Ana Sayfa BLOG Hayvanların düşünce ve aklı üzerine deneme

Hayvanların düşünce ve aklı üzerine deneme

-

Bu yazı nereden çıktı diyebilirsiniz. Siz deyin ben de söyleyeyim; aşağıdaki karikatürden.

Bu, benim üye olduğum LinkedIn sitesinde yayınlanan bir yazıda yer almıştı. Ana fikir eğitim sistemini eleştirme üzerineydi. Einstein’ın sözünün –bir noktaya kadar- doğruluğuna karşın, karikatür bunu ifade etmiyordu. Bir balığı neden “ağaca çıkma” üzerine değerlendireyim ki? Çok mantıksız. Karikatür ise farklı türde hayvanları “ağaca çıkabilme” üzerine sınava alıyordu. Bu arada sınavcı neden insan? Halbuki çok net olarak sınav sistemi aynı türden benzer özelliklere sahip şeylerin mukayese edilmesi üzerine kurgulanır. Örnek olarak, aynı tür; lise bitirme çağına gelmiş aşağı yukarı aynı yaş grubunda olan insan denen yaratıkların mukayesesi sonucu hangi üniversitenin hangi fakültesine gideceklerine göre sınıflandırılmasıdır. 

Yani karikatür sadece maymunların (kendi içinde farklı maymun cinsleri olabilir) ağaca çıkma sınavı olsaydı ya da fillerin (yine Afrika ve Asya filleri de olabilir) ağırlık taşıması ya da kaldırması üzerine olsaydı anlamlı olurdu.

Yazıda geçen diğer kavram ise “aptal” kelimesi idi. Aptal, düşünce yetisi ve aklı içeren bir tanıma gönderme yapar. Beni aldı bir düşünce; hayvanların aklı var mı ve düşünebiliyor mu? Bende bunun cevabı kocaman bir “EVETTT” oldu. İşin ilginç yanı ben bu düşüncelere gark olduğumun üçüncü günü Amerikan basını bir üniversitede bir bilim kadınının “Hayvanlar düşünebiliyor” ana fikirli makalesinden bahsetti. Amerikalı dediyse doğrudur 😉

Bu takdirde insanla hayvan arasındaki fark, “akıl” ve “düşünme becerisi” değildi. Bu arada akıl ve düşünme becerisinin birlikteliğine “bilinç” diyebiliriz. Fark, akıl ve düşünme becerisinin insanda sağduyulu davranışı ortaya çıkarmasıydı. Bunun karşıtında ise içgüdünün akıl ve düşünce becerisini yenerek bir davranış biçimi oluşturması vardı. İşte hayvanlar akıllarına ve düşünme becerilerine rağmen içgüdüsel olarak davranıyorlardı.

Zaten bu yüzden insan denen yaratıkların bazı davranışlarını gördükten sonra –genellikle içimizden- “hayvan” diye seslenmiyor muyuz? Bazen de davranışa göre daha spesifik olarak “ayyıı”, “kuş beyinli” ya da “eşşek herif” demiyor muyuz?

Burada kendimi eleştireyim; “ayı” dediğimiz gerçek hayvanın, bir akarsu içinde eliyle balık yakalama gibi üstün bir becerisi vardır. Ayıya benzettiğimize desek ki “git elinle balık yakala” yapabilir mi sizce?

Kaynak: http://haberciniz.biz/foto-galeri-boz-ayilar-somon-avinda-1119-p4.htm

Ya da sinek kuşunu düşünün. Kanadını saniyede onlarca kez (50-80 kez) çırparak ve havada asılı durarak bir çiçeğin usaresini uzun gagasıyla içebilir.

Kaynak: http://resimpaylas.in/sari-sinek-kusu_59.html

Yazı giderek eğitimin eleştirisinden insan davranışlarının eleştirisine dayandı. En son okuduğum gazete haberinin bunda etkisi oldu mu? Kesinlikle. Hani şu gazetelere ve sosyal medyaya manşet olan İstanbul’daki araba üzerine binilerek kaput tekmelemeye kadar giden olaydan bahsediyorum. Bu basına yansıyanı. Benim başıma benzeri –hemen yer ve tarihle anlatabileceğim- üç olay var. Ve sonunda aklımda cevap bulamadığım bir soru var; Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler dediğinizde işin sonu nereye varacak?

Ve son olarak kargalarda yapılan zekâ testi videoları. Kargaların bacaklarındaki halkalar “önceden eğitilmiş olabileceği” şüphesini oluştursa da izlemeye değer görüntüler.

Kalın sağlıcakla.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
6 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Evet, bir Okyar Atilla klasiği…

“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” diyemiyorum çoğu zaman. Enerjim yerindeyse ve ortam ve vaktim uygunsa, bu gibi durumlarda tüm güler yüzlülüğümü ve sakinliğimi koruyarak konuşmaya gayret ediyorum. “Peki sonuç ne oldu?” dersen; çoğunda değişmedi, anlaşamadık…

Stefan Covey’in bir kitabında okuduğum bir olay, en az onun kadar beni de etkilemişti. Olay şöyle:

Stefan bir gün yine her zamanki gibi metroya biner. Vagon sakin, birkaç kişi var ve herkes ya bir kitap okuyor ya da sakince etrafı seyrediyor. Bir süre sonra durakların birinden bir baba ve 3 tane çocuğu binerler ve Stefan’ın yanına otururlar. O andan itibaren ortalık karışır, çocuklar çılgınca oradan oraya koşuşturup, insanları müthiş rahatsız etmeye başlar. Ancak babaları, hiçbir şey olmamış gibi, düşünceli ve sakin bir şekilde onları seyreder. Rahatsızlık dayanılmaz hal alınca Stefan babaya dönüp “Beyefendi, görmüyor musunuz çocuklarınız etrafı çok rahatsız ediyorlar ve siz bu durum karşısında hiçbir şey yapmıyorsunuz” diye sitem eder. Baba yavaşça Stefan’a döner ve şöyle der: “Haklısınız, farkındayım. Az önce hastaneden çıktık. Çocuklarıma artık bir anneleri olmadığını nasıl söyleyeceğimi düşünüyorum!”

Sevgiler.

Osman Zihni ERENLER

Çok teşekkür ederim verdiğiniz emek ve paylaşım için. Kargaların akıllı yaratıklar olduklarını bilirdim. Ama bu kadar olduklarını değil :). Makaleyi pür dikkat okudum ve videoları hayretle izledim.
Makalenin konusu ile alakalı olmasa da hazır elde örnek varken, eğer müsaade eder ve uygun görürseniz sormak istiyorum: Sinek kuşunun kanatlarının da hareketsiz olduğunu gösterebilen bir fotoğrafı nasıl çekebiliriz, bunu elimizdeki/piyasadaki fotoğraf makineleri ile çekebilmek mümkün müdür? E M1 MII, (hiç denemedim) ardışık çekimde 60 fps. yazıyor. Bu modda çekmek istesek (Pırıl pırıl ve tam arkamızdan gelen güneş ışığı olduğunu veya kuşun, flaş mesafesinde olduğunu var sayarsak) iso ve diyaframı hangi değerde tutmamız lazım?

Sebahattin Demir

Osman bey merhaba,

Tam da bu örneği verdiğim “Flaş Çekim Teknikleri, Flaş Modları ve Kullanım Yöntemleri” yazım çok yakında yayında olacak. Ön bilgi için şunu söyleyebilirim:

Enstantane en az 1/2500sn olmalı. Bu fotoğrafı bir telefoto olmadan çekmeniz mümkün görünmüyor. Tabi geniş açı lens takılı bir kamerayı, kuşun geleceği ortam yakınlarına önceden konuşlandırıp, kameranızı Wi-Fi üzerinden cep telefonunuzla kumanda etmediğiniz sürece. Seri çekim moduna almanıza gerek olmayabilir, ama en doğrusu elbette seri modda çekim yapmak. Olympus E-M1 MII ile bunu rahatlıkla yapabilirsiniz. Kuşu net yakalamak için kısık bir diyafram iyi olur, örneğin en az f/8 gibi. Tabi diyafram f/8, enstantane 1/2500sn olunca, ortamın da çok çok ışıklı olmayacağını varsayarsak, çok yüksek ISO’lara çıkmadan normalde bu fotoğraf çekilemez. Çok yüksek ISO’nun dertleri malum. bu durumda tek seçim HSS Flaş kullanmak. O da, yukarıda sözünü ettiğim yeni makalede olacak 🙂

Saygılar.

Öner BÜYÜKYILDIZ

Bir arkadaşımla akşam vakti aracımızla seyahat ediyorduk. Karşıdan bir araç gelince farlarımı kısalttım. Karşıdan gelen araç kısaltmadı. Dalgınlığına gelmiştir diye düşünerek selektör yaptım, yine kısaltmadı. İkinci kez selektör yaptım yine kısaltmadı. Artık üçüncü kez selektör yapacak vakit yoktu, yan yana geçmek üzereyken uzunca bir korna bastım. Diğer sürücü bunu bir uyarı olarak mı algıladı, küfür ettiğimi mi düşündü, yoksa son ses müzik açmıştı hiç duymadı mı bile? Bilemiyorum. Arkadaşım bana döndü “Ne gerek vardı ki buna, sanki dönüp arkamızdan gelip özür mü dileyecek?” diye sordu. Elbette dilemeyecek, eminim umurunda bile olmamıştır, biliyorum. Ama benden sonra gelen üç arkadaş, beş arkadaş, on arkadaş daha aynı tepkiyi verirse “Ne oluyor yaa, bende bir yanlışlık var” diyecek (umuyorum).
O yüzden bırakmayın yapmasınlar, bırakmayın geçmesinler.
Eğitim şart.
Birde, ilk altı ay anne sütü 😀

Manşet

Canon EOS R5, R6 Yeni Tam Kare Aynasızlar ve RF Lensler

Bugün 9 Temmuz 2020. Ben bunları yazarken Canon yeni cicilerini açıklıyor. Ekranın sağında açıklama videosu, solunda da Arthenos ekranı açık ki bu yazıyı anında yazayım 🙂

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Yeniden Kadrajlama Tekniği ile Fotoğraflarınızı Geliştirin

Yeniden Kadrajlama Tekniği

Yeniden kadrajlama, ana odak noktasını kullanarak konuya odaklanmak ve elinizi deklanşörden çekmeden konuyu kadrajınızdaki başka bir yere yeniden konumlandırarak ideal kadrajı oluşturup fotoğrafı çekmektir.

POPÜLER İÇERİKLER

Canon EOS R5, R6 Yeni Tam Kare Aynasızlar ve RF Lensler

Bugün 9 Temmuz 2020. Ben bunları yazarken Canon yeni cicilerini açıklıyor. Ekranın sağında açıklama videosu, solunda da Arthenos ekranı açık ki bu yazıyı anında yazayım 🙂

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

6
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x