Sanat insanına lazım olan bilgidir, deneyimdir, donanımdır, birikimdir. Bir sanat insanının alt yapısını oluşturan faktörler bunlardır. Bu temel faktörlerden sonra doğal olarak sezgiler gelişir, yaratıcı süreç başlar. Böyle bir evrede iken ancak, sanat insanı fikir dünyasını zenginleştirmiş, ufkunu genişletmiştir.

Maruf Şinik

Amatör fotograf ortamında sürekli okuyup araştıran, öğrenen ve öğrendiklerini paylaşan, bildiklerini uygun görsel materyalle pekiştiren, bu itibarla da makbul bir mecrada yol aldığını gönül rahatlığıyla söyleyebileceğimiz profesyonel disipline sahip ender insanlardan biri usta fotografçı Maruf Şinik ’tir.

Sayın Şinik meseleye derinlemesine baktığı için tek başına fotografiyi esas almaz, yanısıra sinemayı da aynı ciddiyetle ele alır ve fotograf alanında yaptığına benzer şekilde sinema alanında da fiilen yer alıp çalışır, üretir. Dili (lisanı) yerli yerinde kullanması, O’nun edebiyata ve şiire, hem de geçmiş zaman ve günümüz bağlamında, kayıtsız kalmadığını gösterir.

Ender karşılaşıp konuşsak da, ustanın, sanatı multidisipliner bir yaklaşımla değerlendirdiğini biliyoruz. Odağa fotografı koymuş olmasına mukabil altyapısını sağlam kurmasından anlıyoruz ki müzik de dahil olmak üzere diğer bütün alanlarda ciddi bir entelektüel birikim elde etmiştir.

Usta fotografçı Maruf Şinik birikiminin, donanımının, deneyiminin, bilgisinin ve paylaşımcı kişiliğinin bedelini çeşitli sıkıntılara maruz kalmak suretiyle ödemiş olsa da, kişiliğini oluşturan bu erdemlerden vazgeçmez, üzerine daha fazlasını koyarak sanat yolculuğuna devam eder.

Tavrınız, duruşunuz, dünya görüşünüz veya rastlantısal şekilde, yani bütünüyle şanssızlık yüzünden hizaya çekildiğiniz, hak etmediğiniz halde bedel ödemek zorunda kaldığınız hallerde, önceki zamanlar hayli yakın görünen dostların çoğunun veya bir kısmının, düştüğünüz talihsiz vaziyete duyarsız kalıp araya mesafe koyması, görmezden gelmesi, arayıp sormaması, adeta dargınmış gibi davranması kadar yıkıcı bir şey olmasa gerektir.

Adına ‘talihsizlik’ dedik, çünkü hakikaten çoğu kez talihsizlik yüzünden insanın başına beklenmedik olumsuzluklar gelir. İyi niyeti, yapıcı, olumlu tavrı hilafına arzu edilmeyen negatif durumlarla karşı karşıya kalır insan. Hemen hepimiz bazen ağır, bazen hafif atlattığımız böyle durumlar yaşamışızdır. Maruf Şinik usta üzerinden, hemen herkesi ilgilendiren birbirinden farklı içler acısı halleri söyleyip hatırlatmanın doğru olup olmadığından emin olmasak da, böyle talihsizliklere her an her insanın maruz kalabileceği ihtimalinden ötürü değinmek gerektiği kanaatine vardık.

Fotograf üzerinden deneyim kazanıyoruz, bilgi ediniyoruz, birikim kazanıyoruz. Fotograf üzerinden düşünüyor, sonuçlar üretiyoruz. Dünyayı algılayışımızı, hayata bakışımızı, olup bitenleri ele alışımızı, analiz ve öngörülerimizi fotograf üzerinden ifade etmeye çalışıyoruz. Fotograf ortamında bulunmakla bir nebze olsun rahat nefes alıyor, günlük yaşamın karmaşasından, gürültüsünden patırtısından uzaklaşıyoruz. Fotograf dünyasında öğrenip biriktirdikçe yalnızlaşırken, aynı zamanda yalnızlıktan kurtulma şansı buluyoruz. Duygu ve düşünce dünyamızı fotograf üzerinden dillendiriyoruz. Fotografın diliyle derdimizi anlatıyor, anlarımızı fotograf ortamında biriktiriyoruz. Teşbihte hata olmaz. Sağdan saysak üç-beş kişiyiz, soldan saysak üç-beş kişiyiz. Hepsi o kadar. Birbirimize daha sıkı tutunmalı, daha fazla sohbet etmeli, tartışmalıyız. Elbette kırgınlıklar, dargınlıklar olacaktır. İnsan olmanın sonucudur ve çok tabiidir. Ne ki her birimiz diğerinin zor zamanlarında yanında durmayı bilmeliyiz. Pür neşe var iken dostluk göstermek çok kolaydır. Hakiki dostluk, talihsizlik sonucu maruz kalınan zor zamanlarda yüz çevirmeme, el uzatma erdemi göstermede gizlidir.

Fotograf ortamı, fotografçılar için bir aile ortamıdır. Bu küçük ailede onulmaz hastalıklarla mücadele eden, maddi zorluk içine düşen, küskünlük veya dargınlık hali yaşayan, başka sıkıntılara maruz kalan bireyler oluyor. Sırtını dönmek yerine, el uzatmak icap eder. Çeşitli nedenlerle kaybettiğimiz insanlar veya yaşlılık nedeniyle göçüp giden, son yolculuğuna uğurladığımız ustalar oluyor. Onlara bigâne kalmak yerine, bir nebze olsun ilgi göstermek, vefa duygusuyla yaklaşmak icap eder. Fotograf, sadece fotograftan ibaret değildir. Fotografçıların inşa ettiği ortam, çok ciddi bir sosyal ortamdır, dayanışma ortamıdır aynı zamanda. Sadece bilginin, deneyimin, birikimin paylaşıldığı ortam değil, dostlukların geliştiği, dayanışmanın vücut bulduğu ortamdır. Daha doğrusu, öyle olmalıdır. Olamıyorsa, bir sorun var demektir. İşte o müzmin sorunu her gün yaşıyoruz. Ciddiye aldığımız için üzerinde durduğumuz, tartıştığımız önemli meselelerin yanında, fazla ciddiye alınmaması gereken sıradan meseleler de var.  Önemli addettiğimiz için üzerinde durma ihtiyacı duyduğumuz bu meseleyi ciddiye alıp arada bir de olsa tartışmak, zaman ve emek bakımından zarara yol açmaz, muhtemelen yarar sağlar.

Fotograf derneklerinin kuruluş aşamasında fiilen yer alan, kuruluşta ve sonrasında emek koyan, ilk yıllarda dernek ortamında ders veren, çeşitli etkinliklerde imzası bulunan dostlar, o aşamada iken nasıl bir dayanışma ve dostluk hali yaşandığını hatırlıyorlardır. Fazla söze gerek yok.

Fotograf için kafa yoran, sanat düzleminde yol alan dostlara, unutulmaya yüz tutmuş bir meseleyi, dostluğu, dayanışmayı hatırlatmakla yetinelim ve söze bıraktığımız yerden devam edelim.                     

Sanat insanına lazım olan bilgidir, deneyimdir, donanımdır, birikimdir. Bir sanat insanının alt yapısını oluşturan faktörler bunlardır. Bu temel faktörlerden sonra doğal olarak sezgiler gelişir, yaratıcı süreç başlar. Böyle bir evrede iken ancak, sanat insanı fikir dünyasını zenginleştirmiş, ufkunu genişletmiştir.

Kanaatimizce sayın Şinik böyle bir evrededir. Ustanın ciddi anlamda bir olgunluk evresinde olduğuna dair izlenim edinmemizin sebebi, eleştirisi ve söylemi, tavrı ve yapıp etmeleridir. Böyle bir olgunluk seviyesi sanatın inceliğine vakıf olmasını sağlamış, sanatın yapıcı eleştirel dilini has bir eda ile icra etme becerisi kazanmasına yol açmıştır.

Şinik ustanın bir de dart merakı var. Dart, profesyonel mecrada da kabul görmüş bir spor dalıdır.  Otomobil yarışlarının pilotluğunu, dart, atıcılık, paraşüt, yamaç paraşütü ve başka bazı etkinlikleri, bedensel bağlamda ağır bir performansla bağdaştıramadıkları için spordan saymayanlar var. Bu yargı tabii ki doğru değil. Unutmamalı ki bu etkinliklerde ve benzer diğer etkinliklerde oldukça yüksek adrenalin söz konusudur. Sporu bilen hemen herkes, böyle etkinliklerin hem zihinsel, hem bedensel olarak aşırı yorgunluğa yol açtığını teslim eder. Bunları spordan saymayanların, örneğin yoga’yı çok önemli bir sportif etkinlik olarak düşünmeleri şaşırtıcıdır.

Ağır yahut hafif, hiç fark etmez, bedenen ve zihnen birlikte gerçekleştirilen her etkinlik, kuşkusuz spor kapsamında düşünülmelidir. Çocukluk çağında ve ileri yaşlarda yapılacak spor ile gençlik döneminde yapılacak spor aynı olmayacağı gibi bireyin bedensel kabiliyetlerine göre yapılacak sportif etkinlikler de farklılık gösterecektir. Yaşlı bir insan için düzenli yürüyüş yapmak ciddiye alınacak bir sportif etkinlik iken, genç yaştaki bir insan için yürümek sıradan bir durum ama koşmak ciddiye alınacak bir sportif etkinliktir. Günlük yaşamın zorunlu kıldığı hareketin dışına çıkıp beden-zihin ortaklığıyla yeni bir ritim oluşturulduğunda spor diye tarif ettiğimiz durum ortaya çıkar. Dart olur, paraşüt veya yamaç paraşütü olur, yarış otomobili pilotluğu olur, atıcılık olur yahut başka bir şey olur. Deneyimlemeden yargıya varmak doğru değildir. Her biri deneyimlendiğinde, deneyimleyenin bedeninde ve zihninde meydana gelen yorgunluğu sıradan bir insanın tahayyül etmesi mümkün değildir.

Atıcılık, okçuluk, dart gibi sporlara dikkatlice bakan bir insan, izlerken dahi yorgunluk hisseder. Zihnin ve bedenin birlikte aynı hedefe odaklandığı, göz ve zihnin, zihin ve bedenin tam anlamıyla üst üste çakıştığı, aşırı dikkat gerektiren etkinliklerdir bunlar. Yüzde yüz odaklanma ve tam bir sükûnet halinin, ortalama insanı aşan bir soğukkanlılık ve becerinin zorunlu olduğu durumdan söz ediyoruz.

Dart, Maruf Şinik’in hedefe odaklanma ve soğukkanlılığını koruma çabasının vücut bulmuş halidir. Vizörden bakıp deklanşöre basan insanın, sağlam fotografik görüntü kaydetme derdinde olan ustanın yeteneğini koruması ve geliştirmesi çok kıymetlidir. Dart, kanaatimizce Şinik ustayı bu bağlamda üst seviyeye çeken etkinlik olma rolü de üstlenir. Öte yandan günlük yaşamın vaveylasından bir süreliğine uzaklaşıp, zihni ve bedeni tümüyle başka bir şeye yönlendirmek sağaltıcıdır, rahatlatıcıdır. Her gün düzenli yürüyüş yaptığını da, herhangi bir vesile ile telefon irtibatı kurduğumuzda, ‘çayı soğuk demlemeye bıraktım, soğuk demleme yöntemini size de tavsiye ediyorum, şu anda sabah yürüyüşü yapıyorum’ demesinden anlıyoruz.

Bazı fotografçılar aynı zamanda yürüyüşçüdür, yürüyüşlerinde oldukça uzun parkurları seçerler. Bazı fotografçılar dağcıdır, önemli zirvelere tırmanmışlardır. Kanyon tecrübe edenler, dalgıç olanlar var fotografçılar arasında. Yoga yapan da var, pilates yapan da. Koşan da var, ağırlık çalışan da. Bağ bahçe ile uğraşan da var, düzenli kültürfizik hareketleri yapmakla yetinen de. Hiç kimse bunların zararlı etkinlik olduğunu söyleyemez, tersine iyidir, hatta elzemdir. Büyük kentlerin beton yığınları arasına sıkışıp kalmışlığımızın yarattığı problemi, böyle etkinliklerle hiç olmazsa belli ölçülerde çözebiliyoruz.

Maruf Şinik’in sunum ve söyleşilerinden edindiğimiz izlenim o ki, usta fotografçı meseleyi psikolojik, sosyolojik, kültürel ve felsefi bağlamda ele alıyor. Bunların hiç biri hayattan bağımsız olmadığı için, ister istemez meselenin iktisadi ve politik boyutu da apaçık ortaya çıkıyor. Özellikle ‘zamanın ruhu’ kavramı Şinik ustanın çalışmalarında ve sunumlarında önemli bir yer tutar. Bununla birlikte ‘görsel okur-yazarlık’ meselesi en fazla dikkate aldığı ve fotografik okumalarında anlattığı, anlatmakla da çok iyi ettiği diğer bir konudur. Fotograf ortamında yapılabilecek en iyi şeylerden biri kuşkusuz ‘görsel okur-yazarlık’la ilgili seminerler vermek, söyleşiler yapmaktır. Ancak bu gibi etkinlikler bizi janjanlı, ışıltılı, renklere boğulmuş, aman bir grafik bir grafik ki hem de ne grafik, aman bir ışık bir ışık ki hem de ne ışık gibi hiçbir şey söylemeyen, içi boşaltılmış görsel materyal üretme sevdasından kurtarabilir. Bilmem kaç milyarıncı günbatımı görüntüsünün fotografik kaydını yapabilmek için dağları taşları aşma çabasından ancak böyle seminerler bizi kurtarabilir. İçine düştüğümüz kısır döngüden böyle çıkabiliriz.

Milyon adet sıradan fotografik görüntüden oluşan büyük bir arşive sahip olmak yerine, yüzyıl sonra bile üzerinde konuşulmaya değer bulunacak bir tek fotoğrafın altında imzamızın bulunmasını tercih etmez miyiz? Fotograf tarihine altın harflerle geçmiş büyük ustalardan her birini gözümüzün önüne getirelim: Her birinin belleklerde yer tutan kaç fotografı var? Aklımızda kalan, belleğimizde yer tutan birkaç fotograftan fazlası değil. Tartışılan, konuşulan, yazılı metinlerin yanına iliştirilen fotograf sayısı da o kadardır. Birkaç fotograf derken abarttığımızı, portfolyolarını önemsemediğimizi düşünmeyin, örneklemek üzere böyle söylüyoruz. Büyük ustaların portfolyolarını biliriz, önemseriz, ancak üzerine konuşmak gerektiğinde birkaç fotograf öne çıkar ve kim ne söyleyecekse genellikle onlar üzerinden söyler. Onların, en eskilerin bile, binlere, onbinlere varan sayıda fotografı var. Ama bu miktarın hepsi ticari arenada karşılık bulsa da, iş söz söylemeye, yazıp çizmeye gelince durum değişir, sadece üç-beş fotograf esas alınır.

Dijital sistem her gün bir miktar daha gelişiyor, yenileniyor ve akıl almaz olanaklar sunuyor. Görüntü kalitesi sürekli artmakla birlikte, özellikle hız ve kapasitedeki artış, deyim yerindeyse fotografçıların ayaklarını yerden kesiyor. Tek fotograftan, otuzaltılık film rulosuna geçildi, sonra yüzlerce, binlerce fotograf kaydetmeye elveren kartlara geçildi. Daha kimbilir ne gibi teknolojiler bekliyor fotografçıları. Sekiz saatlik pozlama süresinden bir dakikalık pozlamaya, ileri aşamalarda 1/125 seviyesindeki bir pozlama süresine ve şimdi akıllara durgunluk veren bir süreye evrildi. Teknoloji, önüne çıkan bütün bendleri yıkıp geçiyor. Örneğin, bir saniyede kaydedilen görüntü sayısındaki inanılmaz artış, hakikaten fotografçıların, özellikle de yaban hayatı çalışan fotografçıların ayaklarını yerden kesti. Lakin milyon adet fotograf laf-ı güzaftır, tarihe kalacak olan ise kayda değer üç-beş fotograftan ibarettir.

Maruf Şinik ve O’nun gibi deneyimli, birikimli, yüksek olgunluk merhalesine erişmiş ustaların anlatıları amatör fotografçılar için rehber niteliğindedir. Onlara kulak verildiği takdirde, yıllar yılı akıntıya karşı kürek çekmeye ve bir yığın emeğe, zahmete, zamana, paraya mal olan beyhude çabaya yol açan ezberler bozulur, basamaklar hızla geçilir, önemli eşikler atlanır. Bu çaptaki kıymetli ustaların çeşitli fotograf ortamlarında amatör fotografçı dostlarla daha sık buluşturulmaları isabetli ve yararlı olur.

Son söz olarak, ‘kitap/albüm, kitap/albüm, kitap/albüm’ diyeceğiz, her zaman dillendirdiğimiz üzere. Kitap ve/ya albüm yapmak, yaşadığımız koşullarda hakikaten çok zor. Bunu bilmeyen yok. Bilmesine biliyoruz ama koşullar ne kadar zor olursa olsun dayanışmak suretiyle üstesinden gelinebileceğini de biliyoruz.

Ustalarımızın ve tabii ki Maruf Şinik ustanın da engin birikimlerini kitap/albüm yapmak suretiyle ölümsüzleştirmeleri dileğimizdir.

Saygıyla,

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde belge olarak kabul görmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işler karışmış, fotoğraf ve gerçeklik arasındaki ilişki sorgulanır hale gelmiştir. Artık bugün bu ilişki tamamen kurgulanabilir düzeydedir.

Ali Durmaz’ın “ENSTRÜMANTAL” i

Kıymetli fotografçı dostumuz Ali Durmaz, Şubat 2026’da Ankara’da Fotokolektif Sanat Galerisi’nde son derece şık bir sergiyle, deyim yerindeyse renk-ahenk bir çalışmayla fotograf ortamında varlık inşa ettiğinin altını kalın çizgilerle çizdi.

Kumun fotoğrafçası

Bir Patara var: Uçsuz bucaksız kumsalıyla nefis bir Akdeniz plajı. Yaz aylarında herkesin masmavi sularında serinlediği, kıyısında kumların tepeler oluşturduğu uzun sahil. Eskiden, filmlerdeki çöl sahneleri burada çekilirmiş.

Çınar Fotoğrafhanesi

O yıllarda fotoğraf çektirmek zahmetli işti ama, fotoğraf çekmek de hiç kolay değildi. Dünya daha dijitalleşmemişti, fotoğraf da kimyasaldı. Şimdi cep telefonunun minik merceğine bakıyorum, bir de çevirip ekranına bakıyorum, ışık o mercekten girip bu ekranda şıp diye fotoğraf oluveriyor. Koskoca süreç bu ikisi arasında kotarılıveriyor.

E-POSTA ABONELİĞİ

Makale yazarı

Tekin Ertuğ
Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

POPÜLER İÇERİKLER

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

3 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Maruf Şinik
Maruf Şinik

Sevgili Tekin Agabey,
Öncelikle böylesine kapsamlı ve duygu yüklü bir yazıyla beni onurlandırdığınız için içten teşekkürlerimi iletmek isterim. Sözcüklerinizin samimiyeti ve derinliği, bana kendimi ve bu yolculuğumu yeniden değerlendirme fırsatı sundu.
Fotoğrafın sadece bir sanat değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu düşünen biri olarak, sizden bu güzel ve içten değerlendirmeleri duymak beni fazlasıyla mutlu etti. Sanatı multidisipliner bir yaklaşımla ele alma çabalarımın sizin gibi kıymetli bir dost tarafından fark edilmesi, bu yolda doğru adımlar attığımı hissettiriyor.
Elbette, fotoğraf ve sanat yolculuğu hiç de kolay değil; ancak sizin gibi değerli insanların varlığı, bu sürecin sıkıntılarını unutturuyor ve motive ediyor. Bahsettiğiniz dostluk ve dayanışma ruhu, benim de her zaman önem verdiğim bir konu. Fotoğrafın sadece bir ifade aracı değil, aynı zamanda bizleri bir araya getiren güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum.
Dart ve spor konusundaki ince tespitlerinize de ayrıca değinmek isterim. Hayatta odaklanmanın ve soğukkanlılığın, hem sanatta hem de sporda ne kadar önemli olduğunu ne güzel vurgulamışsınız. Bunun günlük yaşamı dengelemede sağladığı faydalar, gerçekten de insanın kendiyle olan ilişkisini güçlendiriyor.
Yazınızın her bir satırı benim için çok değerli. Gerek eleştirileriniz, gerek önerileriniz, gerekse destekleyici sözleriniz bana daha da güç kattı. Bu dostane yaklaşımınız, fotoğraf dünyasında birbirimize daha sıkı tutunmamız gerektiğini bir kez daha hatırlattı.
Sizin gibi sanatın derinliğini ve inceliklerini böylesine özümsemiş bir dostum olduğu için çok şanslıyım. En kısa zamanda bir araya gelip sohbet etmeyi umuyorum.
Tekrar teşekkürlerimle,
Maruf Şinik

Serap gibi Ada
Serap gibi Ada
Yorumun sahibi  Maruf Şinik

Evet, fotograflar buradan bakinca bulanik gibi. Ama kimileri icin oldukca net! Öyle! Ben en cok o farki merak ediyorum. Nerede basliyor, nerede bitiyor?

Doğan Doğaner
Doğan Doğaner
Makale Puanlama :
     

Yakînen tanıma onurunu yaşadığım Şinik üstadın, 3 ncü gözün hazırladığı bu biyografisinden çok memnun kaldım emeğinize sağlık.. biyografi görünümlü eğitim olarak kabul ettim. İyi ki varsın Maruf’um..