Daha

    Kristal'e Mektuplar

    Fotoğrafta çerçeveleme

    Sevgili Volkan’ın bu fotoğrafı geçenlerde önüme düşünce, kompozisyonun en zor anlaşılan konularından birisi olan, ‘Çerçeve’ konusunu sizlere anlatmayı düşündüm.

    Her ne olursa olsun bir kelimeyi kullandığımızda aklımıza gelen ilk anlam, o kelimenin yıllarca kullanılarak hafızamızda yer ettiği kavramı hatırlarız, değil mi?

    Çerçeve içinde ne olmalı?

    -

    Merhaba Sevgili Kristal…

    Sevgili Volkan’ın bu fotoğrafı geçenlerde önüme düşünce, kompozisyonun en zor anlaşılan konularından birisi olan, ‘Çerçeve’ konusunu sizlere anlatmayı düşündüm.

    Her ne olursa olsun bir kelimeyi kullandığımızda aklımıza gelen ilk anlam olarak, o kelimenin yıllarca kullanılarak hafızamızda yer ettiği kavramı hatırlarız, değil mi?

    Çerçeve için de öyle olmalı.

    Ne olabilir bu?

    Sanırım ilk önce en çok karşılaştığımız aynanın çerçevesi olmalı.

    Sonra neler olabilir?

    Devamlı kullandığımız ve elimizin altında olan gözlüğümüzün çerçevesi değil mi?

    Salonda uygun yerde saygı ve sevgiyle saklanan büyüklerimizin veya çocuklarımızın fotoğraflarının çerçevelerini de sıralayabiliriz. Veya duvarımızdaki tablonun çerçevesi akla gelir. Eğer sanat sergileriyle ilgilenmişsek, galerilerde sergilenen eserlerin çerçevelerini hatırlarız.

    Yani bir möble, mobilya parçası, aksesuar, koruyucu, tutucu, askı aparatı… gelir ilk önce akla.

    Artık günümüzde fotoğraflar çok büyük bir oranda sanal ortamda paylaşılıp sergilendiği için, böyle maddi bir çerçeveye ihtiyaç duyulmuyor ama fotoğraf çerçevesiz de olmuyor.

    Fotoğrafta çerçeve denilince ilk önce kadraj akla gelmelidir.

    Kadraj derken görüntüye dâhil ettiğimiz unsurları belirleyen fotoğraf düzleminin iki boyutunu kastediyorum. Genişlik ve yükseklik boyutu, bir başka tanımlamayla ekranımız anlaşılmalıdır.

    Fotoğrafta aslolan anlatım olduğuna göre; vermek istediğimiz mesajı anlatırken kullandığımız lekelerin yer aldığı düzlem mekânı akla gelmelidir.

    Fotoğraf ayıklamacı bir sanatsal yaklaşımla yapıldığı için, aslında çevrede bize gösterilenlerin dışında kadraja alınmamış başka elemanlarda vardır. Ama sanatçı o ögeleri, işlediği temaya yararlı olmadığı için kompozisyona almamıştır.

    İşte kadraj yani ilk çerçeve budur. Anlatımı sade bir yapıyla sunmayı amaçlar.

    Aslında kadraj kelimesi yabancı kökenli bir kelimedir ve boğa güreşlerindeki öldürücü darbeyi yemek üzere olan, mağlup boğanın şaşkın halde matador karşısında bir an için öyle duraklamasının tanımıdır.

    Fotoğrafta kadraj ise; anlatılmak istenen öykünün gerek duyulan elemanlarının bir an dondurularak, görüntü içerisine yerleştirilmesidir.

    Volkan’ın fotoğrafına baktığımızda kadraj içerisinde, ikinci çerçeveyi görüyoruz, fotoğrafı değerli hale getiren de bu özelliğidir.

    Kadraj yani ana çerçeve; çevreden soyutlanarak seçilerek alınmış, anlatılmak istenen insan ögesiyle birlikte yaşam alanı olan mekânın sunulduğu doğal ortamdır.

    İkinci çerçeve ise bu mekân içindeki insanın yer aldığı, onu anlatan, açıklığın oluşturduğu bölgedir.

    Ana çerçeve içindeki görüntü bize, öykünün geçtiği yerin özelliği hakkında bilgi veriyor. Burada fotoğrafçıyı kutlamak gerekiyor, aslında beyaz tabanlı ama kirlenmiş, eskimiş, yıpranmış; naylon, muşamba ya da başka bir tahminle branda diyeceğimiz bir yapının özelliği hakkında doyurucu bilgi veren bir dokuyla karşılaşıyoruz.

    İkinci çerçeve ise brandanın yırtılmış bir bölümünün, boşluk içinden gördüğümüz çocuk, daha doğrusu insanı kucaklamıştır.

    Fotoğrafı incelemeye devam ettiğimizde, aslında bu brandanın bir konut olduğunu, çocuğun yer aldığı açıklığın ise sanki pencere olarak kullanıldığını hissediyoruz. Çocuğun arkasında başka bir katman daha bulunmaktadır. Sanki o son katmanda bir ayna var ve o da branda içindeki diğer yaşam unsurlarına dair bilgiler aksettirmektedir.

    Şimdi size bir soru sormak istiyorum Sevgili Kristal!

    Fotoğrafa baktığınızda çok güçlü şekilde gördüğünüz ilk şey nedir?

    İnsan yani çocuk değil mi?

    Evet, pencerenin çerçevelediği çocuk çok etkin olarak hissediliyor, yaşam şartları, çocuğa ait tüm duygusal hisler, yaşanmışlıklar, geleceğe dair umut ve beklentileri, berrak bir şekilde anlıyoruz sanırım.

    Burada çerçeve olarak kullanılan pencere, insan daha görünür hale getirilmiş.

    İnsanı çerçeveleyen yapı burada pencere olarak karşımıza çıkıyor, başka şekilde olamaz mı?

    Çerçevelemeyi net alan derinliği aracılığıyla da sağlayabiliriz. Düşünsenize doğanın yeşil esintisiyle bezenmiş flu bir alanının çerçevelediği kelebeğin güzelliği daha çarpıcı hissedilmez mi?

    Yada zıtlık/kontrast kullanılarak da çerçeveleme oluşturulamaz mı? Turkuaz rengi bir denizin çerçevelediği ortamdaki yelkenliyi izlemeye doyulur mu?

    Konu çevresinde bırakılacak boşluk/negatif alan da bir başka çerçeve olarak kullanılabilir mi? Tabii ki, ancak negatif alanın da bu fotoğrafta olduğu gibi dokuya sahip olmasına özen gösterildiği sürece. Siluet çekimlerdeki negatif alanlar dokusuz bir boşluk yaratmaktadır. Konu çok iyi çerçevelenmiştir ama dokusuzluk izleyeni olumsuz etkiler. Fotoğrafı sanatsal yapıdan uzaklaştırır.

    Çerçeveleme de dikkat edeceğimiz en önemli unsur, kadraj içinde açılan çerçevenin tek olmasıdır. Her çerçeve ayrı ayrı ilgi çekeceğinden, birden çok olan çerçeve dikkatin dağılmasına, anlatımın güç kaybetmesine yol açar.

    Anlatılan konu kadraj dışında devam ediyor duygusu verilebilir ama lekeler kesilmemelidir. Çünkü kadraj tarafından kesilen her öge izleyicide rahatsızlık uyandırır ve fotoğraftan uzaklaşmaya yol açar.

    Anlatımın kadraj dışında devam eden bir yapısı da olabilir. Böyle bir yapı ‘açık kompozisyon’ olarak nitelenir. Açık Kompozisyonu bence şöyle anlamakta yarar var; ‘kadraj içindeki olayın, görünmeyen dışarıda kalmış bir başka boyutu var, izleyicinin istediği şekilde yorumlamasına açıktır.’

    Eğer anlatılmak istenen öykü kadrajda apaçık ortaya dökülmüşse ‘kapalı kompozisyon’ olarak tanımlanır. Kapalı Kompozisyonu şöyle düşünmek bence daha anlaşılır olacaktır; ‘mesaj apaçık ortada, yoruma kapalıdır’.

    Çerçevelerin içeriği güçlendirmesi nedeniyle; fotoğraf, resim ve mimaride sıkça kullanılmaktadır. O yüzden sanatsal yapılarda en değerli eserler; nişler, sütunlar, desenlerle çerçevelenerek sunulur.

    Çerçeve; ögeyi daha bakılır hale getirdiği için ressamlar ve fotoğraf sanatçıları işledikleri temayı çerçeveleyecek bir başka yapıyla donatırlar. Bu bir ağaç olabilir, kapı olabilir, bu fotoğrafta olduğu gibi pencere olabilir.

    Ustaların fotoğraflarında görmüş olmalısınız; güzel bir modelin yüzü, zarif kollarla çerçevelenerek fotoğraflanmıştır. Ya da çok güzel bir gözün başörtüsüyle çerçevelenerek fotoğraflandığına tanık olmuşsunuzdur. O gözlere bakıp âşık olan da çıkabilir. Çünkü nefis bir bakış, çerçeve içinde, başka bir benzetmeyle altın tepside sunulmaktadır.

    İşte görsel sanatlar için çerçeve böyle bir şeydir, altın tepsidir. İçine ne konduysa onu yüceltir, değer katar, görünür kılar…

    Edebi eserler, şiir, müzik içinde çerçevelemenin güçlendirici etkisi vardır.

    Hatta sohbet içinde geçerlidir. Konuşulan konu ana çerçevenin dışına taşarsa anlaşılmaz, bıkkınlık yaratır, ilgi dağılır. Hitabeti güçlü liderler, konuşacaklarını belli bir çerçeve içinde sunarlar, insanları belli bir çerçeve içinde kalmaya yönlendirirler ve başarırlar.

    Reklâmlar da böyledir; pazarlanan ürün gerek görsel, gerekse anlatım olarak çerçevelenmiş, ilgisi ve yararı olmayan her şey çerçeve dışına itilmiştir. Öylece satın alma isteğini manipüle ederek belki de ihtiyacımız olmayan bir ürüne para vermemizi sağlarlar.

    Sevgili Kristal tabii ki biz burada fotoğrafın kompozisyon ögesi olan çerçeveyi işlemeye ve anlatmaya çalıştık ama en önemli konu kendi hırs ve arzularımızı belli bir çerçevenin dışına taşırmamak olmalı değil mi?

    Arzularımızı çerçeveleyerek, tüm insanlar, çevre, doğa, diğer varlıklar, tüm organizmalar ve hatta evrene saygılı olmalı, beklenti veya çıkarlarımızı değil, var olan her şeyin doğal yaşam hakkını gözetmeliyiz.

    Çerçeve bir bakıma sınırlandırmadır, yanlış mı düşünüyorum?

    Türkçeyi çok iyi kullanan gerçek halk ozanı rahmetlik Abdürrahim Karakoç’u anmadan geçemeyeceğim. Bence çerçeveyi en güzel O anlatmış… “Her nesnenin bir bitimi var ama aşka hudut çizilmiyor Mihriban.”

    Belki de çerçevelenmeyecek tek şey sevgidir…

    Selam sevgiyi sınırlandırmayanlara gitsin…

    Mikdat Besni

    İlişkili İçerikler

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest
    14 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    M.Zeki Özgen
    M.Zeki Özgen
    1 yıl önce

    Nefis anlatım hocam,her zamanki gibi.Sağolun.

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  M.Zeki Özgen
    1 yıl önce

    Zeki Beyim yararlı bulmanıza sevindim, yorumunuz güç verdi teşekkürler.

    Okyar Atilla
    1 yıl önce

    “Çerçeve” hakkında her şey söylenmiştir nokta

    Sebahattin Demir
    Yorumun sahibi  Okyar Atilla
    1 yıl önce

    Sevgili Okyar’a tüm kalbimle katılıyorum.
    Bunların üzerine söylenecek laf olmaz.

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Sebahattin Demir
    1 yıl önce

    Sebahattin Beyim güç verdiniz, teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum…

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Okyar Atilla
    1 yıl önce

    Teşekkürler Okyar Beyim, değer kattınız, selamlarımı iletiyorum…
     

    Gülten sancak
    Gülten sancak
    1 yıl önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Çok faydalandım
    Kaleminize sağlık

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Gülten sancak
    1 yıl önce

    Gülten Hanım yararlanmanızdan mutluluk duydum, açıkladığınız için teşekkürler.

    Bülent Erol
    Bülent Erol
    1 yıl önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Mikdat hocamın en güzel makalelerinden biri.Zevkle okudum ve anlamaya çalıştım.Sadece okumak ve arşive atmakla bitmiyor.Uygulamak,uygulamak,uygulamak lazım.Deklanşöre basmadan önce bu filmi izlemek gerek.Yararlarını hep anımsamak lazım.
    Hocam elinize,gözünüze ve aklınıza sağlık….Başarılar dost selamlar…

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Bülent Erol
    1 yıl önce

    Bülent beyim, değerli dostum…
    Değer kattınız, sağ olun var olun…

    Osman KESER
    Osman KESER
    1 yıl önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Sevgili Mithat Hocam.
    Yazınızdan ziyadesiyle istifade ettim. Aslında bildiğimi sandığımız konular hakkında da ne çok eksik bilgiye sahip olduğumu anladım.
    Sağlıcakla kalın.

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Osman KESER
    1 yıl önce

    Osman Beyim.
    Sözleriniz güç verdi, şevk verdi.
    Teşekkürlerimi iletiyorum…

    Öner BÜYÜKYILDIZ
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    1 yıl önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Ellerinize sağlık Mikdat hocam. Yine harika bir anlatımla çok güzel bir konuya değinmişsiniz.

    Selam ve saygılarımla.

    Mikdat Besni
    Mikdat Besni
    Yorumun sahibi  Öner BÜYÜKYILDIZ
    1 yıl önce

    Öner Beyim düşüncelerinizi öğrendiğim için mutluyum, teşekkürlerimi iletiyorum…

    Makale yazarı

    Mikdat Besni
    Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini öğrendi. Ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 ve ASFOD onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    14
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
    ()
    x