Fotoğrafçı Kategorileri: Siz Hangi Tip Fotoğrafçısınız?

23

Günümüzde fotoğrafçıları tehdit eden, adeta bir veba gibi saran oldukça ciddi hastalıklar olduğu bilinen bir gerçektir. Birçoğumuz ekipman toplama sendromu ve bunun gibi diğer fotoğraf bağımlılıklarını duymuş olsak da, fotoğrafçı kategorilerini içerecek şekilde fotoğrafçılık terimini biraz genişletmek istiyorum. Bunların bazıları yıllardır zaten varken bazıları ise son zamanlarda İnternetin karanlık köşelerinden doğmuşlardır.

Son zamanlarda bu konuda birçok yazı ve araştırma okudum, videolar izledim. Okuduklarımdan ve izlediklerimden bir derleme yapıp bu yazıyı yazmaya karar verdim.

Önce marka fanatikleriyle başlayıp ardından daha spesifik türlere geçmek istiyorum.

1. Nikon Fanatikleri

Bir Nikon fanı yalnızca Nikon markalı ekipman ile çekim yapar. Nikon kameralar ve Nikkor objektiflerle uzun yıllardır çekim yapmakla birlikte, diğer kamera markalarına karşı şiddetli bir alerjik reaksiyon geliştirmiştir. Bir Nikon dövmesi vardır, kahvesini yudumladığı kupa bile bir Nikkor objektifin dışından yapılmıştır. Her yıl doğum günlerini kutlarken Nikon DSLR şeklinde çikolata kaplı pasta yer. Bu Nikon fanları çevrelerindeki hiçbir Nikon sunumunu kaçırmazlar. Nikon’un 100. Yıldönümünde sınırlı sayıda ürettiği fotoğraf makinesinin veya objektiflerin aşırı fiyatına bakmadan, ilk sahip olan onlar olur. Nikon Model 1’in sınırlı sayıdaki kristal model versiyonuna sahip olmaktan büyük gurur duyarlar. Aynasız kameraların çok hızlı artış gösterdiği günümüzde, Nikon fanlarının ölmekte olan bir cins olduklarını düşünebilirsiniz, ancak yanılırsınız. Nikon’un 100 milyondan fazla mercek sattığını göz önüne alındığında demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.

2. Canon Fanatikleri

Gerçek bir Canon fanı, Nikon fanlarını ve onların ortaya attıkları dinamik aralıkları ve temel ISO performans iddialarını dinlemez bile. Canon 6D Mark II’nin bir APS-C fotoğraf makinesinden daha kötü dinamik aralığı var mı kimin umurunda? Kamera, yüksek ISO’larda mucizeler gerçekleştirir ve doğal görünümlü cilt tonlarıyla güzel Canon renkleri sağladığı sürece bu onları mutlu etmek için yeterlidir. Gerçek Canon fanları şeffaf cam kamerayı her zaman bilir.

Öfff, siz hala siyah objektiflerle mi çekiyorsunuz, bunlar yaz aylarında soba gibi ısınırlar dostum! Pro sınıfı beyaz objektiflerimiz bundan etkilenmez, işte bu yüzden Olimpiyatlarda daha çok profesyonelin beyaz objektiflerle çekim yaptığını görürsünüz” (kendilerine göre haklı) edası içindedirler.

3. Sony Fanatikleri

“DSLR öldü” derler. Bir Sony fanı, Nikon ve Canon’un Kodak’la aynı kaderi paylaşmalarının an meselesi olduğuna inanır ve uzunca zamandır da o anı bekler. Tüm cepleri yedek batarya ile dolu şekilde dolaşıyor olsunlar, onlar için buna değer. Elinizde bir sürü Canikon (Canon ve Nikon kısaltması) objektifi mi var? Endişelenmeyin, onlar için herhangi bir ekipman Sony Aynasız bir kameraya kolaylıkla adapte olabilir. Sony A9, gerçek dünyadaki hem Nikon D5 hem de Canon 1D X Mark II’yi ezerken, varsın olsun henüz bir süper telefoto prime objektifleri olmasın, gerçek bir Sony fanı memnuniyetle bekler, artı, yeni “FE 100-400mm GM” bir “Canon 200-400mm f/4″ten daha keskin, bu nedenle büyük objektifler gerekli olmayabilir.

Aslında Nikon da bir Sony fotoğraf makinesidir, çünkü hepsi de Sony tarafından üretilmiş sensör teknolojisine sahiptir, varsın olsun Nikon D850 ile artık kendi sensörünü tasarlamış olsun. Sony aynasızlar bir DSLR katilidir!

4. Pentax Fanatikleri

Mükemmel bir fotoğraf makinesi tartışmasını karakolda bitirmek ister misiniz? Bir Pentax fanını davet edin ve herhangi bir Pentax ürünü hakkında kötü bir şey söyleyin. Kuşkusuz, dünyadaki hiçbir markanın bu tür özverili ve adanmış bir topluluğu yoktur. Şimdiye kadar bir Pentax fanı ile tanışma fırsatı bulduysanız, tek çıkışınız, saçma marka kameranızdan Pentax’a geçiş konusunda ondan rehberlik etmesini istemek ve konuşması için ona izin vermektir. Pentax Q’nun çuvalladığını kim söylüyor? Bu sadece, dünyanın görebileceği en büyük kamera olan K1’i ortaya çıkarmak için bir saptırma stratejisiydi.

5. Fuji Fanatikleri

Her Fuji fanı, X serisi kameralarının pazardaki tüm tam çerçeve (FF) kameralardan daha iyi performans sergilediğini bilir. Fuji APS-C aslında yeni 35mm’dir, bunu duymadınız mı? Sihir, her Fuji X kamera sensörünün kalbindeki X-Trans filtre dizisinde yatar. Retro kumandalarla, süper hafif yapıda ve insanlık tarihinde üretilmiş en göze çarpan objektiflere sahiptirler. Tam çerçeve DSLR’lerin bir sürü dezavantajı vardır, saymakla bitmez.

Bir Fuji fanı sadece yedeklemek için RAW’a başvurur, zamanını MTF çizelgelerini veya piksel gözlemcilerini analiz ederek boşa harcamaz, bir Fuji kamerasıyla dışarı çıkar, önemli olan tek şey fotoğrafın çekilmesidir.

6. MTF Fanatikleri

Her MTF (Micro Four Thirds) fanı, 4:3 en-boy oranını kimin dijital fotoğraf dünyasına getirdiğini bilir. Hatta iPhone, fotoğraf çekerken 4:3 en/boy oranını kullanır ve bugün piyasadaki en popüler telefondur! MFT fanları, büyük, hantal ve ağır kamera ekipmanlarından uzak dururlar. Bir MFT sistemi pratik olarak cebinize sığabiliyorsa neden bunlarla uğraşıyorsunuz ki? Her aynasız üreticisi başarısını MFT’e borçludur. Olympus ve Panasonic olmasaydı, insanlar hala tarih öncesi DSLR fotoğraf makineleri ile çekim yapıyorlardı.

7. Leica Fanatikleri

Almanya’da mı üretildi? Evet.
Henri Cartier Bresson? Evet.
Sessiz, sakin bir çekim mi? Evet.
Koleksiyon? Evet.
En üst düzey cam? Kahretsin ya Evet!
Form fonksiyon takibi (Form follows function)? Come on dostum, bu ifadeyi Leica icat etti, tabi ki Evet!

Leica kullanmak ayrıcalıktır ve ödenilen her doların her sentine değer. Unutmayın, Leica ile bir sistem satın almazsınız, bir yaşam tarzına sahip olursunuz! Leica taklit edilemez, taklitçiler Leica’dan bu yüzden nefret eder, çünkü bir Leica üretmeye güçleri yetmez. Fuji, Leica’nin Çin versiyonudur. Leica fanına meydan okumaya cesaret edemezsiniz, yoksa sizi sınırlı sayıda üretilmiş olan Porsche Carrera GT’leriyle sıkıştırırlar!

8. Aynasız Guruları

Boyut ve ağırlık sorunu ve elektronik vizör, bir aynasız gurusunun cümleye başladığı yerdir. Bir aynasız gurusuyla, DSLR’nin neden ölmekte olduğuna ilişkin saatler süren bir tartışma yapabilirsiniz ve kendinizi birden “VHS vs Blu-Ray” gibi çok karmaşık analojiler içerisinde bulabilirsiniz. Bu sürede, canlı histogram, elektronik vizör (EVF), odak boyama (focus peaking), hızlı sensör … gibi terimlerle fotoğrafçılık kütüphanenizi kesinlikle zenginleştireceksiniz. Bir Aynasız gurusundan Faz Algılama AF Sistemi‘nin ne kadar önemli ve kararlı olduğunu saatlerce dinleyebilirsiniz.

Gerçek bir aynasız gurusu dakika dinlenmez. Zamanının çoğunu internette bulabildiği aynasız ve DSLR tartışmalarını aramaya harcar. “İnanılmaz aynasız teknolojisi”nin farkındalığını yaymanın kutsal görevleri olduğunu bilirler; Aynasız bir ekipman almaya razı ettikleri DSLR kullanıcı sayısı arttıkça, kendilerini daha güvende hissederler.

9. DSLR Ölümüne Fanatikleri

Bir DSLR ölümüne fanatik Elektronik vizörleri önemsemez, çünkü optik vizörler kendisine gözlerinin gördüğü şeyin gerçek görüntüsünü verir, Elektronik vizörler bir miktar gösterişli OLED pikseliyle her görüntüyü vermezler. Daha önce bir elektronik vizör denemiştir ve onda baş ağrısı yapmıştır. Aynasız kameraların kullanılmasından nefret ederler, makine dediğin ele oturmalıdır. Elindeki DSLR’ın ona verdiği taş gibi sağlamlık hissini takdir eder ve birçoğunu neredeyse hiç kullanmadığı milyonlarca farklı seçeneğe sahip menü sistemi ile mutlu hissederler.

10. Piksel Röntgencileri

Bir görüntüyü %100 veya daha yüksek yakınlaştırma seviyelerinde bakmadan değerlendiremeyen kişidir. Piksel düzeyi, verileri oluşturmak için yeterli çözünürlüğe sahip olmadığı için Piksel röntgencileri yalnızca dijital fotoğrafçılığı değerlendirebilirler. Onlar, yalnızca çift monitör ile çalışırlar, çünkü bu, pikselleri gözetlemenin en mükemmel yoludur. Lightroom ikinci monitörde varsayılan olarak %200 büyütme ile açılır, çünkü bir fotoğrafın bile bakılmaya değer olup olmadığını böylece kolaylıkla anlayabilirler. Web’i herhangi bir yeni fotoğraf makinesinin yüksek çözünürlüklü görüntüleri için tarar ve görüntünün her parçasını dilimlemek ve karelere bölmek için Lightroom’a aktarırlar. Herhangi bir fotoğrafın %100 görünümüne bakmakla anında kamera marka ve modelini tanırlar, dinamik aralık özelliklerini ve fotoğraf makinesinin Low-Pass filtresi olup olmadığını anında söylerler. Piksel röntgencileri, Lightroom kataloğunda tek bir odak dışı görüntü istemediklerinden, sahip oldukları her merceği kalibre etmek için haftalarını harcarlar.

11. DxOMarker’lar

Fotoğraf çekmekten çok sayıları seven nispeten yeni bir fotoğrafçı türüdür. Kutsal kitap gibi DxOMark verilerine sürekli atıfta bulunurlar. Bir kameranın 0,1 EV alt dinamik aralık performansına sahip olduğunu iddia eden birini duyarsanız bir DxOMarker ile tanıştınız demektir. Her satın alımlarında DxOMark verilerini temel alırlar ve yalnızca en yüksek netlik sayılarına sahip merceklere bakarlar, çünkü bunların dışındaki diğer her şey alakasızdır. DxOMarker’lar piksel röntgen odaları olduklarını itiraf etmekten korkmazlar.

12. Söylenti Fanatikleri

Hangi kamera ve objektiflerin çıkacağını bulmak için dedikodu sitelerine abone olur ve oralarda takılırlar. Yıllar içinde, sahte ve gerçek söylentilerin belirlenmesinde uzmanlaşmıştırlar. Söylenti fanatiği heyecan yaratmayı çok sever. Söylentiler, fotoğrafın adrenalinidir. Bir söylenti fanatiği her söylenti sonrası başkaları tarafından gönderilen her yorumu okur. Yeni kamera ekipman dedikoduları ve duyuruları ile heyecanını göstermek için “Kapa çeneni, al paranı” gibi benzer terimleri kullanmayı sever. Ama para verip alıp kullandığı pek görülmemiştir.

13. Asal (Prime) Lensçiler

Zum lensler ayaklarıyla nasıl hareket edeceğini bilmeyenler için hazırlanmıştır! Bir zum objektif çok fazla sayıda hareketli elemana sahiptir ve basittir, düşük element sayılı asal performansıyla hiçbir zaman baş edemezler. Bir asal lensçi yalnızca asal lenslerine sadık kalır ve bir zum lensin kamera çantasının yakınına bile yaklaşmasına izin vermez. Yalnızca markalı objektiflere yatırım yapar ve bunların en yeni kiti Zeiss, Leica veya Schneider objektiflerden oluşur. Bazı asal lensçiler için, kurşun ve radyasyon ne kadar fazla olursa o kadar iyi olur!

14. SüperZumcular

Asal lensçilerin tam tersidirler. Bir süperzumcunun en sevdiği objektif Nikon 28-300mm’dir ancak Tamron 18-400mm’lik lensi çıkardığı anda kral ölür, yaşasın yeni kral! Superzumcular, hep 8-600mm f/0.95’lik gibi bir mükemmelliğin gerçekleştiği o günün hayalini kurarlar.

15. Ekipman Stokçuları

Ekipman stokçuları umutsuz vakadırlar. Yıllarca buldukları her şeyi pazarlık edip makul fiyatla (!) toplamışlardır. Ekipmanlarının bir çoğu tozlanmış, paslanmış olsa da asla satılmayacak veya birine verilmeyecektir. Dolapları ekipman ile doludur ve her vesile ile bunlara sahip olmaktan gurur duyarlar.

16. Geniş Açı Meraklıları

Lensler geniş açı çekmek için üretilmiştir. Bu insanlar, manzara bile olsa, her şeyi en geniş diyafram değerinde çekerler. Yavaş objektiften hoşlanmazlar ve setleri tümü Zeiss olan, 1. sınıf f/1.4 lenslerden oluşur.

17. Bokeh Canavarları

Geniş açı meraklılarının yakın kuzenleridirler, bokeh canavarı yalnızca bir sebepten dolayı fotoğraf çeker; süper görünümlü bir bokeh için! Bokeh canavarları odak dışı alanların özelliklerini tanımlamak için özel kelimeler kullanırlar. Çoğu zaman, “kremsi” kelimesini kullandıklarını duyarsınız, ancak “pürüzsüz”, “ipeksi” ve “bokehlicious” gibi sözcükleri birbirlerinin yerine de kullanırlar.

Ayrıca bokeh görünümü şahane görünse de 70-200mm f/2.8 gibi bazı kaliteli zum lensleri de umursamazlar. Çoğu bokeh canavarı doğal olarak portre fotoğrafçısı olur ve bokeh dışında en sevdiği terim “sığ alan derinliği” dir. Bazı bokeh canavarları, modern camların üretemeyeceği eşsiz görünüşlü bokehleşmeyı elde edebilmeleri için sıklıkla eski objektiflere yönelirler.

18. Keskinlik Hastaları

Dijital fotoğraf makinelerini kullanan fotoğrafçıların çoğu keskinlik hastasıdır ancak Obsesif-Kompülsif Bozukluk (OKB) netlik sıkıntısı çok daha kötüdür. Lightroom kataloglarını incelerseniz, bulanık tek bir görüntü bulamazsınız! OKB netlik hastalarının fotoğrafların taranması için özel iş akışları vardır. Her görüntüleme işlemi esnasında %100 yakınlaştırmayı yalnızca bir tek sebeple yaparlar; fotoğrafın keskinliğini değerlendirmek için. Bir fotoğrafın biraz odak dışı olduğu veya bulanık olduğu ortaya çıkarsa, fotoğrafta ne kadar çok duygu olursa olsun bu fotoğrafın ortadan kaldırılması gerekir. OKB netlik hastaları bulanık görüntülerin tarama sürecine girmesine bile izin vermez; Kameradaki “Sil” butonu ile hemen kurtulurlar. Fotoğraf makinesinde deklanşör dışında en çok bastığı buton %100 anında zum düğmesidir.

19. HDR Meraklıları

Bir sahneyi varsayılan olarak en az 5 ila 9 farklı poz değeriyle çeken bir fotoğrafçı görmediniz mi? O zaman, muhtemelen gerçek bir HDR meraklısı ile tanışmadınız demektir. HDR meraklısını tanımlamak kolaydır, sadece herhangi bir kamera duyurusunun yapıldığı herhangi bir makaleye bakın ve yorumlar bölümüne gidin. ± 3 duraklı 5 + parantez (bracket) eksikliğinden şikayet eden biri varsa işte o HDR meraklısıdır. Gerçek bir HDR meraklısı en az üç farklı HDR yazılımını kullanır. Çoğu fotoğrafçı, fotoğrafçılığa başlarken HDR’ye merak salar, ama HDR meraklıları orada kalıcıdırlar.

20. Harmanlama (Blending) Bağımlıları

Bazı fotoğrafçılar HDR meraklılığından mezun olup Harmanlama bağımlılığına doğrudan geçiş yaparken, bazılarının bu duruma gelmesi daha uzun sürebilir. Bir harmanlama bağımlısı, en az HDR meraklısı kadar birden fazla çoklu pozlamayı sever, ancak iki işlem arasında bir fark vardır. HDR yazılımlarındaki hazır ayarları kullanmak yerine, gerçek bir harmanlama bağımlısı yalnızca Photoshop’taki parlaklık maskelerine varsayılan değerler atar. Resimleri harmanlamayı kolaylaştırmak için, harman karıştırma kullanan bir bağımlının, birçok parlaklık maskesi türü oluşturmak için özel olarak yapılmış en az bir paneli olacaktır. Gelişmiş harmanlama bağımlıları üçüncü parti paneller satın almaz, kendileri yaparlar! Hiç bir hazır panel onlarınki kadar detaylı olamaz.

21. Panorama Hastaları

Manzara veya mimari fotoğrafları çekiyorsanız, her zaman bir panorama hastası ile karşılaşırsınız. Bunları belirlemek oldukça kolaydır, bir üçayak (tripod) kurduktan sonra kamera çantasından çıkan ilk şey panorama için geliştirilmiş bir üçayak başlığıdır.

Bazıları sonunda HDR + Panorama hastası olarak mezun olurken diğerleri sanal gerçekliğe girer. 720 dpi’de duvar büyüklüğünde baskılar yapılabilen gigapiksel panoları alabilirken, neden zamanınızı yüksek çözünürlüklü bir kamera ile tek bir görüntüde harcayasınız ki? Bu, bir panorama hastasının temel zihniyetidir. Onlara, çektikleri bir panorama görüntüsünün dosya boyutununun ne büyüklükte olduğunu ve çok satırlı HDR panoramalarını işlemekte kullanmak üzere ne tür bir bilgisayar altyapısı oluşturduklarını asla sormayın. Ya da sorun, neden sormamanız gerektiğini bizzat deneyimleyin!

22. Tek karede bitiriciler

Herhangi bir sahnede olması gereken en ideal ayarların ne olduğunu tam olarak bilirler ve gözleri kapalıyken bile mükemmel fotoğraf çekebilirler. Deneme yanılma onların kitabında yazmaz. Sahneye bakarlar, makinelerini ayarlar ve tek karede oniki’den vururlar. HDR ve harmanlama kavramları onların sözlüğünden silinmiştir, çünkü böyle basit uygulamalara başvurmaya hiç gerek yoktur. Filtrelerine aşıktırlar ve Sağa Dayalı Pozlama Tekniği onların vazgeçilmezidir. Fotoğraf işleme yazılımları ile uğraşmak zaman harcamaktan başka birşey değildir, onlar çekimlerini “çekerken bitirler”.

23. Öğretmenler

Siz hiç tavsiye istemediğiniz halde, yine de size kullandığınız kameranın nasıl çalıştığını ve en güzel fotoğrafları nasıl çekeceğinizi anlatanlardır. Fotoğrafın yanında, genel olarak hayat hakkında da her şeyi bilirler.

24. Eleştirmenler

Her yerde, ama özellikle fotoğraf kulüplerinde elit fotoğrafçıların çevrelerinde bulunurlar. Devamlı olarak “Fotoğraflarınız berbat”, “Kompozisyon beceriniz yok”, “Çerçeveleme korkunç”, “Post-processing amatör” derler. Bunlar tecrübeli bir eleştirmen (!) tarafından duyacağınız eleştirilerden sadece birkaçı. Kendilerinden başka diğer fotoğrafçıların yalnızca doğrudan, sert eleştirilerle iyileştirilebileceğine inanırlar. Hafif eleştirmenin sıradanlığa yol açtığına inanırlar, bu nedenle doğrudan bir çarpıcı mesaj, bir sanatçıyı yaratmanın tek yoludur. Çünkü sanatçıları onlar yaratırlar.

25. Konuşmacılar

Konuşmayı hiç bırakmayanlardır. Konuşmaya başlamak için mutlak bir yol bulurlar ve genellikle kameralar, objektifler ya da fotoğrafçılık ile başlarlar, bir süre sonra kendinizi Afrika’daki yaban hayatının insanlar tarafından ne denli bozulduğunu dinlerken bulursunuz.

26. İnternet Trolleri

İnternette çok yaygındırlar, özellikle fotoğraf forumlarında. İnternet troller her tartışmaya katılmaya mecbur hissederler, böylece kendi rollerine katkıda bulunurlar. Anonimdirler, birçok farklı isme ve hesaba sahiptirler. Gerçek bir İnternet troll, birçok fotoğraf web sitesinde ve forumda farklı takma adlar ile kayıt yapmak için birden fazla e-posta hesabına sahiptir, kimlikleri, yaşı ve cinsiyetleri hakkında yalan söylerler, çünkü her duruma göre farklı kimlikleri vardır. Forumda onları destekleyen bir kimse yoksa, hemen farklı bir hesap açıp kendilerini desteklerler. İnternet trolleri insanların tepkileri ile yaşarlar ve her zaman çatışma arayışındadırlar. Bazı fotoğraf web sitelerinde olumsuz ve provakatif makaleler yazarlar.

Bunlar yüzünden, ne yazık ki, başkalarıyla, özellikle web sitesi sahipleri ve yöneticileri ile çelişen görüşleri olan bazı insanlar yanlışlıkla İnternet trolleri olarak mimlenmiştir.

27. Selfie Canavarları

Ah, ego portreleri çeken o öz-saplantılı nesil. Selfie canavarları hepimizin etrafındadır, zaten toplumun her kesimine nüfuz etmişlerdir. Yaygın olarak amatör ve profesyonel fotoğrafçılar arasında görülürler. Selfie canavarları, kameralı telefon, DSLR, Aynasız kamera, Orta format kameralar ve hatta bir drone olmak üzere elindeki herhangi bir nesneyle selfie’ler alabilirler! Bu doğru, “drone selfie” zaten çoktan modern sözlüğe girdi ve bu konuda artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.

Gerçek selfie canavarı günde en az bir selfie alır. Devamlı kollarını uzatarak selfie çekmeleri nedeniyle selfie canavarları, diğer homo sapienslerde bulunamayan özel kaslar geliştirmişlerdir.

28. Filtre Fanatikleri

Farketmek çok basittir, lenslerinin önünde her zaman bir UV / koruyucu filtre takılıdır. Filtre fanatiklerinde, film fotoğrafçılığı için renkli filtrelerden, özel ters GND filtrelerine kadar her vesile için filtreler bulunur. Filtre fanatiğinin sahip olduğu filtrelerin, lenslere oranı en az 2: 1’dir. Mevcut her boyutta ve formda reçine ve cam filtrelerden oluşan bir koleksiyona sahiptirler. Gerçek bir filtre fanatiği çekimlere tüm filtreleri ile gelir ve bunları kullanma şansını nadiren elde eder.

29. Filtre Düşmanları

Filtre fanatiklerinin tam bir zıttıdır. Gerçek bir filtreleme düşmanı doğal olarak sıfır filtreye sahiptir. Onlar fotoğrafı işleme esnasında herhangi bir filtreyi zaten taklit edebildiklerine inanırlar. Akan suyu ipeksi yapmak için bir ND filtre kullanmak yerine ardışık çekimler yapar ve bunları tek bir görüntü ile harmanlarlar. Genellikle HDR ve harmanlama tekniklerine başvururlar, bu nedenle bazı filtre düşmanları aynı zamanda HDR bağımlısı ve/veya Harmanlama bağımlılarıdır. Photoshop’ta polarize filtreyi taklit edebileceklerine yemin edebilirler!

30. Kamerafonrafçılar

Fotoğraflarını yalnızca kameralı telefonuyla çeken kişilerdir, çünkü telefonu dışındaki her şey çok büyük ve hantaldır. Bir kamerafonrafçı, kamera uygulamalarını yoğun bir şekilde kullanır ve çektiklerini rötüşlemek için asla bir bilgisayar kullanmaz. Telefonlarında fotoğrafla ilgili kullandıkları en az iki düzine uygulama vardır. Gerçek kamerafonrafçılar deneyimledikleri her şeyin fotoğrafını ve videosunu çekerler ve o eşsiz ve özel andan sosyal medya kullanıcılarının mahrum kalmasına asla fırsat vermezler. Bu yüzden konserleri, düğünleri, kutlamaları, mezuniyetleri ve hatta cenazeleri severler. Profesyonel fotoğrafçıların özleyeceği bir çekimi yapmak için harekete geçmekte tereddüt dahi etmezler. Kamerafonrafçılar diğer sözde fotoğrafçılar tarafından “o adam” diye anılmaktan nefret ederler, her koşul ve ortamda çekim yapma hakkına sahip olduklarına inanırlar.

31. iPhonerafçılar

Genellikle ölümüne bir Apple taraftarı olan bir iPhonerafçı sadece bir iPhone ile fotoğraf çeker. Bir iPhoneraf, sürekli olarak iPhone ile ilgili forumları araştırır ve çıkan her iPhone’u hemen satın alır. Bir iPhone lansmanında upuzun çizgiler halinde ayakta durabilirler; bir tane almayı başaramasalar dahi. Büyük binaların üzerine giydirilen devasa fotoğrafları iPhone ile daha başarılı çekeceklerine inanırlar.

32. Androidorafçılar

Tipik olarak ölümüne bir iPhonerafçı gibidirler. Androidorafçı, neden tüm teknik özellikleri her zaman daha üstün bir Android dururken insanların hala iPhone satın aldıklarını merak eder. En iyi kameralı cep telefonları Android tabanlıdır ve bu DxOMark’ın da kanıtladığı bir gerçektir! Androidorafçılar her zaman iPhonerafçıların 16:9 ekrana sığmayan 4:3 en-boy oranlı fotoğraflarına gülerler.

33. Instagram Bağımlıları

En iyi Kamerafonrafçılar, iPhonerafçılar ve Androidorafçılar, Instagram’da birleşirler çünkü burası onların yeridir. Popüler bir turistik yeri ziyaret ettiğinde ve her fotoğrafa kendisini veya sevimli kız arkadaşını koyduğunda Instagramda başarı garantidir. Roma, Paris, Machu Picchu, Tac Mahal … varsa nasıl başarısız olunur ki!

Özellikle kırmızı şapkalar ve parlak renkli elbiseler talep görür. Kız veya erkek arkadaşı olmayanlar ayaklarının fotoğraflarını çekerek iyi iş çıkartırlar. Eee, bolca hashtag unutulmamalı! Gerçek bağımlı, fotoğraf çekmekten çok daha fazla Instagram’da vakit geçirir. Instagram kısayolu telefonlarının ana ekranındadır ve hatta tek kısayoldur. Ellerinden düşürmedikleri telefonlarını her açtıklarında mutlaka takipçi sayısını kontrol ederler, bir öncekine göre bir kişi dahi azalmış görürlerse stres başlar. Bir yerde, tek elinde tuttuğu telefonun ekranında devamlı olarak baş parmağını yukarıdan aşağıya çeken ve her defasında iki kez üst üste tıklayan birini görürseniz, işte karşılaştınız demektir, beğeniyordur.

34. Sanat Eseri Yaratıcıları

“Bir VSCO Film Preseti, +75 Berraklık ve +50 Doygunluk”… fotoğraflarını beğenmiyorsanız bu sizin sorununuzdur, çünkü siz Gerçek Sanatı anlamıyorsunuzdur. Her şeyden önce fotoğraf bir sanat biçimidir ve herkes istediğini yaratmakta özgürdür. Bu türler, Instagram’ı sever, çünkü diğer sanat eserlerinin sonuçlarından memnun olabilmeleri için fotoğraflarını yüklemeden önce düzenleyebilir, filtreleyebilir ve Hipstagram yapabilirler. Ne kadar çok “eskitme” o kadar iyidir.

35. Ön Siparişçiler

Herhangi bir kamera veya objektif duyurusu yapılan bir gecede, Ön Siparişçiler sabırsızlıkla ön sipariş penceresi açılıncaya kadar gözleri ekranda tetiktedirler ve böylece ekipmanı satın almak için birinci sırada olmayı beklerler. İlk çıkan ürüne sipariş verdiklerinden emin olmak için birden fazla perakendeciye birden fazla ön sipariş verirler. Siparişin herhangi bir mağazadan gönderileceğini garantiledikten sonra diğer ön siparişleri iptal ederler. Sipariş ettikleri ekipman herhangi bir sebepten dolayı biraz gecikirse, hemen ararlar ve şikayet ederler.

36. Kronik Şikayetçiler

Üreticiler piyasaya yeni sürülen kameralara ve objektiflere ne kadar çok yenilik getirmiş olurlarsa olsunlar bir Kronik Şikayetçiyi asla tatmin edemezler. Her ekipman ile ilgili her zaman bir sorun vardır ve hiçbir şey mükemmel olmamıştır. Kronik şikayetçiler genellikle eski kamera tutkunlarıdır. Onlar yeterince şikayet ederse, diğerlerinin daha fazla ekipman almayı sürdüremeyeceklerini düşünürler.

Sonuç

Şimdi en büyük soru şu, siz yukarıdakilerden hangisi oluyorsunuz? İtiraf etmekte özgürsünüz, utanacak bir şey yok.

Ben kendi adıma; kısmen #10 ve #17, kesinlikle #18, kısmen #19 ve #21 kesinlikle #28 olduğumu itiraf ediyorum.

Şimdi sıra sizde! “Yorumlar” kısmı aşağıda  🙂

Sevgi ve saygılarımla.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine, kişiye saygıya önem verir. Bildiklerini anlatmaktan mutluluk duyar.
avatar
11 Yorum konuları
12 Cevaplar
7 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
12 Yorum yazarları
BünyamiHaluk BütünerAlaettin DemircioğluselçukKalipso Ufuk Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Soner Ali D
Ziyaretçi
Soner Ali D

Hem güldüm hem okudum. Çok çarpıcı gözlemler doğrusu. Bence kimse ben şuyum diye itiraf etmeye cesaret edemez 🙂

Ben de kendi adıma itiraf ediyorum
5, 15, 17, 18

Emrullah Uyar
Ziyaretçi
Emrullah Uyar

Ben banko #2
Yani Canon 🙂

Nejat atlam
Ziyaretçi
Nejat atlam

16-18-22 bazılarındanda biraz benzetiyorum

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Alışık olduklarımızdan değişik bir makale olmuş,
Hoş ve isabetli tespitler yapmışsınız.

Sanırım bennnn: kısmen #17, #19, kesin #18

Teşekkürler Sebahattin Bey.

Osman ALPHAN
Ziyaretçi
Osman ALPHAN

Sanırım bana en çok uyan 9 numara… yani optik vizörcüyüm ben, ki Olympus Omd Em10 m2 sahip olmama rağmen :)… Çünkü optik vizör bence fotoğrafçılığın hem geçmişi hem geleceğidir… Geleceğidir çünkü optik vizörde göründüğü gibi (yani gözün gördüğü gibi) çeken bir makine daha yapılmadı… işte optik vizör hedeflenen ile çekilebilen arasındaki köprüdür… Dün olduğu gibi yarında… Yani elimde her daim optik vizörlü bir makine olacak, şu anda 750d var…

Okyar Atilla
Ziyaretçi
Okyar Atilla

Psikolağa gitmek istiyorummmm. BU kadar da vurulmaz ki. Ancak benim gibi ortaya karışık şıpsevdilerden bahis yok, Canon kullanmış sonra Sony’e bel bağlamış, biraz Fuji denemiş, analog dönemim sıkı Pentaxcısı, Photokina’da Leica S20 ye el sürmek için stand görevlisine yalvarıp izin alan ve Hasselbland ı deneyip “hadi yaa” diyerek tüm standlardaki makinalara el sürüp deneme fotoğrafları çekip bide bunları flasha kaydedip aylarca inceleyen, zeiss, scheinder objektiflere takılıp prima fix Nikon lensden şaşmazken Tamron zoom kullanan, iphone u ile çektiği kareyle yarışma ödülü alan ve iphone kullanıyor diye gavur fotoğrafçı arkadaşlarından fırça yiyen. dijital diye tutturulmuşken film çekip evde banyo yapan…. Sonra da “ulan bu daha iyiymiş” diyen…Psikolog istiyorum. Hem de acilen…. İmdatttttttttt…

Kalipso Ufuk
Ziyaretçi
Kalipso Ufuk

Bir teknik makaleyi bile mizah katarak yazabilmek cok onemli bir meziyet. Tarzinizi cok sevdim. Bir cok yazinizi okudum ama diger sitelerdeki gibi bir marka destekcisi veya onlarin istedigi dilden yaziyor hissi hic vermiyorsunuz. Bu cizginizi umarım hic bozmazsiniz. Yakin takipcinizim. Kolay gelsin

selçuk
Ziyaretçi

Fanatik bir nikoncuyum, hatta bir dönem 500mm canon lens ve makina almak istemiştim, hayyam pasajında satış yapan arkadaşlar bana canon satışımız yoktur demişlerdi. neden acaba?

aynı zamanda iyi bir sony kullanıcısıyım, fakat her ne kadar sony (A mount) kullanıyor olsam da AYNASIZ’lara karşı büyük alerjim var. nedenini biliyorum; ama herhalde AYNASIZ olduğundan sevemedim 🙂

hem prime hemde tele olacak, vay vay tadından yenmez o zaman, işte şimdi yandık yıkıldık valla, bokehçilik başlıyor tutmayın beni.

aslında hepimiz gizli fanatikleriz, kullandığımız makinalara söz söyletmeyiz fakat diğer makinaları ve lensleri yeri gelince gıpta ile seyrederiz.

sanırım makalenin yarısı bana uyar 🙂

elinize yüreğinize sağlık.
selamlar

Alaettin Demircioğlu
Ziyaretçi
Alaettin Demircioğlu

Değerli hocam; (Sizi bundan sonra çok takip edeceğim dolayısı ile böyle hitap etmek istiyorum) Bilgi ve emeğe dayalı bir yazı kaleme almışsın.Teşekkürler..
öteden beri 22 olmak isterim.Ama çok geç kaldım….

Haluk Bütüner
Ziyaretçi
Haluk Bütüner

Zevkle okudum, ne kadar güzel dile getirmişsiniz. Ben de #22’yi isteyip de beceremeyenlerdenim. Elektronik vizörü ve aynasızları sevemedim. Şucuyum bucuyum diyecek kadar makine değiştirecek, gelişmeleri takip edecek maddi rahatlıkta olanımız azdır herhalde. Ben analogda Canon, Nikon, Yashica, Minolta, Zenit kullanmış, dijitalde Sony’de karar kılmış, kendi halinde bir amatörüm. Analog deyince, yazınızdaki kategorilerde “Analogda direnenler” yok 🙂

Marka fanatizmi bir yere kadar da, bu güzel yazıları takip ederek Sebahattin Demir fanatiği olacağımız kesin.

Saygılar…

Bünyami
Ziyaretçi
Bünyami

Merhabalar. Bunların hiç biri bana uymuyor desem..
Yada acaba hepsi mi uyuyor.
Yazıyı çok beğendim.