Magnum ve Yüzyılın Gözü (Henri Cartier-Bresson)

Magnum ismi dikkatlice seçilmiştir. Latincenin asaleti, şampanyanın yaşam keyfi, Smith & Wesson silahlarının prestijli markası; etimolojik olarak üstünlüktür ve artık dünya onların stüdyosu olmuştur. Magnum ile birlikte ‘5N1K’ listesi de işlerlik kazanmıştır. Her fotoğrafçı röportajında: ‘Ne?, Ne Zaman?, Nerede?, Niçin?, Nasıl?, Kim?’ sorularına cevap arar olur.

Magnum Photos Inc., Henri Cartier-Bresson (1908-2004, Fransna) Amerikan turuna çıktığında, 22 Mayıs 1947’de New York’ta resmen kurulur. Cartier-Bresson ve Robert Capa (asıl adı Endre Ernö Friedmann, 1913-1954, Macaristan), fotoğrafçılar tek sermayeleri olan negatiflerden vazgeçmemelidirler, diye düşünürler. Bu, Cartier-Bresson’da da bir takıntı hâline gelir.

Magnum’un amacı fotoğrafçıların çıkarlarını savunmak, onları negatiflerinin gerçek sahibi hâline getirmek, reprodüksiyon haklarını satmalarına izin vermek ve bağımsızlıklarını açgözlü dergilerden korumak, onlara dergilerin fotoğraflarını nasıl kullanacaklarını kontrol edebilme garantisi vermek, gerekli olduğu zaman iş birliğini reddetme ya da geri çekme güvencesi vermek, herkesin özgürlüğünü koruyabileceği tek yöntem olan ve sadece fotoğrafçıların yararına işleyecek gerçek bir kooperatif kurmaktır.  O zamanda böylesi bir kuruluş rüya gibi bir şeydir.

Chim (asıl adı Dawid Szymin, 1911-1956, Polonya), bilgeliğin, ılımlılığın, derinliğin, zarifliğin ve dayanıklılığın vücuda gelmiş hâlidir. Capa, tamamen aşırılık, ölçüsüzlük, cesaret, sezgi ve mizahtır. Chim, Magnum’un arkasında olmasaydı, proje hiçbir zaman başarıya ulaşamayacaktır. Maceracıların, kâşiflerin fotoğrafik geleneğinin seçkin İngiliz temsilcisi George (William Adam) Rodger (1908-1995, İngiltere) da onlara katılır. Böylece Magnum, Capa, Chim, Cartier-Bresson, Rodger ve tek Amerikalı William Vandivert (1912-1989, ABD) tarafından kurulur.

Çok geçmeden Vandivert Magnum’dan ayrılır. Magnum’un kurucularından biri olan Cartier-Bresson, Magnum’da ücretli bir çalışan değil de kurucu olabilmesi için ödemesi gereken tutar 400 dolardır. Bu tutarı, çekmecesinde henüz basılmayan fotoğrafları olduğu için Bayan Snow tarafından avans olarak verilmiştir.

Magnum’un varlığı ve bağımsızlığı, fotoğrafçının yalnızlaşmadan, tek başına var olabilmesini sağlıyordu. Ekip ruhuna sahip ama bireyselliği seven biri için ideal bir kurumdur. Kurumun temel ilkeleri, ihtiyaç duyulduğunda orada olmak, kendi isteğiyle ve kendinden sorumlu olarak orada olmak ve kısa değil uzun vadeli kazanımlara önem vermektir. Ajansın ticari bir projesi yoktur ama ahlaki bir hedefi vardır. Ve böylece 1947’de, Manhattan’ın kalbinde, kâr amacı gütmeyen bir şirket kurulur.

Magnum ismi dikkatlice seçilmiştir. Latincenin asaleti, şampanyanın yaşam keyfi, Smith & Wesson silahlarının prestijli markası; etimolojik olarak üstünlüktür ve artık dünya onların stüdyosu olmuştur. Magnum ile birlikte ‘5N1K’ listesi de işlerlik kazanmıştır. Her fotoğrafçı röportajında: ‘Ne?, Ne Zaman?, Nerede?, Niçin?, Nasıl?, Kim?’ sorularına cevap arar olur. 1949 yılında Magnum’un kurucuları dünyayı paylaşırlar. Capa ve Chim, Avrupa’yı, George Rodger, Afrika ve Orta Doğu’yu ve Cartier-Bresson da eşi nedeniyle Asya’yı alır.

Böylece, Cartier-Bresson Hindistan’a gider ve ütopyayı gerçeğe dönüştüren yüce ruh, Mahatma Gandhi’yi evinde ziyaret eder, röportaj yapar, fotoğraf çeker. Gandhi’nin yanından ayrıldıktan bir saat sonra Gandhi öldürülür. Cartier-Bresson’un Gandhi’nin cenazesi sonrasında çektiği fotoğrafları elde etmek için ajanslar, gazeteler Magnum’un New York’taki ofisini kuşatır. Life, The Saturday Evening Post ve Harper’s Bazaar arasında tartışmalar yaşanır.

Cartier-Bresson, fotoğrafların alt yazılarının asla değiştirilmemesini ister. “Bu fotoğraflar ancak alt yazılarıyla beraber veya tamamen alt yazılara uygun olarak kaleme alınmış metinlerle birlikte basabilir.” Artık Magnum, bütün gururu ve etkili duruşuyla fotoğrafçılığın Rolls Royce’u olma yolunda ilerler. Cartier-Bresson, New York Post’taki dedikodu sütunlarına göre en çok iltifat alandır.

Magnum için 1954 yılı yas yılı olur. Hindiçin Savaşı’nı fotoğraflayan Robert Capa Vietnam’da mayına basarak ölür. Ölümü, asla doldurulamayacak bir boşluğa neden olur. Haziran ayında, 1949’da ajansa katılan İsviçreli Werner Bischof’un da And Dağları’nda bir araba kazasında hayatını kaybettiğini öğrenirler. Bunun üzerine, ajansa yeni bir papa seçmek yerine üç başkan yardımcısı belirlerler. Mali işler için Chim, Paris ofisi için George Rodger ve New York ofisine de Cornell Capa getirilir. Magnum başkanlığı zorunluluktan çok gerekli tüm özelliklere sahip olması nedeniyle Chim’e kalır. Paris bürosunu yöneten George Rodger, Afrika’ya giter, bunun üzerine Cartier-Bresson harekete geçer ve başkanlık görevini Rodger’den devralır. Cartier-Bresson “Güncel olaylar ve hızlı teslim süreleri hiçbir zaman kalitemizden taviz vermemize neden olmamalıdır. Biz Magnum’u kendi fotoğrafik izlenimlerimizi tam da hissettiğimiz gibi aktarabilmek amacı kurduk.” der.

1954 yılında, Sovyetler Birliği’ne giden ilk Batılı fotoğrafçı Cartier-Bresson olur. Sovyet Rusya’nın, dişleri arasında bıçakları olan Bolşeviklerin ülkesi olmadığını anlatır ve yaptığı röportajlar ile Magnum’a 40.000 dolar kazandırır.

Capa’dan iki yıl sonra, 1956’da Chim de Süveyş’te gezideyken, Mısırlı bir asker tarafından açılan ateş sonucu öldürülür ve Cartier-Bresson çöker. Cartier-Bresson “Benim için Capa parlak peleriniyle muhteşem bir boğa güreşçisi gibidir. Ama hiçbir zaman öldürmemiş bir güreşçi. Büyük bir oyuncu olarak mertçe, başkaları için kasırga gibi dövüşmüştür.” “Chim alçak gönüllülük timsaliydi. Sürekli eylem hâlinde bir zekâ. Bir satranç oyuncusunun zekâsına sahipti. Onun için fotoğraf zihnindeki satranç tahtasında hareket ettirdiği bir piyon gibiydi…”

Cartier-Bresson, Magnum ile öyle bütünleşmiştir ki, Magnum Cartier-Bresson, Cartier-Bresson da Magnum olarak kabul edilmektedir. Ajans kurulduktan yirmi yıl sonra da pek çok krizden ve kargaşadan sağ çıkmayı başarmıştır. Cartier-Bresson, araya biraz mesafe koyma zamanının geldiğini hisseder ve 1966 yılında tüm arşivi ile kullanım haklarını Magnum’a devrederek ajanstan ayrılma kararı alır. Cartier-Bresson Magnum’un ruhuydu ancak yaradılışı idareciliğe uygun değildi.

Cartier-Bresson, Magnum’daki krize müdahale etmek için 4 Temmuz 1966 tarihinde bir mektup yazar. Mektubunda özetle: “Magnum’un hâlen hayatta olan iki kurucusundan biri olarak, bizlerin kurduğu Magnum anlayışı ile şu andaki Magnum ile ilgili kimi arkadaşlarla aramızdaki yaklaşım farkının giderek açılmakta olduğunu gözlemledim. Onların kişisel nedenlerine ve onları buna iten şartlara büyük saygım var. Ancak geçmişimizin, Magnum’un bugüne kadar başardığı büyük işlerle ilgisi olmayan bir fotoğraf anlayışına hizmet etmesi taraftarı değilim. Bu yüzden hepimizin sıkıntısını çektiği mevcut belirsizliği ve sağlıksız durumu sonlandırmak üzere sizlerden iki farklı grup kurmanızı talep etmek zorundayım: Kendini zanaatına, yaşayan fotoğrafa, röportaja ve hatta anı fotoğrafına adamış küçük bir grup ve diğer tarafta daha yaratıcı, parlak ve itibarlı olan kurgu fotoğrafına ayrılmış bir grup. Magnum adı ilk grup için kullanılmak zorunda olduğundan, diğer grup için bu iki kardeşi dostane bağlarla bağlayacak ‘Mignum’ veya ‘Mignon’ gibi bir isim düşünülebilir. Bu sayede diğer tercihi yapan fotoğrafçılarla karşılıklı olarak birbirimize saygı duymamız mümkün olacaktır. Hatta buna göre kimi fotoğrafçılar, eğer isterlerse belirlenecek oranlara göre her iki grupta da yer alabilirler. Hukukçularımız, idari hizmetler ve muhasebe küçük grubun -büyüğüne veya tam tersi- zarar vermemesini garanti altına alacaktır. Bana göre kurucuların ve kimi fotoğrafçıların anlayışının korunmasını sağlayacak bu sistemin kabul edilmemesi durumunda, benim için çok acı verici olsa da tamamen ve sadece bir şekilde, derhâl ve sessizce aranızdan ayrılmak zorunda kalacağım. Saygılarımla.” der. Cartier-Bresson meslektaşlarına karşı çok sert olabiliyordu ve sözlerini sakınacak biri asla değildir.

Tüketim toplumu ve küreselleşmeye tepki olarak, Cartier-Bresson Magnum’a fotoğraflarının reklam amacıyla kullanılmasını yasaklar ve böylece Cartier-Bresson’un Magnum serüveni sona erer.

2026, Ali Durmaz

Ali Durmaz kısa özgeçmiş

1965, Malatya doğumlu. İlk ve ortaöğretimi Ankara’da tamamladı. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi ile Atatürk Üniversitesi Kameramanlık ve Fotoğrafçılık Ön Lisans mezunu.

2022 yılında Temel Fotoğraf Eğitimi aldı. 2023 yılında Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği (AFSAD)’ne üye oldu. Nisan 2024 ve Nisan 2025 tarihleri arasında AFSAD Yönetim Kurulunda yer aldı. 2025 yılında Engelsiz Fotoğrafçılar Derneği (ENFOD)’nde Minimalizm Akımı hakkında ders vermek amacıyla eğitmenliğe başlayacak. AFSAD, Fotoğraf Sanatı Kurumları ile ENFOD üyesi. AFSAD ve Fotokolektif’de birçok atölye, proje ile karma sergilerde yer aldı. Hâlen ağırlıklı olarak Minimalizm, soyut, grafik ve diğer konular üzerine Doğrudan Fotoğraf çekiyor.

1985 yılından bu yana kamuya ait bir sağlık kuruluşunda çalışıyor, 2007 yılından bu yana da aynı kuruluşta idareci olarak, ayrıca, son bir yıldır bir sanat dergisinin yazı işlerinde redaktörlük yapıyor. Bunun yanı sıra fotoğrafın ustaları ile söyleşiler gerçekleştirerek ustalarımızı tanımaya ve tanıtmaya, eserleri ve deneyimleri hakkında bilgi edinmeye ve bunu da siz sanat[fotoğraf]severler ile paylaşıyor.

Kaynak : ASSOULINE, Pıerre, HEBRI CARTIER-BRESSON BİYOGRAFİ, Espas Yayınları, İstanbul, Mayıs 2019.

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Ben Çektim ama Ben Değilim…

Gerçek şu ki; kadrajın içindeki mükemmellik, kimin eliyle yaratıldığını fısıldamaz. Bazen ipuçları ararız, fazlasıyla kusursuz bir gökyüzü, gerçek olamayacak kadar pürüzsüz detaylar... Ama bu izler bile bizi kesin bir sonuca götürmez. Bir sahneyi insan mı mükemmelleştirdi, yoksa yapay zekâ mı cilaladı, yalnız görüntüye bakarak anlayamayız.

Fotoğrafın orijinal olması hâlâ mümkün mü?

Diyelim ki tarihi bir sokakta bir portre çektiniz.
Kafanın hemen yanına park edilmiş beyaz bir minibüs bütün duyguyu bozuyor.
Kadrajdaki her şey “zamansız” hissi verirken o minibüs görüntüyü bugüne zincirliyor.

KODACHROME, Bir filmin hikayesi ve BEN RYDER

Fotoğraf makinanıza taktığınız sadece bir film değil…
Bir his. Bir renk. Bir an. Ve bir şarkı…
İşte Kodachrome budur…

Uğur Kavas ile Söyleşi

1977 yılında fotoğrafa başladı. Ankara Çankaya Belediyesi Basın ve Yayın Müdürlüğü’nde belediye foto muhabiri, Başbakanlık Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM)’nde Başbakanlık foto muhabiri olarak görevini sürdürdü.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Okyar Atilla
Editör / Yazar
Makale Puanlama :
     

Ali Bey Magnum’un hikayesi için çok teşekkürler. Elinize sağlık. HCB, Magnum’dan ayrılmak zorunda olduğunu hissetmesi ve ayrılması kötü ve kötü olduğu kadar sürekli günlük hayatımızda bile tekrar eden bir gerçeğin olgusu: kuranlar ve yönetenler her daim farklı kişiler olmuştur. Apple’da da böyle oldu. İş hayatına giriş yapan şirketlerde de böyle olur ve olmaya devam ediyor.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER