Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

Zaman sorgusuz sualsiz akıp giderken telefonla çekilen fotoğraf denilebilecek görüntüleri de özel bir dosya altında biriktirmeye başladım. Özel bir gayret göstermesem de sahneleri baba dijital makine ile taşınabilir telefon arasında pay etmeye başlamıştım. Telefon aynı telefon olsa da arşive girenler artık daha fotoğrafımsı olmaya başlamıştı.

_

Yazının ilk halini Ağustos 2019 tarihinde yayınlamışız. Bu kadar zaman sonra biraz tekrarı göze alarak…. Cümlenin devamı gelmiyor. Tabii ki yeni eklerle genişletmek söz konusu. Hem zaten siz de eski yazıda yazanları unutmuşsunuzdur (!)…

Hikâye -dersek- başlangıcı 2010 yılına dayanır. Vodafone’dan ayrıldıktan sonra ilk defa kendime bir taşınabilir telefon almam gerekti. Zincir mağazalardan birine girdi ve satıcıya sordum: “fotoğraf makine kısmı olmayan bir telefon istiyorum”. Satıcının anlamadığını yüz ifadesinden anladığımdan açıklama gereği duydum: “iki iyi fotoğraf makinam var. Sadece telefon olarak kullanacağım bir şey istiyorum”. Bakışında “bu garip adam da nerden çıktı” ifadesine aldırmadan saf bir şekilde cevabını bekledim ve “böyle bir telefon yok. Yani bütün telefonlarda fotoğraf çekme özelliği var” dedi. Benimki ukalalık ve biraz da kendini beğenmişlik. Tabii keseme uygun bir tane aldım. O telefonla fotoğraf çektim mi? Gerçekten hatırlamıyorum. Kayda değer anlar olsaydı hatırlardım diye düşünüyorum. Muhtemelen çekmişimdir.

Tetikleyici (ne neyi ne için tetikliyor ki?) unsurlardan biri de Beyhan’ın Kapadokya gezimizde peri bacası tepesine konmuş bir kuş fotoğrafını “ceptir” diye Cem’in de dahil olduğu klanımızın haberleşme kanalında yayınlaması oldu. Beyhan’la Cem’i tanıyorsunuz.

Biz de önce şaka yollu sonrasında ciddi ciddi “ceptir fotoğraf değildir” tartışması latifelerle sürdü gitti. Tabii Cem’le birlikte Beyhan’a nazire olsun diye sürekli cep telefonu ile çektiğimiz görüntüleri “ceptir” diye ortaya koymaya başladık.

2017 yılında Bergama’nın sokaklarında ve arastasında fotoğraf çekmiş, bir 24-70, bir 70-200 le birlikte baba D850 çantada sırtımda ana yolun kenarında her daim soluklandığım kahveye yaklaşırken ve elimde cep telefonunu kurcalamaya çalışırken bu sahnenin önünde durdum:

Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

Alelacele kamera modu ve deklanşöre bastım.

Beyhan’ın dediği gibi “en iyi makine sürekli yanında olandır” a ek olarak “hatta sürekli elinde olandır”

Gururla paylaştım. İyi bir fotoğraftı. Ancak, birbirimiz takip ettiğim ve ortak noktamız birbirine yakın arklı zamanlarda Yemen’de fotoğraf çeken “R.C” rumuzlu sanal dünya arkadaşım şöyle bir yorum (cevabımdaki kelime hataları benim dikkatsizliğimden. Düzeltmem gerekirdi) yaptı:

Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

Birçok fenomen fotoğrafçı gibi haklıydı.

Ancak ben, Beyhan ve Cem bu işten keyif alıp eğlenmeye başlamıştık. Gelişme gösterip (!) daha fazla fotoğraf olabilecek sahnelere odaklanmaya başladık.

Ben biraz fazla odaklanmış bile olabilirim.

Tabii bu arada telefonum değişmiş iyi sayılabilecek görüntü kaydedebilen bir marka modele sahiptim.

Sonra,

Bu fotoğrafla bir yarışmada sergileme derecesi kazanınca insan şaşkınlıkla gururlanma karışımında kalıyor.

Burada neyi konuşuyoruz ki? Fotoğraf düşünebilmenin ve görebilmenin esas olduğu

Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

doğru anda zamanı durdurabilme değil midir? İlk ikisi için bilgiye, üçüncüsü içinse beceriye ihtiyacı olur fotoğrafçının…

Zaman sorgusuz sualsiz akıp giderken telefonla çekilen fotoğraf denilebilecek görüntüleri de özel bir dosya altında biriktirmeye başladım. Özel bir gayret göstermesem de sahneleri baba dijital makine ile taşınabilir telefon arasında pay etmeye başlamıştım. Telefon aynı telefon olsa da arşive girenler artık daha fotoğrafımsı olmaya başlamıştı.

Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

Bu gidişin

Buraya varacağını hiç ama hiç düşünmemiştim. Oldu…

Bu sergide yer alan fotoğrafların sunumu Youtube kanalımda yer alıyor. Aynı zamanda albüm de yaptım. Sağ olsunlar hem Beyhan hem de Cem giriş yazılarıyla beni onurlandırdılar. Yazının sonunda bağlantılarını bulabilirsiniz.

Dolayısıyla albüme erişebileceğinizi düşünerek burada sadece iki örnek fotoğraf yeterli olacaktır.

Fotoğraf makinalarını mukayese etmeli mi?

An itibariyle durum güncellemesi

Hem blog sayfamızda hem de İfsak Blog sayfasında sayısal sensör teknolojisinin yürüdüğü yoldan bahsetmiştim. Mikro işlemcilerin de gelişmesi yazılım olarak telefonların fotoğraf yanında oldukça iyi gelişmeler sağladı ve sağlamaya devam edecek.

Bahsetmediğin kısım ise Hollanda seyahati dönüşünde elimde (cebimde) bir adet Xiaomi Leitzphone olmasıydı. Bana yukarıda bahsettiğim çalışmalarda yol arkadaşı olan telefonumun pili zayıfladığı için (pilini değiştirt değil mi?) yeni bir telefon almaya karar verip araştırınca sora sora Bağdat’ın bulunduğu gibi ben de bu markanın bu modeline varıvermişim.

Gözlerimi kamaştıran mercek ve fotoğraf aksamının “Leica” olmasıydı. Üstüne üstlük Leica’nın M3 ve M9 modellerinin dijital uygulaması vardı. Ayrıca elimdeki zoom objektifler gibi zoom yapan bir objektife sahip.

30 cm yakın çekimden 14 mm geniş açı ile başlayıp YZ destekli 120x zoom özelliği, yani 2760 mm demek oluyor. Ancak bu abartı olmuş. Benim için limit 700 mm oldu. Bundan sonra özelliklerini merak edenlere internetten bulmasına bırakıp örnek fotoğraflarla yazının sonunu getirelim.

Bu esnada

İnstagramda iki paylaşımla karşılaştım. Birinde baba bir dijital makine ile cep telefonun ay fotoğrafları çekimini yaparak izleyiciye mukayese etmesi için sunuyordu. Bir başka paylaşımda ise telefonla çekilen fotoğrafların iyi olmaması anlatılıyordu.

Merak bu ya, ben de yeni telefonumla ay fotoğrafı çektim ve instagramda paylaştım.

Niyetim iki paylaşımı yapan arkadaşın dikkatini çekmek istediğim nokta elindeki ekipmanı özelliklerine göre kullandığında en başta belirttiğimiz üç esas noktayı uygulayabiliyorsan çamaşır makinasıyla bile fotoğraf çekebilirsin. Ara Güler bunu yapmadıysa muhtemelen “makinan ne marka?” diye soranlara laf anlatma gereği duymamasından diye düşünüyorum.

Son olarak

Kullanılan araçların tercihi fotoğrafçıya kalmıştır. Eğer fotoğrafçı bu aracın neler yapabileceğine vakıfsa ve buna uygun kullanırsa elindeki aracın ne marka ne de model önemi kalacaktır. Ve fotoğrafın teknolojisi yerine fotoğrafın özü hakkında çaba sarf etmek kültürel gelişme için daha faydalı olacaktır.

Kaynaklar:

https://drive.google.com/file/d/1cPu5tA1WYyoxG95wiLK09d8Yh7cpsHE4/view?usp=drive_link

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Cebimdeki Fotoğraflar

Tüm sanat dallarının ve bu dalların akımlarının sırtını felsefeye dayamış bir şekilde insanlara/insanlığa farkındalık yaratmak için uğraş verdiğimiz alanlar olduğunu göz önünde tutarsak hangi teknolojiyi kullanırsak kullanalım sanatın esas amacı değişmeyecektir. Unutmamamız gereken bir şey de fotoğrafı sanat yapan fotoğrafçıdır.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

2 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Cep telefonlarının yetenekleri her gün gelişse de hala gerçek bir fotoğraf makinasının yerini tutamıyorlar. Ama el yakan ekipman fiyatları birçoğumuzu cebimizdeki telefonlara muhtaç ediyor bizi.
Yazı için teşekkürler Okyar abim.
Selam ve saygılarımla.

Bu makaleyi paylaş

Okyar Atilla
Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER