcı olmak için Otomatik ISO ayarlarımda minimum deklanşör hızını 1/1000 saniyenin altına düşmeyecek şekilde ayarlarım. Böylelikle, hem istediğim alan derinliğini hem de istediğim hareketi dondurmayı sağlamış olurum, alan derinliğimi dilediğim gibi ayarlama özgürlüğüm yine bende kalır.
Yukarıdaki fotoğrafta yer alan mirket çok hızlı hareket ediyordu. Bir gölge tarafa, bir güneşin tam üzerine vurduğu yukarıdaki sahneye gidip geliyordu. Kameramı Grup Alan AF moduna aldım ve mirketi takip ederek AF-C (Sürekli Servo) AF modunda seri çekimler gerçekleştirdim ve yukarıdaki kareyi yakaladım.
İki sporcuyu veya birden fazla vahşi hayvanı aynı karede net yakalamak istiyorsam, takip ettiğim durumlarda daha fazla alan derinliğine ihtiyacım olduğundan, diyafram açıklığımı f/8 veya f/11 olarak değiştiririm -elbette bir gözüm enstantane değerinde olarak. Diyafram önceliği, bu gibi alan derinliği kararlarını çok hızlı almamı sağlıyor, bunu enstantane öncelikli mod kullanarak nasıl yapacaktım?
Seyahat ve sokak fotoğrafçılığı için Diyafram Önceliği
Seyahat ederken, çekeceğim sahnenin görsel etkisini arttırmak için alan derinliğini çok fazla kullanıyorum. Bir şehir veya mimari fotoğraf çekiyorsam, her şeyi netlemek için diyafram açıklığımı f/8 – f/11 veya f/16 olarak ayarlarım.

Fujifilm X-T1, XF 18-135mm f/3.5-5.6 R LM OIS VR Objektif
Pozlama: f/3.5, 1/320sn, ISO 200
Sokakta portre çekiyorsam, arka plandan ayrılmalarına yardımcı olmak için f/2.8 veya f/4 olarak ayarlarım.
Makro ve yakın plan çekim için Diyafram Önceliği
Makro ve Yakın plan çekim denemelerimde, genellikle alan derinliğini enstantane hızı ile dengeliyorum. İdeal olarak, arka plan bulanık kalırken objemin odakta olması için yeterli alan derinliğine ihtiyacım oluyor. Eğer çekeceğim obje açık havadaki bir çiçekse, hafif bile olsa esecek bir rüzgar fotoğrafıma bulanıklık olarak yansıyacaktır. Makro ve yakın plan çekimlerimde diyafram önceliği kullanırken genellikle f/5.6 veya f/8 ile başlarım ve sonra nelerin odakta olup nelerin odak dışı kaldığını anlamak için alan derinliği önizleme düğmesine basarım. Alan Derinliği önizlemesi, çekim esnasında, henüz çekimi gerçekleştirmeden, objektifinizi bu açıklığa ayarlar ve çekeceğiniz fotoğraftaki gibi önizlemenizi sağlar. Vizördeki sahne bazen belirgin bir şekilde kararır. Bu görünüm gerçekten neyin odakta olacağını görmemi sağlar.
Dikkatimi diyafram değerine verdiğimden, çiçeğin rüzgar nedeniyle kaynaklanacak hareket bulanıklığını önleyebilecek kadar hızlı enstantane hızım olmasını sağlamak için bir gözüm de enstantane değerinde olur. Eğer daha yüksek bir enstantane hızına ihtiyacım olursa, son pozlamadan memnun kalana kadar ISO değerini arttırırım.
Bu kadar mı?
Diyafram öncelikli çekim modunda yapılabilecekler arasında burada bahsettiğimden çok daha fazlası var, ancak umarım bu makalem bu en sık kullanılan çekim durumlarında ne kadar faydalı olduğunu anlamanıza yardımcı olur. Bu pozlama modunda çekim yapmak için zaman harcamamışsanız, test etmek için birkaç gün geçirmenizi tavsiye ederim.
Seçeceği mod ne olursa olsun, fotoğrafçı nihai sonucu dikkate alarak neyin öncelikli olması gerektiğini düşünmeli ve ona göre karar vermelidir. Bu bir teknik meselesi: asıl gerçek öncelikler, ışık, kompozisyon, arka plan dağınıklığı, duygular gibi şeyler çok daha önemli elbette. Fotoğrafçı buna göre uygun modu kendi seçer. Ne yaptığınızı biliyorsanız herhangi bir mod ile iyi sonuç alırsınız, benim tercihlerim bunlardı.
Siz de çekim modları hakkında bilgi, deneyim ve yorumlarınızı, aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşın.














Merhaba Sebahattin bey,
Bende sizin gibi genellikle diyafram öncelikli mod kullanıyorum. Daha ziyade yakın çekim yaptığım için alan derinliği benim için çok önemli ve bu durumda diyaframın kontrolü kesinlikle bende olmalı. Diğer çekim senaryolarının da çoğunda diyafram öncelikli mod iyi iş çıkardığına göre çoğunlukla bu modu kullanmaya devam. Tabi her fotoğrafın doğası ve şartları farklı olacağı için nihai karar o anda verilir.
Sabah sabah keyif ile okudum yazınızı, ve ben bu satırları yazarken birisi benden önce ilk yorumu yapmamış olursa daha bi keyif alacağım 🙂
Teşekkür ederim, ellerinize sağlık.
Öner bey günaydın,
Keyfinize bakın, ilk yorumu siz yaptınız 🙂
Zaten yazı birkaç dakika önce yayına girmişti, çok hızlısınız.
Diyafram öncelikli mod konusunda oldukça taraftarım olduğuna sevindim. Size katılıyorum.
Saygılar
Çok teşekkür ederim. Paylaşımlarınız fevkalade yararlı oluyor. Sağ olun. Var olun.
Sizler de var olun Osman bey,
Bilgi paylaştıkça güzel ve mutluluk verici, işinize yaramasına sevindim.
Saygılar.
süper kaliteli bir yazı daha..sizden gercekten çok sey öğreniyorum..aksiyon cekimlerinde bile diyafram modunu kullanmak iyi fikirmiş…teşekkürlerrr
Teşekkürler Emre bey,
Eksik olmayın.
Selamlar
hocam elinize emegine saglik. bu yazi cok iyi oldu bana ozellikle gazi foto cekimindeki teknik bilgisi harika oldu. bunu mutlak denicem.. selamlar ve saygılar
Gürkan bey,
Evet o teknik böyle ortamlar için çok iyi işler çıkarır, deneyince göreceksiniz.
Saygılar.
Kesinlikle katılıyorum A modu manzaralar ve açık hava portreleri için ideal bir seçim. Kuş çekimlerim için enstantaneyi 2000 olarak ayarlarım, otomatik ISO’yu ben de kullanıyorum. İç mekan portrelerinde sadece M modu kullanıyorum, diyafram 2.8 – 5.6 arasında olur.
Merhaba Muammer bey,
Evet, 1/2000 sn enstantane, uçan kuşlar için mükemmel bir enstantane hızı. Bu da kanatların net çıkması için ideal. Bilgiler için teşekkürler.
hocam spor çekimlerinde A modunu kullandığını söylemişsin
bu sadece dış mekan mı yoksa iç mekanda kullanıyormusun?
Hasan bey merhaba,
Hem iç hem de dış mekanlarda spor için diyafram önceliği kullanıyorum. Genelde, açık hava sporları için daha uygun olduğunu düşünüyorum çünkü iç mekanda devamlı enstantaneyi gözlemek gerekiyor.
Saygılar.
Güzel yazı tebrikler. Ben de bir kaç ekleme yapmak isterim.
4 modu da kullanırken ISO nun ayarlanmasını gerektirdiğini unutmayın. Birçok kamera ISO yu otomatik olarak ayarlayarak bu konuda yardımcı olur. D800 üm maksimum ISO yu ve min. enstantane hızını ayarlamama izin veriyor. Daha sonra M moduna geçebilir istenen bir diyafram veya perde hızında kilitleyebilir ve ardından diğer ayarları kontrol ederek kameranın ISO ayarlarını diğer ayarlarla eşleştirmesini sağlayabilirim. A veya S modunu da kullanabilirsiniz, ancak kamera kontrolünü iki değişken üzerinden kontrol etmek her zaman daha kolaydır.
Ben otomatik ISO yu çok sık kullanmıyorum. Ancak değişen ışıkta hızlı hareket eden nesneleri çekerken yararını kabul ediyorum.
Emeğiniz için teşekkür…
Katkılar için teşekkürler Oğuzhan bey,
Yazımda da belirttiğim gibi ben Otomatik ISO’yu sıkça kullanırım, çok yerde hayat kurtarmışlığı vardır 🙂
Otomatik ISO ile ilgili yazıma aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz.
Saygılar.
https://www.arthenos.com/otomatik-iso/
A modunu seviyorum ancak pozlama telafisi yapmaktansa manuel modu tercih ediyorum. M modunda hızlı çekmeyi öğrendim. A modunun genellikle sık kullanılan seçim olduğunu biliyorum. Yakın arkadaşlarım ve üyesi olduğum kulüplerdeki insanlar arasında A/Av modu en üst sırada özellikle yaban hayatı çekimlerinde.
Elde çekim yaparken makinemin 1/30 saniyenin altına düşmesini önlemek için S modunu A modundan daha fazla kullanmayı tercih ediyordum. Bu beni net olmayan resimler çekmekten koruyordu. Yazınızı okuduktan sonra kafam biraz karıştı S modu konusunda. Nikon D5 veya Mark I gibi bir profesyonel kameranız varsa o zaman Otomatik ISO çok fazla sorun olmayacaktır çünkü bu model kameralar yüksek ISO larda oldukça başarılıdırlar. Ben D4s kullanıyorum M ve S modundan başka mod kullanmadım desem yalan olmaz. Ama Oto ISO ile A modunu sizin için deneyeceğim 🙂
Türkçe konusundaki hassaslığınızı bildiğimden şu yazıyı yarım saatte bitiremedim. Kaç defa yeniden düzenledim hatırlamıyorum 🙂
Emeğinize sağlık çok güzel konularda yazıyorsunuz.
Siteniz bizler için birer ansiklopedi gibi.
Selamlar.
Bülent bey,
Size katılıyorum, D5 ve Mark I gövdeler, sizin kullandığınız D4s gibi gövdeler, çok yüksek çözünürlükte olmadıklarından, nispeten büyük piksel boyutları nedeniyle ISO başarımları yüksektir.
Türkçemiz konusunda gösterdiğiniz hassasiyet için ayrıca teşekkür ederim.
Saygılar.
Sabahattin bey merhaba
Ben fotoğrafa yeni başladım.Manzara fotoğrafı çekmesi hoşuma gidiyor bu konuyla ilgili çok yazı okudum. Birinde yazar her zaman f18 kullandığını ve sahnenin 1/3 lük bölümüne odaklandığını ve çekimi yeniden oluşturduğunu arkasından çekimi yaptığını belirtmişti. Sizin resimlere bakarken f4 f5.6 f8 arasında her değeri görüyorum ve hepsi çok net.Kafam karışıtı siz bu konuda ne dersiniz ?
Fatih bey merhaba,
Manzara fotoğrafları için genellikle f/16 – f/18 gibi diyafram değerleri önerildiği doğru. Ama bu, nasıl bir manzarayı, nasıl bir objektifle, ne kadar mesafeden ve hangi odak uzaklığında çekeceğinize göre farklılıklar gösterebilir. Yazımın başlarında gördüğünüz Heidelberg fotoğrafını, birkaç kilometre uzaktan, Heidelberg Kalesi üzerinden, tele-foto objektifle çektim.
Alan derinliği konusundaki makalemde bunlarla ilgili örnekleri bulabilirsiniz.
Saygılar.
Üzgünüm ama Av modu kullanmak fotoğrafçılığı öğrenmenin en iyi yolu değil.
Çekeni tembelleştirir. Kamera ölçüm sistemi Av de çok karanlık veya çok parlak her durumda başarısızlığa uğrayacaktır. Bunu bilmemek çok fotoğraflar anlamına gelir. Eğitimli bir fotoğrafçı anında fstop değerini ve deklanşörü ayarlayabilir ve değişen ışık koşullarında bile doğru atışı yapar. Sadece bir alandan diğerine ışığın kaç stop değiştiğini düşünmek ve fark etmek önemlidir.
Fotoğrafçılığınızı daha iyi hale getirmek için zaman harcamak ve düşünmek zorundasınız.
Birçok insan manuel yerine Av tercih ediyor, ama gerçek fotoğrafçılar bunu yapmaz.
Üzgünüm, sadece fikrimi söyledim.
Zeki bey,
Sizi anlıyorum ve fotoğrafçılığı “M” Manuel modla öğrenmenin en iyisi olacağı konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Ama bu makalenin amacı fotoğrafçılığın nasıl öğrenileceği hakkında değil. Av modunu diğer modlara göre kullanmanın avantajından bahsediyorum. Manuel ve Enstantane önceliği modlarının avantajları da bazı durumlarda vardır elbette.
A ve S modlarının hala tüm profesyonel sınıf fotoğraf makinelerinde mevcut olmasının bir nedeni var ve bunun nedeni hala o modların amacına hizmet ediyor olması, aksi halde gövdelere koymazlardı diye düşünüyorum. A modu, bir sahneyi 10 saniye içinde çekmem gereken bir durumla karşılaşırsam, daha hızlıdır ve teknik anlamda kullanmam için bana yardım eder, çünkü M’ye değil Av moduna güvenirim. Kaldı ki, yazımda bazı durumlarda neden M moduna geçmek zorunda kaldığımı anlatıyorum.
Bu, Av modunun Manuel moddan daha üstün olduğunu anlatmaz, bu bir yanlış anlama olur. Gerçek şu ki, bu sadece çekim modlarını değil, ölçüm modlarının ve diğer fonksiyonların nasıl çalışılacağını bilmek gerekir. Yazımın içerisinde dikkat ederseniz, pozlamayı etkileyen hemen tüm unsurlar için linkler bulabilirsiniz.
Düşüncelerinizi paylaştığınız için size teşekkür ederim.
Saygılar.
Ben kendi yolumu yazdım amacım eleştirmek değil. Yazınızı okuyan yeni başlayanlar için yanlış anlaşılmalar olabilir ondan yazmıştım.
Eleştirebilirsiniz de Zeki bey, neden olmasın.
Yazımın başlarında da belirttiğim gibi “…. bu konuda benimle aynı fikirde olmayabilirsiniz ve eminim çok yerinde nedenleriniz de olabilir”.
Yeni başlayanlara zaten ilk başlarda Program modu, ardından A ve S modları önerilir. Bunlarda deneyim kazandıktan sonra M modu en uygunudur bu hobiyi iyice kavrayabilmek için.
Lütfen rahat olun, renk kattınız, sizin gibi ustalara da ihtiyaç var burda.
Saygılar.
Estafurullah ustalık demeyelim meraklı daha doğru olur 🙂
Sitenizden çok şeyler öğreniyorum.
Selamlar
sitede gezinirken blog sayfasında gördüm – NASIL GÖRDÜĞÜNÜZÜ DEĞİŞTİRİN, NASIL DEĞİŞTİĞİNİ GÖRÜN – yazıyor. çok beğendim bu sözü. kısa ama çok fazla şey anlatıyor. yazılarınızı büyük zevkle okuyorum. çok fazla emek harcadığınız her satırından belli oluyor. var olun. tebrik ve teşekkürlerimle.
Teşekkürler Özgür bey,
O sözü ben de çok seviyorum, dediğiniz gibi çok anlam yüklü.
Yazılarımı severek okumanız mutlu hissettiriyor. Emek olmadan iyi şeyler çıkmıyor elbet.
Saygılar.
keyifle okuduğum bir yazı olmuş tebrik ederim.aklıma takışan bir şey var ;
– Otomatik ISO ayarlarımda minimum deklanşör hızını 1/1000 saniyenin altına düşmeyecek şekilde ayarlarım- diye belirtmişsiniz , bunu nasıl yapıyoruz d7200 kullanıyorum.Ben gündüz çekim yapıyorum genelde ama iso:100 , f2,8 de bile 1/1000 enstantene değeri yakalayamadımsizin fotolarınızda nasıl yakaladınız
Sadık bey,
Otomatik ISO tam da bu dediğiniz durumlar içindir.
Otomatik ISO ayarlarında size temelde 3 şey sorar:
1. Minimum ISO
2. Maksimum ISO
3. Minumum Enstantane
Benim böyle durumlarda temel ayarlarım;
1. için : ISO 64 (Nikon D850 kameramda baz ISO 64’tür, 100 değil)
2. için : ISO 3200 (bazen duruma göre 12500 bile yaparım)
3. için : 1/1000sn (çekeceğim sahneye göre değişir)
Diyafram f/2.8 ise, en az enstantane 1/1000sn olacaksa, kameram ortam ışığına bakıp ISO’yu otomatik ayarlar. Bu bazen 200 olur bazen 3200 olur. Ama diyafram ve enstantanem hep sabit kalır.
Detay için Otomatik ISO yazıma göz atabilirsiniz, seveceksiniz 🙂
https://www.arthenos.com/otomatik-iso/
Saygılar.
hocam cok guzel bir yazi fotograflara bayildim.keske bende sizin gibi cekebilsem 🙁 beni yine masrafa sokacaksin…en bastaki fotoğraf neresi çok guzel bir yermis..selamlar
Merhaba Mustafa bey,
Aman durun hemen ekipman almaya kalkmayın, hem de bu devirde 🙂
Öncelikle güzel sözleriniz için teşekkür ederim.
Yazı başlığındaki fotoğraf, İzmir – Eski Foça koyu. Evet, gerçekten de güzel yerdir ve bizim favori mekanımızdır. İzmir’de olunca böyle oluyor, sizi bilmem 🙂
Saygılar.
Not: Ekipman konusunda tam da size göre bir yazım var:
https://www.arthenos.com/fotografinizi-gelistirin-ekipman-almayin/
tamam ekipman almicam ama bu cevabinizdan sonra galiba izmirde ev almaya karar verdim 🙂 🙂 🙂 cevap icin saolun…yazinizi okuyacam
Merhaba,
Sitenizi uzun zamandır takip ediyorum ilk kez bir yorum yazıyorum. Ben Avusturya’ya yerleşmiş bir fotoğrafçıyım ve bu işi profesyonel olarak yapıyorum. Çok sayıda öğrenciye ders veriyorum ve bunların tahminen yaklaşık yüzde 80’inin Aperture Priority’de çekim yaptıklarını biliyorum. Fotoğraflarına baktığımda bu öğrencilerin önemli bir kısmında fotoğraflarının çok fazla bulanık ya da bazı keskinlik sorunları olduğunu görüyorum. Çoğu zoom lens kullanıyor ve diyaframlarına dikkat ediyorlar ancak çekim için zoom yaparken perde hızının odak uzunluğundan düşük olduğunu genellikle fark etmezler veya konunun hareketini dondurmak için çok düşük olduğunu fark etmezler. Ben onları Shutter Önceliğinde başlatmayı ve ilk olarak deklanşör hızını özümsemelerini ve ardından mümkün olan en geniş alan derinliğini elde etmek için gerekli diyafram ayarına dikkat etmeleri gerektiğini anlatıyorum.
Özellikle şehir veya insanlarla ilgili alanlarda seyahat fotoğrafçılığı için, genellikle öğrencilere 1/320s ve yüksek ISO değerlerinde fotoğraf çekmelerini anlattığımda fotoğraflarının ne kadar keskinleştiğini hemen fark ediyorlar.
Biliyorum bu yazı yeni başlayanlar için nasıl iyi fotoğraf çekilir yazısı değil. Zeki beyin yazısından sonra buna ben de katılıyorum. Düşüncelerimi aktarmak ve uzun zamandır takip ettiğim sitenize bir yorum yazmak istedim 🙂
Çok iyi bir iş çıkartıyorsunuz yeri gelmişken tebrik etmek isterim.
Viyana’dan sevgiler…
Umut bey merhaba,
Bu değerli katkılarınız için asıl biz teşekkür ederiz. Yorumlarınızı her zaman bekliyoruz. Malum, bilgi paylaştıkça çoğalıyor ve değerleniyor. O nedenle sitemizdeki yorumları çok önemsiyoruz.
İzmir’imizden de Viyana’ya sevgiler.
Öncelikle tebrikler çok güzel makale. Ben neredeyse her zaman Tv’de çekim yapıyorum. Çok parlak güneş ışığının olduğu yerde portre çekerseniz model çok hareket etmiyorsa 1/200 veya 1/2000 olsa bile fark etmez. İnsanlar alan derinliğinin sadece f değeri ile değil aynı zamanda konuya uzaklığa ve odak uzaklığına göre kontrol edilmesi gerektiğini çoğu zaman unuturlar. Siz bunların hepsini yazınızda anlatmışsınız. Emekleriniz için teşekkürler
Not: umarın türkçemi beğenirsiniz :))
Türkçemize gösterdiğiniz özen ve saygı için önce teşekkür edeyim size Sami bey. İlave katkılar için de ayrıca teşekkürler.
Saygılar.
“A” ya da “Av” hiç haz etmediğim bir mod. Du. Taa ki birlikte fotoğraf çekmeye ve “sen nasıl yaptın?” diye konuşmaya başlayıncaya kadar. Şimdi bakıyorum da sahneye göre ara sıra da olsa “A” moduna geçiş yapmaya başlamışım. Hala acemilik safhasındayım. Benim genelde kullandığım “M” modu. Bunda kendim için geliştirdiğim algoritma şu; sürekli olarak çevre şartlarını kontrol ederim. Girmekte olduğum ortamda nasıl bir kare/olay ya da konu bulurum diye düşünerek ön ayarlarımı yaparım. Makinanın titremesi ne büyük korkumdur. Dolayısıyla “S” değerinin 1/125 altına inmeyi tercih etmem. Netleme de -yine senden öğrendiğim- “C – 9P ya da 25P” tercihimdir. Iskalamıyor. Eğer hızlı davranmam gereken bir rotama giriyorsam netlemeyi “Auto” ya alır deklanşör yardımıyla netleme noktalarını değiştirerek bir kaç kare çekerim. İyi yöntemdir. “ISO” da yüksek değerleri çekinmeden kullanırım.
Şimdi yarın (19 Ocak Cumartesi) birlikte turlayacağımıza göre muhtemelen “A” modunda çekmeye (tek 35 mm bir objektif) devam edeceğim. Nasılsa destek hattı canlı ve gerçek zamanlı yanımda olacak.
Her zamanki gibi nasıl yaptığını anlatarak takipçilerin kendi yollarını bulacağı bilgiler veriyorsun. Kalemine sağlık.
Okyar’cığım ben ona öğretmek değil, “birlikte öğrenmek” diyorum. Yoksa senin fotoğrafçılık deneyiminin yanına bile yaklaşamam ben. Yazılarını da özledik bu arada, belirtmeden geçemeyeceğim.
Ben yarın Olympus EM-1 MII kameramı ve sadece 12-40mm Pro objektifimi alıyorum. Bu sefer biraz hafif gezmek istiyorum 🙂
Selamlar.
Haydaaaa, Nikon etkinliğine gideceğiz diye ben hafif Nikon kuşanayım demiştim. Kolları da sıvamaya başla. Tekmili birden üç bölüm yazı bol fotoğraflarla geliyor: Gülü çemendir
Giden gelmiyor
Acep nedendir…
Ben gelebildim.
“Yarın bende katılıyorum size, saat kaçta nerde buluşuyoruz” diyebilseydim keşke 😞
Ne kadar şanslısınız 🙂
Bunları diyebilirsiniz Öner bey.
Buyrun misafir edelim sizi.
Çok teşekkür ederim hocam, inşallah başka bir gün kısmet olur.
Diyafram modu favorimdir. Ama çekimlerim sırasında gözlerim her zaman enstantanede kulaklarım perdenin sesindedir. Seyahat ederken bile diyafram modunu tercih ederim. Çekim yaparken diyafram benim için çok önemlidir. Gelin damat çekimi yaparken stüdyo flaşları kullanıyorum yine diyafram modunu tercih ediyorum. Beyaz dengesi daima KELVIN e ayarlıdır. Yazılarınızın sıkı takipçisiyim. Tebrik ediyorum —-> böyle devam edin lütfen —–>
Mustafa bey merhaba,
verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Aşağı yukarı aynı şeyleri düşünüyoruz.
Saygılar.
diyafram önceliğinde çekim yapma önerinize yüzde yüz katılıyorum. şimdiye kadar okuduğum dünyanın önde gelen uzmanları tarafından dijital fotoğrafçılık üzerine olan kitaplardan onlarca okudum ve hiç birisi enstantane önceliğinin kullanılmasını önermiyorlar. yalnızca çok özel durumlarda hareketli nesneleri dondurmak istediğinizde kullanın diyorlar. diyafram modu bencede en iyi seçim ve yaratıcı fotoğraflar çekebilmemizi sağlar. fotoğraflarımızda fark yaratan alan derinliği diye bir şey var. diyaframımı f/4 ten f/16 ya kadar değiştirerek alan derinliğimi kontrol etmeyi ve ortamdaki ışığa ve odak uzaklığına bağlı olarak gözlerimi enstantane değerimden ayırmıyorum. bir şey daha eklemek istiyorum flaşımı her zaman yanımda taşıyorum karanlık gölgeli yerlerdeki konularımın arka planlarını aydınlatıyorum. yani özetle sebahattin hocam bu konuda çok taraftarınız var onlardan en başta geleni benim 🙂 bu çok güzel yazınız için size hem teşekkür ederim hemde tebrik ederim.
Haklısınız Güner bey,
Aklın yolu bir. Birçok okuyucumuz da bizim gibi düşünüyorlar.
Saygılar.
Daha önce yüzüklerin bir kısmını değil de tamamını nasıl netleyebileceğimizi sormuştum. Verdiğiniz bilgiler doğrultusunda diyafram öncelikli modda diyaframı kontrol ederek tripod yardımı ile bu sorunu çözdüm çok teşekkürler. Şimdilerde diyafram kullanmayı öğrenmiş olsam da Yüzükleri dik konumda tutmak için bir ürün önerisi ve çekilen yüzük fotoğraflarının yeniden Photoshop ile düzenlenmesi konusunda sizlerden tekrar yardım istemek zorunda kaldım.
Yüzükleri nasıl dik konumda tutabiliriz?
Ayrıca çektiğimiz yüzük fotoğraflarını Photoshop üzerinde nasıl daha çekici hale getirebiliriz?
(Youtube üzerinde “jewellery retouch in photoshop” anahtar kelimesinde bazı sonuçlar bulabiliyorum fakat bu konuda hem Türkçe hem de tecrübeli kişilerin yönlendirmeleri oldukça işimizi kolaylaştırır.) İlginiz için şimdiden teşekkürler hocam…
Burak bey merhaba,
Yüzükleri dik tutmak yerine kameranızı yatay konumlandırın. Kullandığınız üçayağın böyle bir özelliği varsa bu en kolay yöntem olabilir. Bazı üçayakların ortasında da bir ayak olur ve bu ayağa kameranızı bağlayabilirsiniz.


Tabi yüzüklerin dik durmasını istemenizin kompozisyon gereği başka bir nedeni yoksa.
Kuyum ve mücevher çekmek gerçekten zor bir iştir. Onların Photoshop’ta işlenmesi konusu da bir o kadar sıkıntılı olabilir. Yine en doğru kaynak Youtube üzerindeki videolar olurdu.
Saygılar.
selamlar, gazinin fotoğrafını çekerken burnundan spot ölçüm ile pozlama alırken ael tuşu ile kilitleme yaparak enstantaneyi belirlediniz? böyle yapınca enstantane ile diyafram da değişiyor. doğru yol bu mudur? bu konuda sıkıntı yaşıyorum. low key ile ilgili bir yazı yazmayı düşünüyor musunuz?
teşekkürler…
Sinan bey merhaba,
Bahsettiğiniz fotoğrafı “M” Manuel çekim modunda çektim. Netleme noktası burnun üzerindeyken, diyafram sabit kalacak şekilde, enstantane değerini kameramın pozometresi “-1” gösterene kadar ayarladım.
Manuel çekim modunda olduğumdan AEL Lock kullanmama gerek kalmadı. Pozlama kilitlemeyi “M” modu dışındaki çekim modlarında uygulayabilirsiniz.
Low Key ile ilgili bir yazı zaten yazmıştım 🙂
https://www.arthenos.com/low-key-monokrom-teknigi-ile-manzara/
Saygılar.
Merhaba Sebahattin Bey,
Yazınızı çok faydalı buldum.Ben bu işte acemiyim.Canon 200d de yukarıda ki resimlerde yaptığınız ayarları yaparak aynı etkiyi alabilir miyim?
Kübra hanım merhaba,
Bu, kullanacağınız objektife, ortamdaki ışık koşullarına ve çekeceğiniz konunun konumuna göre değişir. En güzeli deneyerek, neyi neden yaptığınızı bilerek öğrenmek. Yeterince deneme yapınca ekipmanınız ile neleri yapabileceğinize siz de şaşıracaksınız!
Saygılar.
Iyi aksamlar Sebahattin bey,önce calismalarinizin bu dalda her seviyedeki kisi tarafından anlasilir bir dille yazılması beni sevinirdi…Olympus OM-D E-5 MarkII Fotograf makinam icin Zuiko 60mm Macro yada gene Zuiko 75mm 1:2 objektif(Food-Fotografie icin)almak istiyorum tavsiyenizi yada bir başkası ise tavsiyeniz ne olur.A Modu icin yazacağım yorum ise;yazdiklariniz tamamen dogru.Saglicakla kalin
Yavuz bey merhaba,
Yemek fotoğrafçılığı için en önemli üç şeyi sırala deseniz;
1. Çok iyi bir kompozisyon
2. Çok iyi ışıklandırma
3. Kaliteli bir objektif
derdim.
İlk ikisi olmazsa objektifin kalitesi bir işe yaramayacaktır.
60mm, tam karede 120mm’ye denk biliyorsunuz. Olympus 60mm Pro objektif ise gerçekten harika. Ancak dar açı sizi yemek fotoğraflarınızda zorlamayacak mı? Elinizde hangi objektif(ler) var bilmiyorum. Ama mesela bir 12-40mm Pro varsa işinizi çok fazlasıyla görecektir. Ya da 25mm.
İkisi arasında kalsam, sizin belirttikleriniz arasından 60mm Makroyu tercih ederdim. Bu 75mm’nin kötü olduğu anlamına gelmez, açı daha da daralacağından 60mm varken 75mm’yi tercih etmezdim.
Saygılar.
Evet 12-40 kullanıyorum ayrıca SIGMA 30mm 1:2.8 SIGMA 60mm1:2.8 e sahibim,75 mm yi Portrait icin düşünüyordum aslinda ounla ilgili kararımıda alisveris yaptigimize yerden Panasonic Leica DG 42.5mm f1.2 ile 75 mm lik Zuikoyu birer hafta ara ile denemek icin alıp karar vereceğim.(Almanca klavye ile yazdigim icin bazı hataları hoş görün)..Hamburg tan selamlarımı iletir saglik dolu günler dilerim…
Portre için Leica DG 42.5mm f1.2 objektifi daha fazla beğeneceğinizi düşünüyorum. Sonucunu buradan nedenleriyle bizimle de paylaşır mısınız? Yılda birkaç kez size çok yakınlara geliriz eşimle. Bizden de buradan selamlar.
Saygılar.
Sebahattin bey sizi ve esinizi ağırlamaktan mutluluk duyarız.Ve seviniriz…Leica bende düsündüm fakat izin sonuna dogru en az 200€ daha ucuza alabileceğimi düşünerek kısa bir süre sonraya iteledim..Rollei Filtre tutucusu Mark II 100mm(.Dikdörtgen )…aldim ama Filreleri LEE yada ROLLEI mi alayım tam karar veremiyorum..%51 meyilim Rollei dan yana..Mutlu saglik dolu günler dilerim….