Salih Güler ile Fotoğraf üzerine söyleşi

Salih Güler, çok uzun zaman öncesinde çalışmalarını takip ettiğim önemsediğim bir fotoğrafçı. Yanılmıyorsam beni etkileyen ilk fotoğrafı bir provada dinlenen balerinin seyirci koltuğunun arkasına attığı ayakları olmuştu.

Fotoğraflarında estetik kavramın ya da değerin ön planda olduğunu fark edersiniz.

Şimdi soralım bakalım, Salih Güler kimdir? Nasıl fotoğrafçıdır? Neler yapar? Kendi anlatsın…

-

Salih Güler, çok uzun zaman öncesinde çalışmalarını takip ettiğim önemsediğim bir fotoğrafçı. Yanılmıyorsam beni etkileyen ilk fotoğrafı bir provada bacaklarını önündeki seyirci koltuğunun arkasına atarak dinlenen balerin olmuştu.

O zamanlar (sanki milattan öncesinden bahsediyorum 😊) instagram bu kadar yaygın değildi. Fotoğraflarını dönemin önemli ve ilgi çeken sitesi “Fotokritik” de takip ediyordum.

Fotoğraflarındaki yalınlık izleyiciyi içine çeken bir özellikti. Özellikle “Kardaki İzler” serisinden (bu adı ben telaffuz ediyorum. Açıkçası bu fotoğraflar bir seri miydi bilmiyorum. Böyle anlamlandırmıştım) hangi fotoğrafa baksam beni sakinleştirdiğini fark etmiştim. Bir taraftan açık kompozisyonlar izleyiciyi düşündürüyordu; Bu ayak izleri nerede son buldu? Kime aitti? Nereden geliyordu?

Salih Güler

İnstagramla birlikte fotoğrafçıları ve çalışmalarını uğraşmadan takip etmek kolaylaşmıştı. Bütün bu yazılanlardan sonra tanışmamıza fotoğrafın aracılık ettiğini düşünüyorsunuz, değil mi? Hayır. Salih Güler’in sevimli bir kedisi (umarım hala vardır) var.

Parantez içindeki ifademi içim cız ederek kullanmıştım. Tam burada sevgili Salih Güler’den kısa bir açıklama geldi;

Onları maalesef kaybettik ama evde hiç kedi eksik olmuyor.

Ara sıra kedilerinin yavru halinin minimal tadında fotoğraflarını paylaşıyordu. Bir fotoğrafa “Minimal nedir diye sorana bu kedi fotoğrafını gösteririm” diye yorum yapmışım. Ben de aynı süreçte iki yavru sokak kedimin fotoğraflarını paylaşmıştım. İşte bu kedi yavruları bizim instagram’da mesajlaşmamıza sebep oldu.

Fotoğraflarında estetik kavramın ya da değerin ön planda olduğunu fark edersiniz.

Kendisine ait bir fotoğraf sitesi var.

Şimdi soralım bakalım, Salih Güler kimdir? Nasıl fotoğrafçıdır? Neler yapar? Kendi anlatsın…

O.A. Web sayfanızda İstanbul’da yaşadığınız yazıyor. Ben de ise “Ankara’lı” olduğunuza dair bir şey takılmış. Belki de Tuz Gölü fotoğraflarınızın etkisidir. Nerelisiniz? Kısaca bahseder misiniz?

Şimdi bu soru otobüs seyahatinde yan yana oturan iki adamın sorusu gibi oldu… Nerelisin hemşerim? =))😊

S. G. Aslında doğma olmasa da büyüme Ankara’lıyım. Zira tüm çocukluğum Ankara’da geçti. İstanbul’da 10 senedir yaşamaya başladık. Yani 50 sene Ankara, 10 sene İstanbul oldu.

O.A. Ekonomi tahsili yapmışsınız. Ülkeyi kurtarmak varken bu fotoğraf işi nereden ve nasıl çıktı? Ailede sizi yol gösteren fotoğrafçılar mı var? Fotoğraf tutkusu nasıl başladı?

S. G. Evet, Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesini bitirdim. Ama hiç sevmedim iktisatı, parayı daha doğrusu. Aralıksız, sanayi sektöründe faaliyet gösteren aile şirketimizde 30 yıl yöneticilik yaptım. Sayısal fotoğrafçılığın başlayıp, hızla yol aldığı ve fotoğraf üretmenin çok kolaylaştığı 2000’li yılların başında 2 MP kapasitedeki Olympus marka ilk digital fotoğraf makinamı satın aldım.

Bir seyahat sırasında Bartın çayı içerisinde bahar temizliği yapan bir aile fotoğrafını, o zamanlarda en prestijli fotoğraf yarışması kabul edilen ve Koç-Allianz tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Aileleri” konulu fotoğraf yarışmasına gönderdim. Hayatımda ilk kez bir yarışmaya katılıp da Türkiye’nin önde gelen Fotoğraf Sanatçıları tarafından birinci seçilmem beni motive etti diyebilirim.

Salih Güler

Sonrasında AFSAD’a (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği) üye oldum ve fotoğraf hayatımın bir parçasında daimî olarak yer almaya başladı.

Ankara’da Adana gibi bereketli topraklar. Fotoğraf konusunda aklıma gelen o kadar çok isin var ki; Salih Güler (röportaj yapıyorum diye adını en başa yazdım), Mehmet Turgut, Sıtkı Fırat, A. Kadir Ekinci, Tekin Ertuğ, Ali Rıza Akalın, Osman Ürper veeee Ozan Sağdıç hemencecik aklıma geliverenler. Hatırlayamadıklarımdan affola…

Yarışma sonrasındaki motivasyonla ilk Digital DSLR makinalardan Fujifilm S2 Pro Body ve Tamron 28-300 mm lens satın aldım. Odak aralığı bu kadar geniş bir lenste kalite düşük olsa da, istenilen kadraj ve kompozisyonu ayarlayabilme şansı oluyor fotoğrafçının. Bu bana bir avantaj sağladı diyebilirim. Uzunca bir süre bu ekipman ile çalıştım.

O.A. Fotoğraf yolunuzda rehberiniz kimler oldu? Hangi fotoğrafçılardan nasıl etkilendiniz?

S. G. Ben “Alaylı” denilen tayfadanım. Fotoğrafla ilgili eğitim filan almadım. Afsad ‘ta İsa Özdemir Hoca ile yollarımız kesişti bir dönem, sonra sahne fotoğrafçılığında Gökhan Burak Yolcu ve Osman Ürper’in yardımlarını unutamam. Sonrasında “neyi, nasıl anlatabilirim” ve benzeri sorularla tarz arayışına giriyor insan. Bu süreçte epey fotoğraf baktım internetten, dergilerden, beni etkileyen fotoğrafları inceledim, toplumsal olayları yansıtan, klasikleşmiş fotoğrafları “anlatım biçimi” tanımı dahilinde ders gibi gördüm.

Hatırlarsınız 2000’li yılların başında, küresel anlamda fotoğrafçıların çalışmalarını paylaştığı yorumlara açık en etkili fotoğraf sitesi olan ve halen varlığını sürdüren “photo.net” vardı. Fırsat buldukça oraya girer hem değerlendirilmesi için fotoğraf yükler, hem de diğer fotoğrafçıların çalışmalarını incelerdim. Aynı dönemde Fotokritik büyük bir ivme ile Türkiye’de yükselişini sürdürüyordu.

Dünya fotoğrafçılığında elbette çok etkilendiğim fotoğrafçı oldu ama Macar fotoğrafçı André Kertész’i ayrı tutarım hepsinden. Genel anlamda “sadelik” tarzı anlatım biçimi beni etkilemiştir.

O.A. Fotoğraflarınıza baktığınızda tarzınız ya da tarzlarınız olarak ne söyleyebilirsiniz? Bu tarzları tercih etmenizin nedenleri nelerdir?

S.G. Az’da çok (Yani Less is More) görebilen mimar Meis Van Der Rohe gibi kendimi “Az ile çok anlat” tarzında seviyorum. Fotoğraf sade olmalı, lekesel dağılım insanı rahatsız etmemeli, izleyici eserin karşısında yorulmamalı. Günümüz kaotik ortamında, zaten herkes gergin, kendini mutlu edecek şeyler arıyor, fotoğrafların bu rahatlatmaya aracılık etmesini, ayrıca Estetizme bakış tarzımı da yansıtmak isterim çoğu zaman. Bunu genelde “dans” ve “nü” çekimlerde yapıyorum.

Fotoğrafta önce kendimi mutlu etmeye çalışıyorum, elekten geçen çalışmalarımı da sosyal medyada paylaşıyorum bazen.

O.A. Fotoğrafı “sanat” dalları içinde nasıl değerlendiriyorsunuz?

S. G. Kısaca salt fotoğrafı “sanat” olarak görmeyenlerdenim. Bir şeyin sanat olabilmesi için yaratıcılık ve hayal gücünün, üretim sürecin, biçiminin yanı sıra fotoğrafçının, kendisini anlatabilme yetisini kullanıp bunu gösterebilme yeteneğinin de olması gerekir. “Sanatsal bakış ile anlatım” ifade eden çok az görülen çalışmalar için belki “Sanat” tanımı kullanılabilir ama ben fotoğrafı diğer sanat dallarının arasına sokup aşırı anlam yükleme çabalarını çok anlamlı bulmuyorum.

O.A. Fotoğrafın sınırları veya kısıtları konusundaki fikirleriniz nelerdir? Anlamı?

S. G. İnsanlar, sayısal gelişmeye kolay ulaşıp, çok fotoğraf üretince bir grup insan varoluşsal yaklaşımla, salt üretmenin ötesinde, kendilerini daha farklı anlatma çabası altında “Photoshop” gibi düzenleme programları kullanarak fotoğrafı gerçekliğinden koparıp digital-art (Sayısal Sanat) yapmaya başladılar. Zaman içerisinde fotoğraf kendi gerçekliğinden uzaklaştırılarak sadece sonraki aşama için bir “giriş” olarak kalacak gibi geliyor bana.

Fotoğrafta çoğu zaman düzenlemeyi, salt fotoğraf çalışmalarından ziyade, kurguya bağlı çalışmayı seviyorum. Kısaca fotoğraf benim için hiçbir zaman “bir anın hapsedilmesi, ya da tesbiti” olmadı. Kendimi bir avcı, fotoğrafı da av olarak görmedim. Yani elime makine alıp, “biraz fotoğraf çekeyim” diyerek sokağa atmıyorum kendimi. Genelde bir düşünceyi kurgulaştırıp çekiyorum.

Salih Güler’in fotoğraflarında son söylediklerini çok açık seçik görmek mümkün. Fotoğrafların düşünceden yola çıkılarak tasarlanmış estetik özelliğe çok önem verildiği ve izleyiciye sunulduğu ana kadar üzerinde ciddi emek harcanan kompozisyonlar olduğunu görürsünüz.

O.A. Medyatik birisi (bana mı böyle geliyor?) değilsiniz. Fotoğraf dünyasında profesyonel anlamda (bunu gelir getiren yani “geçimizi fotoğraftan mı kazanıyorsunuz?” sorusunun kibarcası) çalışmalarınız nelerdir?

S. G. Medyatik değilim zaten, bunun için özel çaba da sarf etmiyorum. Az konuşurum, az arkadaşım, nadir dostlarım vardır. Medyatik olmak Türkiye’de kolay gibi geliyor bana, fakat bedellerinin ağır olduğunu tahmin ediyorum. Olduğum yer bana fazlasıyla yetiyor. Fotoğrafı seviyorum, bazen danışmanlık yapıyorum ama fotoğraf benim asıl geçim kaynağım değil.

O.A. Fotoğraf için seyahat ediyor musunuz? Nerelere gittiniz? Ve buralarda hangi fotoğraf projeleri yaptınız?

S.G. Proje kapsamında olmasa da birkaç fotoğraf seyahatim oldu. Tokyo, Cannes, Barcelona, Kathmandu. Sofya’da 2013 – 2014 yıllarında iki kez “Bodygrpahia” nude projesine katıldım.

Salih Güler

O.A. Bir fotoğrafı “Renkli” ya da “Siyah Beyaz” tercihinizi nasıl, hangi aşamada belirliyorsunuz? Bunda temel kriterleriniz nelerdir?

S.G. Çoğu çalışmamda siyah beyaz düşünüp renkli çekiyorum ve edit aşamasında siyah beyaza çeviriyorum. Bazen çok katmanlı fotoğraflar kontrastlık ya da alan derinliği etkisi olmaz ise, siyah beyaza çevrildiğinde problem oluyor. Renkli fotoğraflarda tonlar farklı olsa da siyah beyaza çevrildiğinde birbirine çok yakın gri tonlar oluşuyor, ayrıca alan derinliğine bağlı blur etkisi ve katmanlar arasındaki kontrast dengesi çok önemli ve bunlar katmanları algılamayı zorlaştırıyor. Bu yüzden her fotoğraf siyah beyaza çevrilemez. Ben siyah beyaz fotoğrafın gücüne inananlardanım. Siyah beyaz hayal etmeyi, düşünselliği sağlar. İzleyici fotoğrafın karşısında o anki ruh hali ile beyninde belirler renkleri ve tonları. Renkli fotoğraf tembeldir, çabuk tükenir, siyah beyaz ise daha düşünceli ve uzun ömürlüdür.

O.A. Fotoğraf çekerken kendinize özgün bir teknik oluşturdunuz mu? Tekniğinizin püf noktaları hakkında bilgi verir misiniz? Böyle bir teknik oluşturmak için püf noktaları nelerdir?

S.G. Özel bir tekniğim yok. Objeyi çekim alanı içerisinde küçük tutmayı seviyorum, canlı da her zaman göz odaklıyım ve genelde spot ölçüm ile çalışırım. Hoşuma giden bir açı ya da poz olursa bunu birkaç kez ve hem yatay hem de dikey çekme alışkanlığım var. Dış çekimlerde bazen “bracketing” kullanıyorum. Genelde estetik kaygı ile çekim yapıyorum, kendimi “mutlaka başarılı olmalıyım” diye zorlamıyorum. Modelli çekimlerde teknik aksaklık ya da malzeme eksikliği çekim anında konsantrasyon bozukluğuna sebep olacağı için çekimden önce çalışılacak ortamı, modelleri ve diğer malzemeleri kesinlikle hazırlıyorum.

İki sorunun açıklamalarında ilginç ve güzel bilgiler var. Bunlar yol gösterici. “Siyah beyaz düşünmek”. Zor bir iştir. Bunu yapabildiğinizde renklerin ışık değerlerini önceden görebiliyorsunuz demektir. Dolayısıyla fotoğrafınızı SB’a dönüştürürken ne yapacağınız, yönteminiz belli oluyor.

O. A. Fotoğraf kariyerinizde ne gibi başarılarınız oldu? Sizin için en önemlisi hangisidir? Açıklar mısınız?

S. G. İlk ve tek kişisel sergimi bir başarı olarak söyleyebilirim. Fotoğrafa başladığım yılın sonunda Ankara Devlet Opera ve Balesi Fuayesinde “Işığın dansı” adıyla açtım bu sergiyi. Uzun pozlama fotoğraflar ve metalik Kodak kâğıda baskılarını yaptırmıştım. Kendimi farklı hissetmeme ve özgüven kazanmama sebep olduğunu söyleyebilirim bu serginin. Sonrasında Tuz Gölü ile bir farkındalık Projesi yaptım bir grup fotoğrafçı arkadaşımla. SaltTuz Sergisinde elde ettiğimiz gelirin tümünü öğrencilere burs olarak verdik.
Sonrasında iki projeye önderlik ettim. Bunlardan birisi “Sahne Arkası” Projesinde bir modern dans grubunu oluşturan dansçıların bir gösteri için hazırlandıkları bir yılı fotoğrafladık.

Son Projem ise geçen sene gerçekleştirdiğimiz “12” isimli Projemiz oldu. İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçıları ile Fotoğrafçı arkadaşlarımı bir araya getirdim ve dışarıya kapalı gibi görünen dans sanatçılarının bilinmeyen yaşamlarını fotoğrafladık. Zira 1 saatlik gösterinin arkasında neler olduğu, ne gibi zorlukların, sakatlanmaların, moral ve motivasyon durumlarının bilinmezliğini izleyicilere aktarmaya çalıştık. Süreyya Opera Binasında sergimiz oldu, çok güzel de bir kitabımız oldu.

Salih Güler

O. A. Aldığınız ödüller var mıdır? Sizin için en önemli ödül hangisidir?

S. G. Fotoğrafa ilk başladığımda birçok yarışmaya katıldım ödüller aldım, onları sergilemek için vitrin bile yaptırmıştım, sonrasında yıllar önce hala ne işe yaradığını bilmediğim “AFIAP” ünvanı aldım.

Ama hepsi anlamını yitiriyor bir müddet sonra ne vitrin kaldı şimdi ne FIAP ünvanı.

Bu ödüllerden benim için en önemlisi olan her sene yapılan Amerika menşeili “Black and White Spider Awards” 2008’de binlerce fotoğrafçı arasından “Photographer of the year” ödülünü kazanmam oldu. Güzel bir anıydı benim için. Şimdi ödülleri filan çok anlamlandıramıyorum, zira her tarafta yarışma, her tarafta ödül var. Yani iş biraz çığrından çıktı.

O. A. Kitabınız var mı? Varsa nasıl temin ediliyor?

S. G. Planlamasını yaptım ama Pandemi maalesef 2 sene geriye itti. Hem sergi hem de kitap olacak.

O. A. Kitabınızı dört gözle bekliyoruz. Umarız daha fazla gecikmeden sayfalarını çeviririz.

O. A. Şimdi en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz köşesi. Bu köşe biraz da öz eleştiri ve iç dünyanızı ortaya çıkarmak için. İstemediğiniz takdirde cevap vermeyebilirsiniz.

Soru: İlk projeniz, son projeniz hangileridir?
Cevap: İlk Projem Tuz Gölü ile farkındalık yakalamaktı, son Projem ise Bale sanatçılarının yaşamına dokunan “12” Projesi idi. Projeler bittiğinde benim için fotoğrafta bitmiştir. O yüzden aklımda var bazı düşünceler.

Soru: Türk fotoğrafçısı
Cevap: Afsad’tan hocam İsa Özdemir’dir benim için. Çalışmaları çok farklıdır, Türk fotoğrafçılığına farklı bir nefes getirmiştir. Pek sesi çıkmaz ama örnek aldığım bir fotoğrafçıdır. Ayrıca Türk fotoğrafçılığına emeği geçen çok büyüğümüz var, hepsinin yeri farklı hepsi değerlidir benim için ve hepsine saygı duyuyorum.

Soru: Yabancı fotoğrafçı
Cevap: André Kertész çok farklıdır benim için.

Soru: Fotoğraf mekânı
Cevap: Her yer olur, yeter ki kafama yatsın. Ama Tuz Gölünün doğal stüdyosu zor bulunur.

Soru: Işık tarzı
Cevap: Çoğunlukla doğal ışığı seviyorum ama bazı atölyelerde sinema ışığı ya da paraflash kullanmak zorunda kalıyorum.

Soru: Kompozisyon tarzı
Cevap: Çoğu zaman estetik yaklaşımlı ve sadelik ön planda olmalı.

Soru: Fotoğraf makinası
Cevap: Şimdilerde Nikon D850 ama Canon EOS R5’e geçeceğim.

Soru: Objektif
Cevap: En çok 70-200 f/2.8 kullanıyorum, ama stüdyo da 24-70 f/2.8 i tercih ediyorum.

O. A. Bu zor soru biliyorum. En sevdiğiniz fotoğrafınız hangisi? Bunu tam da burada okuyucularımızla paylaşalım mı?

S.G. Gerçekten zor seçmek ama hala en sevdiğim fotoğrafım budur. Ankara da yağan kar’ı  seyretmek amacıyla pencereye yaklaştığımda görüp oturduğum yerden çektiğim bu fotoğrafı ilk sıraya koyabilirim. Karlı bir Ankara sabahında tesadüfen oluşmuş bu grafiksel yaklaşım, insanoğlunun çaresizliğini ifade ediyor bana göre. Yüzbinlerce yıldır yaşamını özgürce sürdüren insanoğlunun, konforu uğruna nasıl bir bedel ödemek zorunda kaldığını bu sıkışmışlık ile düşünmek olası. İki teknolojik objenin arasında sıkışmış, yol bulup kurtulmaya çalışan insanoğlu.

Salih Güler

O. A. Uzun bir zamandır Tuz Gölünde yaptığınız çalışmaları paylaşıyorsunuz. Bu tutkunuzdan bahsedebilir misiniz? Neden “Tuz Gölü”?

S. G. Tuz Gölü beni iki şekilde etkiliyor. Bunlardan birisi yüzey suyundaki yansıma ve planın sonsuzluğu adeta doğal bir stüdyo olması, İkincisi ise yanlış tarım politikalar yüzünden susuz kalmaması için farkındalık yaratma çabası. Zira her sene kurulan tuz tesislerinin her sene aşırı pompaj ile yeraltı seviyesini düşürmeleri ve Konya havzasındaki kaçak su kuyularından su çekilmesi, yeraltı su seviyesini düşürmekte ve tuz gölü gittikçe kurumakta ve suya bağlı ekolojik sistem çökmektedir. Endemik bitkilerin sıkça bulunduğu, Flamingoların göç yolu olan tuz gölünü insanoğlu kendi elleriyle kurutmaktadır. Bunu gözlemlemek gerçekten acı veriyor insana.    

  • Salih Güler
  • Salih Güler

O. A. Kediniz. Kaç tane? Şu masanın kenarından sadece gözleri ve kulakları görünen fotoğrafın hikayesini anlatabilir misiniz? O sevimli yaramaz size oyun mu yapıyordu?

Salih Güler ile aramızda kediler olduğuna göre bundan bahsetmesek röportaj eksik kalırdı. Özel gayret sarf etmesek de denk getirdik mi “kedi” fotoğrafı çekiyoruz. Onlarla iyi diyaloğumuz var yani…

S. G. Üç tane kedimiz var. En büyüğü hem yaş hem fiziki olarak (tam 8,5 kg ağırlığında) British Sorthair cinsi kedimizin adı Behzat. (Buradan kimseye cins kedi almalarını tavsiye etmiyorum. Hem problemli hemde laboratuvar kedileri olduğu için sağlıksız oluyorlar) Diğeri kör kedimiz Narin (Sokakta bulduk araba çarpmıştı sanırım, darbe neticesinde iki gözü de görmüyor) Sonuncusu da yine ölmek üzere iken bulduğumuz ve uzun tedavilerden sonra yaşama döndürdüğümüz Püskül isimli kızımız. O fotoğrafa gelince başrolde kedi Behzat,

Salih Güler

Oyundan ziyade, ona vereceğimiz yemeğin cinsini merak eder vaziyette idi. Zira bizim yediğimiz her şeye ortak. Aç kalsa bizi gözünü kırpmadan yiyecek bir tavır sergiliyor genel de. O fotoğrafı elde etmek için epey uğraştım ve paraflash ile yaptım çekimi.

O. A. “Nü” fotoğrafı çalışmaları olan sayılı fotoğrafçılardan birisi olarak yaşadığınız sıkıntılar nelerdir? Biraz açıklar mısınız?

S. G. Tabi ki en büyük sıkıntı model konusunda. Türk model bulmak zaten imkânsız gibi. Fotoğraflarını paylaştığım birkaç model, sözleşme imzalamalarına rağmen bir müddet sonra fotoğraflarının silinmesini bile istediler. Nasıl bir baskı olduğunu görerek yaşıyoruz hepimiz. Birkaç sene evvel açmayı düşündüğüm bir “nude” sergisi düşüncesi, şimdilerde bir hayalden öte gitmiyor maalesef. Oysa “art nüde” çalışmalarda erotizm asla söz konusu olamaz. Ancak “insan teni” görmeye bile tahammül edemeyen bazı ilkellerin, “kadın vücudunun büyüleyici estetizmini” sanatsal bakıştan ziyade sadece tahrik unsuru olduğunu açıklıkla belli etmekteler.

Yine bana göre bir fotoğraf serisinde perde arkasında çok iyi “Silüet Nü” fotoğrafları var. Bunlara web sitesinden bakın derim. Hadi bunun hikayesini de soralım. 

O. A.  Adını “Silüet Nü” olarak ifade ettiğim fotoğraf çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? Burada tek tek soru sormak yerine siz bu çalışmaları ortaya çıkışından ve gerçekleştirme aşamalarından bahsedebilir misiniz? Merak ettiğim en temel noktalar şunlar; Amacınız neydi? Ne anlatmak istediniz? Sahneleri/kompozisyonları nasıl oluşturdunuz? Çekim planlar ve çekim süreci nasıl işledi? Ekibiniz kimlerdi?

S. G. Kadın estetizmi, insanlığın var olduğundan beri tüm sanat dallarının içinde öncelikle yer aldı. Erkek gücü ile, kadın güzelliği ile kabul gördü tarih boyunca. Estetizmin tadını ilk başlarda kedi fotoğrafları çekerek öğrenen bir fotoğrafçı olarak bir sonraki aşamanın nude olması gerektiğini hayal ettim hep. Ben nude çalışmalarda bir özgürlüğü görüyorum, doğayı hissediyorum, naifliği, zarafeti algılıyorum, karşımdaki insanın bana güvenini duyuyorum. Çektiklerim arasından seçtiğim bir fotoğrafı işlemek için saatlerce işlemekten büyük keyif alıyorum.

Kadın vücudunu yardımcı ya da gizleyici objeler kullanarak fotoğraflamayı seviyorum. Soyutlama yaparak yaptığım çekimlere, biraz da gizem katarak izleyicinin kolay fotoğrafa ulaşmasını engellemeye çalışıyorum basit anlamda. Tül burada “söze nükte” katmak aslında. Başka şeylerde olabilir; sis, gölge, vs. Çizgisel estetizmi çok sevdiğimi her zaman söylerim. Nude çekimlerde modelin tecrübesi çok önemli. Profesyonel modeller asla kasmıyorlar kendilerini ve sadece konseptin ana fikrini vermeniz yeterli olabiliyor. Sürekli komut vermek fotoğrafçıyı konudan uzaklaştırdığı gibi modelinde gerilmesine sebep olur genelde. Profesyonellerle çalışmak bu yüzden önemlidir. Stüdyo da yalnız çalıştığımda sürekli ışıktan ziyade paraflash kullanırım. Aslında zor kısımlardan birisi de çektiğiniz fotoğrafları seçme aşaması. Çoğu zaman çekmekten önemlidir çekilenlerden seçmek.

Salih Güler

Çekimlerde modelle iletişimi kolaylaştırmak aslında öncesinde kurduğunuz iletişimle ilgili. Arkadaş, dost olmalısınız, bazen de flört edercesine ona dişiliğini belli belirsiz hissettirmelisiniz. Bütün bunlar çekim esnasında size çok yardımcı oluyor. Zamanın nasıl geçtiğini fark etmiyorsunuz bile.

Ekip mi dediniz? Nude çekimlerde genelde yalnız çalışıyorum. Bazen bir asistanım oluyor sadece.

O. A. Havaya toz serperek oluşturduğunuz balerin fotoğraflarınız var. Bunlarda başlı başına güzel ve ilgi çekici estetik fotoğraflar. Bir önceki soruda olduğu gibi anlatabilir misiniz?

S. G. Toz değil aslında “un” kullanıyorum. Bunlar nude fotoğraflarda olduğu gibi daha önceden farklı fotoğrafçılarında çalıştığı örnekleri olan konsept çalışmalar. Etkilenilip “daha ileriye nasıl götürebilirim” ya da “bende çekebilirim” denilen çalışmalar. Nude fotoğraflarda kullandığım tül gibi burada da toz kullanıyorum aslında. Toz da “söze nükte” katıyor yine. Dansın büyüsü ve un birlikteliği güzel bir ritm oluşturuyor. Dansçılar una bulanmış balık gibi zor şartlarda sanatlarını icra ediyorlar. Burada en önemli şey tam uç noktasında fotoğrafı çekebilmek. Paraflash kullanmak fotoğrafçıyı çok kısıtladığı için genelde sürekli ışık tercih ediyorum. Zira dans çekerken enstantanenizin yüksek olması gerekir. Pahalı sistem paraflaşlar haricinde normalleri ile bunu sağlamak mümkün değil. Bir grup arkadaşımla birkaç “toz atölyesi” yaptım. Çekim sonrasında una bulanmış bir stüdyo ve ekipman ile yine her tarafınıza nüfuz etmiş unların oluşturduğu kaşıntı ile çektiğiniz güzel fotoğraflar kalıyor elinizde.

Salih Güler
Salih Güler

Seçmek ve editlemek kısmı ayrı bir imalat süresi ki, günler sürüyor. Bir fotoğrafa 5-6 saat vakit ayırdığım bile oluyor. Asla çektiğim gibi bırakmıyorum, mutlaka photoshop kullanıyorum.

O. A. Her söyleşi de soruyorum. Fotoğrafa ait yaşadığınız size ilginç gelen ve şaşırtan olaylar vardır. Bir tanesini bizimle paylaşır mısınız?

S. G. ilk kez Koç-Allianz grubunun açtığı “Türkiye’nin aileleri” konulu fotoğraf yarışmasına katılmıştım. Unutmuştum bile katıldığımı. Bir gün sekreterim Salih bey sizi “Koç Allianz Sigorta şirketinden arıyorlar” deyince sigorta için aradıklarını düşünüp görüşmek istemedim. Sonrasında Fotoğraf yarışması için arıyoruz diye ısrarlı olunca heyecanlanıp konuşmaya başladım ve birinci olduğumu söylediklerinde inanamadım, bunu duyurmak için herkese mail attığımı hatırlıyorum, gerçekten çok mutlu olmuştum. Ödül törenine bile sanki törenle gittiğimizi hatırlıyorum.

O. A. Siz toplumsal olaylara duyarlısınız. En son George Floyd’un öldürülmesine tepki olarak çok çarpıcı bir fotoğraf paylaştınız. Bu tip olayların sizde fotoğraf imgelemesi nasıl oluyor? Bir anda mı aklınız geliyor? Yoksa “ne yaparım?”, “nasıl ifade ederim?” diye düşünerek farklı kompozisyonları hayal edip seçim mi yapıyorsunuz? Fotoğrafı oluşturmada nasıl bir süreçten geçiyorsunuz?

S. G. Irkçılık konusundaki bu çalışmayı daha evvel yapmıştım, yoğunlaşınca tekrar paylaşma ihtiyacı hissettim. Benim için fotoğrafın sanat olup olmadığından ziyade fotoğrafçının kendi anlatım biçimi ile toplumsal olaylara nasıl yorum getirdiği önemli. Bazen tek bir fotoğraf birçok kitabın, filmin, tartışma ve paylaşımın yerini tutabiliyor. Irkçılık günümüzde hala devam eden büyük bir problem. Bunu çözmek ırkçıların asla işine gelmiyor. Zamanla milliyetçiliğin yoğunlaştığı küresel dünyada kısa süre içerisinde de biteceğine inanmıyorum. Aynı dünyada yaşayan insanların birlikte yaşama kültürünü geliştirmesini ifade etmeye çalıştım. İki gömlek, biri siyah, biri beyaz, arkadaşça sarılmışlar birbirlerine, destek olurcasına, ikisi de aynı ipe bağlı mandalla. Niye beyaz gömlek siyahın üstüne asılsın ki?

Salih Güler

O.A. Fotoğraf bir tutku. Fotoğrafa başlamak isteyenlere ve ilgi duyanlara neler söylersiniz?

S. G. Günümüz kaotik ortamından uzaklaşmak adına çok güzel bir uğraş fotoğraf. Fotoğraf çekerek kendinizi ifade etme amacındaysanız edineceğiniz bir fotoğraf makinasını devreye sokun, temel eğitim alın, bol fotoğraf bakın ve çekmeye başlayın bir ucundan. Ama sakın selfie çekip paylaşmayın bu tür anlatım için. İzleyenler sizin yüzünüzü değil, ruhunuzu, ne anlatmak istediğinizi daha çok merak ediyor inanın bana…

Salih Güler
Salih Güler
Salih Güler
Salih Güler

Nokta. Derin bir nefes alma… Güzel ve dolu dolu geçen bir söyleşiden sonra böyle oluyor. Sevgili Salih Güler’in fotoğrafa verdiği emek, önem ve değeri görmek hissetmek harika bir duygu. Muazzam bir motivasyon. Etkilenmemek elde değil. Bu söyleşiyle bu motivasyon ve enerjisi size aktarmaya çalıştık.

Kısa özgeçmiş

Salih Güler

Salih Güler

1959 doğumlu. Ankara Deneme Lisesi ve Gazi Üniversitesi Ekonomi Fakültesi mezunu. Uzun yıllar özel sektörde yöneticilik yaptı. 

2006 yılından beri fotoğraf ile uğraşıyor. Fotoğrafın geniş yelpazesi içerisinde çalışmalarını “az çoktur” sözünü ilke edinerek yapmaktadır. Çoğu zaman estetizmi doğa ile bütünleştiren, günümüz kaotik şehir yaşantısındaki görüntüsel kirlilikten uzak, sade fotoğraf çalışmalarına ağırlık vermektedir.

Yıllar içerisinde gerek yurtiçi gerekse yurtdışı sergilerde fotoğrafları sergilendi. Yarışmalarda çeşitli ödüller kazandı. Fotoğraf çalışmalarına yurtiçi ve yurtdışında devam etmektedir.

İstanbul’da yaşamaktadır.

Bu yoğun ve dur durak bilmeyen temposu içinde bize zaman ayırıp değerli düşüncelerini paylaştığı için kendisine sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum.

İlişkili İçerikler

Ressam Utku Varlık ile resim üzerine söyleşi

1965 yılı Haziran ayının sonları. Hiç bu denli şaşırmamıştır Utku Varlık, kendisini Kunsthistoriches Müzesi’nin kapısında bulduğunda. Otostopla, cebinde topu topu 10 dolar, yemeden içmeden gelmiştir Viyana’ya. Bu Avrupa’ya ilk çıkışıdır. Kötü röprodüksiyonlarla dolu kafasını yıkamak, belleğini yenilemek, meraklarına yanıt bulmak adına çıkmıştır onca güçlüğe karşın ve bunun adı, “umut gezisi” dir. Güçlüğün adı ise, parasızlık!

Ressam Çetin Erokay ile resim üzerine söyleşi

"Çetin Erokay; ruhsal kaynaklı coşkularını, bilinçaltında yer etmiş resimleme güdüleriyle önlenemez biçimde görselleştirmeye eğilimli bir sanatçıdır. Resimleme uğraşını o denli mutlaklaştırmaktadır ki, coşku ve gerilimlerini törensi kompozisyon şemalarıyla kontrol altına alabilmektedir.”

Prof. Dr. Mümtaz Sağlam

Norveç’te bir Türk’le anlamsal ağlar ve şiir üzerine: Ahmet Soylu

Elazığ-Oslo arasında neler olmuş? Şiir ve yapay zeka ile dolu bir röportaj...

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
16 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Neslihan
Makale Değerlendirme :
     

İmrendim!!!
Çok güzel çalışmalar.
Hemen takibe aldım, şimdiye kadar nasıl görmedim kızdım kendime. İyi ki varsınız Arthenos ailesi. Bizi böyle değerli ustalarla tanıştırıyorsunuz.
Salih ustaya özel ve ayrı bir teşekkür ve tebrik gönderiyorum.
Sevgiler

H_Kahraman

Salih güleri ne zamandır takipteyim ama hayat hikayesini okuyunca ilgim daha fazla arttı..emeğinize sağlık…yazan için ve salih güler için

Sebahattin Demir
Makale Değerlendirme :
     

Okyar birgün telefonda Salih Güler ile görüşüyorum, bir röportaj sözü aldım dediğinde nasıl bir sonuç çıkacağını tahmin etmekte zorlanmamıştım. Yanılmamışım!

Çalışmalarını büyük hayranlıkla takip ettiğim Salih Güler ustayı çoğumuz zaten tanır, tanımayanlar da bu yazıyla tanımış olacaklar.

Salih beye bu güzel röportajı ve bazı çalışmalarını bizimle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz.
Emeklerinize sağlık Okyar.

Sevgiler.

Salih Güler

Bende Arthenos ailesine teşekkür ederim=)

Burhan

Tebrikler guzel calisma . salih guleri bende takip ediyorm cok guzel resimleri var . emeginize saglik

Ertan Öztürk
Makale Değerlendirme :
     

Fotoğraflara bakarken ve röportajı okurken aklıma Ezginin Günlüğü’nden “Eksik Birşey” şarkısı geldi. Böyle fotoğraflar bana hayatımızda eksik birşeylerin olduğunu hatırlatıyor.

Salih Güler

Bunu hissettirebilmek gerçekten önemli benim için, teşekkürler sevgili Ertan=)

Serdar Aydın
Makale Değerlendirme :
     

Antalya Devlet Opera ve Balesi nin imkanlarını kullanarak arada bende sahne fotoğrafları çekiyorum ama, Salih Güner in karelerine yaklaşamazlar bile …
Çok teşekkür ederiz bu değerli usta ile bizi tanıştırdığınız için …

Serdar Aydın

İlginize çok teşekkür ederim,
Gönderirim tabi.
Sevgi ve Saygılarımla

Sebahattin Demir

Heyecanla bekleyeceğiz Serdar bey.

Hem belki bunun akabinde biz de bir gün Okyar’la arabamızın bagajına ışık setlerimizi atıp bir Antalya yapıveririz. Hem sizinle tanışmış oluruz, hem Antalya’mızı görmüş oluruz, hem de sizinle birlikte bir çekim yapıp bunu da buradan ortak çalışmamız olarak yayınlarız.

Okyar’ın “Ne zaman yapıyoruz?” dediğini buradan duydum 🙂

Saygılar.

Serdar Aydın

Ben sahne çekimlerimin tümünü genel provalarda ve temsillerde yaptım, Şimdilerde de pandemi yüzünden opera – bale nin çalışmaları durdu.
Ama birlikte fotoğraf çekmek için sizleri her zaman Antalya ya beklerim.
Görüşmek üzere …

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Okyar bey sayesinde değerli ustalarımızı tanıyor, onlardan çok değerli bilgiler ediniyor, çalışmalarından ilham alıyoruz. Ne kadar teşekkür etsek azdır.

Salih beyi tanımaktan onur duydum. Kapılarını bize açtığı, düşüncelerini, bilgi ve tecrübelerini, eserlerini bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ederim. Çalışmalarını zevkle takip edeceğim. Ayrıca kedilere olan hassasiyeti ve kurtardığı canlar ile bir başka dokundu kalbime. Daha bir yakın hissettim kendime. Kızım Miya ve oğlum Paşa adına pati pati diyorum kendisine 🙂

Okyar bey, zaman ayırdığınız, değerli hocalarımızla bizleri tanıştırdığınız için bir kez daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Ellerinize emeğinize sağlık.

Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Okyar Atilla
Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Manşet

Piyanist Gülsin Onay

“Beethoven’ı çalarken, farklı bestelerinde, ayrı karakterlerde hissediyorum”

Her zaman, “iyi ki piyanist olmuşum,” diye şükrediyorum. Yoksa Op.111'i, Waldstein'i, Pathetique'i çalma şansından, zenginliğinden ve fırtınaların en coşkulusunu yaşamaktan yoksun kalacaktım! İyi ki doğdun, iyi ki varsın Ludwig, sensiz bir dünya çok eksik olurdu…”
Gülsin Onay - Piyanist

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Kamusal alanda fotoğraf görgü kuralları

Profesyonel Fotoğrafçı Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Yolda yürürken Temel'in yolunu hırpani bir adam kesmiş "Allah rızası için, acıyın şu fakire" demiş. Temel, acıklı acıklı adama bakmış "Çok aciyrum sana uşağum" demiş ve yürümeye devam etmiş.

POPÜLER İÇERİKLER

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO; fotoğraf makinenizin ışığa duyarlılık düzeyidir. ISO numarası ne kadar düşük olursa ışığa duyarlılık o kadar düşük olur, ISO sayısı arttıkça fotoğraf makinenizin hassaslığı artar.

Tipik olarak ISO değerleri 100-200 (Baz ISO)'dan başlar ve geometrik olarak katları şeklinde artış gösterir. ISO dizisi: 100, 200, 400, 800, 1600, 3200, 6400, 12500, 25000 vb.
16
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x