Erol Özdayı

İFOD’un (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) kurucu üyelerinden usta fotografçı Erol Özdayı bu metnin konuğu, fotografik bağlamda yapıp etmeleri de metnin konusu olacak. Sayın Özdayı İFOD’un kurucu üyeleri arasında yer almakla ülkemizin üçüncü büyük kentinde ilk fotograf derneğinin kurulmasına ön ayak olmuş, bu vesile ile yüzlerce amatör fotografçının ders aldığı, seminer ve söyleşi dinlediği, sergi ve gösteri izlediği, tartışma ve sohbetlere katıldığı, etkinlikler düzenlediği bir alanın hayat bulmasına fiilen katkı sunmuştur.

Foto Intelijansiya

2024 yılının ortalarında basımı gerçekleşen “Foto İntelijansiya” isimli kitabımızı gözden geçirenler teyit ederler, epeyce bir süredir memleket fotografisinin ustalarına, güzel memleketimizin kültür-sanat hayatına fotograf düzleminde emek verenlere dair metinler kaleme alıyoruz. Bir süre daha ustaların yapıp etmelerini irdeleyen metinler kaleme almaya devam edecek ve şayet nefesimiz yeterse bu konudaki ikinci kitabımızın basılmasını da sağlayacağız. Fikrimiz bu iken, zikrimiz de bu olur elbette. Fakat sonraki zamanın maddi koşullarının bunu yapmaya elverip vermeyeceğini bilmiyoruz. Umarız ve dileriz koşullar uygun olur, biz de Foto İntelijansiya’nın ikincisinin basımını sağlarız.

Gönül ister ki fotograf ortamına anlamlı katkı verenlerin hiç biri dışarıda kalmasın, hepsiyle ilgili hak edilen metinler kaleme alınsın ve kitaplaştırılarak ölümsüzleşsin. Ne var ki birey olarak bendenizin tek başına bunu yapmaya zamanı, enerjisi ve maddi koşulları yetmez. Eli kalem tutan başka dostların da emek vermesi gerek. Başka türlü böyle bir meselenin üstesinden gelmek olası değil. Ne zaman kendimizden gayrısını kendimizden önce düşünür, başkalarını öne alır, onların yapıp etmelerinin suya yazılan yazı veya rüzgâra fısıldanan söz gibi yok olup gitmesine rıza göstermez isek, fotograf ortamında şahane bir gül bahçesinin yeşermesi için gereken iklimin oluşmasına yol açabiliriz.

Sadece fotograf ortamında değil, hayatın bütün alanlarında, ne zaman ki her fert kendinden gayrısını kendinden önce düşünür, işte o zaman insan evladı hem kendisini, hem diğer canlıları, hem de genel anlamda doğayı kuşatan kötülüğün üstesinden gelir ve iyilik-güzellik düzleminde yol almaya başlar.             

İFOD’un (İzmir Fotoğraf Sanatı Derneği) kurucu üyelerinden usta fotografçı Erol Özdayı bu metnin konuğu, fotografik bağlamda yapıp etmeleri de metnin konusu olacak. Sayın Özdayı İFOD’un kurucu üyeleri arasında yer almakla ülkemizin üçüncü büyük kentinde ilk fotograf derneğinin kurulmasına ön ayak olmuş, bu vesile ile yüzlerce amatör fotografçının ders aldığı, seminer ve söyleşi dinlediği, sergi ve gösteri izlediği, tartışma ve sohbetlere katıldığı, etkinlikler düzenlediği bir alanın hayat bulmasına fiilen katkı sunmuştur. Ayrıca TFSF’nin (Türkiye Fotograf Sanatı Federasyonu) doğumunu sağlayan FDÇK’nın (Fotoğraf Dernekleri Çalışma Kurulu) içinde yer alarak, fotograf derneklerinin ortak amacını ve dayanışmasını temsil eden çatı kuruluşun inşasına emek verenlerden biri olmuştur. Sadece bu iki önemli katkı bile sayın Özdayı’yı fotograf ortamındaki yapıp etmeleri bakımından ortalamanın üzerine taşır. Tabii ki yapıp etmeler bununla sınırlı değil. Dernek ortamında çeşitli düzeylerdeki eğitim ve öğretim meselesinde sorumluluk alma, proje geliştirme ve uygulama, kimi etkinliklerin kotarılabilmesi için fiilen emek verme ve daha pek çok şey sayılabilir. Hem karma, hem de kişisel sergi ve gösteriler de dahil edildiğinde ortaya konan emek epeyce bir yekûn teşkil eder.

Pek çoğumuz gibi sayın Özdayı da tabiatı gereği doğrudan fotograf, an fotografı, belgesel fotograf ya da sosyal belgesel fotograf, doğa fotografı, manzara fotografı, makro fotograf, portre fotografı ve benzer alanlara hatırı sayılır düzeyde emek vermiştir kuşkusuz. “Ben hiç bu alanlarla ilgilenmedim” diyebilecek fotografçı yok gibidir. Varsa bile, ekstrem bir örnektir. Çünkü mutat (mutad) alanlarda bir zaman ve emek olmadan herhangi bir dönüşüm, yenilenme, başka yaklaşım kolay kolay gelişemiyor. Meselenin doğası böyle bir vaziyetin oluşmasını neredeyse zorunlu kılıyor. Sohbet, tartışma, okuma, araştırma, başka çalışmaları görüp inceleme vb süreçlerin sonunda kimi insan kulvar değiştirip başka türlü bir yaklaşıma yelken açabiliyor. Bu kez düşünerek, kurarak, düzenleme yaparak fotografçı kendi duygu ve düşünce dünyasını, tanıklıklarının gerisinde yatan nedenleri, sezdiği veya hissettiği şeyleri, olguları fotografinin diliyle anlatmaya yöneliyor. Fakat bu yönelim, fotografçının tanıklıklarını olduğu gibi tespit etmesine, doğada fotografik kayıt yapmasına engel teşkil etmiyor. Sadece önceliği sanat yapma kaygısı alıyor ve fotografın diliyle derdini anlatma çabası başlıyor. Dolayısıyla hazır reçeteye ve tabu haline getirilmiş kalıplara yaslanma devri, bundan böyle fotografçı için kapanıyor.

Usta fotografçı Erol Özdayı belli ki epey zaman önce hazır reçetelerden, tabulaşmış kalıp bilgilerden sıyrılmayı başarmış. Bizde bu kanaati oluşturan da ustanın paylaştığı fotoğraflardır. Tespit, düşünce, duygu, bilgi, analiz, sezgi, öngörü vb şeylere yaslanan fotograflara rastlayınca başka ne söylenebilir? Düşünülenle örtüştüğü vakit hazır ortamda kaydedilmiş veya zihinde olgunlaştırılıp kurgulandıktan sonra düzenlenip arzu edilen atmosfer oluşturulmak suretiyle kaydedilmiş görüntüler bizi başka bir kulvara çeker ister istemez. Fotografçı için bu bir serüvendir, yolculuktur. Bir yerde başlar ama neye evrileceğini, nasıl devam edeceğini ve nereye varacağını önceden kestirmek hayli zordur.

Görünen o ki, Sayın Özdayı’nın fotografik yolculuğu sanatın oldukça karmaşık, zorlu, zahmetli ve sabır isteyen kulvarına evrilmiş. Olup bitenin gerisindekini, karanlıkta kalan kısmı aramaya başlamış ve onları fotografının konusu haline getirmiş. Kavramları esas almış ve onlar üzerinde düşünerek yolculuğunu sürdürmüş. Gene de bu, O’nu kritik an fotografını veya doğada görüntü kaydetmeyi ötelemesine yol açmamış. Hepimizin tavrı böyle değil mi zaten? Hele de cep telefonlarının görüntü kaydetme kabiliyetinin bu kadar geliştirildiği evrede, hangimiz kritik olduğu kanaatine vardığımız bir an’ın, doğada yahut şurada burada rastladığımız ilgimizi çeken herhangi bir şeyin görüntüsünü kaydetmiyoruz?

Kent olgusunu, yeni zamanın, postmodern evrenin tabiatına uygun sindirilememiş, olgunlaşmamış, içselleştirilememiş kentleşmeyi ve onun hükmettiği ürkütücü, irkiltici görsel vaziyeti ele almış örneğin. Bu atmosferin insanda yarattığı şok halini, travmayı, zihinsel karmaşayı düşünmüş. Dört duvar arasına sıkışıp kalmanın insanda yarattığı tahribatı, yalnızlaşmayı, yabancılaşmayı fotografın diliyle ve sağlam bir tekniğe yaslanarak nasıl anlatacağının derdine düşmüş.

Sağlıkçıdır Erol Özdayı, eczacıdır. Mesleğini icra ederken dahi yıllar boyu küçük bir alanda belli bir rutin içinde ve sürekli aynı şeylerle veya benzer şeylerle yüz yüze kalmanın bizatihi kendisi zaten O’nun düşünme alanına ister istemez girmiştir. Sağlıklı bir beden için rutin iyidir, güzeldir. Ne ki sağlıklı bir bedene sahip olmanın koşullarından biri de iş hayatındaki rutinin kırılmasıdır. Rutin bir iş hayatının, fabrikada makine veya tezgâh başında veya ofiste masa başında olsun yahut ev kadını (anne) olarak ev temizliği, ütü ve yemek yapmakla uğraşılsın, insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu tartışmaya bile gerek yoktur. Bu bağlamda olmak üzere sayın Erol Özdayı için rutin dışına çıkabilmenin en güzel ve yapıcı, onarıcı yolu fotograf olmuştur, iyi ki de öyle olmuştur.

Özdayı hayatı çepeçevre ele almış, bireysel yaşamın meslekî meşguliyetten ibaret olmadığını, başka şeyler yapmak gerektiğini erken vakitte görüp kavramıştır. Bu görü ve bilinçle yolu fotografla veya fotografçılarla kesişmiştir. Buna da ‘iyi ki kesişmiş’ diyeceğiz, çünkü İFOD’un kurulmasına, TFSF’nin altyapısının (FDÇK nedeniyle) oluşmasına katkı vermiştir. Bilgisini, birikimini başkalarıyla paylaşmış, ortak çalışmaların gerçekleşmesine ön ayak olmuş ve böylece gerek fotograf ortamının gerekse kültür-sanat hayatımızın zenginleşmesinde rol almıştır.

Sayın Özdayı kentin keşmekeşini, ruhsuzluğunu, kimliksizliğini, adeta insanın üzerine yürüyen beton yükseltilerini, yapay dinamiğini, soğukluğunu ve daralan sosyal yaşamı, insanın sıkışmışlığını, kabalığı, yalnızlığı, yabancılaşmayı bundan böyle de düşünmeye devam edecek ve düşünmelerinin sonunda vardığı kanaati fotografın diliyle anlatmayı sürdürecektir muhakkak. Doğayla bağı büsbütün kopmuş metropol ortamında yaşayan usta bir fotografçının bunları düşünmesi ve böyle kaygılarla fotograf yolculuğunu sürdürmesi fotograf ortamı için önemli kazanımlara yol açacaktır kuşkusuz. Dileğimiz, kırk yılı aşkın süre boyunca fotografa verilen emek, harcanan zaman ve ortaya konan özverinin hiç olmazsa bazı kısımlarının kitap haline getirilip kalıcılaştırılmasıdır.

Not: Biz bu metni kaleme aldıktan yaklaşık 5 (beş) ay sonra (Nisan 2025’de), 2025 yılı ‘Dünya Sanat Günü’ kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Uluslararası Aktivist Sanatçılar Birliği tarafından düzenlenen ‘Amazonlar ve Titanlar Sanat Buluşması’nda Erol Özdayı, fotograf dalında kent kültürüne yaptığı katkı ve özgün çalışmaları nedeniyle Onur Ödülü’ne layık görüldü.

Ustaya saygıyla

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde belge olarak kabul görmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işler karışmış, fotoğraf ve gerçeklik arasındaki ilişki sorgulanır hale gelmiştir. Artık bugün bu ilişki tamamen kurgulanabilir düzeydedir.

Ali Durmaz’ın “ENSTRÜMANTAL” i

Kıymetli fotografçı dostumuz Ali Durmaz, Şubat 2026’da Ankara’da Fotokolektif Sanat Galerisi’nde son derece şık bir sergiyle, deyim yerindeyse renk-ahenk bir çalışmayla fotograf ortamında varlık inşa ettiğinin altını kalın çizgilerle çizdi.

Kumun fotoğrafçası

Bir Patara var: Uçsuz bucaksız kumsalıyla nefis bir Akdeniz plajı. Yaz aylarında herkesin masmavi sularında serinlediği, kıyısında kumların tepeler oluşturduğu uzun sahil. Eskiden, filmlerdeki çöl sahneleri burada çekilirmiş.

Çınar Fotoğrafhanesi

O yıllarda fotoğraf çektirmek zahmetli işti ama, fotoğraf çekmek de hiç kolay değildi. Dünya daha dijitalleşmemişti, fotoğraf da kimyasaldı. Şimdi cep telefonunun minik merceğine bakıyorum, bir de çevirip ekranına bakıyorum, ışık o mercekten girip bu ekranda şıp diye fotoğraf oluveriyor. Koskoca süreç bu ikisi arasında kotarılıveriyor.

E-POSTA ABONELİĞİ

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

POPÜLER İÇERİKLER

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

0 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster