Sabit Kalfagil: Hocaların hocası

Geleneksel fotografik yaklaşımın en önemli ustalarından biri olan merhum Kalfagil, önemli kitap ve albümlere imza attı. Özellikle “Kompozisyon” kitabı, basıldığı günden itibaren fotografçıların başucu eseri haline geldi. Çoğu insan O’nu “Kompozisyon” ve “Türkiye’nin Üzerindeki Işık” adlı eserleriyle bilir, tanır.

_

Günlük yaşamın hay huyu içindeyken pek de farkında olamıyoruz ama zaman su gibi akıp geçiyor. Hemen her amatör fotografçının, profesyonelin, akademik ortamın yakından tanıdığı ustalardan Sabit Kalfagil ’i son yolculuğuna uğurlamamızın (2017) üzerinden yedi yılı aşkın bir zaman geçmiş. Bir vakit yolumuz İstanbul’a düşmüş, ustayı evinde ziyaret edip söyleşmiş, kayıt yapmış ve sonra Fotoğraf Ustaları serisinin 6.cildinde (2014) kendilerine yer vermişiz. Onun da üzerinden on yılı aşkın bir zaman geçmiş.

Kalfagil mimardır. Mimarlık mesleğini bihakkın icra ederken, aynı zamanda fotografiyle de ilgilendi. Gün geldi, akademik ortamda fotografla ilgili kariyer yaparak profesörlüğe kadar yükseldi ve uzun yıllar ders vermek suretiyle hem öğrenci, hem de akademisyen yetiştirdi. Sadece akademik ortamda değil, amatör dernek ortamlarında da Kalfagil usta gösteriler, söyleşiler, sohbetler yapmak suretiyle pek çok amatörün ilerlemesinde, gelişmesinde katkı sundu. Kaleme aldığı makale ve yazılarla rehber oldu fotografçılara.

Geleneksel fotografik yaklaşımın en önemli ustalarından biri olan merhum Kalfagil, önemli kitap ve albümlere imza attı. Özellikle “Kompozisyon” kitabı, basıldığı günden itibaren fotografçıların başucu eseri haline geldi. Çoğu insan O’nu “Kompozisyon” ve “Türkiye’nin Üzerindeki Işık” adlı eserleriyle bilir, tanır. Daha ziyade modern fotografinin teknik bilgileriyle sahadaki uygulamanın sonuçlarının gösterildiği yapıtlar her ne kadar Sabit Kalfagil usta ile özdeşleşmiş olsa da, O’nun insana dair S/B görselleri, birikiminin ve donanımının hakiki anlamda somuta evrilmesidir. Sözünü ettiğimiz görsel materyal, kanaatimizce Kalfagil’in üslubunun, dünya görüşünün, hayatı ele alışının anlatısıdır veya dile gelmiş halidir.

Ustanın adı geçtiği zaman çoğumuzun aklına, olabilecek en güzel ışık koşullarında kaydedilmiş manzaralar, tarihi kalıntılar, mimari eserler vb gelir. Modern fotografiye dair teknik bilgi ve becerinin, deneyimin, birikimin hayli yüksek seviyede seyrettiği, çoğunluğu renkli olan görseller herkesi, özellikle amatör fotografçıları büyülemiştir. Fotografinin büyüsü de bir bakıma böyle bir şeydir zaten. Teslim etmek durumundayız, Sabit Kalfagil usta, yarattığı atmosfer itibariyle fotografinin büyüsünü en iyi oluşturabilen duayenlerdendi.

Bazı fotografçılar tarafından bilinse de amatörlerin bir kısmı tarafından pek bilinmeyen, siyah-beyaz fotoğraflardan oluşan ve İstanbul meşakkati diyebileceğimiz, daha ziyade sosyo-ekonomik bakımdan alt kesimlerin günlük yaşamı ile büyük kentin hareketli atmosferini içeren ve kaydedildiği zaman epey eskiye uzanan, ustanın çok kıymetli bir portfolyosu var ki insanı hakikaten büyüleyecek niteliktedir. Anadolu kırsalında kaydettiği insan görüntüleri de, yerel kültürel atmosfer ve sosyo-ekonomik vaziyet hakkında bilgilendirici ve etkileyici olmakla benzer şekilde fotografinin büyüsünü izleyene hissettirir. Abarttığımız düşünülmesin, sözünü ettiğimiz fotograflarda Sabit Kalfagil’in yarattığı atmosfer sahiden büyüleyicidir. Hatta insanın ‘şiir gibi fotograflar’ demekten kendisini alamayacağı türden muhteşem görüntülerdir.

Özellikle insana, hayata dair siyah-beyaz fotoğraflardan oluşan portfolyoyu gördükten sonra, ustanın çalışmalarını sadece ‘usta işi fotoğraflar’ olarak nitelemenin yetersiz kalacağını, bu mertebeyi aşan bir vaziyete işaret etmek gerektiği hissine kapılmak bir bakıma kaçınılmaz hale gelir. ‘Ustaların ustası, hocaların hocası’dır elbette. ‘Duayen’dir, ‘üstad-ı âzam’dır kuşkusuz. Bu nitelemelerin hepsi üstadı ifade edebilmek bağlamında yerli yerinde olsa da, fotografları açıklamak için fazlasına ihtiyaç var. Genel olarak ustanın fotografik eylemi hakkında bir değerlendirme yapmak gerektiğinde böyle ifadelere müracaat etmek isabetlidir. Ancak biz burada çoğunluğu İstanbul’un kendine has ortamında kaydedilmiş doğrudan fotograf, kritik an fotografı, sosyal belgesel fotograf olarak ele alınabilecek S/B fotoğraflardan oluşan portfolyoya dair birkaç söz söyleyip, az önce ustaya atfederek telaffuz ettiğimiz mertebelerin üzerinde bizi etkileyen ve düşündüren şeyin ne olduğunu irdelemeye çalışacağız. O yüzden birkaç soru sormamız gerekecek.

Kalfagil ustanın bu fotografları üzerine yazılıp çizilir mi, başka bir söyleyişle, bu fotograflar kendileriyle ilgili yazılıp çizilmeyi gerektirecek niteliğe sahip midir? Fotograflar teknik olarak hangi mertebededir? Fotografların tamamı birbirini izleyen, birbirini tamamlayan, aynı cümleyi oluşturan kelimeler yahut aynı paragrafı oluşturan cümleler midir? Bu fotograflar ne söylüyor (ne anlatıyor) ve nasıl söylüyor (nasıl anlatıyor)? Kalfagil’in S/B fotograflardan oluşan portfolyosu önümüzdeki zamanlarda, bizden sonraki ve onlardan sonraki kuşaklar için bir anlam ifade eder mi, onlar fotografları incelemeye ve üzerine yazıp çizmeye değer bulurlar mı? Sosyologlar, foto-arkeologlar, kültür araştırmacıları, sanat tarihi, fotograf tarihi ve başka disiplinler için Kalfagil ustanın bu portfolyosu kıymetli bir kaynak olur mu? Akademik ortamda ve amatör-profesyonel diğer ortamlarda bu portfolyo öğretici, geliştirici işlev görür mü? Bu portfolyo muhafaza edilip sonraki kuşaklara, sonraki yüzyıllara aktarılmaya değer mi?

Bütün bu sorular ve benzer başka sorular hakkında kişisel kanaatimizi ortaya koyduğumuz takdirde, Sabit Kalfagil’in ustalığını, hocaların hocası ve üstad-âzam olmasını aşan vaziyetin ne olduğunu alenen görürüz. Soruların yanıtlarını biz vermeyelim, okuyucu-izleyici dostlara bırakalım yanıtları. Portfolyo hakkında fotografçı dostlar kendi izlenimleri doğrultusunda ve kişisel birikimleriyle değerlendirme yapıp sorulara yanıt oluştururlarsa, kanaatimizce çok daha isabetli olacaktır.

Sabit Kalfagil ustayı saygıyla yâd ediyoruz.

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde belge olarak kabul görmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işler karışmış, fotoğraf ve gerçeklik arasındaki ilişki sorgulanır hale gelmiştir. Artık bugün bu ilişki tamamen kurgulanabilir düzeydedir.

Ali Durmaz’ın “ENSTRÜMANTAL” i

Kıymetli fotografçı dostumuz Ali Durmaz, Şubat 2026’da Ankara’da Fotokolektif Sanat Galerisi’nde son derece şık bir sergiyle, deyim yerindeyse renk-ahenk bir çalışmayla fotograf ortamında varlık inşa ettiğinin altını kalın çizgilerle çizdi.

Kumun fotoğrafçası

Bir Patara var: Uçsuz bucaksız kumsalıyla nefis bir Akdeniz plajı. Yaz aylarında herkesin masmavi sularında serinlediği, kıyısında kumların tepeler oluşturduğu uzun sahil. Eskiden, filmlerdeki çöl sahneleri burada çekilirmiş.

Çınar Fotoğrafhanesi

O yıllarda fotoğraf çektirmek zahmetli işti ama, fotoğraf çekmek de hiç kolay değildi. Dünya daha dijitalleşmemişti, fotoğraf da kimyasaldı. Şimdi cep telefonunun minik merceğine bakıyorum, bir de çevirip ekranına bakıyorum, ışık o mercekten girip bu ekranda şıp diye fotoğraf oluveriyor. Koskoca süreç bu ikisi arasında kotarılıveriyor.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun.

Bu makaleyi paylaş

Tekin Ertuğ
Tekin Ertuğ
İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER