Kristal'e Mektuplar

Fotoğrafta Grafik

Erol Hocanın bu fotoğrafını görünce çok etkilendim, siz etkilenmediniz mi?

İlk aklıma gelen ve beni etkileyen şey “tam yorumlanacak fotoğraf” düşüncesini yaşamamdan kaynaklandı.

Ama bir sorun vardı, o sorun fotoğrafın tek bir özelliğiyle değil, bir bütün olarak fotoğrafik değerlere sahip olmasından kaynaklanıyordu. Fotoğrafta aradığım her özellik, içerine bir Anadolu Kilimindeki motifler gibi ilme ilme işlenmişti.

-

Merhaba Kristal.

Erol Hocanın bu fotoğrafını görünce çok etkilendim, siz etkilenmediniz mi?

İlk aklıma gelen ve beni etkileyen şey “tam yorumlanacak fotoğraf” düşüncesini yaşamamdan kaynaklandı.

Ama bir sorun vardı, o sorun fotoğrafın tek bir özelliğiyle değil, bir bütün olarak fotoğrafik değerlere sahip olmasından kaynaklanıyordu. Fotoğrafta aradığım her özellik, içerine bir Anadolu Kilimindeki motifler gibi ilme ilme işlenmişti.

  • Öncelikle bir fotoğrafın mesajının olması gerekir, hikaye anlatıyor muydu? Hem de çok güçlü şekilde…
  • Anlatım için çok fazla ögeye ihtiyaç duyulmuş mu, bir karmaşa var mı? Hayır, çok sade bu fotoğraf, minimalizmin gücüyle anlatacağını eksiksiz aktarıyor, değil mi?
  • Kompozisyonda şu olmasaydı daha iyi olurdu, diyeceğimiz bir fazlalık ya da insanı rahatsız eden bir yapı var mı? Bunu diyemeyiz, fotoğraf bilinci olan hiç kimse bir eksiklik bulamaz.
  • Peki, dokusuzluk gibi bir sorunu var mı? Hayır.
  • Renkler doğal mı? Evet.
  • İnsan mekân ilişkisinde sırıtan bir yapı var mı? Yok, böyle bir şey!
  • Kritik çekim anı çok iyi seçilmiş mi? Kesinlikle.
  • Fotoğrafta dinamik yapı sergilenmiş mi? Evet…

İşte fotoğrafta olması gereken birçok özellik bu fotoğrafın içinde oya işlenir gibi yerleştirilmişti.

Bu fotoğraf tek başına Fotoğrafta Kompozisyon konulu kitabın, her konu başlığına örnek gösterilecek yeterlilikte idi. Benim için sorun hangi konuyu seçeceğim noktasında kilitlendi. Mektup boyutunu aşmayan anlatım seçmeliydim ve bu fotoğraf birçok özelliğiyle dikkat çekiyordu, hangi konuyu işlemeliydim? Zorlandığım konu buydu.

Bir konu seçeceksem grafiği seçmeliydim ve seçtim. Evet, bu fotoğraf üzerinden, fotoğrafta dinamizmi, hareketi, çabayı güçlendiren yapısal unsurları konuşmak en iyi seçim olacaktı. Çünkü bu özelliklere çok az fotoğrafta rastlanır. Durağan bir yapı taşıyan fotoğrafa dinamizm katan yapısal özellik olan grafik ve şemalar konusunda sizinle sohbet etmek istedim ve sorunumu çözmüş oldum.

Sevgili Kristal, fotoğrafta şemalar ve çizgiler izleyeni yönlendirici güç taşırlar.

İnsanlar basit geometrik şekilleri severler, böyle bir yapısallık olduğunda fotoğrafı daha kolay anlarlar. 

Şekiller izleyicide duygusal etkiyi tetikler, keskin kenarlı ve kaba olursa gerilim yaşatır, yumuşak olursa dinginlik ve huzur hissettirir. 

Şemalar fotoğrafı düzenler, karmaşadan uzaklaştırır ve disipline eder. İnsanlar arasında geçen sohbetin, sade olduğu kadar akıcı olması gibi, fotoğrafta da bir disiplin ve sadelik olduğunda o kadar anlaşılırlık vardır.

Çizgiler gözü kompozisyon içinde dolaştırır, anlatılmak istenen konuyu güçlendirerek fotoğraftan kopmayı engeller. 

Yatay çizgiler sakinlik, rahatlık, genişlik hissettirirken, dikey çizgiler yerçekiminin özelliklerini ardına alarak fotoğrafa azamet ve güç katarlar. Dikey ve yatay çizgiler fotoğrafa sağlamlık ve düzen kazandırırlar. Sağlam bir düzen bizi rahatlatır, güven verir. 

Verev/diyagonal çizgiler ise hareket ve dinamizmi hissettiren yapıya sahiptir. 

Eğri çizgiler de sevgilinin boynu ve omuzu gibidir, romantizmi kışkırtır.

Erol Hocanın “Karlı Zirvelere Düşen Işık” serisi içerisinde fotono21.com Sanal Sergisinde sergilenen bu fotoğrafında ana unsur olarak bir dağ tırmanışını görüyoruz. Yukarıda sözünü ettiğimiz her bir konuyla bezenmiş.  Birçok çizgi ve şekiller barındırarak konusunu güçlü şekilde izleyicinin belleğine işliyor.

Benim ilk dikkatimi çeken ufuk çizgisindeki insan oldu. Tam ufuk çizgisinde… Tam zamanında ve yerinde çekilmiş, adım atar bir halde, sol ayağı havada… Eğer o ayak yerde olsaydı, poz verilmiş hissi uyandırırdı, izleyici yapmacık bulurdu. İnsan ögesi eğer bir metre önde veya arkada yer alsaydı, bu sefer ayak ufuk çizgisi tarafından kesilirdi ve izleyen anlatamasa bile olumsuzluk yaşardı.

Bu insanın güçlü algılanmasına yardımcı olan başka yapısal faktörler de içeriyor bu fotoğraf, konumuz olan şema, çizgi ve grafikler.

İnsanın bulunduğu ufuk çizgisi bir dağın yamacı, verev/diyagonal çizgi halinde uzanıyor. O yamaç aslında dik açısı kadrajda sol alt köşe olan, kar dokusuyla bezenmiş bir üçgen değil mi? Bu üçgeni dağcının ayak izleri onun bulunduğu noktadan, sol alt köşeye doğru ikiye bölmüş ve toplamda üç üçgenin oluşturduğu güçlü bir şema karşımıza çıkarmış. O ayak izleri öyle itina gösterilerek seçilmiş ki; köşeden girmesi, ana üçgeni altın noktadan ikiye bölmesi, böldüğü noktada insanın bulunması, altın orana yerleştirilen o insanın durağan olmaması… gibi bir çok faktör bir arada. Dağ yamacının oluşturduğu, ayak izleriyle bölen bir grafik, tırmanışın ne kadar zorlu, çaba gerektiren bir spor olduğunu apaçık ortaya koyuyor, değil mi? Bu duyguyu çizginin izleyeni takip ettiren yapısında yaşatıyor. 

Bir şey daha var, tekil sayıya sahip ögeler fotoğrafın işlevini destekler. Burada üç üçgen yerine iki ya da dört üçgen bulsaydık aynı etkiyi hissedemezdik. Üçgenin üç kenarının olması da kare ve dikdörtgene karşı onu her zaman avantajlı bir konuma yükseltir.

Ve gökyüzü… 

Arka plan, fotoğrafa sıcaklık ve derinlik kazandıran bir başka yapı… 

Fotoğrafta kontrast yapı olursa daha doyurucu olur. Bu anlamda gökyüzü kendini süsleyen pamuksu bulutlarla şekillendirdiği estetik yapısıyla fotoğrafı olumlu etkilemiş. Mavi soğuk bir renktir ama kar ve bulutların beyaz yapısıyla fotoğraf çekicilik kazanarak izleyende sıcak duygular yaşatıyor. Hâlbuki tırmanan ve fotoğrafı çeken dağcılar ne kadar üşümüş olmalılar. Ben bu fotoğrafı seyrederken hiç üşümedim, siz üşüdünüz mü?

Daha fazlası yapılabilir miydi? Bence dahası gereksiz oldurdu, her şey doruğunda, Erol Hocamı kutlarım.

Selam; işi ne olursa olsun en iyi şekilde yapanlara ve çaba içerisinde zirvelere tırmanmak için hiçbir özveriden kaçınmayanlara gitsin…

Mikdat Besni

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
6 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Harika bir fotoğraf yorumu olmuş. Hem öğrendik, hem fotoğraf üzerinden yorumladık. Ellerinize emeğinize sağlık Mikdat hocam.

Erol bey’i de bu başarılı çalışması için ayrıca tebrik ediyorum.

Selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Değer kattınız Öner Beyim, teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum.

Osman KESER

Eline, yüreğine sağlık Mithat Hocam, yine faydalı bir makale.

Mikdat Besni

Osman Beyim faydalı olabildiysem mutlu olurum.
İlginiz güç verdi.
Teşekkürler.

aydın Küçükoğlu
Makale Değerlendirme :
     

Çok etkileyici bir resim.

Mikdat Besni

Evet, iyi fotoğraf…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak uzun yıllar kamu görevi yaptı. Sayısal teknolojinin fotoğrafta yaygın olarak kullanılmaya başlaması ve internet paylaşımının etkisiyle hobi olarak fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşımda bulunularak ya da izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini göz önüne alarak, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. En iyi öğrenmenin öğretme olduğu gerçeğinden hareketle, verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 (Diyarbakır) ve ASFOD (Konya Anadolu Selçuklu Fotoğraf Derneği) tarafından Onur Üyesi olarak payelendirilmiştir. Bu onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

Hatıralar Tekrar Yaşanmayacak

Bu yazı vesilesiyle kendime ara ara sorduğum “Bu fotoğrafları neden çekiyorum?” sorusu yerini “Fotoğrafa ilgim ne zaman başladı?” sorusuna bıraktı. Böylece bir tür oto-psikanaliz süreci yaşadım. Dimağımda yürüttüğüm arkeolojik kazıda tabaka tabaka aşağı inip, tasnif işlemleri yaptıktan sonra (arada şahsi tarihimde yeni objeler, metinler de keşfederek) altı yaşlarımdaki bir an(ı)da aradığım yanıtı buldum.

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

6
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x