ISO Değişmezliği (ISO-Less) Nedir, Buna Neler Etki Eder?

Günümüzde ISO değişmezliği fotoğrafçılığın en çok konuşulan konularından biridir, ancak çoğu kişi gerçekte ne olduğunu tam olarak anlayamıyor. Bu da çok normal; ISO değişmezliği çok teknik ve bazen sezgisel olabiliyor ve birçok fotoğrafçının genel ISO anlayışıyla pek uyuşmuyor.

19
ISO Değişmezliği (ISO-Less) Nedir, Buna Neler Etki Eder?
Share Button

A ncak, ISO değişmezliği önemli bir konudur, özellikle günümüzde birçok kamera ISO değişmezliği özelliğine yakındır. Kameranızın dinamik aralığını en üst düzeye çıkarmak ve “yararsız” ISO değerlerini kullanmaktan kaçınmak istiyorsanız bu konu doğrudan sizinle ilgilidir. ISO değişmezliği nedir ve bunu fotoğrafçılığında kendi avantajınıza nasıl kullanabilirsiniz? Hadi başlayalım.

ISO değişmezliği konusunda doğru ve anlaşılabilir bir yazı yazmak iddialı ve göz korkutucu bir görev aslında. Bu konuyu yazarken de tedirginim bir yandan. Sensör teknolojisine aşina olmayanlar için gerçekten okunabilir bir şekilde ele alınması için aşağıdaki bilgilerin bir kısmını basit bir şekilde kısaltmak zorunda kaldım.

Bu makalede genel olarak aşağıdaki konulara değineceğiz:

  • ISO değişmezliği nedir ve bunu kendi yararımıza nasıl kullanabiliriz?
  • Bazı kameralardaki genişletilmiş ISO değerlerinin sadece simüle edildiği doğru mu? Bir sensör seviyesinde bu ve “gerçek” ISO değerleri arasındaki fark nedir?
  • Neden post prodüksiyonda fotoğraflarımızı aydınlatmıyoruz? Başka bir deyişle, neden çekim aşamasında ISO ayarlamalarını doğru yapmak gerekiyor?
  • Dinamik aralık daha yüksek ISO değerlerinde gerçekten azalır mı?
  • Fotoğraflarımızda kumlanma oluşmasına neden olan şey nedir, yalnızca ISO ayarı mı veya başka şeyler de var mı?
  • Kameramızın ISO değişmez olup olmadığını nasıl kontrol edebiliriz?

Bu sorulardan herhangi biri kafanıza takıldıysa okuduğunuz yazıyı sizin için yazdım. Her şeyi temelinden cevaplamak için her fotoğraf çektiğinizde ISO’nun fiziksel olarak nasıl çalıştığını açıklamaya çalışacağım. Eğer ISO değişmezliğini gerçekten anlamak istiyorsanız, tüm makaleyi okumanız ve aşağıdaki “Yorumlar” kısmında bana yardımcı olmanız gerekecektir. Nihayetinde amacım sağlam bir temel oluşturarak, ISO nedir ve “ISO değişmezliği nedir” konularında prensipte aynı anlayışına sahip olmaktır.

ISO değişmezliği nedir?

ISO değişmezliği kameranızın sensörünün bir özelliğidir. Kamera sensörünüz ideal ISO değişmezliği özelliğine sahipse, bir fotoğrafı yüksek ISO’da çekmekle, kameranızın baz ISO değerinde çekip post prodüksiyonda aynı değere gelecek şekilde aydınlatmanız arasında gürültü açısından bir fark olmayacaktır. İşlevsel olarak ikisi de aynıdır. Hiçbir kamera baz ISO değerinden başlayacak şekilde mükemmel ISO değişkeni değildir; fakat bazıları buna oldukça yakındır ve birçok kamera yüksek bir ISO değerinden başlayarak, yani kamera ISO değerlerini simüle etmeye başladığında ISO değişkeni haline gelir.

Aslında bu çoğumuz için yabancı bir kavram değildir. Çoğumuz kameraların özelliklerinde “gerçek” ve “genişletilmiş” ISO değeri tanımlamalarını duymuştur. Örneğin, Nikon’a göre, D850 kameram için, “Doğal ISO” aralığı 64 – 25600 ve “Genişletilmiş ISO” aralığı 32000 – 102400 değerleri verilmektedir.

Bu genişletilmiş değerlerin aslında “gerçek” ISO’lar olmadığını, ancak sadece kamera içinde simüle edildiğini duymuşsunuzdur. Bu ISO değerleri görüntü kalitesine herhangi bir yarar sağlamaz ve vurgulamalarda ayrıntıyı “kırparak” ve daha kolay görünür hale getirerek, yani daha düşük bir dinamik aralıkla sonuçlanarak aslında görüntü kalitesine zarar verir.

Yani bir anlamda ISO ayarınızın gerçekte bir önemi yoktur.

Aslında 25600 ISO ile çekmeniz gereken bir fotoğrafı ISO 6400 ile çekip Lightroom’da +2 durak aydınlatırsanız veya ISO’yu 25600 ayarlayarak bir fotoğraf çekerseniz, tam olarak aynı miktarda gürültüye sahip iki dosyaya sahip olursunuz, fakat ISO 6400’de çektiğiniz ve sonradan aydınlattığınız fotoğraf, ISO 25600 değerinde çektiğinizden daha iyi bir netliğe sahip olacaktır.

Modern Kameralar Aslında ISO Değişmezlikli mi?

Birkaç nedenden ötürü bu oldukça karmaşık bir sorudur. Günümüzde bazı kameralar en azından bir düzeyde ISO değişmezidir. Fakat kameralar her ISO değerinde değişmez değildir, bazı ISO aralıkları boyunca ISO değişkeni olabilirler. Bunu anlamak ve böyle kabul etmek önemlidir. Başka bir deyişle, ISO 25600, ISO 6400’ün simüle edilmiş bir versiyonu olsa da; aynı kameradaki ISO 800, ISO 200’de çekilmiş ve sonradan +2 durak aydınlatılmış bir dosyadan daha iyi bir gürültü performansına sahip olabilir.

Bugün birçok kameranın gerçekten de ISO değişmezliği özelliği vardır. Kesin ISO aralığı kameraya göre değişir. Lightroom’da +5 durak aydınlatılan bir ISO 100 dosyası bile, fotoğraf makinesinde direk ISO 3200 ile çekilen dosyadan biraz daha kötü bir gürültü performansına ve belki de fotoğrafın en parlak noktalarında daha fazla detay kaybına sahip olabilir. Nasıl yani? Bu kameralardaki tüm ISO değerleri aslında ISO 25600’ün benzetimiyle aynı şekilde simüle mi ediliyor? Yoksa bunun altında başka bir şey mi var?

Aslında cevap genel olarak başka bir şeylerin de oyunda yer almasıdır: günümüz kamera üreticileri algılayıcı teknolojilerinde çok iyi duruma geldiler ya da bazı durumlarda farklı algılayıcı tasarımına öncelik verdiler.

Bir fotoğraftaki gürültü kaynakları nelerdir?

Birçok kişi fotoğrafta neden bir sorun olduğunu tam olarak kestiremiyor. Kameranın önündeki sahnede mi bir şey var, yoksa sadece kameranın sahneyi okuma yeteneğindeki sorunlardan mı kaynaklanıyor? Aslında bunlar çok mantıklı sorular. Cevap; her ikisidir ve aslında bu iki gürültü türü iki geniş gürültü grubudur: “Foton gürültü” ve “Okuma gürültüsü/sesi”.

Bu iki konu çok önemlidir, bu yüzden tekrar edeceğim;

  • Foton gürültüsü, kameranızın önündeki sahnede var olan fotonlardaki dalgalanmalardan kaynaklanır, kameranın kendisi ile ilgisi yoktur. Dünyanın en mükemmel kamera sensörü foton gürültüsünü yakalayacaktır, kaçış yok.
  • Diğer yandan okuma gürültüsü kameradan kaynaklanır. Elinizdeki kamera her biri az veya çok okuma gürültüsüne katkıda bulunan birçok parçadan oluşur, burada bunların hepsini derinlemesine inceleme yapma şansımız yok.

Gürültü kaynakları

Şimdilik, fotoğrafınızda görüntü yakalama işlemi sırasındaki gürültü kaynaklarından en önemlilerine bakalım. Bu gürültü kaynaklarının her biri aldığınız her görüntüde farklı miktarlarda etki ederler:

  • Foton gürültüsü: Fotoğraf makinenizin önündeki gerçek sahnede konunun fotonları hepsinin sensöre eşit olarak ulaşmaması nedeniyle gürültü üretirler. Bunu dünyanın çevresinde asılı doğal bir “toz torbası” olarak düşünebilirsiniz, çünkü fotonlar sürekli yayılmakta ve doğal olarak rastgele bir şekilde yansıtılmaktadır. Bunlar özellikle karanlık alanlarda görülebilir. Nedeni biraz matematikseldir: Rastgelelik miktarı (gürültü) belirli bir süre boyunca yansıyan fotonların toplam sayısının kareköküne eşittir. Mantıklı, değil mi? Yüzde olarak bir sahnenin karanlık bölgeleri toplam fotonları daha az yansıttığı için parlak alanlardan daha fazla rasgelelik/gürültü ile yansıtır.
  • Ön uç okuma gürültüsü (“yukarı akışlı” okuma sesi): Okuma sesi yani gürültüsü kameranızdan kaynaklanır. Fotoğraftan sonra kameranızın piksellerini sıfırlamada oluşan ısıdan kaynaklanan “karanlık akım” gürültüsünün yanısıra bu makalede ele alabileceğimden çok daha fazla olmak üzere birçok ön uç okuma gürültüsü vardır. Bu tür bir gürültünün nedeni kamera içinde gerçekleşen analog amplifikasyon denen şeyin ön ucunda olmasıdır, bunu aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklıyorum.
  • Arka uç okuma gürültüsü (“aşağı akışlı” okuma sesi): Arka uç okuma sesi, ön uç okuma gürültüsü gibidir, çünkü önünüzdeki gerçek sahne yerine kameramızdan kaynaklanır, bazı ortak kaynaklar, analog-dijital dönüştürme işlemi ve kamera içindeki elektronik komponentlerden kaynaklanır. Bununla birlikte gerçekte görüntü yakalama işleminde gerçekleştiği için ön uç okuma gürültüsünden farklıdır. Arka uç okuma gürültüsü, “analog amplifikasyon” dan sonra gerçekleşir, ki bu büyük bir sorundur. Okumaya devam edin.

Bunlar çektiğiniz her fotoğrafta görülen üç gürültü kategorisidir. İlk ikisi olan foton gürültü ve ön uç okuma sesi, kameranızın analog amplifikasyonunu başlatmadan önce gerçekleşir. Arkadan gelen okuma gürültüsü analog amplifikasyondan sonra olur, bu yüzden özellikle ISO değişmezliği için çok önemlidir.

Analog Amplifikasyon Nedir?

Kamera sensörleri teknolojik anlamda büyüleyici cihazlar ve bu konu o yüzden çok önemlidir. Işığın sensöre çarptığı andan başlayalım; Fotonlar her bir pikselle çarpıştıkça, fotoelektrik etki oluşur: pikselleriniz elektron yaymaya başlar. Bu, maddenin ilginç bir özelliğidir ve belirli ışık türleri altında tuhaf davranışları fizikçilere kuantum mekaniğinin gerçekten var olduğunu fark etmelerini sağlayan şeylerden biridir!

Endişelenmeyin, kuantum fiziğine dalmıyoruz, analog amplifikasyona ulaşmak üzereyiz. Önce bir elektron birikimi oluşmaya başlar. Tahmin edeceğiniz gibi biriken yük miktarı piksele çarpan fotonların sayısıyla doğru orantılıdır; Daha fazla foton, yayılan daha fazla elektrona yol açar.

Ardından, kamera o şarjı analog voltaja dönüştürür ve daha sonra bu gerilimi çeşitli katlayıcı devreler ile arttırır. Bu “analog amplifikasyondur”. Amplifikasyon miktarı veya “kazanç” doğrudan belirlediğiniz ISO’ya bağlıdır. Daha yüksek bir ISO belirlediğinizde, kameranıza analog amplifikatörde daha büyük bir kazanç kullanmasını söylüyorsunuz. Bu daha parlak bir fotoğraf çekmenin öncüsüdür.

Bu arada, geçen zaman boyunca çeşitli görüntü gürültü kaynakları oluşur, özellikle de sahneden kaynaklanan foton gürültü ve kameradan kaynaklanan ön uç okuma gürültüsü. Bu ön uç gürültü de doğal olarak gerçek sinyal ile birlikte analog amplifikasyon işlemi sırasında “yükseltilir” yani büyütülür.

İşte ilginç bölümü burası: Bu noktadan sonra meydana gelen herhangi bir okuma gürültüsü yani arka uç okuma gürültüsü, çok geç gerçekleştiği için, analog amplifikatörden geçmeyecektir. Ancak, görüntü yakalama sürecinin en sonunda şu anda bulunduğumuzun birkaç adım ötesinde, dijital amplifikasyon denilen bir şey gerçekleşir. Dijital amplifikasyonu özellikle dikkat çekicidir çünkü kameranın elektroniği arka plandaki okuma sesini aldıktan sonra gerçekleşir.

Dijital amplifikasyon nedir?

Sonunda voltaj analog amplifikatörden geçtikten sonra yakaladığımız bilgiler, bilgisayarlarımızda sorunsuz olarak okunup işlenebilmesi için sıfır ve birlerden oluşan dijital sistemde yazılır. Bu da, analog-dijital dönüşüm olarak bilinir. Bu ikili sayı düzeni, her pikselin nihai çıktısı olduğu için başka bir makalenin konusudur. Post prodüksiyonda bir fotoğrafı nasıl aydınlatırsınız? Basit: ikili sayıyı çarpın! Bunu yapmak daha parlak bir fotoğrafla sonuçlanacaktır ve elbette aynı zamanda ikili sayıdaki gürültüyü / kusurları da çarpacaktır. Bu kaçınılmaz.

Arka uç okuma gürültüsüne geri dönelim. Analog dönüşüm gerçekleştikten sonra meydana geldiğinden, bu tip gürültü analog dönüştürücü tarafından yükseltilmemiştir. Dolayısıyla, şu an itibariyle kameranıza bağlı olarak bu toplam fotoğrafınızın önemli bir yüzdesinde olmayabilir. Aslında, post prodüksiyonda fotoğrafı aydınlatmak zorunda kalmazsanız, başka bir deyişle dijital amplifikasyonu gerçekleştirmezseniz bunu fark etmeyebilirsiniz.

İşte hepsini bir araya getirme anı: Kameranızdaki simüle edilmiş yüksek ISO değerleri, kameranızdaki en yüksek “gerçek” ISO’nun sadece dijital amplifikasyonunu gerçekleştirir. Sadece işlem sonrası yazılımınızın yaptığı gibi ikili sayıyı çarparlar.

Bunun büyük etkileri ortaya çıkar:
  • İlk olarak, simüle edilmiş bir ISO değerini kullandığından görüntü kalitesine faydası yoktur. Kameranızdaki analog amplifikatör daha sonra okunan gürültüyü atladığından ve yükseltmediğinden fayda sağlar, ancak dijital amplifikatör sürecin son adımıdır, bu nedenle herhangi bir gürültü kaynağını atlamamaktadır.
  • İkincisi, dinamik aralık konusunda etkileri vardır. Simüle edilen ISO değerleri herhangi bir görüntü kalitesi avantajı sağlamayacağından, bunlar RAW dosyanızdaki fotoğrafınız için önemli olan noktaları kırpmayı kolaylaştırır, bunları kullanarak dinamik aralıktan ödün verirsiniz.
Doğru pozlamaya sahip bir fotoğraf elde etmek için ISO 12800’ü kullanmanız gerekirse ve kameranızdaki en yüksek gerçek ISO sınırı 3200 ise, 12800 yerine ISO 3200’ü kullanarak çekiminizi yapıp ardından bu görüntüyü post prodüksiyonda +2 durak açmak daha iyidir. Böylece aynı gürültüye sahip olursunuz ama bunun yanında daha geniş bir dinamik alan elde edersiniz.
Tersine, kameranızın gerçek ISO aralığı 200 – 3200 aralığında ise, önce ISO 200 ile çekip sonrasında Lightroom’da +4 durak aydınlatmak yerine direk ISO 3200’de çekmek daha doğru olacaktır. Özellikle, buradaki yarar ISO 200’de herhangi bir arka uç okuma gürültüsünü yükseltmemenizdir. Unutmayın ki Lightroom’da +4 durak aydınlatarak dijital olarak arka uç yükseltmeye katkı yapıyorsunuz, o nedenle de biraz gürültü ekleyeceksiniz demektir. Ayrıca, arka plandaki okuma gürültüsü, fotoğraflarınızın tamamında, gölgeli bölgelerinizde en görünür (yüzde cinsinden) düşük taneli bir tahıla benzediğinden, daha dinamik bir alan elde edersiniz.

“Simule edilen” ISO değerlerinin simüle edilmesinin nedeni, sadece dijital olan herhangi bir ek analog amplifikasyonu gerçekleştirmemeleridir. Analog amplifikasyon mükemmeldir çünkü arka plandaki okuma gürültüsünü yükseltmez, ancak dijital amplifikasyon sürecin son adımıdır. Fotoğraf makinesindeki dijital amplifikasyon, Lightroom’da fotoğrafı parlaklaştıran dijital amplifikasyondan farklı değildir, çünkü ilk önce dinamik aralığınız azalır ve vurgularda ayrıntıları korumayı zorlaştırır.

Ve bu da ISO simülasyonunun ne işe yaradığını özetler.

Lightroom’da ISO / Parlaklığı Ayarlama

Lightroom’da “Parlaklaştırma” ya da “ISO belirleme” olarak adlandırılan süreçlerin ISO-değişmez kameralarla çalışırken neye benzediğine bakalım.

ISO Değişmezliği (ISO-Less) Nedir, Buna Neler Etki Eder?
Nikon D850, 70-200mm f/2.8E FL ED VR
185mm, f/5.6, 1/160, ISO 64

Gördüğünüz gibi bu görüntü ISO 64 ayarında Nikon D850’min baz ISO değeri ile çekildi. Bu ISO değerinde sahnemdeki ayrıntılardaki bilgiler kırpılmadı, ancak herhangi bir ayar yapmadan karanlık bölgeler aşırı karanlık görünüyor. Şimdi, Pozlamaya +2 ve Gölgelere +50’de ayar yaptıktan sonra görüntünün nasıl göründüğüne bakalım:

ISO Değişmezliği (ISO-Less) Nedir, Buna Neler Etki Eder?

Gördüğünüz gibi, görüntü bu ayarlamalar sonucunda artık çok daha parlak hale geldi, ancak benim yakından ilgilendiğim şey “Poz” sürgüsü; 2.0 değerinde, ISO’daki 2 tam durak artışına eşdeğer, yani kabaca ISO 400’e çevrim yaptım. Aynı sahneyi ilk başta ISO 400’de çekmiş olsaydım, o da bu fotoğraftaki kadar parlak görünürdü. ISO değişmez bir kameranız varsa, düşük ISO değerlerinde çekim yapabilir ve görüntü kalitesine herhangi bir sorun yaşamadan Lightroom’da benzer görüntüleri ayarlayabilirsiniz. Yukarıdaki görüntü son düzenlemem olmasa da bu yazı için sergilemek istediğim vurgu ve gölge detayı açısından oldukça iyi görünüyor.

Bir kamerayı “ISO Değişmez” yapan nedir?

Bunu biraz düşünün, muhtemelen bu sorunun cevabını biliyorsunuzdur. Bir kameranın arka taraftaki herhangi bir okuma gürültüsü olmasaydı ne olacağını hayal edin. Analog amplifikasyon işleminden önce tek gürültü kaynağının oluştuğunu varsayın. Daha sonra, ilginç bir şey olurdu: Artık dosyanın analog amplifikatör veya dijital amplifikatör ile aydınlatılmasının önemi olmazdı. Bu çok mantıklı, değil mi? Analog amplifikatörün yararı, herhangi bir arka uç okuma gürültüsünün gerçekleşmesinden önce gerçekleşmesidir, yani arka taraftaki okuma gürültüsünü yükseltmez. Ancak o zaman ilk etapta analog ve dijital amplifikatörler hiç değilse size aynı görünen sonuçları verecektir. Böyle bir kamera mükemmel bir ISO değişmez olurdu.

Daha önce belirttiğim gibi bazı kameraların bugün çok düşük seviyede arka plan okuma sesi var. Yani %100 ISO değişmez olmasa da, fotoğrafçıların fark etmeye başladıkları kadar yakınlar.

Ama bu “Simüle” yani benzetilmiş yüksek ISO değerlerinden farklıdır. Benzetilmiş ISO değerleri, analog amplifikatörün bu ISO’larda farklı bir şey yapmadığı ve bunların görüntü kalitesi amaçları ile alakasız hale geldiği için ortaya çıkar. Öte yandan ISO değişmez kameralar sadece düşük okuma gürültüsüne sahiptir. Fotoğraflarının çoğunun bir sorun olmadan dijital amplifikasyon yoluyla aydınlatılması mümkündür, ancak bu, çalışan bir analog amplifikatörün olmadığı anlamına gelmez.

Halkaları bağlayalım

Tamam, farkındayım, kafanız oldukça karıştı, devreler ısınmaya başladı 🙂 Hemen bağlıyorum ve bitiriyorum.

Bunun dinamik aralıkla nasıl bir ilişkisi var?

Oldukça basit, okuma sesi dinamik alanınıza zarar verebilir, çünkü fotoğrafınızın gölge bölgelerindeki ayrıntıları gizler.

Fotoğrafınız çok fazla okuma gürültüsüne sahipse, doğal olarak yüzde, gölgelerde en görünür olan bir görüntüdeki bilgileri ortadan kaldıran koyulaştırılmış ve açıklaştırılmış piksellerden oluşan bir örtü oluşturur. Kameranız çok az okuma sesi içeriyorsa, fotoğrafın işlem sonrası parlaklığını aydınlatmak ve gölgelerdeki ayrıntıları göstermek daha kolaydır. Yani, her şey eşitse, düşük okuma gürültüsüne sahip bir kamera daha yüksek bir dinamik aralığa sahip olacaktır, ancak bu dinamik aralıktaki tek faktör değildir, bir pikselden yayılan elektron miktarı da önemlidir.

Yüksek ISO, gürültüyü gerçekten düşürüyor mu?

Bu, buradaki tüm bilgileri zaten bilen kişilerden bazen duyacağınız bir yorumdur, ancak yeni başlayanlar bunun nasıl tarif edebileceğini bilemeyebilir.

Evet, teknik olarak birçok kamerada daha yüksek bir ISO, özellikle analog amplifikatörün elektronik aksamın fotoğrafınıza daha az okunan gürültüye neden olan farklı işlemlerden geçtiği anlamında gürültüyü azaltabilir. Başka bir deyişle, yüksek ISO ayarlarındaki elektronik sistemler, fotoğraf makinenize bağlı olarak, görüntülere daha az okuma sesi ekleyebilir.

Pratikte çoğu fotoğrafçının yüksek ISO değerlerini daha fazla gürültü ile ilişkilendirmesinin sebebi iki yönlüdür. Öncelikle, karanlık ortamdaysanız ve dolayısıyla yüksek bir ISO kullanıyorsanız, yakaladığınız toplam fotonların yüzdesiyle orantılı olarak foton gürültüsü daha fazla görünür. İkincisi, bu ortamlardaki fotoğraflarınız da oldukça karanlık olacağından, okunan gürültü kaynakları orantılı olarak daha önemlidir. Kameranızın elektronik aksamı yüksek ISO değerlerinde olsa bile, biraz daha az gürültü çıkarırsa, daha büyük bir yüzdeye çıkar ve böylece daha görünür olacaktır. Dijital veya analog amplifikasyon bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Lightroom’da fotoğrafları aydınlatmak sorun olur mu?

Lightroom ve benzeri diğer birçok işlem sonrası yazılımlar fotoğraflarınızı çok parlaklaştırmanızdan hoşlanmazlar. Bazen tek beyaz dengesinde yapacağınız bir değişimle, potansiyel gürültü ve hatta renk değişikliği ile karşılaşabilirsiniz. Bu olumsuzluklar kamera tarafından değil, işlem sonrası yazılımı tarafından eklenirler. Mükemmel bir ISO değişmez kamera çıktısında bile bunları potansiyel olarak yaşayabilirsiniz.

Genel olarak özel bazı durumlar dışında bu önemli bir sorun teşkil etmez. Yeterli ışık ayrıntılarını yakalamak için karanlık bir fotoğrafı birkaç durak aydınlatmanız gerekiyorsa, muhtemelen Beyaz Dengesi değişikliklerine de katlanmaya değer. Ancak, fotoğraflarınızı Lightroom’da birkaç duraktan daha fazla aydınlatırsanız bunlar önemli bir faktör olabilir.

Kameranız ISO Değişmez özellikte mi?

Korkarım ki bunu size kesinlikle şudur diye söyleyemeyeceğim.

Tüm kameralar farklıdır. Piyasada o kadar çok marka var ki, okuma yazmanın ne kadar düşük olduğu ve bunun yanı sıra en yüksek “gerçek” ISO’su şu kadar iyi olan yüzlercesini listeleyebilirsiniz. Ancak bulmanıza yardımcı olacak birkaç önerim olabilir.

Bunun için harika bir kaynak var; “Photons to Photos“. Sağdaki listeden kameranızın adını tıklattığınızda okuma gürültüsü (elektronlarla ölçülür) ve en yüksek ISO değeri de dahil olmak üzere sensöründeki ölçümleri görebilirsiniz.

Bu web sitesi çok yararlı olsa da bunu kendiniz de test etmek isteyebilirsiniz. ISO 3200’de çekmeniz gereken bir fotoğrafı ISO 100 ile çekip +5 durak aydınlatabilirsiniz. Aynı testi ISO 3200 ve ISO 25600 için de yapmaya ne dersiniz?

Pratik ISO Değişmez önerileri

ISO yolculuğumuzun sonuna yaklaşıyoruz, ne kadar eğlenceli bir yolculuk oldu değil mi  😎 Şimdiye kadar umarım fotoğraftaki üç ana gürültü kaynağını anladınız: foton gürültü, ön uç okuma sesi ve arka plan okuma sesi. Ayrıca, analog ve dijital iki amplifikasyon aşamasının fotoğraf oluşturma sürecinde farklı zamanlarda meydana geldiğini ve ISO değişmezliğini ilk etapta işler hale getirdiğini şimdi anlıyorsunuz. Anlıyorsunuz değil mi? Yoksa bu makaleyi yazmak için kaç gün harcadığımı, hangi dökümanları karıştırdığımı burada anlatmaya başlayayım mı?

Bir kameranın arka tarafında sıfır okuma sesi varsa, o kamera %100 ISO değişmez olur. Ya da, analog amplifikatörün gürültü ekleyemediği bir ISO seçtiyseniz, aynı zamanda değişmez olarak kabul edilebilecek bir “simüle” ISO kullanıyorsunuz demektir.

Peki, bunu uygulamaya koymak için pratik öneriler yok mu?

Var elbette, işte size reçete:

  1. Mümkün olan en iyi dinamik aralığı istiyorsanız, simüle edilmiş / uzatılmış ISO değerlerini değil, sadece doğal ISO değerlerini kullanın. Evet bu doğru, çünkü simüle edilen ISO değerleri, gürültü performansı veya gölge detayı açısından size herhangi bir fayda sağlamamaktadır, ancak görüntünüzdeki en parlak noktaları kırpmak için daha büyük bir potansiyele sahiptir. Bazı fotoğraf makinelerinde LO ISO 50 gibi değerler vurgulamayı artırmadan gölge ayrıntılarını gizleme potansiyeline sahiptir.
  2. Eğer kameranız düşük bir okuma gürültüsüne sahipse (Photons to Photo’da bulunan 5 elektron işaretinin altındaki her şey oldukça iyidir) belirli bir ISO için bu fotoğrafları post prodüksiyon ile aydınlatmaktan çekinmeyin, yeterince ayrıntıya sahip olursunuz ki, buna değecektir. Daha yüksek bir ISO kullanarak biraz daha iyi gölgeler elde etseniz bile bunu yapmayın. Benzer şekilde bu kameralardan birinde yanlışlıkla çok düşük bir ISO kullanırsanız, post prodüksiyonda gerekli pozlama değerine aydınlatılmış son fotoğrafta bunu siz bile anlayamayabilirsiniz.
  3. Eğer kameranızda simüle ediliş bir ISO aralığında değilseniz, yani “doğal” ISO aralığındaysanız ve kameranız ISO değişkeni olmaya yakın değilse, o ISO değerini kullanmaktan korkmayın. Özellikle fotoğraf makinenizin ISO 100’de çok sayıda arka uç okuma gürültüsü varsa, ISO 100’de çekilmiş bir fotoğrafı işlem sonrası aydınlatmak yerine fotoğrafı “gerçek” ISO 1600 değerinde çekerek daha iyi bir ses performansı elde edersiniz.
  4. ISO değişmezliğini okuyan bir kişiyseniz, kesinlikle RAW çekmeniz gerekir. Bu makaledeki önerilerin hiçbiri JPEG çekenlerle ilgili değildir. Yoksa siz yalnızca JPEG mi çekiyorsanız? Şimdi, bunu neden yazımın başında söylemediğimi düşünüp bana kızıyorsunuzdur. İnanın şimdi aklıma geldi  🙂

İşte bu kadar. Yukarıdaki ilk üç şeyi yaparsanız ISO değişmezliğinden en iyi şekilde yararlanırsınız.

Sonuç

Açıkçası, ISO değişmezliği teknik bir konudur. Kamera sensörünüze gelen fiziksel şeylere baktığınızda bu konunun anlaşılması daha kolay hale gelir. Her kamerada, her biri fotoğrafa bazı kusurlar ekleyen doğal birkaç gürültü kaynağı vardır. Bu gürültü kaynaklarının bazıları, analog amplifikasyondan (ön uç) önce meydana gelir ve bazıları (arka uç) sonra olur. Arka uç okuma gürültüsü ne kadar düşük olursa, kameranız ISO değişmez olmaya daha yakın olur. Son olarak, dinamik aralığınıza zarar verdikleri için “simüle / uzatılmış” ISO değerlerinden kaçınmalısınız.

Kısaca ISO değişmezliği budur. Bu çok teknik bir yazı olduğundan, emin olmak için bazı sorularınız veya sizin ilaveleriniz olabilir. Yukarıdaki bilgilerin herhangi birinin size mantıklı gelmemesi durumunda aşağıdaki “Yorumlar” kısmında bana bildirin.

Umarım, bu açıklamalardan sonra, artık ISO ve ISO değişmezliğine neden olan süreçler üzerinde sizde sağlam bir bilgi oluşmuştur.

Işığınız bol olsun.

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim.

Yazılanların ilgisini çekecek birini tanıyorsanız lütfen "Paylaş" kısmından onlara iletin.


Sizlerden gelecek yorumları çok önemsiyorum.
Lütfen aşağıdaki "Yorumlar" kısmından benimle paylaşın.


Yeni içeriklerden ilk siz haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

19
Yorumlar

avatar
8 Yorum konuları
11 Cevaplar
5 Takipçiler
 
En çok tepki verilen yorum
En yeni yorum dizisi
10 Yorum yazarları
MehmetSebahattin DemirOkyar AtillaAlaettin DemircioğluKerim Son yorum yazarları
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Umut
Ziyaretçi
Umut

Ağır bir konu seçmişsiniz 🙂
Ama çok faydalı teknik bilgiler var ilgilisine
Benim için çok faydalı oldu ama bazı yerleri en az 3 kez okumak zorunda kaldım
Şimdi bazı açık kalmış parantezler kapandı kafamda
Teşekkürler

Ahmet BURMA
Ziyaretçi
Ahmet BURMA

Işığın yetersiz ve düzgün görüntü almanın zor olduğu ortamlar için ISO dengesini ve görüntü gürültüsüne neden olan temel sebepleri çok iyi ele almışsınız. İyice anlayabilmek için sanırım birkaç defa okunmak gerek.

Makale için teşekkürler.

Ahmet OBALIOĞLU
Ziyaretçi
Ahmet OBALIOĞLU

Çok güzel ve detaylı bir makale olmuş Sebahattin Bey. Konu hakkında fazla bilgisi olmayan biri olarak, güzel bir bilgi oldu benim için. Elinize, emeğinize sağlık.

Ünsal Ödemiş
Ziyaretçi
Ünsal Ödemiş

Çok faydalı bir makale. Elinize sağlık Sebahattin bey.

Sercan
Ziyaretçi
Sercan

Kameram fuji x-pro2. Yazdığınız sayfayı kontrol ettim çok az sayıda Fuji kameraları var benimki yok. X-pro2 deki iso seçeneklerine baktığımızda iso kadranımdaki rakamlar 200-12800 görünüyor. Makalenizi okuduktan sonra bunların “doğal” seçeneklerim olduğunu ve bu aralıkta çekilen fotoğrafların bana bu aralığın üstünde (H) / altında (L) olduğundan daha az gürültülü görüntüler vereceğini varsayıyorum bu doğrumu?

Nikon d7200 den geliyorum fuji’nin özellikle cilt üzerinde daha iyi görüntü verdiğini düşünüyorum.

Alaettin Demircioğlu
Ziyaretçi
Alaettin Demircioğlu

Değerli dostum; Bu konuyu anlayabilmem için alt yapım müsait değil. Zaman zaman su üstünde kaldım (tabirimi mazur gör) ancak derya geniş ve gücüm tükendi.Belki bu önemli konuyu bizim gibi dimağı ve alt yapısı zayıf ama sevdası olanlar için basit anlaşılır ve örneklemeli bir kez daha ve kısa olarak bir zaman sonra tekrar anlatırsınız.Kıymetli bilgi dağarcığınıza ve geniş ufkunuza hayran kaldım.Öncelikle Allah nazarlardan korusun diyeyim..Selam cve sevgilerimle. Alaettin Demircioğlu Mimar

Okyar Atilla
Ziyaretçi

Teknik tarafı ağır ve karışık bir konu. İşin içinde olan -ben- biri üç kere okuyup “ne diyor yahu?” diyorsa gerisini siz hesap edin. Analog amplifikasyon (kuvvetlendirme, yükseltme) dan kaynaklanan gren-noise-gürültü; müzik sesindeki dip gürültüsü gibidir. Müzik cihazınızı -radyo hariç- bir modda müzik çalmadan sesi açmaya başlayın. duyduğunuz gürültünün, hışırtının görüntüye yansımış halidir. Ya da bir fotoğrafınızın boyutunu %70 küçültün ve sonra bunu tam ekran izlemeye çalışın. Görüntünün bozulması bu gürültü gibidir. Yani elinizde olmayan ya da çok az olan bir şeyi -bu karanlık ortamdaki ışıktır- gün ışındaki şiddette getirmek için yapacağınız kuvvetlendirme (amplifikasyon) işlemi ISO dur. Işığın normal şiddette olduğu ortamda yüksek ISO noise-gren-gürültü oluşturmayacaktır. Çünkü -tahminim ve olması gereken şey- analog amplifikasyonun otomatik kazanç kontrolü bunu belli bir yere kadar kontrol altında tutacaktır. Benim tavsiyem ve uyguladığım; 1. Gün ışığında bile yüksek estantane ve diyafram için ISO yu biraz yüksek tutmayı tercih ediyorum 2. Ortam ışına göre olması gereken (bu özellikle sahne çekimi olduğunda 2000 -6400 arasında değişebiliyor) ISO değerini belirleyip seçiyor ve çekimlerimi bu şekilde yapıyorum. Gerisi PS de halloluyor. 3. Noiseden kokmuyorum. PS in RAW işleme menüsünde “Detail” kısmında noise reduction çok iyi iş yapıyor. 4. Eğer başlangıç seviyesinde bir gövdeye sahipseniz yüksek ISO da “jpeg” deneyip… Devamını oku »

Mehmet
Ziyaretçi
Mehmet

👍👏