Daha
    Ana SayfaBLOGPul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    Pul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    -

    Yazıyı kaleme aldığımda henüz “thodex” olayı patlamamıştı. Basında takip ettiyseniz arkasından benzeri başka olaylar da yaşandı. Elon Musk ağzını açtı kripto para değeri yükseldi. Elon Musk ağzını açtı kripto para değeri düştü. En son haberlerden biri de Çin’in kripto paraya yasak getirmesiydi.

    Oğlum, meslek alanına girdiği için bir sohbetimizde konu ettiği kripto para, NFT ile sanat ilişkisinden bahsettikten sonra araştırmaya başlayınca değişik, tuhaf ve şaşırtıcı bir dünyanın içine girdiğimi fark etmiştim.

    Bir zamanlar pul koleksiyonu ile uğraşmıştım. Babamdan kalan pullar vardı. İzmir Filateli derneğine sık gider olmuştum. Yıl 1980-81. Buradaki müzayedelere de katılıp pul aldığım çok oldu. Bunun yanı sıra PTT’nin takipçisiydim. Yeni basılan pullar, ilk gün damgalıları koleksiyonuma dahil ederdim. Yaşadığım en ilginç olay bir müzayede sırasında 1967 yılı uçak serisinde yer alan F27 uçağının (Hollanda Fokker üretimidir. F28 in hayatımda acı bir yeri vardır. Nasıl bir kaderim varsa Fokker yakın zamanda da tekrar hayatıma girdi) olduğu pulun

    Pul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    diğerlerinden daha değerli olduğu (kaç para olduğunu ne yazık ki hatırlamıyorum) öğrenmem oldu. Bu pulun mezatında neredeyse kavga çıkıyordu. Hayretle izlemiştim. Çok sonra bir tatil seyahatimizde küçük bir kasabanın postanesine “elinizde kalan pul var mı?” diye sorduğumda memur stok eritme hevesiyle önüme pulları serince gözüm fal taşı gibi açılıverdi. F27 pulu masadaydı. Ne kadar varsa üzerindeki değerden aldım. Fotoğrafta bir kısmı var 😊 Dünyanın en pahalı pulu mu dediniz? 1856 da İngiliz Guyana’sında basılan 1 Cent’lik altıgen pulun değeri tam tamına 9.5 milyon dolar. Bu bedel ödendi. Bu puldan bir tane daha yok. Ona göre.

    Pul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    İki şeye dikkat çekmem gerekir. Birincisi koleksiyon yapmak merak ve sabır isteyen bir uğraş. Diğeri de paranız olacak. En sıradan şeyleri biriktirmek bile ciddi maliyet. Bir de gittiğim yerlerden kendime attığım mektuplar var. Bu zarflarda seçilmiş pullar ve çok düzgün damgalar oluyor. Bu da pul koleksiyonculuğunun bir parçası.

    Pul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    Sekiz adımda koleksiyonculuk ilkelerini (merak, sabır, araştırmak, titizlik, ilgi, para, saklama yöntemi, arşiv oluşturma) sıralamak mümkün. Bunlar benim kendime göre belirlediklerim. Ancak bu yazının amacı okuyuculara koleksiyonculuğu övmek değil. Bundan dolayı burada detaylarına girmeyeceğiz.

    Madem koleksiyonculukta “para” önemli öyleyse bu işi para biriktirmekle özdeşleştirmek mümkün. Sonuçta bir yatırım yapılıyor. Aynı şekilde sanat eserleri de para biriktirmenin bir yolu olmuş. Bana sanki pul koleksiyonculuğu bu işin önemli ve başlangıç ayağıymış gibi geliyor. Ama şöyle düşünün; bir pulunuz var. Değeri 3 milyon dolar ve siz bunu bir kasada saklamak zorundasınız. Ne anladım ben bu işten? Hatta devletten kaçırılan paraların ve para aklamanın da en iyi ve kolay yolu olarak kullanılıyor. Yani sanat, sahtekarlığa bir nevi kurban ediliyor. Öyle ki kopya (sahte) eser piyasası bile oluşmuş.

    İşte zamanın akışı içinde sanat, modern, post modern, post post modern akıma evirildiğinde koleksiyoncularda buna uyum sağlamaya başlıyorlar. Bu değişim/dönüşüm (bana dejenerasyon gibi geliyor. Bu düşüncemi biraz daha itici halde devletlerin üstünde yeni bir dünya düzeninin kurulması ile bağdaştırıyorum) biraz da piyasada kripto paraların ortaya çıkmasıyla bağlantılı. Uzun bir süredir sanal ortama kayan sanatta gündemde olan “NFT ‘Non-fungible token= Değiştirilemez jeton’, bu sanatçının dijital eserine attığı imza olarak tanımlanıyor” sanal ortamda yer alıyor. Yani bir sanat eseri bilgisayar ortamında NFT tanımı ile kripto para ile alınıp satılıyor.  

    Lakin bu işlem için kripto paraya ihtiyaç var. Cazip olan para birimi: Ethereum. Bu birimin güncel kurunu da vereyim: 1 Ether= 2.222,06 ABD Doları. İlk çıktığında (Ekim 2019) 1 ABD Dolar= 1,309 Bitcoin (BTC) iken şu anki durum (bu değerler yaklaşık olarak Nisan 2021 ayına aittir) ne biliyor musunuz? 1 BTC= 56.665,70 ABD Doları. Günümüzde piyasada 9 bin farklı kripto para var ve hemen hepsi de ABD’nin Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT) tarafından icat edilmiş durumda. Geçenlerde Elon Musk “1.5 Milyar dolarlık bitcoin aldım” diye demeç verince BTC 43.000 ABD dolarlarından bu rakama fırlayıverdi.

    Yine ekleyiverelim: Dünyanın rezerv para birimi Amerikan dolarıdır. Uluslararası ticaret büyük ölçüde dolar ile yapılıyor. Dolar emisyonunu, yani piyasadaki dolar miktarını ayarlayan kurum ise Amerikan Merkez Bankasıdır (FED-Federal Reserve). FED, Amerikan devletine ait olmayıp sekiz ünlü ailenin hisselerini paylaştığı özel bir kurum.  Dolar basma yetkisi bu ailelerin tekelinde. ABD’nin 35’nci başkanı John F. Kennedy, para basma yetkisini hazineye devreden bir kanun çıkarması sonucu bir suikast ile öldürülmüştü. Ve yetki tekrar FED’e devredildi.

    Açıkçası var olduğu söylenen (kripto paralar) ve tamamen sanal ortamda tanımlanmış paralar (rahmetli Doğan Cüceloğlu “mış gibi” derdi buna) biraz burnuma yanık kokuları getiriyor. Kripto paralar, FED’in piyasaya sürdüğü doları, diğer araçlara göre çok daha fazla miktarda ve çok daha hızlı bir şekilde geri çekebiliyor. Üstelik bunu devletlerin kontrolü dışında yapabiliyor. Kripto paraların hiçbir karşılığı yok. Kripto paraların değerini piyasadaki arz ve talep koşulları belirler. Talep artınca fiyatı artar, düşünce fiyat azalır. Daha da önemlisi bu işin hiçbir riski yok. Kripto paralar bana geçen gün Soner Yalçın’ın köşe yazısında okuduğum “Ponzi oyunu” nu hatırlattı. Bir nevi saadet zinciri.

    Rüzgâr hızıyla sanal müzayede (Niftygateway), satış (Opensea, Mintable, Rarible) ve cüzdan (Metamask) web sayfaları ortaya çıktı. Metamask da kripto paranız için cüzdan oluşturuyorsunuz. Muhtemelen başkaları da vardır. Bulduklarım en göze batanlar. Satış sitelerinde hesap açıp cüzdanınızı ilişkilendiriyorsunuz. Eğer alım yapacaksanız gerçek ABD doları ile “Etherium” satın alıp cüzdanınıza koyuyor ve buradan harcıyorsunuz. Mintable da NFT sergilemek ücretsiz. Bazı işlemler için ücret ödüyorsunuz. Opensea ise kayıt bile ücretli. Niftygateway ise çok özel bir web sitesi. Kurucuları ikiz kardeş aynı zamanda Facebook’un (Zuckerbeck’e dava açıp bir milyar dolar alıyorlar) fikir babaları. Buraya her gelen giremiyor. Bir kere meşhur olacaksın. Sonra davet alacaksın. Hemen sıcağı sıcağına bir örnek vereyim: tasarımcı Murat Pak’ın “Pixel” adlı bir piksel gri karesi geçen gün tam 1.355.555 ABD dolarına satıldı. Yani Kazimir Malevich’in “Black Square” inin grisi. Ve sanal ortamda olan bir NFT olarak. Ortada basılı çerçeveli bir şey yok. Şu anda çıkardığınız sese gönülden katılıyorum. Yalnız değilsiniz. 

    Durum vahim. Bana göre yani… Sanat artık sanatçıların elinde, aklında becerisinde değil. Talebe göre arz ediliyor. Çok yazık…

    Oldukça hızlı büyüyen bu pazarda (artık bu kelimeyi kullanmak durumundayım) artık kim sanatçı, ne sanat eseri belli değil. Tam bir borsa. Öyle ki satın alınan bir -hadi ağzımızı bozmayalım- eser birkaç dakika içinde tekrar satışa konuluyor ve tekrar satılabiliyor. “Sanat” tamamıyla ticari bir söyleme dönmüş vaziyette.

    Lakin Niftybateway tanınmış sanatçıların NFT eserlerine yer vermesi ve ödeme işlemlerinin sadece kripto para ile kısıtlamaması bu oramda nispeten iyi gibi duruyor. Sadece sanatçıların değil ünlü kişilerin elinden çıkan “şey” ler de müzayedeye girmekte ve oldukça yükse rakamlara alıcı bulmakta.  Farkındaysanız artık “sanat eseri” ifadesini kullanmıyorum. Eserlerin hepsi “NFT” olarak adlandırılıyor. Yayınladığınız anda sizin cüzdanınızda da listelenmeye başlıyor.

    Ancak bu işlemlerdeki en kritik ve riskli şey paranızın sanal ortamda bulunması. Eğer şifrenizi unutursanız ve cüzdanınıza erişemezseniz cüzdanınızdaki paranın üstüne bir bardak soğuk su gerekecektir. Ya da hesabınız ele geçirilirse geçmiş olsun.

    Rüya gibi. Değil mi? Ancak yukarıda verdiğim web sitelerine kısa bir ziyaret yaparsanız şaşkınlığınız daha da artacaktır. İnanılmaz tuhaf ve anlamsız şeylerin satış listelerinde olduğunu hayretle göreceksiniz.

    Nasıl bir sanat dünyasının -ki buna sanat denirse- içine girilip oyuluyor. Biz sokakta sürten fotoğrafçılar olarak hala aramızda sergi açmaktan kitap basmaktan konuşuyoruz. Her şey kalıcı ve geleceğe miras olsun. Yanlış noktada mıyız? Ya da bu hıza yetişemiyor muyuz? Yetişmeli miyiz? Yetişmezsek çağ dışı mı kalmış olacağız? Aklımda deli sorular…

    Eskiden peşinde koştuğum pulları koyduğum defterleri masama çıkardım. Sayfalarını çevirerek hepsini selamladım. Hatırladığım kadarıyla o günleri andım. “GIRGIR” dergisinin bütün sayılarını toplamıştım. Ya İngiltere’de gittiğim onlarca Pubdan topladığım özgün bira bardak altlıkları ne olacak?

    Resim sanatçıları ne yapacak? Boya yok. Fırça yok. Tuval yok. Kokusunu içine çekmediğin bir renk ile sanal ortamda çalışmak gerekecek. Ya heykeltıraşlar? Bronz yok. Taş yok. Yontma yok, döküm yok. Fotoğraf bu ortamın neresinde? Benim hızlıca baktığım müzayedelerde ne yazık ki fotoğrafa rastlamadım. Daha çok animasyon türü şeyler yer alıyor. Daha sonra bulduğum bir örneği aşağıda paylaşıyorum. Satış fiyatı “1 ETH”. Buyurun alın…

    Pul Koleksiyonculuğu ve Kripto Sanat

    Eğer bütün bu olanlarda iyi bir şey görmek istersek “NFT” sanatçının değiştirilemez imzası olduğu için eserin sonsuza kadar ona ait olduğu tescilli olacak. Kripto para hareketleri “Block Chain” sistemi içinde olduğundan her işlem kayıt altında ve değiştirilemez olmakta. Sanki yasa dışı hareketleri kontrol altında tutacak gibi görünüyor.

    Dünya çok ama çok hızlı değişim içinde. Kripto paranın finans dünyasında kabul görmesi ve işlem hacminin hızla artıyor olması, üzerine “Pandemi” bu değişimi tetiklemiş görünüyor. Bir sonraki evre ne olacak? Planlanan nedir? Olup bitenler üzerine düşününce bana oldukça ürkütücü geliyor.

    Eninde sonunda sanatın da bu dönüşüme dahil olacağını düşünmemek olası değildi. Zaten modern sanat akımıyla birlikte yatırım aracına evirilen sanat artık tam bir finans ve ticaret aracı haline gelmiş durumda. Ancak bu kadar çabuk olması beni çok şaşırtıyor. Sanatçıların bu ortamda anormal gelir elde etmeleri onların iştahını iyice kabartmış vaziyette. Bir soru ile noktayı koyalım: Sanat nereye koşuyor?…

    İlişkili İçerikler

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    Abone ol
    Bana bildir
    guest
    4 Yorum
    Beğenilenler
    En yeniler Eskiler
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    Öner BÜYÜKYILDIZ
    7 gün önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Okyar abi, ne desem, ne yazsam, nereden başlasam bilemedim şimdi. Ortaokul/lise yıllarıma götürdün beni. Önce ziyan ettiğim canım pul koleksiyonumu hatırladım, burnumun direği sızladı, sonra günümüz dünyasına getirdin canım sıkıldı.
    Elon Musk attığı bir twit ile 1,5milyar dolarını bir gecede yaklaşık 2milyar dolar yaptı. Bu dalgayı yakalayan yurdum insanı “ben bu işi çözdün, uzman oldum” edası ile piyasaya bodoslama daldı, tuttuğu elinde kaldı. Mesleğim icabı bu tür sorulara çok maruz kalıyorum. Aklımın yettiği ve sorana söylediğim şudur:
    1- Dibini girmediğin suya girmeyeceksin, cin olmadan adam çarpmayacaksın.
    2- Kolay kazanç, hızlı kazanç peşinde koşmayacaksın.Kimse kimseye karşılıksız selam bile vermiyor bu devirde.
    3- Bir yerde çok kazanç varsa, karşısında da çok kayıp vardır. Bu kadar çakalın olduğu bir piyasada seni yerler, hemde çıtır çıtır yerler.
    Sanatın bu kurtlar sofrasına meze edilmesi, kara para aklama vs sebeplerle değerinin çiğnenmesi ayrıca üzücü bir durum. Sanat yada sanatçı hakkında eleştiri yapacak yetkinlikte olduğumu düşünmüyorum. Haddim değil. Ama siyah bir tablonun, yada duvara yapıştırılmış bir muzun sanat eseri olmadığını, bu ilgiyi ve bedeli hak etmediğini de anlayacak kadar aklım başımda.
    Velhasıl mevzu derin Okyar abim, otursak saatlerce konuşuruz yazı üzerine.
    Bir ara F28’in acı hatırasını da paylaşırsın bizimle umarım. Merak uyandırdın.
    Selam ve saygılarımla.

    Ertan Öztürk
    9 gün önce
    Makale Değerlendirme :
         

    Abi kafayı yememek elde değil. Kripto para rezaletin zirvesi. 1 gecede zengin olanlar, 1 gecede batanlar, 1 Tweet ile piyasayı sallayanlar, karşılığı olmayan garip bir değerleme…
    Gerçi galiba son 50 yıldır basılan hiç bir paranın da karşılığı yok. Yani bu rezalet uzun süredir devam ediyor. Yani merkez bankaları artık bastıkları para için garanti/altın vs.. karşılığı göstermiyorlar diye biliyorum.
    1 piksellik “sanat” eserine verilen para da ahlaksızlığın zirvelerinden. Kara para aklamaya “sanat” deniyor uzun süredir. Picasso’nun tablolarının bu kadar değerli olmasını bile kara para aklamaya bağlayanlar var.

    Bu makaleyi paylaş

    Okyar Atilla
    Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    4
    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
    ()
    x