Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz? – Bölüm 4

_

Fotoğraf çekerken haklarımızı, yükümlülüklerimizi ne kadar biliyoruz nelere dikkat ediyoruz ya da yasal olarak neleri ihlal ediyoruz? Tüm bu sorulara cevap bulabilmek adına geçtiğimiz aylarda Yargıtay kararlarını incelediğimiz biz yazı dizisi başlatmıştım. Şimdi yeni bir Yargıtay kararını gelin birlikte inceleyelim.

Yargıtay kararında öncelikle davacının talepleri, ardından ihlalde bulunduğunu iddia ettiğimiz kişinin savunmaları ve ilk mahkemenin kararı bulunmaktadır. Mahkeme kararının ardından taraflardan birinin itirazları üzerine gidilen Yargıtay’ın nihai kararı bulunmaktadır. Yargıtay mahkeme üyelerinin arasında bir fikir ayrılığı olması halinde üyelerden bir kimse karşı oy vererek fikirlerini paylaşmaktadır.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2011/11-205
Karar Numarası: 2011/305
Karar Tarihi: 11.05.2011

Davacı vekili, müvekkilinin fotoğraf sanatçısı olduğunu, Mardin iliyle ilgili çalışmalarını ‘Taşın ve İnancın Şiiri Mardin” adlı kitapta toplayıp yayınladığını, davalının bu kitapta yayınlanan eser niteliğindeki fotoğraflardan bir kısmını izin almadan, bazılarını tahrif ederek iki ayrı lokantasında kullandığını, iki fotoğrafın da birbirlerinin içine geçirilerek kolaj yapıldığını, bunun profesyonelce gerçekleştirildiğini, bir fotoğrafın kullanım bedelinin yıllık 750 USD üzerinden FSEK 68 nci maddesi de dikkate alınarak 3.000 USD olduğunu ileri sürerek, toplam 18 fotoğraf için fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak şimdilik 18.000 USD maddi tazminat ile 5 Milyar TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, yabancı para üzerinden dava açılamayacağını, fotoğrafların ayrı ayrı eser olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, FSEK’nun 68 nci maddesi uyarınca tazminat talep etme koşullarının bulunmadığını, müvekkilinin Mardin’li bir aileye mensup olduğunu, ticari bir amaç gütmeksizin fotoğrafları iş yerine astığını, FSEK’nun 38’nci maddesi uyarınca çoğaltmanın mümkün bulunduğunu, manevi tazminat istenemeyeceğini, bir yıllık kullanım olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıya ait eser niteliğindeki fotoğrafların davalı tarafından izinsiz olarak kullanıldığı, bu fotoğrafların bir vakıf adına çekilmiş olmasının bunlar üzerindeki mali hakların devredildiği sonucunu doğurmayacağı, fotoğrafçılar derneği tarafından bir adet fotoğrafın bedelinin 200 ABD Doları olduğunun bildirildiği, her ne kadar bilirkişi raporları çelişkiliyse de ikinci raporun FSEK’na uygun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 10.800 ABD Doları maddi tazminat ile 3 Milyar TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline, döviz cinsindeki tazminatın tahsilinde BK’nun 83’ncü maddesi hükmün dikkate alınmasına karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, eser niteliğindeki fotoğrafların izinsiz kullanıldığı iddiasına dayalı, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Davacı vekili, FSEK’na dayalı olarak açmış bulunduğu davasında davalının, izinsiz olarak müvekkiline ait 18 adet fotoğrafı işyerlerinde kullandığını ileri sürmüştür. FSEK’nun uygulanması için de öncelikle eser niteliğinde bir fikri ürünün mevcut olması gerekir. Anılan Yasanın 1’nci maddesinde eser, sahibinin hususiyetini taşıyan ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar ve sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri olarak tanımlanmıştır. Her fotoğraf, eser vasfında değildir. Bir fotoğrafın FSEK’nun 4’ncü maddesi uyarınca güzel sanat eseri olarak kabul edilebilmesi için, estetik değerinin bulunması gerekir. Fikri ürünün eser niteliğinde olup olmadığı hususu, mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. Bir fotoğrafın eser olup olmadığının tespiti, özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden bilirkişi görüşüne de başvurulmalıdır. Somut olayda davalının işlettiği iki ayrı lokantada davacıya ait 18 adet fotoğrafın kullanıldığı hususu uyuşmazlık konusu değildir. Davalı vekili, fotoğrafların eser niteliğinde olmadıklarını savunmuştur. Mahkemenin kararına esas aldığı raporu düzenleyen bilirkişi, hukukçu ve aynı zamanda inşaat mühendisi olup, fotoğraf alanında uzmanlığı bulunmamaktadır. Nitekim raporunda da uyuşmazlığa konu fotoğrafların, kişisel tecrübelerine göre estetik özelliklerinin bulunduğunu açıklayarak bu yönün fotoğraf sanatçılarına inceletilmesi hususunun mahkemenin takdirinde olduğunu bildirmiştir. O halde, davalı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınıp, fotoğraf sanatı alanında uzman bilirkişi veya bilirkişi kurulundan rapor alınarak 18 adet fotoğrafın ayrı ayrı eser niteliğinde olup olmadıklarının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre bir hüküm kurulmazı gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeyle karar tesisi bozmayı gerektirmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu gibi hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasının gerekmesine, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 09.03.2008 gün ve 2008/11-262 E, 2008/260 K; 28.03.2007 gün ve 2007/11-154 E, 2007/168 K; 07.03.2007 gün ve 2007/11-94 E, 2007/113 K; 14.05.2008 gün ve 2008/11-392 E., 2008/377 K. sayılı ilamlarında da aynı hususların benimsenmiş olmasına göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

İNCELEME : Davacı fotoğraf sanatçısı olup çekmiş olduğu fotoğrafları “Taşın ve İnancın Şiiri Mardin” isimli eserde topladığını, bu kitapta yer alan fotoğrafların bir kısmının izin alınmadan davalı tarafın lokantasında kullanıldığını hatta bir kısmının profesyonelce kolaj yapıldığını iddia ederek, izin alınmaksızın gerçekleştirilen bu eylem için maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ise fotoğrafların lokantaya asıldığını kabul ettiğini, Mardinli bir aile olduğunu, ticari bir amaç gütmeksizin kullanıldığını bu nedenle tazminat talep edilemeyeceğini iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davalının eyleminin Fikir ve Sanat Eserleri Kanununu ihlal ettiği gerekçesiyle davacı fotoğrafçı lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalı lokanta sahibi tarafından itiraz edilerek dosya temyize gönderilmiştir.

Yargıtay yapmış olduğu incelemede fotoğrafların eser niteliğinde olup olmadığının incelenmesinin önemli olduğunu, bilirkişi raporunu hazırlayan kişinin inşaat mühendisi olup fotoğraf alanında uzman olmadığını bu yüzden bir fotoğrafın eser niteliğinde olup olamayacağına karar veremeyeceğini belirterek yeniden bir rapor alınması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Yerel mahkeme Yargıtay tarafından verilen kararı dikkate almayarak ilk vermiş olduğu kararda direnmiştir. Direnme kararına karşı davalı lokanta sahibi yeniden temyiz yoluna başvurmuş dosya bu sefer Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na tekemmül etmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu vermiş olduğu kararda direnme kararının bozulması yönünde görüş bildirmiştir. En nihayetinde dosya yerel mahkemeye dönecek ve yerel mahkeme tarafından fotoğraf alanında uzman bir  bilirkişiden rapor aldırılarak karar verilecektir.

İncelemiş olduğumuz bu karar diğer tazminat davalarına benzer niteliktedir. Farkettiyseniz inceleme yaparken maddi ve manevi tazminatın miktarlarına özellikle dikkat çekmek istemedim. Üzerinde durmak istediğim nokta; diğer bir çok davada olduğu gibi mahkemelerde fotoğraf alanında uzman fotoğrafçıların bulunamamasından dolayı dosyadan tamamen bağımsız ve fotoğraf alanında uzman olmayan kişilerden rapor alınmasıdır. İnşaat mühendisini görünce şaşırmış ve hatta gülmüş olabilirsiniz. Ancak bu durum bizler için çok alışılagelmiş bir durum olduğundan artık şaşırmamaktayız. Elbetteki bir fotoğrafın eser niteliğine haiz olup olmadığını bir inşaat mühendisi bilebilecek durumda değildir. Bu durumda profesyonel olarak fotoğraf işi ile ilgilenen, bunun okulunu okumuş meslektaşları Adalet Bakanlığı Bilirkişi Daire Başkanlığı’na yönlendirmek gerekiyor. Bu durum daha önce aklınıza gelmiş miydi yapmak istediniz mi incelediniz mi bilmiyorum ancak biz avukatlar artık dosyalarımızda alanında uzman kişiler görmek istiyor ve bu konuda gerekli çabaları göstermeye gayret ediyoruz. Eğer sizler de bu konuda fikir edinmek, bilirkişi nasıl olunur şartları nelerdir diye fikir edinmek istiyorsanız bu siteyi ziyaret edebilirsiniz, geçtiğimiz Ocak 2019 yılına ait son güncel başvuru sayfasıydı. İzmir Adliyesinde 15 İş Mahkemesi, 45 Asliye Ceza Mahkemesi 27 İcra Dairesi olmasına rağmen 2 adet Fikir ve Sınai Haklar Mahkemesi olduğunu düşünürsek iş yoğunluğunun çok fazla olmadığını, bu konuda gerekli şartları sağlıyor iseniz (ya da şartları sağladığını düşündüğünüz başka kişiler var ise) başvurmanızda fayda olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz avukatlar artık dosyalarımızı uzman kişilerin incelemesini istiyor ve daha fazla mağduriyet yaşamak istemiyoruz. Sizin gibi değerlere çok ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Ertan T.
Ziyaretçi
Ertan T.

Çekilen fotoğrafın sanat eseri olup olmayacağına karar vermesi için bilirkişi olarak bir inşaat mühendisinin atanması!.. İlginçmiş.

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Bildiğim, adalet bakanlığı her yıl bilirkişi için talep açıp yayınlıyor. En son talep duyurusuna baktığımda aklımda kalan sadece teknik ağırlıklı kişilerin arandığı kalmış. Bilmediğim, eğer konuyla ilgili bilirkişi havuzda yoksa nasıl davranıyorlar? konuya bağlı olarak dışarıdan sağlayabiliyorlar mı? Aklıma takılan soru güzel sanatlar fakültelerinden destek alamazlar mı?

İşin bir diğer yanı da sanat eseri olmasından ziyade “fotoğrafın sahibi olmak”ön planda olmalı. “Sanat eseri” tanımını kim doğru olarak yapabilir ki? Mono Lisa o devirde yapılan bir portre resmi. Ancak 500 yıl sonra “sanat eseri” diyoruz.

Ayrıca “bilirkişi” işi de karışık. Şimdi düşünün; aynı sektörde birbirini tanıyan kişiler söz konusu olacaktır.Yaşanmış örnekleri var.

Velhasıl kelam karışık bir konu.

Eline sağlık…

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Okyar Bey Merhabalar,

Yorumlarınız için teşekkürler. Eğer konuyla ilgili bilirkişi havuzunda alanında uzman bir bilirkişi yoksa inceleme yapabilecek en yakın kişiyi seçiyorlar. Burada gördüğünüz gibi inşaat mühendisi seçilmiş maalasef. Eğer ki listede ismi yoksa güzel sanatlar fakültesinden destek alınamaz. Güzel sanatlar fakültesinden uzman kişilerin bu listede olması gerekir. Söylediğiniz gibi destek alınsa da bunun ismi bilirkişi raporu olarak değil “uzman görüşü” olarak geçer ki ; uzman görüşünün davaya kesin delil etkisi yoktur. Üstelik uzman görüşü için görüş alınan hocaya verilen ücreti mahkeme/karşı taraf karşılamaz.

Değindiğiniz gibi bilirkişi olunca da sektörden insanları tanımamak elde değil. İllaki bir arkadaşınızın, sanatçı dostunuzun dosyasına denk gelebilirsiniz. İşte o zaman objektiflik ilkesi gündeme geliyor.

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Bu da sizin bahsettiğiniz ve üzerinde durduğunuz sorun oluyor. Dediğim gibi bakanlığın mühendislik harici bilirkişi talebi olup olmadığına bakmak gerek. Eğer GSF lerden talep de bulunmuyorlarsa başka bir sorun ortaya çıkıyor.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Yazınız için çok teşekkürler Fulden Hanım. Blog içerisinde yeriniz gerçekten ayrı. Severek takip ediyorum.

Mahkemenin bilirkişi diye atadığı kişinin aslında bilmezkişi olup, onun raporu ile karar verilmesi ve bu karardan tarafların tatmin olmasının beklenmesi başlı başına saçmalık.
Kullanılan fotoğrafların sanat eseri sayılıp sayılmaması konusunda ise Okyar beye katılıyorum. Sanat eseri sayılıp sayılmayacağından ziyade fotoğraf sahibinin kim olduğu ve bu kullanıma rızasının olup olmadığına bakılmalı. Aksi halde A şahsını bilirkişi atarsınız sanat eseri der, B şahsını bilirkişi atarsınız sanat eseri değil der. Bu bile başlı başına bir tartışma konusu olacakken, bizim mahkememizin inşaat mühendisini bilirkişi ataması duruma tüy dikmek.
Umarım eser sahibi hak ettiği sonucu alır.

Saygılarımla.

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Öner bey değerli yorumlarınız için teşekkür ederim. Gerçekten öyle haklısınız ki “sanat eseri” konusunda bile bu kadar farklı tartışmalar varken konu hakkında hiç bilgisi olmayan kişilerin yorum yapması veya davaya ciddi derecede etki etmesi bizleri kahrediyor.

Umuyorum bilirkişilik müessesi olması gerektiği noktalara varır.
Saygılarımla

esat
Ziyaretçi
esat

Belediye ve diğer kamu kurumlarının basın halkla ilişkiler bürolarında çalışan kişilerin çekmiş oldukları fotoğraflar kurumun imkanları ve araç gereçleri kullanılarak çekilmiş olsa bile yine de bir telif hakları (eser sahibi) doğabiliyor mu? Çalışan vefat etmiş olsa bile mirasçılar için bir telif ödemesi yapmak gerekiyor mu?

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Esat bey merhabalar,

Mali haklar yasal mirasçılara intikal edilebilir. Ancak manevi haklar yasal mirasçılara intikal etmez. Basın Halkla ilişkiler bürolarında çalışan kişilerin çekmiş oldukları fotoğraflar da kurumun imkanları ve araç gereçleri kullanılarak çekilmiş olsa eser sayılır bu kişiler de eser sahibi sayılır.

Bu makaleyi paylaş

Av. Fulden Elverirhttp://www.elverirhukuk.com.tr
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, İzmir’de Elverir Hukuk & Danışmanlık Bürosunun kurucusu. Zorlu ve stresli meslek hayatının yanında AIESEC, YGA, TEDX, ELSA gibi kuruluşlarda da üyeliğini yürüterek kendisine sosyal bir alan yaratmaya çalışıyor. İzmir Barosu Kadın Hakları Hukuk ve Araştırma Merkezinin aktif üyesi ve aynı zamanda yerel bir gazetede hukuk alanında konuk köşe yazarlığı da yapıyor. Noterlik ve Uzlaştırmacı unvanlarına hak kazandı. Çocukluğundan bu yana yağlı boya resim ile ilgileniyor. Folklorik danslar ve latin danslara da olan merakı nedeniyle bu alanlarda da amatör şekilde uğraşısını devam ettiriyor. Üniversitede okuduğu dönemde Fotoğrafçılık Topluğuna üye olarak ilk defa fotoğraf ile tanıştı, fotoğraf çekmeye olan merakının artmasıyla en son Yönetim Kurulunda da görev aldı.

POPÜLER İÇERİKLER

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kamera Çözünürlüğü ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Dijital kameralar hayatımıza girdiğinden beri megapiksel yarışı devam ederken, son birkaç yıldır özellikle kamera çözünürlüğü alanında büyük bir artış yaşandı, 41 Megapiksel kameralı telefonlardan...
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Fotoğrafta odaklama teknikleri

Fotoğrafta Odaklama Teknikleri