Kristal'e Mektuplar

Kristal’den Mektup Var

Anlaşılıyor ki fotoğraf anlatımlarını da özlemişsin. Hazır klavyeyi tuşlarken fotoğraf üzerine kısaca bir şeyler anlatıp bir nebze özlemine merhem olmak isterim. Ne dersin? Seni duyamıyorum ama “çok iyi olur” diyeceğini de hissediyorum.

-

Posta kutuma düşen bir mektup sürpriz oldu. Kristal göndermiş. Kısaca, mektubunda Mikdat Bey’den uzun zamandır haber alamadığını ve merak ettiğini yazıyor ve bilgi rica ediyordu. Ben de kendisine, Mikdat Bey’le konuşmasak da sosyal medyadaki paylaşımlarından dolayı iyi olduğunu bildiğimi yazmaya niyetlendim. Bir diğer konusu da Mikdat Bey’in fotoğraf anlattığı yazıların kesilmesinden dolayı duyduğu üzüntü idi.  Mektubuna cevap yazmamak nezaketsizlik olurdu. Ben de klavyenin tuşlarına basmaya başladım;

Sevgili Kristal,

Öncelikle senden haber almak hem sürpriz oldu hem de sevindirdi. Sana “sen” dememi ikimizin Mikdat Bey’e yakınlığımızdan dolayı umarım yanlış anlamazsın. Ortak dostlar ve ilgi alanları insanlar birbiriyle karşılaşmamış olsa da arasında bir bağ oluşturuyor. Mikdat Bey’in sağlığı sıhhati iyi. Artık bizim yaşımızda ne kadar iyi olabiliyorsa. Sana yazmıyorsa kendine göre vardır bir nedeni. Aslında biz de yazılarını özledik ama kendi haline bırakmak gerek.

Anlaşılıyor ki fotoğraf anlatımlarını da özlemişsin. Hazır klavyeyi tuşlarken fotoğraf üzerine kısaca bir şeyler anlatıp bir nebze özlemine merhem olmak isterim. Ne dersin? Seni duyamıyorum ama “çok iyi olur” diyeceğini de hissediyorum.

Biliyorsun ben MARFOD (Marmaris Fotoğraf Dostları Derneği) üyesiyim. Nereden bileceksin? Belki Mikdat Bey söylemiştir. Neyse konu bu değil. Ancak konuya sebep olan MARFOD’un “Ters Işık” konulu sezon açılış sergisi için fotoğraf vermek ve seçim sürecine katılmak idi. Lafı daha fazla uzatmadan, seni de merakta bırakmadan anlatayım;

Fotoğrafın Metamorfoz’u

Neden fotoğraf çekilir? İnsanlar neden fotoğraf çeker? Ya da insanlar neden “selfi” denilen kendilerinin de olduğu fotoğrafları çeker? Tek bir nedeni olsa gerek; belge olsun diye…

Yani birisi çıkıp da “benim anlatacak hikayem” var derse ben de “iyi ya işte, sen hikayeni fotoğrafla belgelemek istiyorsun” derim. Selfi ise “ben burada bu kişilerle birlikteyim” demenin belgesidir. Yani önünde sonunda sanat unsurları ile ortaya konulan şeyin -artık bu her neyse- farklı alanlarda olsa bile bir belge olması kaçınılmazdır. Fotoğraf ise gerçek nesneleri kullanarak bir belge sunmaktır.

Anlatmaya işte bu sergiye katılmak için verdiğim fotoğraf üzerinden devam etmeden şu başlıkta yer alan “metamorfoz” kelimesinin anlamından bahsetmekte yarar var. Ne dersin? Diyeceksin ki “nasılsa bahsedeceksin, bana niye sorarsın?”. Sen de haklısın…

Anlam olarak temelde jeolojide kullanılan bu ifade böceklerin başkalaşımı olarak tanımlanıyor. Yani mevcut halinden başka bir şekle girmesi. Buna en sevimli örnek ipekböceğinin kelebek olarak başkalaşım geçirmesidir.

Ancak -duymuş olabilirsin- Franz Kafka’nın “The Metamorphosis- Dönüşüm (böyle tercüme edilmiş olsa da doğrusu başkalaşım olmalıydı)” adlı uzun antimasalında kahramanı Gregor Samsa’nın bir sabah uyandığında böceğe dönüşerek hayata devam etmektedir.

Metamorfozu sanat uğraşının merkezine alan bir sanatçı da Jan Fabre’dir. Fabre için bu canlılar (böcekler), yaşam döngüsünü devam ettiren ve doğanın metabolizmasını dönüştürenlerdir. Fabre’ın sanatının değişmeyen parçaları olan böceklere sanatçının resimlerinde, çizimlerinde, heykellerinde, enstelasyonlarında ve performanslarında oldukça sık rastlanır. Birçok eserinde kullandığı bu böcekler onun çalışmalarında kimi zaman bir yapının iskeletini oluştururken kimi zaman da geniş yüzeyleri kaplamıştır.

Metamorfoz kavramına kapıyı aralamış olduk. Bu konuyu ele alan daha birçok sanatçı bulmak mümkün diye düşünüyorum. Fotoğrafa uygulanan en basit düzenleme işlemlerini bile bu bağlamda düşünmek yanlış olmasa gerek.

Yani sanatçının bir şekilde eserine temel olacak imgeyi metamorfoza uğratarak izleyici üzerinde etkiyi arttırıp hem kendi anlamını aktarıp hem de düşünmesini sağlamaya çalışıyor.  Bunun fotoğraf için de geçerli olmamasının bir nedeni olamaz.

Aşağıda yer alan fotoğraf “mutluluk” teması ile sunulabilir düşüncesi ile çekilmişti.

Bu fotoğrafta üzerinde düşünülecek bir şey yok. Yer belli, zaman belli ve bireyler belli. Düz bir fotoğraf. Bunun yanı sıra sergi konusuyla sıkı bağı olan “ters ışık” çok belirgin.

Bu kadar düz bir kompozisyonu olan fotoğrafla katılım sağlamak sıradan olacaktı. Aklıma zaman ve mekânı yok etmek, en azından belirsizleştirerek izleyicinin kendi anlamını oluşturmasının yolunu açacak bir başkalaşım yapmak geldi. Bu düşünce ne zaman aklıma gelse Sabit Kalfagil ile yaptığım bir sohbette “fotoğraf üzerinde ne kadar oynama yapılmalı?” soruma verdiği cevabı anımsarım: Sen yeterli buluncaya kadar. Sanırım bu “yeterli bulma” ifadesi “düşündüğün, vermek istediğin anlamı buluncaya kadar” diye çözümlemek yanlış olmayacaktır.

Teknik detaylara girip konuyu dağıtmadan kısaca Photoshop uygulamasında “Gradien tool” ve “Filter Gallery” ile fotoğrafı metamorfoza uğratmaya başladım. Defalarca dönüp farklı şeyler deneyip ortaya çıkarmaya çalıştığım anlamı sorguladım. Birbirleriyle mukayeseler yaptım. Ta ki “oldu” deyinceye kadar yaptım bu işlemleri. İşte sergi için uygun gördüğüm de bu fotoğraf oldu.

Fotoğrafın sıradanlığı -bana göre- kalkmış gibi. Mekân artık belirsiz. İzleyici ne olduğunu anlamaya çalışıp tahminlerde bulunabilir ve fotoğrafa kendi anlamını yükleyebilir.

Yani “fotoğraf işlemek” dediğimiz işlemi daha öteye götürmeye çalışmak metamorfoza doğru giden yol oluyor.  

Bunu fotoğrafçı için kelimelerle anlatmak biraz meşakkatli oluyor. Dolayısıyla bir başka fotoğraf metamorfozu ile göstermeye çalışmak belki de daha kolay olacak:

Bazı göllerin efsanesi vardır. En meşhuru da -bence- İskoçya’daki Loch Ness gölünün canavarı üzerine olan. Sanırım turist sayısı düşmeye başlayınca İngiliz gazeteleri “Loch Ness canavarı görüldü” diye haber başlığı (BBC News haberi) atıp uzaktan çekilmiş net olmayan bir de fotoğraf yayınlarlar. Çok da güzel bir çocuk filmi çekmişler.

Bir de Kopenhag Langelinie limanında bir taşın üzerinde küçük deniz kızı heykeli vardır. Bu heykele esin kaynağı Andersen’in küçük Deniz Kızı masalıdır.

Sanırım bilinçaltına işleyen bu imgelerle uzun zaman Köyceğiz gölünü bir sevimli canavar görürüm diye izleyip durdum. Baktım gölden hayır yok, seyyar iskeleye oturmuş küçük hanımı görünce “işte bizim gölkızı”mız diye deklanşöre basıvermişim. Devamı yukarıda anlatmaya çalıştığım metamorfoz. Çekilen fotoğrafı başkalaştırarak/dönüştürerek sağ taraftakini elde edince “oldu bu iş” dedim.  

İşte böyle sevgili Kristal. Görsellere başkalaşım için sınır belirlemek ne kadar doğru? Eğer bir sınırlama meydana geliyorsa bu durum biraz da öğrenilenlerin ve çevrenin zihnimizi sınırlamasından (buna mahalle baskısı mı deniliyordu?) kaynaklanıyor olabilir. İşte sanatçı bu sınırları ortadan kaldırarak kendine özgün eserleri ortaya koyma becerisini gösterebiliyor.

Lafın ucunu ideolojiye dokundurmamak olmaz herhalde. İlla ki bir yerden bulaşmak gerek. Joseph Conrad’ın en iyi kısa romanlar arasında sayılan “Karanlığın Yüreği”[i] kitabının önsözüne şunlar tarihe not düşülür;

…… 1903’ten itibaren Avrupa ve ABD’den bölgeye gelenler yaşananlara şahit oldu ve dünya çapında itirazlar yükselmeye başladı. Tam bu sıralarda Kodak marka ucuz ve kolay taşınabilen fotoğraf makineleri de çıkmış ve amatör fotoğrafçılık yaygınlaşmıştı. İki yıl içinde elleri kesik yerlilerin fotoğraflan bütün dünyaya yayılınca tepkiler çığ gibi büyüdü. Hatta Mark Twain’in de Kongo’daki korkunç zulme karşı kampanyalara katkı yapmak için, Leopold’un ağzından yayımladığı monologda Kral fotoğraflara bakarak şöyle der: “Şu Kodak da ne büyük bir felaket oldu. Şu ana kadar karşımıza çıkan en güçlü düşman . . . Rüşvet veremeyeceğim tek tanık.”

Conrad’ın dile getirdiği bir başka kavram da sanat eseri üzerinedir. Yakın dostu Richard Curle’ye 1922 de yazdığı mektupta şöyle der;

“Açık seçiklik, sevgili dostum, her türlü sanat eserinin pırıltısını alıp götürür, çağrışım yaratma gücünden onu yoksun bırakır, bütün büyüyü siler atar. Göründüğü kadarıyla düzanlama, açık seçikliğe, olgulara ve ifadelendirmeye inanıyorsun. Halbuki açık seçik ifadelerin mutlak anlamsızlık yarattığı, sanat alanında önem taşıyan şeylerden dikkati uzaklaştırdığı kadar bariz hiçbir şey yoktur.”

Tabii sürekli gelişen teknoloji bağlantılı fotoğraf işleme programları ve yapay zekanın fotoğraf metamorfozuna katkısı başlı başına ayrı bir konu. Bunun üzerine birçok paylaşım yapılıyor. Yazdıklarımız ise ucundan dokunmak gibi bir şey oluyor.

Mikdat Bey’e senin mektubundan bahsedeceğim. Umarım O da fırsat bulup tekrar sana yazmaya başlar. Bekleyip görelim. “Gün ola harman ola” demiş atalarımız.

Bol fotoğraflı günler dileğiyle sevgi ve saygılarımla


[i] Kitabın konusu Kongo’nun Belçika kralı Leopold’a emperyalist ülkeler tarafından mülk olarak verilmesi ardından Kongo’daki insanlık dramını anlatır. Aslında bu dram bütün Afrika ülkeleri için geçerlidir. Ve ne yazık ki bitmeyen bu emperyalist çaba dünya genelinde sürdürülmek üzere her türlü politik oyunu oynamaktadır.  

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Sanatsal Fotoğrafın Yapı Taşları

Fotoğrafın, anlatım gücünün yoğun, insan mekân ilişkisinin güçlü, loş ışıklı bir ortam olmasına rağmen çok büyük oranda izleyiciye karanlık nokta sunulmadığını ve derinlik boyutunun da katkısıyla güçlü özellikleri dikkat çekmektedir.

Kristal’e mektup var

Yazılarımı özlemişsiniz. Yazdığınız mektup beni duygulandırdı. Beni seven ve yazılarımı arzulayanlara nasıl hayır diyebilirim ki…

Atatürk – 100. Yıl Anısına

Hepimizin yüreğine bir ok gibi saplanan şu sözleri söyledi; “Siz bu insanı ve ideallerini anlayamadınız. Anlamış olsaydınız bugün Avrupa kapılarında sürünmez, Avrupalılar sizin kapılarınızda bekleşirlerdi”…

Işığın 254 tonu

Bir fotoğrafın ton aralığı ne kadar geniş ve ton geçişleri ne kadar uyumlu ise o kadar çekici, estetik ve anlaşılır olur. Teknik gücü yüksek olan fotoğraflar, siyaha yakından beyaza yakın geniş bir ton yelpazesi sergiler, ayrıntıları hissedilmeyen alanları bulunmaz.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

6 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Mikdat Besni
Mikdat Besni
Makale Puanlama :
     

Varlığınıza teşekkürlerlerimle…

Orhun Bengisu
Orhun Bengisu
Makale Puanlama :
     

Okyar Abicim,
Fotoğraf yazısı diye okumaya başladım ama tam anlamıyla felsefik bir yazı olmuş. Bence sen de yıllar içinde metamorfoz geçirip mühendislikten fotoğrafçılığa, oradan da filozofluğa evrilmişsin.
Felsefe yaşamın her alanında çok mühim ama sıklıkla göz ardı ettiğimiz bir disiplin. Günümüz dijital dünyasında hoyratça tükettiğimiz fotoğraflar göz önüne alındığında “neden fotoğraf çekiyoruz” sorusu daha bir anlam kazanıyor.
Gerek teknik, gerek gezi, gerekse de bu tür felsefik yazılarını beğenerek okuyor, bilgileniyor ve faydalanıyorum.
Arayı fazla açmadan yenilerini bekliyorum

Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Okyar abim, Sebahattin bey vasıtası ile Sizi, Sizlerin vasıtası ile Ertan bey’i, Mikdat abimi, Tekin Hocamı ve daha birçok değerli üstadı tanıdım. Bilgi ve birikimlerinizi bizlerle cömertçe ve çok anlaşılır bir dille, üstelik hiçbir ticari kaygı gütmeden paylaşmanız takdire şayan. İyi ki varsınız.
Buradan bir kez daha kıymetli Arthenos ailesini yazarıyla, okuyucusuyla selamlıyorum.
Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Okyar Atilla
Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER