Kristal'e Mektuplar

İnsanı Fotoğraflamak – Photoshop

Toplumda fotoğraf anlayışında bir algı vardır; iyi bir fotoğraf gördüklerinde ilk gelen soru “fotoşop mu?” olur. Zanneder ki "fotoşop" isimli sihirli bir değnek var, bir dokunuşta fotoğraf peri masalına dönüşüyor.

Fotoğrafçının zihninde şekillenen unsur ve becerisi en büyük katkıyı sağlar. İyi tasarlanamamış, kompozisyonu iyi seçilememiş, kamera ayarları iyi yapılamamış bir fotoğrafı, salt photoshop işlemiyle iyi yapmak mümkün değildir.

-

Fotoğraf: Turan SEZER

Merhaba Kristal…

Toplumda fotoğraf anlayışında bir algı vardır; iyi bir fotoğraf gördüklerinde ilk gelen soru “fotoşop mu?” olur. Zanneder ki “fotoşop” isimli sihirli bir değnek var, bir dokunuşta fotoğraf peri masalına dönüşüyor.

Bu anlayışı fotoğrafçı hisseder…

Fotoğrafı bilmeyenden böyle bir suçlamavari soru gelince; alınır, kırılır, üzülür…

Nasıl alınmasın?

Onun özen gösterdiği ve karşısındakinin becerip ortaya çıkaramayacağı bir fotoğraf vardır ve lekelenmiştir.

Fotoğrafa başladığım yıllarda böyle sözler bana çok söylenirdi. Genellikle alınganlık yaratmadan, kibarca karşılamaya çalışırdım ama doğrusunu söylemek gerekirse; fazla tevazu göstermek bazen yanlış olabiliyor.

Böylesi durumlarla karşılaşmak bıkkınlık yaratınca yine nezaketi bırakmadan, şu soruları sorduğum olmuştur.

– Kuaföre niçin gidiyorsunuz?

– Elbisenizi ütülemeden giyemez misiniz?

– Ayakkabılarınıza özen göstermeseniz olmaz mı?

Tabii ki aldığım cevaplar olumsuz oluyordu ve birazcık kırılgan da olsa bir sohbetin kapısını aralıyordu. Böylece fotoğraf üzerinde sonradan işlem yapmanın, insanın kendisine gösterdiği özen ile aynı olduğunu anlatırdım.

Film yani analog dönemde, karanlık odada fotoğraf üzerinde banyo sırasında kimyasalların oranıyla, ışığın şiddetiyle, banyo süresine müdahale etmekle birçok işlem yapılıyordu. Bunlarla birlikte sert uçlu kurşun kalem ve jilet ya da bistürü ile arap/negatif fotoğrafa müdahale edilirdi. Becerikli olanların marka değeri olurdu.

Sayısal döneme geçince Photoshop, Lightroom gibi programlar başta olmak üzere fotoğraf işleme yazılımları ‘aydınlık oda’ ismiyle karanlık oda işlemlerinin yerini aldı.

Akıllı cep telefonlarında ise bu işlemler çeşitli uygulamalarla yapılıyor.

Evet, fotoğraf işleme yazılımları ile fotoğrafa farklılık katabiliyoruz, içinden hoşumuza gitmeyen bir görüntüyü çıkarabiliyoruz ya da ekleyebiliyoruz.

Ancak bir gerçek var ki sevgili Kristal, aydınlık oda işlemleri kötü çekilmiş bir fotoğrafı hiçbir zaman iyi yapamaz.

Fotoğrafı kamera çeker zannedersek yanılırız.

Fotoğrafı o kameraya hükmeden insan çeker, biz buna fotoğrafçı diyoruz.

Yazılımlarla sonradan fotoğraf üzerinde işlem yaparız ama o da yine fotoğrafçının eseridir.

Photoshop “sihirli değnek” falan da değildir güzel kardeşim.

Fotoğrafçının; hayallerinin, düşüncesinin, amacının, mesajının… duygusal ölçekte o fotoğrafa yansımasıdır.

İnsan bu yansımayı hangi araçla, program ya da uygulama ile yaparsa yapsın fark etmez, sonuçta insanın eseri o fotoğrafta hayat bulmuştur.

Sanatın özünde zaten hayal, düşünce ve tasarlama ile olmayan bir şeyin ortaya çıkarılması vardır. Bu bir mimari eser de olabilir, ressamın tuvalindeki resim de olabilir, şairin ağzından dökülen kelimeler de olabilir, fotoğrafçının ekranda görüntülediği fotoğraf da olabilir, hiç fark etmez…

Ancak her hayal edilip ortaya çıkarılan şeye eser diyebilir miyiz?

Bu soruya “Hayır!” cevabı verdiğinizi düşünüyorum, yanılıyor muyum?

Belki ortaya bir bina çıkarılmıştır, tuval üzerinde fırça boya bırakmıştır, ağızdan sözler dökülmüştür ya da ekranda görsel oluşturulmuştur ama o konudaki bilinçli kitlelerin takdirini kazanmış mı, defalarca görülmek, duyulmak ve izlenmek isteniyor mu? En önemlisi ise bir şeyler hissettiriyor mu ve düşündürüyor mu? Bu önemlidir.

Bir fotoğrafın değerli hale getirilmesinde şüphesiz aydınlık oda işlemlerinin payı vardır, ancak kısıtlıdır.

Fotoğrafçının zihninde şekillenen unsur ve becerisi en büyük katkıyı sağlar. İyi tasarlanamamış, kompozisyonu iyi seçilememiş, kamera ayarları iyi yapılamamış bir fotoğrafı, salt photoshop işlemiyle iyi yapmak mümkün değildir. Başarıya ulaşmak için kültür, özgüven, beceri ve hayal gücü olmazsa olmazdır.

Selam işini iyi yapanlara ve örnek olanlara gitsin…

Mikdat Besni

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
13 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ

Photoshop sihirli bir değnek değildir elbet, ama sihirli bir yazılımdır bence. Yazılımın sihri sizinde söylediğiniz gibi kötü bir fotoğrafı iyi yapması değil, fotoğrafçının yetenek ve yaratıcılığını oldukça etkili şekilde ortaya koymasına , eserine yansıtmasına olanak sağlamasında. Teknolojinin geldiği bu noktada nimetlerinden faydalanmamak, ben photoshoplu fotoğrafı kabul etmiyorum demek, belki biraz kaba olacak ama, gerikafalılıktan başka birşey değil bence.
Çektiği fotoğrafa sadece temel düzenlemeler yapandan tutunda, manüplasyon tarzında müdahalelerde bulunan çok değerli sanatçılar var. Hepsi başlı başına bir yetenek. Ben hepsine saygı duyuyor, eserlerini severek beğenerek takip ediyorum.
Burada belki eleştirilecek tek şey, photoshop müdahalesi ile yaptığı bir şeyi saklayarak, çekim aşamasında yaptığını ve photoshop müdahalesi olmadığını iddia etmek, izleyicilerini yanıltmak olabilir. Bunda saklanacak birşey yoktur bence. Ve izleyiciye yanıltmak hiç etik değildir.
Yazınız için çok teşekkür ederim. Ellerinize emeğinize sağlık Mikdat abim. Yeni yazılarınızda görüşmek üzere.
Selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Öner Beyim açıklamalarınıza katılıyorum. Açıkladığınız gibi manipülasyon da bu sanatın parçasıdır.
Çok başarılı sanatçılar var, takdir ediyorum.
Bence aslolan müdahaleyi gizlememektir.
İlgi ve katkınız benim için çok kıymetli, teşekkürlerimi iletiyorum.
Selamlar.

Yasar Aykac

Mikdat Bey merhabalar, güzel sohbetiniz için teşekkürler, hiç bir işlem yapılmasa da photoshop yapmışsın diye geri dönüş aldığım epeyce fotoğrafım var ve aslında bu soruyu iltifat gibi algılamak gerektiğini düşünmeye başladım 🙂 iyi bir (portre) lensiniz varsa ve fotoğrafın temel ilkelerine uymuşsanız , fotoğrafı düşünerek – planlayarak çekmişseniz güzel bir fotoğraf ortaya çıkarabiliyorsunuz ve sen bunu photoshopladın mı sorusu kendi güzelliklerine ve sizin gözünüze utangaç bir iltifat olarak soruluyor gibi…

saygı ve sevgilerimle.

Mikdat Besni

Yaşar Beyim haklısınız, fotoğrafı bilmeyenlerin ilk yaklaşımı çoğunlukla böyle oluyor.
Fotoğrafçıya düşen olumsuz yaklaşımları görmezden gelip, daha iyi üretmek için gayret içinde olmasıdır.
Zaten başaranlar her zaman negatif söylemleri umursamadan, doğru bildiğini yapanlar arasından çıkmıştır.
Yolunuz açık olsun.
Sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Sebahattin Demir

Başımdan geçen bu olayı bir yazımda da anlatmıştım:

Sanırım 10 yıl kadar önceydi, o zamanlar bende de bir “Photoshop’lu fotoğrafları fotoğraftan saymama” fikri vardı. Bir sergideki “gerçekten sıkı Photoshop’tan geçmiş” bir fotoğrafı bu şekilde eleştirdiğimde, fotoğrafı çeken (yapan mı demeliydim) sanatçı bana dönüp nazikçe “Siz Photoshop’u kullanmayı bilmiyor olabilir misiniz?” diye sormuştu. Şimşek o zaman çakmıştı, çünkü ben gerçekten Photoshop kullanmayı çok iyi bilmiyordum. O olaydan sonra bir sürü eğitim kitabı alıp okumalar, sayısız video izlemeler vs… Gördüm ki, Photoshop kullanmayı çok iyi bilmek de yetmiyormuş; çok iyi kullanmayı bilmek, bir fotoğrafı çok iyi yapmıyor! Tıpkı fotoğraf çekmek gibi, bir fotoğrafı fotoşoplamak da ayrı bir yetenekmiş. Şimdi, ne olmadığımı artık net biliyorum!

Tüm bu süreçte bizzat yaşadıklarımı, öğrendiklerimi Mikdat hocamız çok iyi özetlemiş.

Emeklerinize sağlık.
Saygılar.

Mikdat Besni

Sebahattin Beyim evet photoshop bilenlerle, bilmeyenler arasındaki yaklaşımı çok iyi açıkladığınıza tanık oldum.
Herhangi bir konuyu bilmiyor olabiliriz; suçlamadan anlamaya, öğrenmeye ve hakkını verme erdemine ulaşmaya çalışmalıyız.
Katkınız güç veriyor.
Teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum.

Okyar Atilla

Sağlıklı ve güzel günler dileğimle başlayayım.

Mikdat Bey “fotoşop” diyerek tam da üstüne parmak basıyor. Sabit Kalfagil ile yaptığım röportajda özellikle sorduğum bir soru vardı. Öyle ya, Sabit hoca geleneksel fotoğrafçılığın en önemli ismiydi. “Hocam fotoğrafa ne kadar fotoşop uygulamak doğrudur?”. Aldığım cevap ben şaşırtmıştı; “İstediğin kadar. Fotoğraf senin”.

“Fotoşop var mı fotoşop???” sorusunu soranlara sormak istediğim sorular var; bir heykeltraşa “fazla yontmuşsun” ya da “az yontmuşsun, biraz daha derin alman gerek” diyen var mı? Bir ressama “mavi rengi az kullanmışsın” diyen birisi çıkabilir mi? Bir şaire “mısraların kısa olmuş, biraz daha uzun olsaydı” diyen var mı?

O zaman niye fotoğrafçıya “fotoşop” var mı diye sorarlar?

Var ulan… Dibine kadar fotoşop. Zaten fotoğrafı da çekmedim, fotoşopla yaptım. Var mı diyeceğin. Ohhh be…

Mikdat Bey elinize sağlık. Güzel yazılarınızı iyi fotoğraflarla dört gözle bekliyoruz…

Sevgi ve saygılarımla

Mikdat Besni

Okyar Bey haklısınız.
Eğer fotoğraf bilmeyen tarafından üretilmiş ise çekilmiştir.
Sanat kaygısıyla üretilen fotoğraf ise yapılmıştır.
Sebahattin Bey de bu önemli konuya parmak basarak geçmişte değindiğimiz bu konunun yine işlenmesi gerektiğine inanıyorum.
Nurlar içinde yatsın Sabit Hoca sanatsal hayatının büyük bir kısmını geleneksel teknoloji ile geçirmesine rağmen tutucu olmayan bir yaklaşım sergilerdi.
Katkınız güç veriyor, teşekkürlerimi iletiyorum.
Selamlar.

Önder Köktürk

yazıda, örnekler de , yorumlarda çok hoş. ne acı ki, bir yazılım var, bu (katılan olur, katılmayan olur) fotoğraf işinin bir parçası, cahillik, kulaktan dolma söylemler diz boyu, biz fotoğraf çeker ve severler bu cahillerin yaklaşımları ile bu fotoşoplu mu değil mi , az mı çok mu gibi muamelelere karşı kalıyoruz. düşünüyorum, ama bulamadım, benzeri belki de yok başka sektörlerde veya disiplinlerde..

Mikdat Besni

Önder Beyim kulaktandolma bilgiler maalesef yanlış bilgi sahibi olmamıza ve sonunda bizi başarısızlığa götürüyor. Hatta mutsuzluğumuzun da kapısını aralıyor.
En büyük hatamız anlamaya çalışmak yerine, yargılamaya uğraşmaktır.
Başarılı kültürlerde böyle bir sorun yoktur.
Zamanla bizler de doğru olanı öğrenecek ve iyiyi takdir edeceğiz.
Katkınız için teşekkürler.

Baki Karaçay

Merhabalar. Vurgularınız çok güzel, yüreğinize sağlık, Mikdat Bey. İzninizle geçenlerde sosyal medyada paylaştığım bir mesajdan yola çıkarak (ve belki konuya biraz daha geniş bir lensle bakarak 🙂 buraya şu notumu düşmek istiyorum. (Sebahattin Bey ve Arthenos ekibine de merhabam olsun bu.)
Sanırım konunun özü, araçları aşıp insanı, insanın yeteneklerini görmede ve insana değer vermede yatıyor. Gördüğüm kadarıyla, toplumların sanata değer verme düzeyi, insana ve insan yeteneklerine değer verme düzeyiyle paralel. Sanatçı dediğimiz insanlar, herkesin sıradan gördüğü şeylerden, örneğin eski bir ağaç parçasından, taştan, topraktan, kağıttan vs, herkesin sahip olduğu ses tellerinden, herkesin konuşabildiği cümlelerden veya herkesin dokunduğunda aynı sesi çıkaran bir çalgıdan vs. tüm dünyada hayranlık uyandıran eserler üretebilen özel yeteneklere sahip insanlar. Mizah da öyle, şiir de, şarkı da, heykel de, fotoğraf da. Bunun bilincine varabilen insanlar, bir sanat eserinin önünde, onun üretim araçlarını aşıp, onu üreten yeteneğe ve yeteneği üreten insana varabiliyorlar. Ve verilen bu değeri bilen sanatçılar da, sanatsal eylemlerini bir “akış” haline getirme tutkusuyla çabalıyorlar. Böyle bir kültürü yerleştirmek ve güçlendirmek için, evet, dediğiniz gibi, işini iyi yapanlara ve örnek olanlara selam olsun.
Bu vesileyle, tüm Arthenos ekibini yürekten kutlar, herkese sağlıklı ve güzel günler dilerim.

Sebahattin Demir

Merhaba Baki bey,

Önemli katkılarınız ve güzel yorumlarınız için teşekkür ederiz.
Buradaki yorumunuz vesilesiyle tanışmış olmaktan biz de mutlu olduk.

Saygılar.

Mikdat Besni

Baki Beyim ne güzel bir noktaya temas ettiniz…
Dediğiniz gibi “Sanırım konunun özü, araçları aşıp insanı, insanın yeteneklerini görmede ve insana değer vermede yatıyor. ”
Umarım sanat adına hassas yürekler çoğalır.
Sanata değer veren insan; yaşamı, yaşamın anlamını çözecek ve değer verecektir.
O zaman ülkemiz, insanımız refah ve mutluluğu yakalayacaktır.
Nazik ifadeniz ve okuyanı esinlendiren görüşleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak uzun yıllar kamu görevi yaptı. Sayısal teknolojinin fotoğrafta yaygın olarak kullanılmaya başlaması ve internet paylaşımının etkisiyle hobi olarak fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşımda bulunularak ya da izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini göz önüne alarak, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. En iyi öğrenmenin öğretme olduğu gerçeğinden hareketle, verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 (Diyarbakır) ve ASFOD (Konya Anadolu Selçuklu Fotoğraf Derneği) tarafından Onur Üyesi olarak payelendirilmiştir. Bu onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Bir Fotoğraf, şehir hatları vapurundaki Çocuk ve Martılar

Tüm hücrelerinde hissettiği o sonsuz huzurla Mısır çarşısına doğru yürürken elindeki bozukluklara şöyle bir baktı ve gülümsedi. Dönüşte martıların simit parası çıkmıştı! İçinden mırıldanmaya başladı:

Beni mutlu edecek şey, senin paran değil.
Sıyrıl bütün önyargılarından..
Hoş geldin aslıma!
İşte ben böyleyim.
İşte ben böyleyim…

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

13
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x