“Çerçevemdeki bu nesnenin amacı nedir?” Bu cümleyi bir ustanın kitabında okuduğumda, neden ustaların fotoğraflarına bu denli uzun süre takılıp kaldığımızı, bizi içine doğru çektiğini anladım. Cümle şöyle devam ediyordu “Ciddi bir fotoğrafçı bir fotoğraf çektiğinde bu soruyu mutlaka kendisine sorar”. Evet, anlamlı bir Fotoğraf yapmak için bu sorunun cevabını bulmak şart. Bu tecrübeden sonra çekeceğim fotoğraflarda ben de kadrajımı sadeleştirmeyi denemeye karar vermiştim, kendimi bu konuda eğitmeliydim. Bu süreçte öğrendim ki, kadrajı sadeleştirmek sadece karedeki karmaşayı azaltmaya yardımcı olmakla kalmıyor, aynı zamanda fotoğrafın daha temiz ve “sakin” görünmesini sağlıyor.
Bu kural, “çerçeveye ait olmayan şeylerden kurtulmak gerekir” kavramına dayanıyor. Ama bunu başarmak öyle göründüğü kadar basit değil. Dış mekanda çekim yaparken, nesneleri minimalist ve basit tutmak için çaba ve zaman harcamak gerekiyor. Ya çekimi oluştururken ya da post prodüksiyon aşamasında işlerken istenmeyenleri kırpmak, gerçekten çekici ve etkileyici sonuçlar doğuruyor, çünkü biliyoruz ki; “Basit Güzeldir”.
Yukarıdaki başlık fotoğrafındaki kadrajı oluşturabilmek için yaklaşık 20 kadar fotoğraf çektim. Kazlar bir türlü benim istediğim yerde ve konumda değillerdi. Ya arkalarındaki gereksiz nesneler ilgiyi başka yerlere çekiyordu, ya da iki kazın konumu sade bir kadraj için yeterince doğru gelmiyordu. Uzunca bir bekleyişin ardından sonunda istediğim o kareyi yakaladım.
Doğada fotoğraf çekiyorsanız, çerçeveyi konuyla doldurmak ve dikkat dağıtacak objeleri kadraj dışına atmak hiç de öyle göründüğü kadar kolay olmuyor. Bunu deneyin, bana hak vereceksiniz.
Siz de deneyim ve yorumlarınızı, aşağıdaki “Yorumlar” kısmından bizimle paylaşın.
Kadrajınız basit olsun!



Simple is better!
Kesinlikle ayni gorusteyim..Kisa ama cok onemli konuya parmak basmissin hocam.
Yazi icin tesekkur
Teşekkür ederim.
Saygılar
Bence de basit guzeldir sabahattin bey. katmaşık resimlere bakmak beni yoruyor. bu arada fotoğraf çok güzel elinize sağlık.
Teşekkürler Anıl bey,
Selamlar.
Hocam yazının başlığı ve bu tek fotoğraf yeterli aslında. Fotoğraf konuyu net anlatıyor. Ellerinize sağlık. Teşekkürler
Bir yazımı da böyle hazırlamaya çalışırım Ertan bey.
Siz bunu deyince bir anektod geldi aklıma paylaşayım o zaman;
Konusunda uzman bir guruya bir konuşma yapması için ricada bulunmuşlar. Şöyle bir konuşma geçmiş;
Üstad: “Ne zaman olacak bu konuşma?”
Görevli: “Yarın”
Üstad: “Sürem ne kadar olacak?”
Görevli: “On dakika”
Üstad: “Mümkün değil hazırlanamam!”
Görevli: “Size ne kadar zaman gerekli hazırlık için?”
Üstad: “Bir hafta”
Görevli: “Aman hocam yapmayın! Peki yarım saat süre ayırsak size?”
Üstad: “İki gün yeter hazırlanmam için”
Görevli: “Peki 2 saat verirsek ne olur?”
Üstad: “Hemen başlayabilirim!”
Yanlış anlaşılmasın, ben bu işin gurusu değilim, ama hiç yazısız, yalnızca başlık ve tek bir fotoğrafla bir konuyu anlatabilmem için, bana bir ömür yetmez 🙂
Saygılar.
Bu anektodu yazan kişi yazan kişi guru değilim dese de guruya yakındır. Bilirim. Oktay Akbal’da en kısa yazabilen ender yazarlardan birisiydi. Az kelimeyle çok şey anlatırdı. Yazıları “sade” ve “minimal-less is more” du. Bunun için Türkçeyi iyi bilmek gerek. Çok okumak gerek. Okumak demek de sadece gazete okumak değildir.
Kadrajı sadeleştirmek, ya da kompozisyonu sadeleştirmek iyi ve doğru bir bakış açısını hızlı bir düşünce süzgecinden geçirmekle mümkün olabiliyor. Fotoğraf çekmek için kendime kazandırdığım olağan bir davranış biçimi sürekli ortama eleştirel bakışla göz gezdirmek. Ve tabii ki gözlem “bu ortamdan nasıl fotoğraf çıkabilir?” ve “olası kompozisyonu en sade (basit demiyorum, yanlış anlaşılır) hangi konumda olursam alırım?” sorusunun arayışına varıyor. BU da işin ön hazırlık kısmıdır. Bu yazıda senin Havra Sokağı-Kemeraltı balıkçılarında çektiğin fotoğrafı görmek isterdim. Balık satıcılarının etrafını saran insanlar ve onların telaşı arasında en karizmatik balıkçının hafif öne eğilmiş haliyle yanındaki tahta kasada duran iki balık karesidir bu. İşte bu kare yazıdaki her şeyi anlatıyor. Ancak vurgulamakta yarar var. Sadelik ve minimal fotoğraf karıştırılmamalı. Her minimal fotoğraf sadedir. “Sade” kavramı için üzerinde durulması gereken bir başka açı da bir karmaşanın içerisinde sadeliğin yakalanmasıdır. Bu da John Nash’in oyun teorisi gibi bir şeydir. Kompozisyonda çok öğe olmasına rağmen siz fotoğrafçının “sade” kavramını vurguladığı öğeyi görürsünüz. Diğerleri bu sade öğenin anlamını güçlendirici etki yapmaktadır. Bunun en iyi örneklerini Bresson’da, Alex Webb’de, David Alan Harvey’de görebilirsiniz. Özellikle Alex Webb İstanbul albümüne göz atmanızı tavsiye ederim.
son söz: Fotoğraf ve sanat eserlerini sadeleştirmek çok zordur. Bilgi ister, Düşünce ister, Emek ister.
Dost tavsiyesi dinlerim.
Bahsettiğin fotoğraf eklenmiştir sevgili dostum.
Katkılar için teşekkürler.
İyi olmuş. Eline sağlık.
Fotoğrafta “basit güzeldir” tamam da biz sizin konu, içerik ve anlatım olarak dolu dolu yazılarınıza alışkınız Sebahattin bey. Yazı birden bitince “ne oluyoruz” dedim.
Ama kısa da olsa az, öz ve net bir yazı olmuş, teşekkür ederiz. 🙂
Arada böyle çerezlik yazılar da iyi geliyor aslında. Dolu yazı, büyük emek istiyor doğrusu. Hiç kolay değil inanın Öner bey.
Saygılar.
Kesinlikle haklısınız. Yaptığınız işin kalitesi ne kadar yüksekse devamlılığını sağlamak ve o kaliteyi korumak da o kadar emek istiyor.
Belki “profesyonel fotoğrafçı olmamanın davanılmaz hafifliği”ni yaşıyorsunuz ama bilgi ve birikimlerinizi paylaşmakta büyük sorumluluklar üstleniyorsunuz farkındayım. 🙂
Sizi severek takip ediyor, verdiğiniz emeğin karşılığında küçücük kalsa da yorum ve takdirlerimizle size destek olmaya çalışıyoruz.
Sizin gibi bildiğini paylaşmaya istekli, bunu maddi bir beklentisi olmadan yapan, üstelik bu kadar anlaşılır, kaliteli ve seviyeli yapan çok az insan var Sebahattin bey. İyi ki tanımışım sizi. Var olun. Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık…
Çok teşekkür ederim.
Emeklerin değerini bilenlerce takdir edilmesi ayrı bir onur.
Saygılar.
Çok önemli bir konuya değinmişsiniz Sebahattin Bey. Konu, uygun fotoğraf ve etkili anlatım ile çok iyi vurgulanmış. Teşekkür eder, her daim yazılarınızın devamını bekleriz. :))
Teşekkür ederim Turgay bey.
Bu arada AF-ON yazısı yarın sabah yayında olacak, bilginiz olsun 😊.
Saygılar.
Çook teşekkürler :))