“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafta uzman edasıyla birçok şey söylüyorlar.

-

2020 yılı içindeyiz. Bu dönemde cahil kalmak sadece bir tercih. Bugün internette basit bir aramayla Stockholm’daki İranlı sayısını, insanların her pul yaladıklarında kaç kalori yaktıklarını, yetişkin karıncayiyenlerdeki ortalama tüy sayılarını, Einstein’in söylediği ve söylemediği (ama kendisine mal edilen) tüm sözleri, Hz. Muhammed’in neden fotoğraf çektirmediğini (evet bu “garip” tartışmayı gördüm), Lozan Anlaşması’nın 2023’te kalkacak gizli maddelerini (!), Lozan Anlaşması’nın 2023’te yürürlüğe girecek gizli maddelerini 🙂 , Lozan Anlaşması’nın gizli maddeleri olmadığını, aslında Lozan Anlaşması’nın hiç olmadığını ve bize Kemalistler’ce yutturulmaya çalışıldığını (!), Kamboçya’da saatte kaç kişinin kanserden öldüğünü, aslanların günde kaç kere seviştiğini (hem de kızlı erkekli!), zürafaların yüzemediğini, aslında Kurtuluş Savaşı’nın yapılmadığını ve İngilizler’in ülkemizi işgal etmediğini ve hatta İngiltere diye bir ülkenin olmadığını ve bunu Kemalistlerin uydurduğunu, ISO-Perde hızı-Diyafram üçlüsünün fotoğrafa etkisini, İngilizler’in Hintli çocukların kafalarını plastikleştirmek için logaritma cetvelini ezberlettiklerini, dünyanın her yerinde ülkelerin özgürlük günleri deliler gibi coşkuyla kutlanırken bazı yıllarda Türkiye’de “biz Kuzey Kore miyiz de kutlamaları asker gibi yapıyoruz” bahanesiyle halkın sokakta bayramı kutlamasına bile izin verilmediğini ve dünyanın en rahat ve demokratik ülkelerinden Norveç’te bile bağımsızlık gününde caddelerde öğrencilerden oluşan bandoların saatlerce yürüdüğünü (Norveç de Kuzey Kore gibi mi len?) öğrenebilirsiniz.

Gördüğünüz gibi internet neredeyse sonsuz bir bilgi deposu, ama:

  1. Bu bilgilerin tamamı doğru değil
  2. Bu bilgilerin bazıları külliyen yalan
  3. Bu bilgilerin çoğu size gerekli değil (yani faydalı bilgi değil)
  4. Sana gerekli bilgiyi bulmak için bazen uzun süre araştırma yapıp okuman gerekli
  5. Ne yazık ki İngilizce öğrenmeden (ya da Google Translate kullanmadan) erişebileceğin kaynak sayısı sınırlı
  6. Yabancı bir dilde kaynağa erişsen bile bunun doğruluğunu tartman gerekli. Örneğin “yabancı forumlarda” diye başlayan ezik cümleler yerine “şöyle birşey okudum” diye başlamak daha iyi değil mi? “Yabancı” diye herşey doğru olmak zorunda mı? “Yabancı forumlarda” okuduğun şeylerin de bazılarını fotoğrafa yeni başlamış internet fotoğrafçıları yazıyor. Artık ciddi ciddi bilgi kaynayan forum pek kalmadı gibi, olanları da aradan cımbızla çekmen gerekiyor. Yani “yabancı = doğru” diye birşey yok.

Neyse efendim uzatmayalım: İlk 3 maddeye dikkat edin. İnternet bildiğin bilgi çöplüğü. Herşey var ama aralarında, çöp de var elmas da.  Beynimiz zaten reklamlar, TVler, gazeteler vs.. ile bombardımana uğrarken son 10 yılda bir de internet çıktı başımıza (“1940larda okullarda bilgisayar yokken şimdi her okulda bilgisayar var, hamdolsun” diyen birini görmüştüm, neyse ki o arkadaşı sonradan görmedim 🙂 ). Temmuz 2013 itibariyle sadece Google’ın indekslediği sayfa adedi 30 trilyonun üzerindeydi, bu sayı Kasım 2016’da 130 trilyona çıktı (aslında 130 trilyon indekslenen değil bilinen sayfa sayısı)! Bugünkü rakamı bulamadım ama tahmini olarak bu sayı 200 trilyon civarıdır (daha fazla da olabilir çünkü sayfa sayısı logaritmik artıyor). Google’a göre %18-24 arası bir sayıya ulaşamıyorlar, bu rakamı %20 kabul edersek 240 trilyon internet sayfası var şu anda! Şu siteye göre 1.7 milyarın üzerinde internet sitesi var (“Sayfa” ve “site”nin farkını biliyorsunuzdur).

Sayı ne olursa olsun internet, hiç kimsenin tamamen okuyamayacağı veya izleyemeyeceği kadar büyük. Tüm bu bilgiyi bilen hiç kimse yok, olamaz da.

Sadece Wikipedia’daki milyonlarca konuyu okusan alim olursun. Ama mesele de burada çıkıyor: Wikipedia’daki her konuyu bilmeye gerek var mı?

Hangi bilgiye ihtiyacın var? Bugün bunu belirlemek genel olarak aradığın bilgiye ulaşmaktan daha zor.

Fotoğraf ve hurafeler

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Geçmişte bunlarla ilgili 2-3 yazım olmuştu ama internetteki en yaygın ve saçma hurafeleri toplayıp “işin doğrusu”nu yazasım var. Ben bunları halk arasındaki saçma sapan dini hurafelere benzetiyorum. “Bilmemnehoca türbesine yeşil, kırmızı ve mor başörtüsü bağlarsan erkek çocuğun oluyormuş”la “fotoğrafı Nikon çeker, video çekeceksen Canon al”, “Sony gitsin TV yapsın”, “m4/3ler alınmaz çünkü algılayıcıları çok küçük”, “3x zoomdan yukarısını alma”, “aynı objektifin IS’lisinin imaj kalitesi düşük olur çünkü araya ek eleman girer”, “ön net alan ile arka ne alan arasındaki fark 1:2 alınabilir” laflarının pek farkı yok. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu “bilgileri” okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafta uzman edasıyla aynen bunları söylüyorlar.

Fotoğraf konusunda önünüze en çok gelen söylentilerden bazıları:

  • X fotoğraf makinesi çöp abi
  • Y firması her zaman yenilikçi, Z firması bize eski teknoloji satıyor
  • X firması Kaizen yapıyor hep abi, bak hep ürünlerini yeniliyor, diğerleri kullanıcı dostu değil
  • Her zaman en keskin objektifi kullanman gerekli
  • ISO performansı en iyi olan gövdeyi al
  • 3x zoomdan yukarısını alma

Bu yazıda 4. maddeyi tek bir objekif üzerinden tartışacağız: “Vasat” olarak kabul edilen Nikon AF-S 28-300mm f3.5-5.6G VR

Nikon AF-S FX 28-300mm f3.5-5.6 VR ED

Alet bu. AF-S motoru olduğu için tüm Nikon DSLRlarda otomatik odak yapabiliyor. Odaklaması sessiz ve hızlı sayılır (50mm f1.4G’den hızlı, 60mm f2.8G’den yavaş). Tecrübeme göre VR II sistemi yaklaşık 3 durak avantaj sağlıyor. 35mm eşleniği olarak D700 gibi bir tam kare gövdede 28-300 mm arası, D7000 gibi bir gövdede ise 42-450mm. Gövdesi genelde sağlam polikarbonattan üretilmiş, orta seviye bir kalitesi var. Ufak kardeşi 18-200mm VR’dan biraz daha iyi malzeme kalitesi olduğunu söyleyebilirim. 77mm filtre çapı var, IF özelliği sayesinde odaklama sırasında hiçbir yeri oynamıyor. Bayonet bağlantı yerinde conta var, böylece algılayıcıya toz ve hafif yağmurun ulaşması engelleniyor. Her odak mesafesinde (28-300mm arası) 50 santime kadar odaklayabiliyor ki bu mesafede büyütme oranı 1:3.1, yani yarı-makro objektif olarak da kullanılabilir. 9 perdeli dairesel diyaframı var, bu sayede özellikle 200mm ve üzerinde iyi bir bokeh karakteri var, özellikle makro çekerseniz (“yakın çekim” diyelim, tam makro değil çünkü). Objektif üzerinden VR’ı “Active” ya da “Normal” olarak ayarlayabiliyorsunuz, bu özellik Nikon’da sadece orta ve üst seviye objektiflerde var.

300/28 = 10,7x yaklaştırma yapabiliyor. Yani “3x zoomdan yukarısını alma” ve “aynı objektifin IS’lisinin imaj kalitesi düşük olur çünkü araya ek eleman girer” uzman yorumlarına giren bir objektif kendileri. Aşağıda optik kalitesinden bahsedeceğiz, ama önce eksilerine gelelim.

D700 gibi tam kare bir gövdede köşe kararması yapıyor, D800’de biraz daha fazla köşe kararması gördüm. Diyaframı en açık diyaframdan 1,5 durak kadar kapatınca artık bu kararma rahatsız etmiyor. Renk sapması (CA) var, ama modern Nikon gövdeler JPEG’de bunu otomatik yok ediyor ve RAW işlerken CA zaten sorun değil. 800 gram kütlesiyle “hafif” bir objektif olmaktan oldukça uzak. Her odak mesafesinde 50 santime kadar odaklayabilmesi için “zoom creep” denen bir “özelliği” var (Nikon buna özellik diyor). Buna göre, örneğin 300mm’de 50 santime odaklarsanız artık objektif 28-300mm değil 28-220mm gibi birşeye dönüşüyor, yani etkin odak mesafesi 220mm civarlarına düşüyor. Odakladığınız mesafe arttıkça bu değer de artıyor ve yaklaşık 10 metrede artık objektif gerçek 300mm’ye benziyor. Bu “özellik” Nikon’un birçok değişken odaklı objektifinde var. Mesela 70-200mm f2.8VR II’de de böyle birşey var. 28-300mm en açık diyaframında en keskin objektif değil. Özellikle kenarlara doğru gittiğinizde en açık diyaframda kit 18-55mm ayarında ya da belki de daha kötü performans veriyor. Ortalarda idare eder, hatta iyi bile sayılır. D800’de bence artık f8 objektifine dönüyor, hatta 300mm’de D800’de f11’e kadar pek de beğenmemiştim. 28mm’de farkedilir bir fıçı tipi geometrik bozulma, 300mm’de hafif bir içeri doğru basık geometrik bozulma var. Çok keskin objektif istiyorsanız D800 ve üzeri gövdeler için bu aleti almayın.

Boyut olarak AF-S 24-70mm f2.8G’den kısa, yeni 24-70mm f2.8G VR’nin yanında 28-300mm çocuk gibi kalıyor.

Kabaca artıları ve eksilerine değindikten sonra bir soralım: Böyle bir objektifi neden alırsınız? Hem keskin bile değilmiş!

Şimdi size bir soru: Yukarıdaki sandallı fotoğrafı sandaldaki adamın yüzünü seçebilmek için mi yoksa o muhteşem renkleri ve sonsuz okyanustaki tek bir sandalın yalnızlığını yakalamak için mi çekerdiniz? Vereceğiniz cevap sizi iyi ya iyi fotoğraf çekmeye ya da internet fotoğrafçısı olmaya yaklaştıracak. Bu arada yukarıdaki fotoğraf çok rahat A3 basılır ve hiç rahatsız etmez, biraz çalışmayla A2 bile basılır (200 DPI civarında).

Palomino Adaları

Palomino Adaları, Peru’nun başkenti Lima’nın birkaç km dışında, şirin mi şirin bir Anadolu köyü… Deniz aslanları ve bazı deniz kuşlarının doğal barınma alanı. Son yıllarda turistlerin de yoğun ilgi gösterdiği bir yer. Ben oraya 2012’de bir proje için gitmiştimi gitmişken Peru’da Lima’ya yakın gezilebilecek yerlere gideyim dedim ve bu adalar da turistik yerlerden biriydi. O gün şapkamı otelde unuttum, ve akşam otele döndüğümde saç derim bile yanmıştı 🙂 Uzun saçlara rağmen hem de…

Yukarıdaki sahneye dikkatli bakın. Sizce “köşeden köşeye keskinlik” gerektiren bir sahne mi? Önemli olan en süper keskinlik mi yoksa Peru’daki Palomino Adası’nda olup o sahneleri görüp fotoğraflayabilmek mi? Gönül isterdi ki ben oradayken (2012 Haziran) elimde D3x ya da D800 ve 500mm f4 gibi egzotik lensler olsun ama Norveç’ten Peru’ya o seti taşımak ve turist teknesinde 500mm lensle gezmek biraz dert olurdu :). D700 ve 28-300mm işimi büyük oranda gördü.

İşte “internetteki bilgi kirliliği”nin getirdiği sorunlardan biri de bu. İnsanlar MTF grafikleri, DxO puanları, “uzmanlar”ın laflarına bakıp her objektifin her durumda köşeden köşeye keskin olmasını bekliyorlar. Halbuki telefoto objektiflerde ve portre çekimlerinde nesneler ve insanlar çok nadiren köşelere denk gelir, sizin asıl çekmek istediğiniz nesne/insan genelde çerçevenin ortadaki %70’lik alanında yer alır. İşte size gerekli olan performans bu alanda. Aynı hata geniş diyafamlı objektiflerde de yapılıyor. Hemen MTF grafiğine bakıp “baksana f1.4’te en köşede kötü, halbuki 2500$’lık Zeiss ne kadar da mükemmel” deyiveriyorlar. Halbuki f1.4’lük bir objektifle çekeceğin fotoğrafların %99,999999’unda o köşelerde zaten bulanıklık (bokeh?) olacak. Yani o köşelerin keskin olmasına bile gerek yok!

Yukarıdaki fotoğrafta önemli olan orada olup o fotoğrafı yakalamak. Çözünürlüğün Zeiss Otus seviyesinde olmasına gerek yok.

Ben yukarıdaki fotoğrafı çektikten sonra teknemiz adaya yanaştı ve teknedeki bazı cesur arkadaşlar suya girip bu hayvanları okşadılar!!! Benim totom yemediği için tekneden seyrettim. Artık filmlerden mi etkilendim bilmiyorum ama nedense aklıma hep deniz aslanı = köpekbalığı veya katil balina geliyor (yani bu hayvanların olduğu yerde diğerleri de olur). Bir de denizde kırmızı/turuncu ve dev gibi deniz anaları vardı. Benden büyük hayvanlarla aynı suya girmek bana çekici gelmiyor 🙂

Sonuç

Diyeceğim odur ki bir objektifin en keskin, en sorunsuz objektif olmasına gerek yok. Tam kare gövdeler için 28-300mm objektifler (Tamron 28-300mm VC de fena değil, Canon 28-300mm L IS çok iyi ama çok pahalı ve ağır), APS-C gövdeler için 18-XXXmm objektifler çok faydalı, yeter ki objektifin nerede nasıl davranacağını bilin. Yukarıda dikkat ederseniz genelde f7.1-f13 aralığında kullanmışım. Biliyorum ki f5.6-ISO200 kullanacağıma f8-ISO400 kullanırsam çok daha iyi sonuç alırım (modern tam kare gövdeleri ISO1600’e kadar korkmadan kullanabilirsiniz, hatta gündüzse ISO3200’e bile çıkabilirsiniz). IS/VR/VC/OS de çok etkili zaten.

Kit objektifler, 18-200mm ya da 28-300mm objektifler “çöp” değil, eğer büyük baskılar (A2 ve daha büyüğü) almıyorsanız. Yukarıda %100 boyutlarını da gösterdiğim gibi, D700 + AF-S 28-300mm VR ile iyi sonuçlar almak mümkün. Ben bunlar dünyanın en iyi objektifleridir demiyorum, sadece söylenen kadar kötü olmadıklarını anlatıyorum.

Tüm bunlara ek olarak Olympus 12-100mm f4 Pro gibi inanılmaz objektifler de var. Bu objektif 8.3x olmasına rağmen her diyaframda her odak uzunluğunda çok keskin.

Biri size “sakın 3x üzeri çarpanlı objektif alma, kalite çok düşüyor” derse bu yazıyı referans gösterin ve ek olarak ona 10.7x odak çarpanlı Nikon AF-S 28-300mm VR gibi lenslerin Zeiss 50mm f2.0 Makro gibi keskinlik abidesi bir objektife göre sayısız avantajı olduğunu söyleyin. Hatta o kadar çok avantajı var ki burada yazmaya başlasam sonu gelmez. En güzeli ben başlayayım, siz gerisini getirin:

  1. Pratikte 3 durağa kadar avantaj sağlayan titreşim azaltma sistemi
  2. Hızlı otomatik odaklama (hem giriş seviyesi hem üst seviye Nikonlar’da)
  3. Bayonette toz contası
  4. 28mm
  5. 29mm
  6. 30mm
  7. 31mm
  8. 32mm
  9. 33mm
  10. 34mm
  11. 35mm
  12. 36mm

vs..

Anlatabildim mi?

Bu arada tekrar hatırlatayım: İnternette, gazetelerde, TVlerde gördüğünüz herşeye inanmayın. Hatta bana bile 🙂

İlişkili İçerikler

Canon EOS R5, R6 Yeni Tam Kare Aynasızlar ve RF Lensler

Bugün 9 Temmuz 2020. Ben bunları yazarken Canon yeni cicilerini açıklıyor. Ekranın sağında açıklama videosu, solunda da Arthenos ekranı açık ki bu yazıyı anında yazayım 🙂

SD kart teknolojisinin değişme zamanı geldi mi?

25000 TL'ye bir fotoğraf makinesi alıp içine kaplumbağa hızında hafıza kartı takmanın dayanılmaz hafifliği

Beni şu an kullandığım kameradan neler vazgeçirebilir?

Her alanda olduğu gibi kamera teknolojisindeki ilerleme de devam edecek, bunu durduramazsınız. Buna inovasyon deniyor. Buna benzer şeyleri 10 yıl önce başka fotoğrafçılardan da duyuyorduk. "Ne var sanki" diyorlardı, "elimdeki kamera bana babamdan kaldı, hala çekiyorum". Eğer kamera üreticileri onları dinlemiş olsaydı, bizler hala 12 MP kameralarla çekim yapıyor olacaktık ve yanımızda büyük ve ağır kamera çantaları taşıyor olacaktık.

Ben bu ilerlemeler konusunda şahsen çok heyecanlıyım.

Nikon D780 ve D850 karşılaştırması

Nikon D780 anons edildi. Neredeyse çıktığı günden beri Nikon D780'in ağabeyi sayılabilecek Nikon D850 modelini kullanıyorum. Ben de birçok fotoğraf gönüllüsü gibi her iki model arasındaki farkları merak ediyorum.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
23 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Emre KARAYAZGAN

Erhan hocam merhaba,

Arthenos’a hoşgeldiniz. İlk yazınızı da bayağı okudum, ama halen sonuna gelemedim. Bugün yarın bitecek inşallah ( :

Başkalarının şeyleriyle bir şeyler yapmaya çalışanlar için (hani bir yere girmeye çalışıyorlarmış da olmuyormuş ya… Onun gibi.) verilecek en güzel cevaplardan birini vermişsiniz bu yazınızda bence.

Sonraki yazılarınızı da merakla bekliyor olacağım ve aynı keyifle okuyacağımı düşünüyorum. Değerli Sebahattin hocamız gibi Türkçe’ye ve anlatıma verdiğiniz önemden dolayı da ayrıca tebrik ederim.

Sağlıkla, huzurla, mutlulukla kalmanız dileklerimle.

Sebahattin Demir

Teşekkürler Emre bey!
Sağlıkla kalın.
Saygılar

Sebahattin Demir

Bilmiyorum” demek neden çok zordur bizim insanımıza. Acaba neden kendimize sorulan her soruya (hatta kendimize sorulmayanlara bile) bir cevap verme mecburiyeti hissederiz?

“Bilmiyorum” deme özgürlüğü ne demektir iyi bilirim, ben öyle yapıyorum.

Bunu güzel örneklerle bu güzel ve düşündürücü yazıyla bize anlattığın için teşekkürler sevgili Ertan. Bu kez bir defada okuyabildiğim bir yazı olmuş 🙂

Selamlar, sevgiler.

Sebahattin Demir

Evet, hatırladım o yazarı 🙂

Okyar Atilla

Kısa yazabilmek çok zor iştir.

Öner BÜYÜKYILDIZ

“Bilmiyorum” demek neden zordur bizim insanımıza? Bu sorunun cevabını sevgili Cem Yılmaz’dan almak lazım. “Faruk eczanesiiii” 🤣

bilgehan
Makale Değerlendirme :
     

2 ay once bir tamron lens arastiriyordum kac tane yazi okudum sayamadim arastirma sonunda ilk basta bildiklerimi bile unutmustum..kimisi al diyor kimisi sakin alma diyor kimisi goklere cikarmis…sogudum vaz gectim almaktan.herkes prof olmus size cok hak veriyorum…bir anlamda isime yaradi bu durum cunku para harcamaktan kurtuldum 🙂 guzel bu yazi icin tebrikler ertan abi.iyi ki sizin gibiler var

Bilgehan

Pardon abi 🙂

Güner O. Ertürk

Bu arada tekrar hatırlatayım: İnternette, gazetelerde, TVlerde gördüğünüz herşeye inanmayın. Hatta bana bile 🙂

Şimdi Nikon lensi alalım mı almayalım mı 🙂
İroni katmışsınız çok da güzel olmuş. tebrikler

Yasar Aykac

Merhabalar Ertan Bey,

Fenomen ve profesyonelleri okuyup onların tavsiyeleri ile objektif almaya kalktığımızda yazınızda bahsettiğiniz ikilem kaçınılmaz. Kim olduğumuzu ne kadar bilirsek (ekipman) kararlarımız da o kadar isabetli olur diye düşünüyorum, nasıl bir fotoğrafçı olduğumuz üzerine kafa yormayıp interneti didiklediğimizde bu kadar yoğun bilgi yığını karmaşasında kafa karışıklığı ister istemez oluşuyor. Amatör bir fotoğrafçının 8-9.000 usd ekipmana öykünmesine, ulaşmaya çalışmasını hiç anlayamadım.

Alıp kullanıp sattığım lensleri düşününce ben de kendimi didikleyicilerden sayabilirim ama zamanla hangi lens gerçekten çekmek istediğim fotoğraf için daha kullanışlı diye düşünerek artık daha az ekipman başladım.

Sözüm meclicten dışarı; internette, gazetelerde, hele hele tvlerde gördüğümüz şeylere inanmayı bırakalı çok oldu ama sorun mecradan bağımsız olarak işin kör inanç kısmında gibi, halk neden böyle istiyor ? anlayan varsa beri gelsin…

Sevgiler.

Okyar Atilla

Burada laf bana düştü. Şimdi elime kalemi alıp “Karar vermenin psikoloji” üzerine döktürmeye başlayacağım. İnsanlar nasıl karar verir? Bu psikolojisi kavradığınızda daha rasyonel kararlar alıyorsunuz.

Okyar Atilla

Evet bu kitap da okunmalı. Ancak bizim mecra için şunu yazmak gerek: Aptal insanlar neden ara sıra akıllı davranırlar… Bu incelenmesi gereken bir konudur. Bence 🙂

Yasar Aykac

karar almakta zorlananlar için yardımcı bir program;

https://www.infonautics-software.ch/decisionmakinghelper/

Yasar Aykac

Halkımızın karar alma süreçlerine bir katkı da benden gelsin:-) ;

https://www.infonautics-software.ch/decisionmakinghelper/

Okyar Atilla

Sevgili Ertan’ın bu yazısıyla bağlantılı olarak “Fotoğraf neden kusursuz olmak zorunda değildir” Jackie Higgins’in kitabını önereceğim. Mutlaka okuyun.

Eskiden -film dönemimde- bir 50 mm F:1.4 objektifim vardı. Zoom yapmak konuya adım adım yanaşmam, geniş açı ise konudan adım adım uzaklaşmam şeklindeydi. bir “2x” telekonvertör alabildiğimde “artık teleobjektifim var” diye böbürlenerek geziyordum. Halbuki hepsi hepsi 100 mm olmuştu.

Ancak yazıyı okuyunca aklım “bir 28-300 al koy kenara lazım olur” a gitmiyor değil. Gerçek hayattaki sonuçları gayet iyi. Tabii bu satın almayı yapmayacağım. Ekipman kısmımı en son Godox AD200 ile üzün bir süre için kapattım. Artık sadece daha çok fotoğrafa yoğunlaşmak istiyorum.

Web kısmında sadece şunu söyleyeceğim; Biz yazıp bilgi veriyorsak doğrudur. İnanabilirsiniz. Ertan’a bakmayın siz.

Sevgi ve saygılarımla

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Ellerinize sağlık Ertan bey, yine keyifle okuduğum, faydalı bir yazı olmuş.

Söylediklerinize katılmamak mümkün değil. Bu durumun istisnaları da var tabi. -ki şu an bu istisna sitelerden birinde bulunuyoruz. Yazılanların kalitesine ve doğruluğuna güveniyoruz.

Bence en güzel ekipman sahip olduğunuz ekipmandır. Bırakın alacağı lensin köşe kararmasından şikayet edenler sonradan vinyet eklesin, bırakın keskinlik için avuç dolusu para ödeyenler sonradan photoshopta bulanıklık filtreleri ile coşsun 😀 Siz sahip olduğunuzla yetinin ve mutlu olun.

Yeni yazılarınızda görüşmek üzere.

Selam ve saygılarımla.

Glorfindel1907 - Tayfun
Makale Değerlendirme :
     

Zoom objektifler bence her zaman daha faydalı, Tabi kalite açısından prime lensler daha iyi olarak bilinsede daha çok sabit konular için daha iyi tercihler olduklarını düşünüyorum tabi biraz’da kişisel durumlar, 12-100 yazma lütfen her yere:) çok isterdim kullanmayı ama maalesef ulaşmak pek mümkün değil şu durumda ülkemizde bu donanımlara.

Turgay

Günaydın…

Yazınızı çok büyük bir keyifle okudum Ertan Bey.

Yıllardır bir konuda ikilem yaşıyorum. 24-120 F/4 lensimi 24-70 F/2.8 ile değiştirmeyi çok düşündüm ancak değiştirmedim.

Yazınızı okuyunca doğru karar verdiğimi bir kez daha anladım.

Teşekkürler…

Makale yazarı

Ertan Öztürk
X tarihinde doğdum Y tarihinde öleceğim. Bu iki an arasında insanlara bildiklerimi aktarmak istiyorum. Şu anda Norveç’te yaşıyorum. Yedisi uzun süreli olmak üzere 12 ülkede çalıştım. Proje yönetimi, nicel (quantitative) risk analizi, iş planı, maliyet analizi, projede iş takibi (ilerlemesi), fotoğraf, bisiklet, Uzay Yolu 😊 gibi konularda bildiğim kadarıyla yardımcı olabilirim; konuyu bilmesem bile beraber araştırıp öğreniriz. Olabildiğince düzgün yazmaya çalışırsanız iyi anlaşırız.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.
23
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x