Runatolia, yine Antalya!

_

Antalya’ya ilk gidişim 1977 yılına uzanır. İstanbul’da yurtta kaldığım ve hala da görüştüğüm Burdur’lu bir arkadaşımın yanına tatile gittiğimde yeni aldıkları gıcır gıcır bir beyaz Renault 12 ile yola çıkmıştık. Yolda benzinin hiç azalmadığını fark edip de durup kontrol ettiğimizde hiç kalmadığını anladığımız yer şimdilerde geniş gidiş-geliş yolunda inilen Antalya ovasının arkasındaki dağın tepesiydi. İki kafadar arabayı boşa alarak o virajlı yollardan kelle koltukta inmiştik. Bu kadar net hatırlıyorum yani.

Bir sonraki seyahatimiz Konya dönüşü eşim ve çocuğuma göstermek içindi. O zaman Kepez virajlarından indin mi yol seni doğrudan Anafartalar caddesinden kale içinin hemen arkasındaki falezlerde yer alan parkın önüne götürürdü. Şimdi git gidebilirsen. İşte bu seyahatte direkt bu park yerindeki çay bahçesine gelmiş oturmuş ve çay içerken elimle şöyle havada yay çizerek kale içini eşime ve çocuğuma göstererek, ”İşte Antalya” deyip geri dönmüştük. Kabaca bu da 1988 yılı gibiydi. Ve yarım saat kadar kalmıştık.

Antalya sonralarında hayatımıza damardan girdi. Eşimin kongreleri, tatiller derken Vodafone’da çalıştığım dönemde yaklaşık 3 yıl Antalya Bölge Müdürlüğüne vekâlet ettim. Bu da her ay en az bir hafta Antalya demekti. Diğerlerini de anlatırsam konuya gelemeyeceğim. Ancak Fikret Otyam ile tanışmam ve defalarca görüşmem de bu güzel (öyle mi acaba?) şehirde oldu.

Runatolia 2019
Kaleiçi, Antalya
Nikon D850, AF-S Nikkor 35mm f/1.4G
Pozlama: 1/500sn, f/8, ISO 160

Bulgularda Antalya’nın geçmişinin taş devrine kadar uzandığı belirlenmiştir. Antalya ve çevresi Büyük İskender’den de nasibini almış. Ancak şehrin kuruluşu M.Ö. 159-138 yıllarında Bergama kralı II. Attalos tarafından gerçekleştirilir ve bu krallığın sömürgesidir. Yani kayıtlar böyle söylüyor. Bergama Krallığının yıkılmasıyla da M.Ö. 133’de bağımsızlığına kavuşursa da Romalılardan Osmanlılara kadar her dönemin etkisi görülmektedir. Çevredeki Termesos, Olympos -fotoğraf makinası değildir-, Perge, Xantos, Phaseslis gibi birçok antik kentin yanı sıra Yivli minare, Kesik minare ve külliyesi gibi Selçuklu ve Osmanlı eserleri de bulunmaktadır. En son Ekim 2018 sonunda Silyon ve Perge’de kendimi gezdirmiştim. Antik kent merkezi kale içindeki “Attaleia” dır. Bu ad da II. Attalos tarafından verilmiş. Etrafı parlak galvaniz saçla kapatılmış restore ediliyordu. Bahsetmeden geçemeyeceğim. Restorasyon için kapalı alanın içine palet palet çimento türü malzeme taşıyorlardı. Eğer restore edeyim derlerken ortaya betonla sıvanmış bir yapı çıkarsa benden epey küfür yerler peşinen bu biline.

Runatolia 2019
Kaleiçi, Antalya
Nikon D850, AF-S Nikkor 35mm f/1.4G
Pozlama: 1/320sn, f/6.3, ISO 160

Kaderde ikinci kez Antalya’da uluslararası bir spor etkinliğini fotoğraflamak varmış. İlki Ekim 2018 sonunda “Ironman 70.3 Antalya” idi. Bu sefer, eşim “Çocuğumuz koşacak gitsek mi?” deyince akan sular duruverdi. Bir Mart 2019 Cuma akşamı gidiş ve 3 Mart 2019 gecesi dönüş. Havaalanında iken telefonuma Whatsapp’tan mesajlar düşmeye başladı. Sebahattin bir taraftan yazıyor: “Turgay Seven’e sözüm var, yarın Sasalı’ya doğal yaşam parkına gidiyorum, blogtaki AF-ON yazım için fotoğraflar çekeceğim, işin yoksa sen de gel”. Ben de yazdım; “Ben Antalya kale içinde fotoğraf turu planladım, sen gel”… Tabii önceden haber vermediğim için olacak bir şey değildi. Bir daha ki sefere…

Runatolia 2019
Kaleiçi, Antalya
Nikon D850, AF-S Nikkor 35mm f/1.4G
Pozlama: 1/640sn, f/5.6, ISO 500

İlk olarak 2006 yılında “Uluslararası Antalya Maratonu” adıyla yapılan etkinliğin amacı, tatil sezonu dışında Antalya ve çevresinde turizmin devamını sağlayıp yöreye gelir sağlamakmış. 2015 yılında isim değişiyor. Ve sadece maraton olmaktan çıkıp farklı etkinlikler de yapılmaya başlıyor. En önemlisi katılımcı ücretleri bağış olarak STK lara aktarılıyor. Bunun için seçtiğiniz bir STK (ZİÇEV, TEV, LÖSEV gibi) ya başvurup yarış katılım bedelini yatırıyorsunuz. Böylece katılım ücretleri bağış olarak değerlendiriliyor. genel hatlarıyla böyle. Detaylar organizasyon komitesinden öğrenilebilir. Bu seneki katılımcı sayısı 26 farklı ülkeden 9.813 kişi. Valla billa böyle. Nasıl mı bu kadar net biliyorum? İnternet sitelerinden aldım. Katılımcıların %43 kadın gerisi erkek -başka ne olacaksa. Yarışlar üç kategoride yapılıyor; maraton, yarı maraton ve 10.000 metre. Parkur, cam piramitten başlayıp Lara yolundan devam ediyor. Detayına verdiğim linklerden bakabilirsiniz.

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Cumartesi günü kale içinde özel bir koşu daha varmış. Yarışmacılar ellerindeki haritada işaretlenmiş yerleri bularak koşuyu yapıyorlar. Otelden çıkıp birkaç adım attıktan sonra önümüzden koşarak gelen bir genç duraksadı. Bu arada biz de meydanımsı çok yol ağızlı bir köşeyi tutmuşuz. Genç bir haritaya bir etrafa bakarak yol bulmaya çalışıyor. Antalya’ya gidenler bilir, kale içi labirent gibidir. Ben dayanamadım “A lady runs that direction” diyerek ondan önce geçen kadın koşunun yönünü gösterdim.” Thank you” deyip o yola daldı. Gül, “Naaptın? Hepsinin rotası ayrıdır. Adamı yanlış yönlendirdin” diye lafa girdi. Omuz silktim ve “inşallah İngiliz’dir” dedim. Değilmiş. Biraz sonra adam gene önümdeydi. Bana koşmaya devam ederken gülümseyerek bakıp “wrong direction” deyip öteki istikamete gitti. Arkasından bu sefer Türkçe seslendim:”iiiyyyyiiiii”… Yürümeye başladık. Yaklaşık on dakika sonra otelimizden epeycene uzakta pat pat koşu ayak sesiyle birlikte “I found” diyerek aynı adam gülümseyerek yine yanımızdan geçti. Yoook artık… Aynen böyle oldu.

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Ben çekime iki gövde, iki tele ve bir 35mm ile hazır ve nazırdım. Cumartesi sadece 35mm ile yollardaydım. Yarışta ise önce iki teleyle başladım. Ama sonrasında yine 35’e geçiş yaptım. Uzun bir süre “A ve Otomatik ISO” modunda devam ettikten sonra “M” modunu tercih ettim. Kısa bir sürede “S ve Otomatik ISO” kullandım. Parkura girip yakın çekimler bana çok keyif verdi. Bu arada yarışçılarla sürekli “çak beşlik” yapıp durduk. Ve sürekli sordular; nerede yayınlayacaksınız?

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Ben çocuğumu fotoğraflayacağım diye kıvranırken kızın biri kolumu tutup “Beni de çek” demez mi? Bir taraftan yarış akıyor. Ben telefon üzerinden çocuğumun konumunu takip ediyorum ki iyice yaklaştı. Kız beni bırakmaz. “Hadi çabuk yola çık” dedim. Bastım deklanşöre. Kız pozunu değiştirdi. Bir daha bastım deklanşöre. Kız yine pozunu değiştirdi. Kaçtım…

Runatolia 2019
Nikon D850, AF-S Nikkor 35mm f/1.4G
Pozlama: 1/1000sn, f/6.3, ISO 2500

Ve yarış bitti. El çantamızı almaya otele dönerken Attaleia yanından döndüğümüzde dört adam ellerinde gimball’lı bir kamera ve iki manken video çekimi yapıyorlardı. İyi bir yer seçmişlerdi. Şu parlak galvanizli saç duvarlar ışığı öyle güzel yansıtıyordu ki durduk ve izlemeye başladık. Ekmek çıkar mı diye düşünerek laf attım; “Çok iyi bir yer seçmişsiniz. Yansıma ışığı çok güzel vuruyor”. Karşılıklı gülüşmeler… Dayanamadım ve en masum çocuksu halimle “Birkaç kare çekmeme izin verir misiniz?”. İzin çıktı. Hadi bir kare paylaşayım. Siz de nasiplenin 😊.

Runatolia 2019
Olympus OM-D E-M10
Pozlama: @105mm, 1/640sn, f/7.1, ISO 200

Tabii oğlumdan iki arkadaşının da fotoğraflarını çekme talebi geldi. Biri tek başına koşuyormuş ve adı” Gökmen” miş.

Runatolia 2019

Diğeri Alper,  bebek arabasındaki çocuğu ile birlikte koşuyormuş. Arkadaş 9813 kişi içinde bul da çek. Gördüğüm her bebek arabalı koşucuyu çekiyorum. Ancak emin değilim. Yarışın dönüşünde kalabalığın arasında yine bebek arabalı bir yarışmacı yakaladım ve arka arkaya deklanşöre bastım. O da poz verdi. Kimi çektiğimi bilmeyen, yanındaki diğer koşucular da poza eşlik ettiler. Tam yanımdan geçerken aklıma geldi seslendim “Siz Erinç’in arkadaşı mısınız?”. Cevap soru olarak geldi; “Siz Erinç’in babası mısınız?” 😊. Yani kazara Alper’i son anda bulmuştum.

Runatolia 2019

Runatolia 2019

Yarış fotoğrafları. Paylaşıyorum. İzin verirseniz fotoğraflar arasında da çocuğumun birkaç fotoğrafı da yer alacak. Kapak fotoğrafını özel olarak seçtim. Gözlük camının bir tanesinde benim diğerinde de eşimin yansıması var. Aslında bir kişinin daha yansıması olmalıydı: gelinimiz, Dilan’ımız. Ancak o mecburi hizmeti nedeniyle tam da Anadolu’nun ortasında bulunuyor. Biliyoruz ki kalplerimiz birlikte ve ailece bir aradayız…

Sevgilerimle…

Kaynakça:

http://www.imo.org.tr/resimler/ekutuphane/pdf/376.pdf
http://www.antalya.gov.tr/antalya-tarihi
https://www.sozcu.com.tr/hayatim/seyahat/antalyanin-tarihcesi-ne-zaman-kuruldu-iste-antalyanin-hikayesi/
https://runatolia.com/

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
8 Yorum
Eskiler
En Yeniler Beğenilenler
Satır İçi Geribildirimler
Bütün yorumları göster
Sebahattin Demir

Değerli dostum,

Güzel kareler yakalamışsın. Tebrikler.
Bu da bir ezber bozma işte; böyle bir etkinlikte çoğu kişi telefoto kullanırken, sen 35mm ile gidiyorsun. Bizi okuyan yeni başlayan dostlarımızın kafası iyice karışacak 🙂 Bir derleme yazısı lazım tüm bunların üzerine.

Emeğine sağlık.

Bülent ST

Okyar bey bizde sebeplendik. Saolun
Hiç bir fırsatı kaçırmıyorsunuz 🙂
Emeğinize sağlık

Berkay

Super fotograflar ve cok guze bir yazi ellerinize saglik.

Öner BÜYÜKYILDIZ

İlahi Okyar bey, güldürdünüz beni. Adamın yarışmayı kaybetmesine sebep oldunuz belkide 😆 O akşam otelimden dışarı çıkmazdım sizin yerinizde olsam. Etrafta homurdana homurdana dolaşan bir yarışmacı olabilir 😁
Sayenizde okudum, eğlendim, öğrendim, nasiplendim 😉
Var olun.

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

“En keskini benimki olmalı” sendromu ve Palomino Adaları

Fotoğraf konusunda ortalıkta onlarca hurafe dolaşıyor. Bu ifadelerin bir kısmı doğru ama genel olarak yanlış. Yeni kullanıcılar da bu "bilgileri" okuyor, okumakla kalmıyor bir de etrafa uzman edasıyla yayıyorlar.

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.

8
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x