Evet, zordur.
Dijitalden başka hiç bir şeyle çekmem diyenler için bu soru çok mantıksız gelebilir. Çünkü onlara göre, dijital kameralar, bir film rulosunun erişemeyeceği yüksek ISO değerlerine sahiptir.
Evet, bu doğru! Ancak unuttukları bir şey var ki o da;
Konu iç mekan çekimleri olunca durum sadece ISO’dan ibaret değildir.
İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Basit neden; dijital sensörler gölgelerde daha fazla, parlak alanlarda ise daha az bilgi yakalar.
Filmin fiziksel yapısı gereği, her bir taneciğin banyo edilebilir bir tanecik olabilmesi için yeterli miktarda ışık alması gerekir.
Bu da, film olması gerekenden az pozlanırsa, gölgelerdeki detayların (bilgilerin) kaybolacağı anlamına gelir. O sebeple,
Aynı görüntüyü film çekiminde elde etmek için dijitalden daha yavaş bir enstantane hızı kullanmak gerekir.
Ancak buradaki en büyük sorun, bu amaca özel üretilmiş filmler dışındaki renkli filmlerin çoğunun iç mekan tungsten ışığı altında ayrıntı yakalamak için formüle edilmemiş olmasıdır;
Başka bir deyişle bu, mükemmel bir pozlama elde etmek için 400 ASA’lık bir filmin ISO 100’de kullanılması gerektiği anlamına gelir. Bu durumda da bu, iç mekanlar için genellikle çok yavaş kalacaktır. f1.8 diyafram açıklığına sahip hızlı bir objektifle bile, net bir görüntü yakalamak için yeterince hızlı bir enstantane elde etmek zor olacaktır.
O zaman çözüm nedir?
Tecrübeli fooğrafçılar bu gibi durumlar için aşağıdaki çözümleri öneriyorlar:
35 mm kamera kullanın
İç mekanlarda filmle net görüntüler elde etmek için yapılması gereken en önemli şey, mümkün olan en hızlı deklanşör hızını kullanmaktır. Buna dijitalci dostlarımız dahil kimsenin itirazı olmaz sanırım.
Orta formatçılar bıyık altından gülümsemeye başladı bile. Ancak onlar da gayet net biliyorlar ki, orta format kameraların genellikle geniş diyafram açıklığına sahip lensleri çok az oluyor. Örneğin, Hasselblad’ın 80 mm kit lensinin en geniş diyafram açıklığı f2.8’dir 🤫.
Ancak benim, benimle neredeyse yaşıt 70’lerdan kalma Nikkormat FT2 kameramda bile, maksimum f1.4 diyafram açıklığına sahip 50 mm’lik bir lens bulunuyor. Bu da kamerama Hasselblad’dan 4 kat daha fazla ışık girmesi sağlıyor ve bana 2 duraklık daha hızlı bir enstantane ile çekim yapma ve daha keskin görüntüler için olanak tanıyor.
Objelerinizin geniş pencerelere doğru bakmasını sağlayın
İç mekan ışığı, dış mekan ışığından birkaç kat daha loş olduğundan, iç mekanda net ve ayrıntılı bir görüntü yakalamanın en iyi yolu, gün ışığını alan parlak bir pencereye yakın olmaktır.
Eğer modeliniz pencereye dönükse, güzel ve yumuşak bir ışıkla aydınlanacaktır. Oysa yana dönükse, yüzünün/vücudunun sadece yarısı aydınlanacak ve bu da popüler Rembrandt tarzı bir aydınlatma oluşturacaktır.
Objeler güneş ışığı alan bir pencereye yakın çekmenin en iyi yanı, diyaframı kısabilir ve daha hızlı bir enstantane kullanabilirsiniz. Bu sayede, yüksek hızlı filmle bile mümkün olan en net görüntüleri elde edebilirsiniz. Ayrıca, pencere ışığını kullanırsanız, gölge detaylarını yakalamak istemediğiniz sürece filminiz için ISO ayarı yapmanıza gerek kalmayacaktır.
Gölgeleri aydınlatın.
Birden fazla pozlama ölçümü alıp en hızlı deklanşör hızını kullanmanıza olanak tanıyanı kullanmak cazip gelebilir. Ancak bu, filmli çekimler için iç mekan ışığında tüm gölge ayrıntılarını kaybetmenize neden olacak asıl sorununuz olacaktır.
Filmler, özellikle renkli negatif filmler, aşırı pozlamayı son derece iyi tolere edebiliyor. Parlak alanlar birkaç durak fazla pozlansa bile, negatifler dijitalin aksine yine de baskı için yeterli ayrıntıyı içerecektir. Nasıl ama?

Gölgeleri de hesaba katarak keskin bir pozlama elde etmek için en iyi film seçeneği olarak, akşamları tungsten ışığında çekim yaparken CineStill 800T, geniş bir gün ışığı penceresine sahip olduğunuzda ise Kodak Portra 800 ve Lomo 800 öne çıkan seçenekler arasında yer alır. Ben bir makara CineStill 800T satın aldım en yakın zamanda deneyip sonuçlarını buradan sizinle paylaşacağım. Tabi, Türkiye’de bu filmi hakkıyla banyo edebilecek kalitede bir laboratuvar bulabilirsem. Önerilerinize açığım.
Siyah beyaz filmlerde pozlama ayarına çoğu durumda ihtiyacınız yoktur.
Kısa sayılabilecek filmli fotoğrafçılık deneyimlerime göre şunu öğrendim; siyah beyaz filmler genellikle pozlama ayarı gerektirmiyor. Kutuda belirtilen hızda çekim yapıyorsunuz veya iç mekanlarda iyi fotoğraflar elde etmek için push film (filmi zorlamak) tekniği ile çkimi yapıp, pozlamayı banyo işleminde artırıyorsunuz (banyo süresini uzatıyorsunuz). Bu da bir sonraki yazımızın konusu olarak şurda dursun. Usta da iyi bilir bu konuları, o da zaten yorumlarda müdahale etmeden duramayacaktır 😀 .
İç mekan çekimleri için ideal olan birçok siyah beyaz film çeşidi bulunuyor. Özellikle kutu değeri 400 ISO olan ILFORD HP5, çok başarılı gölge kurtarma özelliğine sahip olduğundan, ISO 800, 1600 hatta 3200’de bile mükemmel pozlamalar elde etmenizi sağlıyor. ILFORD HP5+ filmlerden de birkaç makara var elimde. Atrık filmlerimi kendim banyo edebildiğime göre bunu denemeye karar verdim bile. Dedim ya, bir sonraki yazımın konusu bu; izlemeye devam edin.
Çekim için geniş zaman yoksa, flaş veya sabit ışık kullanmayı düşünün
İç mekanlarda net görüntüler elde etmenin son ve en güvenilir yollarından bir başkası flaş veya sabit ışık kullanmaktır. Böylece, herhangi bir film türüne bağlı olarak pozlama ayarına gerek kalmaz ve net bir görüntü yakalamak için yeterince hızlı bir enstantane kullanmayı garanti edersiniz.
Flaş kullanmanın en kolay yolu, Pentax Espio gibi kendinden dahlili flaşı olan ucuz bir kompakt fotoğraf makinesi bulmaktır. Başka bir seçim Okyar gibi Godox A100 Pro kullanmak veya parlak güneşli bir günde çekim yapıyorsanız Okyar’ın bu yaptığını yapmak olabilir.
Fotoğraf makinenizin dahili flaşı yoksa, harici bir flaş alıp flaşı kameranın üstündeki flaş kızağına takıp tepe flaşı olarak kullanabilirsiniz. Bunun için Godox’un özellikle film kameraları için önerilen Lux Sr. ve Lux Jr. model flaşlarına bakabilirsiniz. Bu flaşlar, kolay kullanım ve mükemmel pozlama için yönlendirici pozlama kılavuzlarına sahipler.
Ancak dijital kameralar için tasarlanmış modern harici flaşları veya stüdyo flaşlarını film fotoğrafçılığında kullanmak da mümkün. Sahip olduğum, her biri 500’er Watt’lık 3 adet Profoto B10 Plus flaş setimle yaptığım ev ve dış ortam denemelerimi yakında yine buradan paylaşacağım.
Kapanış sorusu: Film dijitalden daha mı iyidir?
Bence bu, film fotoğrafçılığındaki en büyük yanılgılardan biridir. Belki 2000’li yılların başlarında film dijitalden daha iyiydi. O zamanlar yeni teknoloji henüz başlangıç aşamasındaydı ve şu anki harika fotoğraflar yaratma veya bunları istediğimiz şekilde değiştirebilecek yetenekteki düzenleme araçlarına sahip değildik.
Günümüzde durum çok farklı. Dijital fotoğrafçılık neredeyse her açıdan film fotoğrafçılığından üstün hale geldi. Dijital, daha yüksek çözünürlüğe sahip, toplam sahip olma maliyetine bakıldığında daha az maliyetli, daha hızlı ve diğer özelliklerinin yanı sıra daha güvenilir.
Elbette bu, dijitalin tamamen daha iyi olduğu anlamına gelmiyor. Sanal alemde dijitalin filmden daha iyi olduğunu kanıtlamaya çalışan çok araştırmaya rastlamanız mümkün. Ancak bu tür doğrudan, birebir karşılaştırmalı analizlerin göz ardı ettiği faktörler var.
Film fotoğrafçılığı, somut, fiziksel bir ortamla çalışmakla ilgilidir.
Benim gibi birçok insan için bu somutluk, dijital dosyalarda olduğundan çok daha fazla keyif verebilir.
En iyi kamera yanınızda olan kameradır.
Bunun 3-5 Bin Liralık bir film kamerası veya 200 Bin Liralık bir dijital kamera sistemi olması fark etmez.
En iyi fotoğrafları çeken kamera, kullanmaktan en çok keyif aldığınız kameradır.
Şimdi hemen yerinizden kalkın ve kameranızı yanınıza alıp kendinizi dışarı atın, haydi!
Ayrıca ne yapıyordunuz?
Bizi izlemeye devam ediyordunuz
ve yorumlarınızla bize katılıyordunuz ⬇️.
İLİŞKİLİ İÇERİKLER
E-POSTA ABONELİĞİ
Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.





