Fotoğraf ve Gölge

Bence “gölge” ile ait olduğu nesnenin “gizem” tarafına gönderme yapılması fotoğrafı ve kompozisyonu güçlendirecek bir davranış olacaktır. Bu aynı zamanda fotoğrafçının konuyu bilinçli olarak ele aldığının da işaretidir. Dolayısıyla her fotoğrafın anlam okumasını iyi yapmalıyız.

Bu yazı sadece görsel sanatlarda “Gölge”nin yeri hakkında fikir vermek için kaleme alınmıştır. Yazının sizi formatlamasına izin vermeyin. Doğru yol bunları önceden bilip, Bresson’un yaptığı gibi fotoğraf çekerken düşünmemektir.

-

Alışkanlık haline geldi. Bende. Fotoğraf derneğimizde geleneksel sergi konusunu belirliyoruz ve ben bu konu üzerine aklımın erdiğince yazıyorum. Açıkçası nasıl başladığını bilmiyorum. İlki “Minimal”di. Konuyla ilgili derneğimizde yapılan etkinlere katılıp üstüne Yener Torun eğitmenliğinde minimal atölyesine katıldıktan sonra ilk yazımı yazmıştım. Geçen seneki “Denge” konusunda ise önce akademisyenlerin paneline, arkasından sayın Tayfun Kocaman’ın sunumuna katıldıktan sonra bir yazı yazıp paylaşmıştım.

“Gölge” kavramsal yanı ağır basan bir konu olarak karşımıza çıkıyor. “Gölge”nin peşine düşerek (hep o bizim peşimizde olacak değil ya) araştırmaya ve okumalara başladım. Diğer yandan “Gölge” için kim ne yapmış diye bakınıyordum. İnternetten bulduğum makalelerin yanı sıra üç kitap aldım ve okudum. Birçok fotoğraf sitesinde “gölge” fotoğraflarını öğrendiklerim çerçevesinde kendime yorumlamaya başladım. Tabii sonunda bu yazı ortaya çıktı. Yazının akademik bir yanı yok. Olamaz da. “Gölge”nin sanat içindeki izlerinden yola çıkarak düşüncelerimi paylaşıyorum.

Gölgenin görsel sanatlarda kabul görmesi Batı resminde perspektifin kullanılmasıyla başlıyor. Buna karşılık uzun bir süreçte perspektifin göz ardı edilmesi nedeniyle Doğu resminde gölge yoktur. Ancak doğulu sanatçılar gölgeyi bilmelerine rağmen gösterme konusunda çekimser kalıyorlar. Okuduğum makalelerde yapılan açıklamalar bu yönde. Zaten resimlere de bakınca gölgenin olmadığını fark ediyorsunuz. Sadece bazı Japon sanatçıları belli belirsiz “gölge” ye yer vermişler. Üzerinde ışık olan bir nesnede gölge vardır. Gölge nesnenin hacminin ve derinliğinin iki boyutlu düzlemde algılanmasını sağlayacaktır. Bu da perspektif demektir.

Fiziksel olarak ele aldığımızda gölge ancak “ışık” ve “nesne” olması halinde ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla ikisinin birbirleri ile olan durumları gölgenin nasıl olacağını belirleyecektir.

Her sıfatın zıttı ile var olduğu gerçeğinden yola çıktığımızda ışığa bağlı aydınlık “karanlık” kavramı ile var olacaktır. Karanlığın kötü yanını korku, suç dünyası diye tanımlayabiliriz. Biraz iyimser yanı “gizem” olur. Bilinmezlik, merak yaratma da diyebiliriz. Karanlığın iyi yanı her türlü pisliği, çirkinliği örtmesidir. “Gölge” karanlığa benzese de karanlık ışık olmadığında var iken gölge ışık varsa vardır. Bu önemli bir zıtlık olmasına rağmen “gölge” de karanlıktır. Soğuktur. İnsanın ruhunu hapseden bir yanı vardır. Kişiliği silen bir yanı vardır. Belirsizdir. Merak uyandırır. Gölge gördüğümüzde şüphe ile bakmamıza neden olur. İşte bence fotoğrafçı olarak “gölge”yi ele alırken bu kavramları genişletmek ve yorumlamak yaratıcı düşünmemizi sağlayacaktır. Ve iş bu düşüncelerimizi fotoğraf olarak yapmaya, bulmaya kalacaktır. Bu ifadelerim ışığında okuyucular düşüncelerini zorlayarak daha kapsamlı tanımlamalar yapacaklardır. Ayrıca sadece internette yapacakları araştırma ile örnekler (bu örnekler Platon’un mağara alegorisi ile başlar) ve kaynak bulacaklardır.      

Barok dönemin en bilinen iki Işık-Gölge ressamı Rembrandt ve Caravaggio modellerin konturlarını, ayrıntılarını gölgeyle yumuşatarak saklamayı tercih ederler.

Hatta ışığı da gölgeleriyle harmanlarlar. Bu dönemdeki resimlerin ortak bir özelliği de ışığın kaynağından çoğunlukla sol-üstten ya da ön taraftan aydınlatmanın tercih edilmesidir. Bu tarzı portre fotoğraflarında tercih edilmesi çok sık karşılaştığımız bir tarzdır. Ya da bir filmin 15’nci ya da 16’ncı yüzyıla atıfta bulunan sahneleri varsa yapımcının ışık kullanımı hemen Rembrandt tablolarındaki gibi oluveriyor. Yakın zamanda bir kere daha izlediğim Melekler ve Şeytanlar (Angels & Demons) filminde din adamlarının sahnelerinde bu tarz ışık tercih edilmişti.

Modern dönemde gölge konusunda dikkat çeken ressamların en başında Chirico gelir. Boş meydanlar, mimari eserleri sert gölgelerle resmeder. Benzer şekilde Picasso’nunda gölgenin öne çıktığı resimleri vardır; “Gölge” ve “Modelin Üzerindeki Gölge” en çarpıcı olan iki resmidir.

“Gölge” Duchamp’ın tablolarında da yer bulmuştur. Tabii ele alınış şekli Duchamp’ın “hazır-yapım” anlayışına uygun bir şekildedir. “Tu m” tablosunda bir şarap açacağı (tirbuşon) gölgesi resmedilmiştir. Yani nesneleri “hazır-yapım sanat” olarak kullanmaktan nesnelerin gölgelerini “hazır-yapım” kullanmaya geçiştir. Nesnesiz gölge olmayacağına göre de Duchamp, bana göre soyut sanat felsefesine gönderme yapmaktadır.

Ya Warhol’un “Gölgeler” sergisine ne demeli? Bu sergide sunulan eserlerde hem Duchamp hem de Chirico izleri (eleştirmenler böyle söylemişler) bulunur. Ancak bu gölgelerin nesneleri hakkında bir tanımlama yapmak da mümkün değildir. Yani Warhol Duchamp’dan bir adım daha ileri gider.

Hülya Akkaya - Fotoğraf ve Gölge
Fotoğraf: Hülya Akkaya
Hülya Akkaya - Fotoğraf ve Gölge
Fotoğraf: Hülya Akkaya

Çağlar boyunca “Gölge”ye negatif anlam yüklemesi sürekli olarak yapılmış. Korku filmlerinde ya da bir filmin korku sahnesinin gölge temasıyla başlaması bunun sonucudur. Ya da sıradan bir modelin, nesnenin çarpıtılarak yansıtılan gölgesinin korkunçluğuyla eser sahibinin ya da modelin ruh haline gönderme yapılması uygulanan bir yöntemdir.

Bütün bunların yanı sıra “Gölge” konusu üzerine sanal ortamda araştırma yaptığımda karşıma İFSAK’ın düzenlediği etkinlikler çıkmaktadır. Başka derneklerin bu konu üzerine çalışmalarına rastlamadım. Bu etkinlikler “Işığın Peşinde Gölgenin İzinde-Özkan Samioğlu” atölyesi, “Işık ve gölge-Timurtaş Onan” semineri, “Zıtların Uyumu- İFSAK Işık ve Gölge Proje Grubu” çalışması ve Arzu Karamani Pekin’in “Gölge” sergisi bilgisine rastladım. Anladığım İFSAK “Gölge” konusunu tekrar eden atölyeler ile sürekliliğe kavuşturmuş. Ayrıca yabancı web sitelerinde yapay ışık kullanarak kurgu gölge fotoğrafları fikirleri veren birkaç videoya da rastladım.

Konu üzerine bulabildiğim fotoğrafların ortak özellikleri gölgeyi üç temel kavramda ele almış olmalarıydı;

  1. Minimal
  2. Doku
  3. Estetik

Bu üç başlıkta yer alan fotoğrafların ortak yanı belirgin gölge için ışığın çok ama çok iyi kullanılmalarıydı. Birinci ve ikinci grupta olanlar tahmin edebileceğiniz gibi mimari ağırlıklı, üçüncü grupta olanlarda kadın modellerin olduğu fotoğraflardı. Bir tanesinde bana farklı geldi. Sudaki yansımalar (“yansıma da bir nevi nesnenin detaylı görünmesini sağlayan bir gölge mi?” diye düşünmeden edemiyorum) modelin ve nesnelerin karaltısı/karartısı [1] olarak fotoğraflanmıştı. İşte bu “yansıma-gölge” ilişkisinin sorgulanması (Hülya Akkaya’nın böyle bir fotoğrafını görüp yazıya ekleyince sevindim) ile fotoğrafçı fark yaratmıştı.  Ne yazık ki web sitesi fotoğrafçının adından bahsetmiyordu.

İlginç olan bir başka taraf da filmlerde gölgenin korku unsuru olarak tercih edilmesine karşın fotoğrafçıların bunu tercih etmemiş olmalarıydı. Ancak bazı fotoğrafçılar gölgenin nesnesini kadraj dışında bırakarak ya da nesneyi fark edilmeyecek şekilde ele alarak “gölgenin nesnesinden daha önemli” olduğu kabulüne atıfta bulunuyorlardı. Göremediğin ancak var olan şeylerin olduğunun vurgulanmasıdır birazda… Ayrıca çağlar boyunca Batıda dini tasvirlerde kabul bulan “insanüstü varlık” tanımının bilinciyle resimlerde bu modellerin gölgeleri “gölge”nin resimdeki önemi bilinmesine rağmen gösterilmedi. Bunu da döneme ilişkin resimlerde görebilirsiniz.

Bence “gölge” ile ait olduğu nesnenin “gizem” tarafına gönderme yapılması fotoğrafı ve kompozisyonu güçlendirecek bir davranış olacaktır. Bu aynı zamanda fotoğrafçının konuyu bilinçli olarak ele aldığının da işaretidir. Dolayısıyla her fotoğrafın anlam okumasını iyi yapmalıyız.   

Rönesans döneminin en sevdiği “Chiaroscuro aydınlatması” tarzına uygun az sayıda gölge fotoğraflar karşıma çıktı. Bundan da diğer fotoğrafçıların “gölge”yi çarpıcı bir şekilde izleyiciye sunma eğiliminde olduğu varsayımında bulundum. Belki de etkinlikleri düzenleyenlerin yönlendirmeleri bu şekildeydi. Bilmiyorum. Kısaca “Chiaroscuro aydınlatması”nın üç tarzından bahsetmek gerekir;

Rembrandt Aydınlatması: Kompozisyon içinde belli yerler aydınlatılırken diğer yerler tam ya da karanlıkta kalır. Aydınlıktan karanlığa yumuşak bir geçiş yapılır. Arka planda ışık çok az vardır.

Comeo Aydınlatması: Işık kompozisyon içinde belli bir noktada (bu noktaya punctum diyebilir miyiz?) yoğunlaşmıştır. Arka plan tamamen karanlıktır.

Sluet Aydınlatması: Adından da anlaşılacağı gibi bu sefer arka plan aydınlık model ve nesneler karanlıktır. Doku ve tonlama yoktur. 

İfade etmeye çalıştığım bu üç tarzda da ışık ve gölge iç içe geçmiştir. “Gölge” üzerine Leonardo da Vinci’den de bahsetmeden geçemeyiz. Leonardo “bağıl gölge” ve “atılan gölge”den bahseder. Bağıl gölge, nesnenin aydınlık tarafının kendi üzerinde karanlıkta bıraktığı kısımdır. Atılan gölge ise nesnenin başka bir düzlemdeki izdüşümüdür. İşte Leonardo ile başlayan “Chiaroscuro aydınlatması”nda “bağıl gölge” baskındır. Modellerin ve nesnelerin konturları gölge ile yumuşatılmış olarak tasvir edilir. Leonardo ışığın gölge içinde eritilmesine “sfumato” diye tanımlar.

Dolayısıyla “gölge”nin görsel tanımına şunları ekleyebiliriz:

  • Rönesans tarzı bağıl gölge; “Chiaroscuro aydınlatması” tercihiyle.
  • Nesnesi olmaya gölgeler; Bu hem “ruhani” hem “korku” hem de “gizem” kavramları ile düşünülebilir.
  • Gölgesi olmayan nesneler; Bu da bir önceki madde gibi ele alınabilir. Bence bu tarz fotoğraflarda tipik bir “gölge” fotoğrafı olacaktır. Ancak tercih edilme noktasında gölge için sahip olduğumuz paradigmalar nedeniyle kabul görmeme olasılığı yüksektir.

Aslında fotoğrafçının kendi tarzına göre bu altı maddeyi farklı oranlarda harmanlayıp ele alması da mümkün olacaktır. Zaten doğrusu da bu değil mi?

Yazıda bahsettiğim sanatçıların resimleri/fotoğrafları örnek olması için az sayıda paylaşıyorum. Aramaya başladığınızda internette karşınıza çıkacaktır. Bu yazı sadece görsel sanatlarda “Gölge”nin yeri hakkında fikir vermek için kaleme alınmıştır. Yazının sizi formatlamasına izin vermeyin. Doğru yol bunları önceden bilip, Bresson’un yaptığı gibi fotoğraf çekerken düşünmemektir.

Son söz

Gölgesiz bir hayatımız olmuyor olamıyor. İstesek de istemezsek de üzerimize ışık düştüğünde hayatımızın sergilemek istemediğimiz tarafından bir şeyleri bu gölgenin içine atıveriyoruz. Ancak ve sadece biz o karanlık tarafa baktığımızda bunları imgeleyebiliyoruz. Yazıda paylaştığım fotoğraflar değerli fotoğrafçı Hülya Akkaya’ya ait. Yazıdan bahsedip fotoğraf istediğimde hiç beklemeden “Evet” dedi. Hülya Erzincan doğumlu olsa da bana göre dünya vatandaşı. Doğu Anadolu’da öğretmenlik yaptığı (Modern Çalıkuşu desem…) dönemde sanat için özellikle çocuklarla birlikte birçok etkinlik gerçekleştirdi. İzmir’de fotoğraf çalışmaları soluksuz devam ediyor. Kişisel ve birçok karma sergisi oldu. Derneklerde projelerinin sunum ve söyleşilerini yapıyor. Down sendromlu çocuklarla olan “Kalp Kalbe Karşıdır” projesi bir başka güzel. Sanatını toplumda farkındalık yaratmak amacıyla yapan bir kardeşimiz.

Gölgesi bol fotoğraflar dileğimle…

Derken yazımı, Tekin Ertuğ’un ‘GÖLGE İLE DİYALOG; “VARLIK ve YOKLUK” Öyle Bir Fotograf ki!?’ makalesini okumanızı tavsiye ederek bitiriyorum..

Esen kalınız…

Okyar Atilla

İzmir, Mart 2020

[1] Fotoğraf kuramcısı Tekin Ertuğ’un dikkatime sunmasıyla kendimde bir tartışma yarattı. Kelime anlamı olarak TDK da “karaltı: uzaklık ya da karanlık nedeniyle kim ya da ne olduğu tam olarak seçilemeyen, belli belirsiz, koyu renkli şey, hafif karanlık, leke” anlamına geliyor. “karartı: kararmış yer, siyahlık”. Etimolojik olarak da aynı kökten geliyorlar. Ancak İngilizce karşılıklarına baktığımda “karaltı: silhuette, smudge, blur, black spot ve shadow”, karartı: mist, dark object, tarnish, fog, shadow” sırasıyla verilmiş. Buradan da sanki yüklenmek istenen anlama göre seçilmesi gereken bir kelime olarak yorumluyorum. Dolayısıyla “gölge” nin tanımını genişletmek amacıyla yazıda iki kelimeyi de ardışık olarak kullanıyorum.


Kaynaklar

  1. Light and Shadow in Painting, Kazuko Mende, Journal for Geometry and Graphics, 2001
  2. Mimaride Işık ve Gölgenin Psikolojik Etkileri Üzerine Bir Araştırma, İlhan Altan, Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi
  3. Resim Eğitiminde Işık ve Gölgenin yeri ve Önemi, Birgül Akbaba, Yüksek Lisans tezi, Marmara Üniversitesi, Resim-İş Öğretmenliği Anabilim Dalı, 2006
  4. Resim Sanatında Gölge, Yrd. Doç. Dr. Birsen Giderer, AİBU Güzel Sanatlar Fakültesi resim Bölümü, 2017
  5. Varlık ve Biçim Bağlamında Gölge Pratikleri, Sadık Arslan, Sanatta Yeterlilik Tezi, Hacettepe Üniversitesi GSE Resim Ana Sanat Dalı, 2019
  6. De Chirico’nun Mimari Evreni, e-skop, 2016, 03.2016 tarihinde Pera Müzesi’nde yapılan sunumun video kaydı ve metni
  7. Işık ve Gölge, Jose M. Parramon
  8. Işık Gölge, Caner Karavit
  9. http://www.kameraarkasi.org/kompozisyon/golge/sanatsaletkiler/sanattarihindegolge.html
  10. https://www.gizushka.com/golge-fotograflari/
  11. https://www.trthaber.com/foto-galeri/secilen-golge-fotograflari/828.html

İlişkili İçerikler

789 Yılda Alanya

Alanya Belediyesi tarafından 2010 yılında basılan “789 (789 Yılda Alanya)” isimli harikulade bir albümü paylaşmak isteriz. Bir süre AFSAK (Alanya Fotoğraf Sanatçıları Kulübü) Başkanlığı ve TFSF Denetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunan ve albümün oluşmasında ciddi anlamda payı bulunan sayın Ali Aral’ın bize hediyesidir.

Foto-graf Dernekleri, Klüpleri, Blogları vb… Kendi tarihlerini yazmalılar

Geleceği kurmak ve/ya geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemek istiyorsak, geçmiş zamanın bütün deneyim ve bilgilerinden yararlanmamız icap eder. Fakat elimizde geçmişe dair yeterli doküman yok ise, yararlanabileceğimiz bir şey de yok demektir.

…Deneyimler ve bilgiler kuşaktan kuşağa sözlü ve yazılı olarak aktarılmadığı takdirde, yeni kuşaklar sürekli sıfırdan başlamak zorunda kalırlar.

Belgesel Fotoğrafçılık – Bölüm 4

Belgesel fotoğrafçılığın Türkiye’deki gelişimine bakarken, öncelikle tarihi benzerlik ve yakınlık bağlamında 19. Yüzyıl İran’ında olup bitenlerden söz etmek gerekmektedir. 1848 yılında İran tahtına geçen Naserel Din Şah Kajar ülkesinde birçok reform yapmıştır.

Belgesel Fotoğrafçılık – Bölüm 3

Belgesel fotoğrafçılık genellikle daha karmaşık bir hikaye çizgisine sahip uzun vadeli projelerle ilgilidir. Foto muhabirliği ise daha çok sıcak haber ile ilgilidir (1). Özcan Yurdalan bu konuya şöyle açıklık getirir: “Sokak fotoğrafçılığıyla haber fotoğrafçılığı karıştırılır. Sokak fotoğrafçısı ve haber fotoğrafçısı olayın tekil anına odaklanır. Olayı izlerken sürece odaklanır. Ele aldığı konuyu görünen yanlarıyla değil arka plan ve neden sonuç ilişkisiyle birlikte anlatmaya çalışır.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
4 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Okyar merhaba,

Bu denli çetrefilli bir konuyu yazmaya karar verdiğin için seni önce kutluyor, sonra da verdiğin yerinde örneklerle konunun çok iyi anlaşılmasını sağlayan bu yazı için tebrik ediyorum.

Sanırım ben Rembrandt aydınlatmasını daha çok seviyorum. Kendimi, bu tarz ışıklarla fotoğraflar çekebilecek düzeye çıkarabilmek için devamlı eğitiyorum. elimdeki kısıtlı imkanlarla çok yavaş yol aldığımı hissediyorum. Çünkü konu gerçekten zor, deneyen bilir! Flaşınızı veya konunuzu birkaç derece fazla çevirin olay tamamen değişiyor. Öyle oturup salt kitap okuyarak, video izleyerek öğrenilecek cinsten bir konu değil. Deneyimlemeden olmuyor. İyi bir usta eşliğinde eminim çok daha hızlı ve faydalı olacaktır. Ama sen de biliyorsun bulamadık öylesini, bizim kısmetsizliğimiz demek ki!

Hülya (Akkaya) hanıma da buradan teşekkür etmek istiyorum, fotoğraflarını bizimle paylaştığı için.

Emeklerinize sağlık,
Selamlar, sevgiler.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Sebahattin bey siz kısmetsizlikten dert yanıyorsanız biz ölelim 🤣 Şaka bir yana bu iş sıkı pratik yapmadan olmuyor. Okunan izlenen söylenen unutuluyor, yapılan uygulanan kalıyor. 👍🏻

Öner BÜYÜKYILDIZ

“Yansıma da bir nevi nesnenin detaylı görünmesini sağlayan bir gölge mi?” tespitinize bayıldım. Kesinlikle katılıyorum. Hatta fotoğrafçılıkta daha fazla detay ve doku barındırması açısından gölge fotoğraflarına kıyasla yansıma fotoğraflarını daha fazla tercih ediyor ve beğeniyorum.

Çok güzel bir konu seçimi ve yazı olmuş Okyar bey. Ellerinize sağlık. Teşekkürlerimi sunuyorum.

Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

İyi yöneticilerin davranışları ve özellikleri

Bugün, her zaman yaptığımız fotoğrafçılık sohbetleri yerine, Sebahattin Demir'in büyüyen firmasındaki yöneticileri konuşalım istiyorum. Fotoğrafçılıkla ilgili sağlam yazılarımız da kuyrukta, yayınlanmayı bekliyorlar, sadece ufak tefek dokunuşları kaldı.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.

POPÜLER İÇERİKLER

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

Diyaframın kökeni dilimize Fransızca “diaphragme” kelimesinden gelmiştir, İngilizcede "Aperture" olarak tanımlanır ve “açıklık” anlamına gelir.

Fotoğrafta diyafram ayarlarını çekmek istediğiniz sahnenin ne olacağına göre siz belirlersiniz. Fotoğrafınızda nelere etki edeceğini anlamak için okumaya devam edin.
4
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x