Fotoğraf Okumaları (Enver Şengül)

Fotoğrafçı, sıradan görünen bir mahalle evinden evrensel bir insanlık hikâyesi çıkarmayı başarmıştır. Başarılı kompozisyonu, renk kullanımı, ışık dengesi ve simgesel anlatımıyla bu kare, uzun süre hafızalarda kalacak nitelikte güçlü bir belgesel fotoğraf örneğidir.

-

Merhaba,

Fotoğraf sanatına gönül verenlerin büyük saygı duyduğu isimlerden Enver Şengül hocamızın, bir kenar mahallede çektiği bu kare; estetik gücü, görsel dili ve anlattığı yaşam hikâyesiyle izleyiciyi ilk bakışta etkisi altına alıyor.

Fotoğrafın en belirgin yönlerinden biri, güçlü kontrast yapısı ve grafik kompozisyonudur. Koyu lacivert tonlarla kaplı üst bölüm, alt taraftaki canlı mavi duvarla çarpıcı bir karşıtlık oluştururken, beyaz pencere çerçeveleri bu kontrastı daha da belirgin hâle getiriyor. Böylece izleyicinin gözü, doğal olarak pencereye ve oradan da fotoğrafın asıl öznesi olan güler yüzlü kadına yöneliyor. Renklerin birbirini destekleyen etkisi, fotoğrafa hem dinamizm hem de güçlü bir görsel çekicilik kazandırıyor.

Fotoğraf Okuma (Enver Şengül)

Kompozisyon açısından bakıldığında iki pencerenin oluşturduğu simetrik düzen, bacanın eğik yerleşimi ve sol üst köşeden yükselen duman sayesinde bilinçli biçimde kırılıyor. Bu küçük asimetri, durağanlığı ortadan kaldırırken fotoğrafa hareket ve yaşanmışlık hissi katıyor. Fotoğrafçı, mimari unsurları yalnızca arka plan olarak değil, anlatının ayrılmaz parçaları olarak değerlendirmiş.

Duvar yüzeyindeki çatlaklar, dökülen sıvalar, eskimiş boya katmanları ve pencerelerin yıpranmış dokusu, taşra yaşamının izlerini sessiz ama güçlü bir biçimde anlatıyor. Kullanılan geniş açı etkisi ve hafif aşağıdan yukarıya bakış, yapıyı olduğundan daha etkileyici gösterirken, insan figürünün bulunduğu pencereyi görsel hikâyenin merkezi hâline getiriyor.

İlk bakışta izleyiciyi etkileyen unsur, elbette pencereye yaslanmış kadının içten ve samimi gülümsemesidir. Soğuk kış koşullarına rağmen yüzündeki sıcak ifade, fotoğrafın duygusal merkezini oluşturuyor. Mavi tonların hâkim olduğu serin atmosfer içinde insan yüzünün sıcaklığı, görsel anlamda güçlü bir denge kuruyor. Bu nedenle fotoğraf yalnızca bir yapı fotoğrafı değil, insanın yaşam sevincini anlatan bir belgesel niteliği de taşıyor.

Ucuz boya ile badana edilmiş mütevazı bir ev, sert kış koşulları ve yoksulluğun izleri… Buna rağmen dışarıya açılan pencereden taşan samimi tebessüm, insanın mutluluğunun maddi imkânlardan çok daha farklı kaynaklardan beslendiğini gösteriyor. Anadolu insanı, çoğu zaman sınırlı imkânlarla yaşasa da evini temiz ve düzenli tutmaya, yaşam alanını güzelleştirmeye özen gösterir. Küçük mutluluklarla yetinmesini bilir. Sokaktan geçen bir komşuyu görmek, bir selam almak ya da hâl hatır sorulması bile onun için büyük bir sevinç kaynağı olabilir.

Bu fotoğrafta beni en fazla etkileyen unsur ise güler yüzlü kadın ya da canlı renkler değil; bacadan yükselen dumandır.

Çünkü tüten bir ocak, yalnızca yanan ateşi değil; hayatın sürdüğünü, evin yaşadığını ve umudun devam ettiğini simgeler. Türk kültüründe “ocak” kelimesi sadece ateş yakılan yer anlamına gelmez; aileyi, evi, neslin devamını ve yaşamın sürekliliğini de ifade eder. Bacadan yükselen ince duman, bu nedenle sıradan bir ayrıntı değil; fotoğrafın en güçlü simgesidir.

Ocak, pişen aşın yeridir. Aşın pişmesi ise evde açlığın olmadığını, babanın alın teriyle nafakasını kazandığını, annenin ise emeğiyle o yuvayı ayakta tuttuğunu düşündürür. Dolayısıyla bu küçük ayrıntı, fotoğrafın anlattığı hikâyeyi çok daha derin bir kültürel zemine taşımaktadır.

Ocak aynı zamanda umuttur. Bu kavram yalnızca aileyi değil, milletin devamlılığını da temsil eder. Nitekim Mehmet Âkif Ersoy, İstiklâl Marşı’nda;

“Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;

Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak…”

dizeleriyle tüten ocağı milletin varlığının, bağımsızlığının ve geleceğinin simgesi olarak ölümsüzleştirmiştir.

İşte bu nedenle fotoğraftaki ince duman, yalnızca bacadan çıkan bir duman değildir; yaşamın, umudun, direncin ve devam eden hayatın sessiz ama son derece güçlü bir göstergesidir. Fotoğrafın etkisi de tam burada ortaya çıkmaktadır. Estetik unsurlar ile kültürel semboller aynı karede buluşmuş; teknik başarı, güçlü bir insani anlatımla desteklenmiştir.

Fotoğrafçı, sıradan görünen bir mahalle evinden evrensel bir insanlık hikâyesi çıkarmayı başarmıştır. Başarılı kompozisyonu, renk kullanımı, ışık dengesi ve simgesel anlatımıyla bu kare, uzun süre hafızalarda kalacak nitelikte güçlü bir belgesel fotoğraf örneğidir.

Kendilerini bu anlamlı çalışmaları için içtenlikle kutluyor, son söz olarak şu güzel temennimizi paylaşıyoruz:

Ocaklarınız hep tütsün…

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Sessizliğin Kıyısında

Fotoğrafın en etkileyici yanı, hiçbir dramatik olaya ihtiyaç duymadan izleyicide derin duygular uyandırabilmesidir. Bu sade anlatım, güçlü fotoğrafın en önemli özelliklerinden biridir. İzleyiciye hazır cevaplar sunmak yerine, kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak anlam üretmesine izin verir.

Geçmişe Açılan Kapı

Kare büyük olasılıkla geniş açı bir objektifle (yaklaşık 16–24 mm eşdeğeri) ve oldukça alçak bir bakış noktasından çekilmiştir. Bu tercih, taş döşeli yolun perspektifini belirginleştirirken, iki yandaki duvarların oluşturduğu doğal çerçeve sayesinde gözü doğrudan şatonun kulesine yönlendirir.

Fotoğrafta Kurgu gerekli mi?

Bir kısım fotoğrafsever var ki, fotoğrafta gördüklerinin kurgu olduğunu anlarsa onu hemen yok sayar, yokumsar, değersiz bulur, küçümser. Kurgu aşikâr değilse bile, ayan beyan anlamayıp şüphede kalırsa, kurgu izleri sezerse dahi şiddetle yadsır, fotoğrafın “hormonlanmış” olduğunu düşünür.

Ateşin Sabırla Yoğurduğu Emek

Ustanın yüzündeki dikkat, elindeki alet, önündeki alev ve çevresindeki onlarca bakır kap, yılların birikimini temsil ediyor. Burada görülen yalnızca fiziksel bir emek değildir; kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi, sabır ve ustalıktır.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

4 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Okyar Atilla
Editör / Yazar
Makale Puanlama :
     

Muhtemelen fotoğrafta yer alan unsurlar her izleyicinin bam teline basacaktır (basmıyorsa fotoğrafa bakmaz zaten). Duman, baca, bacının yanındaki kör delik, pencereler, pervaz, pervazın altındaki sıva deseni, boya çatlakları, kadının gülümsemesi duvardaki gölgeler, izler… Bu tam da Barthes’in (yine mi Barthes?) puctum dediği şey olmuyor mu? Ama…. Ama duvarın rengi… Çivit mavisidir mirim. Kadim Anadolu’nun en sevdiği renklerinden biridir. Nasıl Karadeniz’in yeter artık denilen yeşillikleri arasında bir evin mor pencere pervazları gözümüze girerse Afyonkarahisar’ın da çivit mavisi cumbalı evleri Mevlana mahallesinde, Kula’nın arka sokaklarında ya da orada burada hiç beklenmedik bir anda ve yerde pattadanak karşınıza çıkıverir ve öylece kalakalırsınız. Fotoğrafa baktığınızda bir an gözünüzü kapatın ve kadrajın dört kenarındaki çivit mavisi duvarları hayalinize sığmayıncaya kadar genişletip minimal bir fotoğraf düşleyin. Kadının gülümsemesine hüzünlü dumanlar yoldaş olsun.

Alpaslan Akbulut
Alpaslan Akbulut
Makale Puanlama :
     

Sn.Enver Şengül,
Elinize , emeğinize sağlık. Güzel kompozisyon, soğuk renkler içerisinde sıcak (yüzdeki renk dalgalanmasını çözemesem de ) bir ilgi noktası.
Sn. Mikdat Besni’nin duman – tüten ocak çözümlemesi ve buradan yola çıkarak yerelden evrensele yol açması muhteşem . Bu fotoğrafı yorumsuzken görsem, duman ilgi dağıtıyor diye düşünürdüm.Sn .Besni’nin yorumuyla fotoğraf okuma ve fotoğrafa yaklaşımda ufkumu genişleten bakış açısını yakalamada bir adım daha ilerlediğmi belirtmeliyim.
Yeniden teşekkürlerimle , ışığınız bol olsun.

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Yorumun sahibi  Alpaslan Akbulut

Teşekkürler Alpaslan Bey’im.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Fotoğraf için Enver hocama, yorum için Mikdat abime teşekkür ederim.
Selam ve saygılarımla…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Mikdat Besni
Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini anlayınca, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine, iyi fotoğrafın ve fotoğrafçının ön plana çıkmasına destek olmaya çalışmaktadır. Fotoğraf sanatını esas alan bazı oluşumların, kitap ve dergilerin editörlüğünü yapmıştır. Kristal'e Mektuplar başlığıyla yaptığı yorumları, aynı isimle kitap olarak yayınlanmıştır. Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf ve Video Bölümü Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Önal bu kitabın güzel sanatlar fakülteleri başta olmak üzere birçok akademik kuruluşlar için iyi bir kaynak olacağını nitelemiştir.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER