Magnum Fotoğrafçısı W. Eugene Smith ve Ebe Maude Callen

"İnsanların fotoğraflarını çekmek istiyorsanız öncelikle o insanları tanımayı öğreniniz. İnançlarını, tavır ve hareketlerini, hislerini anlamaya çalışınız. Biliniz ki kültürünüz ve meşgul olduğunuz konu hakkındaki bilginiz ne kadar derin olursa, başarı oranınız da o kadar büyük olur."

W. Eguene Smith

-

Foto-röportaj denilince akla ilk gelen isimlerden biri de ünlü Magnum fotoğrafçısı W. Eugene Smith’dir. Yaşadığı çağın Amerika’da büyük değişimlerin olduğu döneme denk gelmesi, çok güçlü ve ses getiren foto-röportajlara imza atmasına vesile olmuştur. Aynı zamanda bir savaş fotoğrafçısıdır. Foto-röportaj baş yapıtları “Cennet bahçesine yürüyüş”, “Köy doktoru”, “İspanyol Köyü”, “Ebe” dir. Üretkenliği oldukça yüksek bir fotoğrafçıdır. 1957’de birkaç ay içinde karanlık odada 11 Bin negatif üretmiştir.

Bir fotoğraf çekmek için aylarca dolaştığımı bilirim. İspanya’yı çok severim. Bu ülke içerisinde istediğim pozları çekebilmek için 10 Bin kilometre yol kat ettim. Madrid’de fotoğraf çekebilmek için öncelikle İspanya tarihini iyi bir tarihçi kadar öğrenebilmek gayreti ile yüzlerce eser okudum. Toplumu, insanları, yaşayışlarını araştırdım. Ondan sonra fotoğraf makineme elimi attım ve bir foto muhabiri olarak çalışmaya başladım. Başarının sırrını öğrenmek istiyorsanız siz de bu yoldan yürüyünüz…
W. Eugene Smith
W. Eugene Smith

“Ebe/ Nurse Midwife” röportajı ile WE Smith Güney Carolina’da görev yapan bir ebe-hemşirenin hayatını tanıtmaktaydı. Köy doktoru röportajında olduğu gibi yüzlerce kilometre karelik bir bölgede bir ebe-hemşire hastalarına hekimlik, diyetisyen, psikolog, doğum yardımcısı, öğretmen, arkadaş görevlerini yerine getirmekteydi. Hizmet ettiği nüfusun %98’i kendisi gibi siyahiydi ve çoğu da yoksuldu.

LIFE dergisinin 3 Aralık 1951 sayısında WE Smith’in bu foto-röportajı okurla buluşur ve kısa zamanda Smith’in en ünlü foto-röportajları arasında yerini alır. Röportajına esas olan kişi yine sağlık sektöründendir. Bir düzine sayfa üzerinde 20 fotoğrafı basılmıştır.  
Kahramanı bu sefer bir kadın, Maude Callen’di.

Köleliğin hala geçerli olduğu bir dönemde siyahın, kendisi gibi olan topluma hizmet etmesi kaçınılmazdı. Her ne kadar Smith röportajında bahsetmese de beyaz doktor, hemşire ve ebelerin siyahların toplumuna hizmet vermekten kaçındıklarını söyleyebiliriz. Buna teşebbüs edenler de bir şekilde tacizlerden kurtulamazlardı. Bu Amerika’nın karanlık yüzüdür. Smith’in bu foto-röportajının bir yerde buna vurgu yapmak amacını taşıdığını söylemek yanlış olmayacaktır.
Hakan Yaman
Hakan Yaman

Yorulmadan, usanmadan ve tutkuyla çalışan Maude Callen, birçok anne ve bebeklerinin yaşamını kurtarmıştır. Hatta başka ebeler dahi zorlu doğumlarda kendisinin yardımını almayı tercih etmekteydiler. Binlerce genel ebe doğum yardımı hizmeti verirlerken, okul eğitimi almış ebe-hemşireler sayıca az sayıda bulunmaktaydılar. O dönemde Güney Carolina’da 9 ve tüm ABD’de 300 taneydiler. Eğitimleri ise en az 6 ay sürmekteydi.

Ebelik kurumu insanoğlunun varlığı kadar eskidir. M.Ö. 5000’li yıllardaki resimlerde yer alan kadın figürlerinde doğum ve ebelik tasvir edilmektedir. Eski mısır yazıtlarında da kralların bazı kadınlara verdiği talimatlardan bu kadınları “ebe” olduğu anlaşılmaktadır.

Ülkemizde ise ebelik orta çağlara kadar geri gitmektedir. Osmanlı imparatorluğu döneminde ebelik üç gruba ayrılmıştı;

  1. Saray ebeleri
  2. Kibar ebeler
  3. Halk ebeleri

Son olarak çok özel bir şeyden bahsedip günümüze gelelim. “Ebenin örekesi”… Gülmeyin. Bu deyim bir olay veya durum karşısında şaşkınlık ifadesi olarak ya da birisinden imkansıza yakın yapamayacağı bir şey istendiğinde ağızdan çıkardı. Artık bilip de kullanan var mı? Öreke, ebenin doğum yaptırırken bebeği almak için oturduğu ve pozisyon aldığı alçak taburesidir. Yani siz şimdi o pozisyonda oturursanız şaşkınlıktan küçük dilinizi yutabilirsiniz. İşte bundan dolayı “gördün mü ebenin/ananın örekesini” derler…

Ülkemizde formal eğitimi ise 1840 yılına kadar geriye gitmektedir. Ebeler o dönemde 2 yıllık eğitim alarak yetişmişlerdir. Ancak yetişen ebeler Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar ağırlıklı büyük kent merkezlerinde görev yapmışlardır. Ne yazık ki kasabalarda ve köylerde doğumlar, hala ebelik konusunda kendi kendini yetiştirmiş kadınlar tarafından yapılmaktaydı. Ve tabii bu ortamda hijyen sıcak su, temiz havlular ve omuz bezi, ayak bezi, etek bezi gibi bezlerle sağlanıyordu. Yine annenin bir yakını ebeye asistanlık yapardı. Bu kişi genelde doğum yapacak kadının annesi, teyzesi ya da çok yakın arkadaşı olurdu.

1928 yılında çıkan kanun ile ebelere okul mezuniyeti koşulu getirilmiştir. 1943 yılında ise mezun olan ebelere taşrada en az 6 yıl mecburi hizmet yükümlülüğü getirilmiştir. 1978 yılında köy ebe okulları kapatılıp, 4 yıllık sağlık meslek liselerinde yeni bölümler açıldı. 1997 yılında ise ebelik eğitimi 4 yıllık üniversite bölümlerinde sürdürülmeye başlandı. Eğer 60 yaş üstünde okuyucularımız varsa muhtemelen doğumları ebe tarafından yapılmıştır. Yani ebe-anneleri vardır. Doğumdan sonra da ebe-annelerin aile ile bağlantısı kopmazdı. Bir nevi aile doktoru gibiydiler. Vurgulamakta yarar var; ebelik ve hemşirelik farklı mesleklerdir.

Yapmış olduğu foto-röportajlarda, konu edindiği bireylerin mesleklerine olan düşkünlükleri ve sarf ettikleri emekleri W.E. Smith’de çok yoğun bir saygı uyandırmaktaydı. Bu durumu fotoğraflarına taşımaya gayret ediyordu. Bu konuda da oldukça başarılı olduğunu söylemek mümkündür.

Bu foto-röportaj ülke çapında hayranlık ve ilgi uyandırmıştır. Foto-röportajın kahramanı Maude Callen’e hizmetlerinde kullanmak üzere bağışlar yağmıştır. Bu bağışlarla Pineville’de bir sağlık merkezi kurmuştur. Maude bu merkezde 1971 yılına kadar çalışmış ve 73 yaşında emekliye ayrılmıştır.

İnsanların fotoğraflarını çekmek istiyorsanız öncelikle o insanları tanımayı öğreniniz. İnançlarını, tavır ve hareketlerini, hislerini anlamaya çalışınız. Biliniz ki kültürünüz ve meşgul olduğunuz konu hakkındaki bilginiz ne kadar derin olursa, başarı oranınız da o kadar büyük olur.
W. Eugene Smith
W. Eugene Smith

Maude Callen’in yaşamı zorluklarla doluydu. 1898 yılında 13 kardeşten birisi olarak doğmuş ve 7 yaşında yetim kalmıştır. Anne tarafından akrabası olan Dr.William J. Gunn tarafından büyütülmüştür. Bu durum gençlik yıllarında hastalarla ilgilenme olanağı vermiştir. Aldığı hemşirelik eğitiminden sonra Pineville’e yerleşmiş ve hizmet vermeye başlamıştır. Bu bölge eskiden büyük çiftliklerin bulunduğu ve kölelerin çalıştırıldığı bir bölgeydi. ABD iç savaşından sonra birçok yoksul siyahi temel sağlık hizmeti alamamaktaydılar. Maude Callen bu kişilere hem sağlık hem de eğitim hizmeti vermekteydi. Birçok çocuğun okuma yazma öğrenmelerini sağlamıştır.

Bulunduğu bölgenin ilk cinsel yollarla bulaşan hastalıklar dispanserini ve beslenme kliniğini kurmuştur. Ayrıca bölgesinde sağlık hizmeti sunmak üzere yüzlerce ebe yetiştirmiştir. Emekliye ayrılmasına rağmen çalışmaya devam etmiştir. Günde elli kişiye yetecek kadar yemek pişirmiştir. Bulunduğu bölgedeki işleri ihmal etmemek için, bölge dışına çıkmamıştır. 1990 yılında 92 yaşında vefat etmiştir.

2017 yılında Maude Callen’in 119. Doğum günü kutlamaları çerçevesinde kurmuş olduğu ve şu anda harap durumda olan sağlık merkezinin onarımına karar verilmiştir.

Kaynak: https://photosbycujones.com/; https://www.scpictureproject.org/berkeley-county/maude-callen-clinichtml

Bu binanın çatısını sökerek, bu büyük insanın hatırasını korumak için bir açık hava müzesinin kurulmasına karar verilmiştir.

Artık ülkemizde ebeler, hastane, doğumevi ve doğumhanelerde görev yapabildikleri gibi, mahallelerde de bir aile sağlığı merkezine bağlı olarak görev yapmaktadır. Hastane dışında ebelerin eskisi gibi doğum yardımında bulunmaları pek mümkün değildir. Artık “hastanede doğum” teşvik edilmektedir ve misafir anne programları ile kışın yolun kapanma riski ya da vaktinde hastaneye yetişememe riski altında olan gebeler hastanelerde haftalar öncesi ağırlanmaktadır.

Ebeler günümüzde hastaneler ile koordinasyon içerisinde gebe, lohusa ya da yeni doğan takibinde bulunmaktadırlar. Gebe ve yeni annelere eğitim vermektedirler ve sağlam çocuk takiplerini sürdürmektedirler.

Hekim olarak kişisel deneyimlerimin yanı sıra “Köy Doktoru” isimli belgesel fotoğraf çalışmam çerçevesinde bir ebenin çalışmalarını izleme olanağım olmuştu. Bir ebenin mahalle ya da köy ortamında oldukça etkin bir sağlık çalışanı olduğuna dair kanaatim daha da güçlenmişti. İyi gözlemleri ile hekime, hasta ve aileleri hakkında sosyal ve aile anamnezi (öyküsü) konusunda iyi veriler sunabilirken, hekimin karar aşamalarında önemli katkıları bulunmaktaydı. Diğer önemli katkıları ise evlilik öncesi danışmanlık verebilmeleri ve aile planlaması ile ilgili hizmetleridir. Yine belgesel fotoğraf çalışması yaptığım bölgede bir ebe, 30 yıllık bir çalışma sonucunda ailelerin çocuk sayısını 5-6’dan 2-3’e indirmeyi başarmıştır. Bu da ebelerin özellikle kırsalda sağlık hizmetlerine önemli katkılarının olduğunu göstermektedir.

Kaynaklar:

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Okyar Atilla
Editör / Yazar

Yıllar yıllar önce bir doktor arkadaşım “tıp fakültesinden her meslek çıkar doktor en son çıkar” dediğinde gülmüştüm. Geçen yıllar içinde o kadar çok kendi mesleği haricinde uğraşı olan doktor arkadaşım oldu ki. Ancak hemen hemen hepsi de bir sanat dalı ile ilgileniyordu. O zaman anladım ki arkadaşım “farklı meslek” derken aslında ” sanat” demek istiyormuş. Değerli Hakan Yaman’da farklı değil.

Biraz düşündüğümüzde tıbbın insanlığa hizmet olduğunun yanında sanatın da insanlığa farkındalık yaratarak hizmet olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. İşte Hakan hocam hem mesleği hem fotoğrafçı yanı hem de yazarlığı ile bu yolda yürüyor.

Yazının iki kahramanı var; Eugene ve Mauden. Tıp ve sanatın buluştuğu ve döneminin toplumunda farkındalık yaratmak için ortaya konulmuş ilginç bir foto-röportajı Hakan hocamın kaleminden zevkle okuyoruz. Bu röportaj aynen Eugene’in “Köy Doktoru” foto-röportajı gibi farrkındalık yaratıyor. Bence sadece bağışlarla yapılan hastane değil, ABD nin belası olan kölelik uygulamasına da dikkat çekerek kaldırılmasında rol oynuyor. Tabii bu hiç bir yerde yazılı değil. Ancak Eugene neden o kadar doktor ve ebe arasında Mauden’i seçsin ki?

Hakan Bey elinize sağlık. İlgi çekici ve sürükleyici bir yazıyla fotoğrafın belgeselliğinin önemini vurgulayan bir yazı ile aramıza katıldınız. Hoş geldiniz, safa getirdiniz.
Sevgi ve saygılarımla

hakan yaman
Ziyaretçi

Günaydın Okyar Bey,
Değerli yorumlarınız için teşekkür ediyorum. Mesleğim dışında çok keyif aldığım fotoğrafa elimden geldiğince katkıda bulunmaya çalışıyorum. Bana bu yolda verdiğiniz destek için çok teşekkür ediyorum.
Evet, Claude Mallen’i tesadüfen seçmemiştir WE Smith. 1950’lilern başında ABD’nin keşfinden sonra ilk iskana uğrayan eyaletlerde bile hala ortaçağın karanlığının devam ettiğini belgelemiştir bu fotoröportajında. Hekimin olmadığı bir yerde bir ebenin özveri ve merhametle üyesi olduğu topluluğa nasıl yardıma koştuğunu gösteriyor. ABD topluluğunda aynı otobüste seyahat edemeyen ya da aynı lokantada yemek yiyemeyen bir toplumda sağlık hizmetlerinin nasıl yürütülmeye çalışıldığı konusunda bir fikir veriyor Smith. Aslında Robert Frank’ın Amerikalı’lar çalışmasında önce bu önemli insani soruna doğrudan parmak basan bir çalışma.
Bizler WE Smith’i daha çok Cincinnati’nin ücra bir yerinde, 500 mil kare bölgede tek hekim olarak çalışan kasaba doktorundan ya da son çalışması olan Minimata’dan biliyoruz. Yaşamı boyunca, Pittsburgh çalışması dışında, medikal konulara ve sorunlara ağırlık vermiştir.
Bu çalışmayı ise sağlık sistemini irdeleyen önemli bir çalışma olması nedeniyle ele aldım. Bizim cumhuriyetimizde ırksal tabanlı bir ayrım asla olmamıştır, ancak kırsalda yetişmiş az sayıda sağlık elemanlarıyla ilgili yürütülen çalışmalar olmuştur. Cumhuriyitin erken dönemlerinde dikey sağık örgütlenmeleriyle önemli bulaşıcı ve ölüme neden olan hastalıklarda önemli ve dünya sağılk örgütü tarafından takdir gören çalışmalar yapılmıştır (orn. sıtma, verem, trahom vb.). Bu çerçevede Claude Mallen farklı bir kıta ve bağlamda hastalarına hizmet olsa da bizim çalışkan ve çefakar köy ebelerimizi hatırlatmaktadır.
Sevgi ve Saygılarımla,

Sebahattin Demir
Yönetici

Kızım Tıp Doktoru. Okyar’a katılmamak mümkün değil, çünkü yakından tanığım yazdıklarına. Hakan hocam da bu geleneği sürdürmüş ve sanatın en güzel dallarından biriyle, bizim de en değer verdiğimiz hobimiz “Fotoğrafçılık” dalını seçmiş kendisine. Üstelik bunu yazarlık ile daha da değerli kılmış.

Arthenos, fotoğrafın yalnızca tekniği ve teorisi ile değil, tarihi ve sanat yanıyla da katkı sağlayacağını düşündüğü herkese açık, birlikte öğrenmeyi amaçlayan ve her geçen gün kararlı şekilde büyüyen bir platform.

Hakan bey, aramıza hoşgeldiniz.

hakan yaman
Ziyaretçi

Sayın Editörüm, Beni bu güzel ailenize dahil ettiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Saygılarımla, Hakan Yaman

Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

Günaydın Arthenos!

Haftaya yine güzel ama bir o kadar da önemli bir konuyla merhaba diyoruz.
Kahvemiz mis ve poğaçalarımız her zaman olduğu gibi sıcacık.
Bu keyfe bayılıyorum! Her yeni yazının sabah yayına girmesi çok güzel 🙂
Hem ofisimde kahvaltımı yapıyorum hem yazımı okuyorum, daha ne isterim!

Hakan bey bu güzel yazı için tebrik ve teşekkürler.
Arthenos yönetimine de ayrı teşekkürler.
İyi ki varsınız.

hakan yaman
Ziyaretçi

Ben yazımızı okuduğunuz için teşekkür ederim. Selamlarımla, Hakan Yaman

ercument
Ziyaretçi
ercument

bu guzel ve ilginc konulari ve ayni zamanda yazarlari bizimle bulusturdugunuz icin cok tesekkur ederim..gercek bir fotograf blogu oldu burasi… forografla ilgili ne ararsan bulunuyor her gecen gun biraz daha gelisiyor..emekleri gecenleri tebrik ediyorum…syg

hakan yaman
Ziyaretçi

Sayın Editörlere, Emekleri ve katkıları için teşekkür ediyorum. Saygılarımla, Hakan Yaman

Vural B.
Ziyaretçi
Vural B.

Meraba. Sayfanızı yakından takip ediyorum ve her yayını zevkle okuyorum. İlk defa yorum yazıyorum. Yazmasam içim rahat etmeyecek. Çok kaliteli içeriklere sahipsiniz. Büyük emekler verdiğiniz her halinden belli. Bu kalite de ve değişik türde türkçe başka içerik yok. İlgili herkezi tebrik ederim.

Okyar Atilla
Editör / Yazar

Vural Bey merhaba,
Sitemiz hakkındaki güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ediyoruz.
Saygılarımızla

Sebahattin Demir
Yönetici

Yorumlarınız bizim için çok değerli Vural bey, eksik olmayın.
Kaliteli sonuçlar için hep elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyoruz. Ve bunu büyük bir zevk ile yapıyoruz. Motivasyonlarınız bize önemli katkılar sağlıyor.

Teşekkürler ve saygılar.

Fulden ELVERİR
Ziyaretçi

Hakan Bey aramıza hoşgeldiniz. Böyle dolu dolu bir içerik ve aydınlatıcı bilgilerle sizleri tanımış olmaktan çok memnun oldum.

Saygılarımla
Av. Fulden ELVERİR

hakan yaman
Ziyaretçi

Fulden Hanım, hoşbulduk. Beğeninize teşekkür ederim. Selamlarımla, Hakan Yaman

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Merhaba Hakan hocam, hoşgeldiniz.
Farklı bir konu ve anlatımla renk kattınız.
Yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyoruz.

Selam ve saygılarımla.

hakan yaman
Ziyaretçi

Teşekkür ederim Öner Bey, beğenmenize çok sevindim. Talep olduğu taktirde tıp ve fotoğraf ile ilgili konularda yazı paylaşmaya devam edeceğim. İlginize teşekkür ederim. Selamlarımla, Hakan YAMAN

Makale yazarı

Prof. Dr. Hakan Yamanhttp://profdryaman.com
Prof. Dr. Hakan YAMAN, ANFAD (Antalya Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği), Sille Sanat Sarayı, IFSAK ve FIAP (FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) üyesidir. AFIAP (Artist de FEDERATION INTERNATIONALE DE L’ART PHOTOGRAPHIQUE) ünvanına sahiptir. Işıkla Boyama Dünya Birliği’nin (LPWA-The Light Painting World Alliance) ilk Türkiye temsilcisidir. DepoPhotos kolektifinin üyesidir. Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği Türkiye Şubesi (AICA-TR) üyesidir. Üyesi olduğu derneklerde karma sergilere katılmış, sunumlarda bulunmuştur. Science Citation Index-Expanded ve Scopus gibi uluslararası bilimsel veri tabanlarında taranan, bilimsel hakemli dergilerde yayınlanmış fotoğraf ve sanat ile ilgili yayınları mevcuttur. Fotoğraf dernekleri yayın organları yanı sıra Milliyet Gazetesi’nde blog yazarıdır. Ağırlıklı olarak Belgesel fotoğrafçılık ve Sokak Fotoğrafçılığı ile ilgilenmektedir. Hekim olması nedeniyle fotoğrafın tıbbi boyutu ile ilgili araştırmaları sürmektedir. Evli ve 1 çocuk babasıdır.

“Karar Anı” Üzerine Bir Çift Söz…

The Decisive Moment (Karar Anı)
11
Yeni yazılar, kaynak olan yazının devamı olabildiği gibi bazen tamamen farklı bir konuda yazmaya ışık tutar. Bu sürece okuyucularımızın yorumları da dahildir. İşte sevgili Kıvanç’ın “Decisive Moment/Karar Anı” yazısını okuduktan sonra “Bu pilav daha çok su kaldırır” deyip bilgilerimi, düşündüklerimi kısa bir okuma parçası olarak sunuyorum.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

34
Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

Sokak Fotoğrafı

Sokak Fotoğrafı

8
Sokakta gerçekleşen fotografik eylem, fotoğrafçıyı negatif konuma düşürmeye çok elverişlidir. Dikkatli ve titiz olunsa bile bazen yanlışa düşülebilir. Bıçak sırtı bir ortam olduğu söylense yeridir. Diğer yandan sokakta gerçekleşen fotografik eylem, bir yığın olumsuzluğa parmak basabilir, problemli halleri işaret edebilir, bu itibarla bireysel ve toplumsal duyarlılığa yol açabilir ve hayatın iyileşmesine vesile olabilir.
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.