Merhaba Kristal.
Kitaplar aydınlanma ve aydınlatma yolundaki en güçlü fenerlerdir. Bu açıdan baktığımızda yayınlanma amacında karanlıkta kalan bir unsur olmamasına özen göstermemiz gerektiğine inanırım. Popüler ve anı fotoğrafları çokça üretiliyor. Çokluğu nedeniyle de önemli bir değer ifade etmiyorlar. “Peki, değer taşıyan fotoğrafın özellikleri nelerdir?” diye soracak olursanız, sizlere hak veririm ve cevaplandırmaya çalışırım.
Bir gerçek var ki; Sanat tanımı üzerinde, otoritelerin buluştuğu ortak bir metin yoktur. Sanat eleştirmenleri konuyu kendi bakış açılarından değerlendirmektedir. Biz de onlardan edindiğimiz Sanat Kültürü açısından birikimlerimizi sıralayacak olursak, tespitlerimiz şu şekildedir.
- Eserin/fotoğrafın anlatımı,
- Yaratıcılık
- Özgünlük,
- Estetik güç,
- Teknik yapı,
- Farklılık,
- Zor yapılabilirlik.
Bu bilgiler ışığında Sayın Niyazi Sertkalaycı’nın fotoğrafını incelediğimizde; bir çömlekçinin mesleği hakkında bize bilgi vermekte olduğunu görüyoruz. Çömlekçi ürettiği toprak sürahilerle, geçmişle günümüzü buluşturduğunu görüyoruz. Toprak sürahiler, günümüz teknolojisiyle çalışan soğutucunun olmadığı dönemde özellikle sıcak mevsimlerde kullanılan bir gereç idi. Toprak kabın su sızdırması sonucu, dış yüzeyde buharlaşma olur ve bu buharlaşma ısı emdiği için çömlekten yapılmış sürahi içindeki su serinler. Özellikle yaz aylarında içildiğinde, çalışanların ferahlamasına ve daha verimli çalışmasına yol açar. Bu nedenle kıymetlidir. Günümüzde ise geçmişe ve el emeğine saygı duyanların vitrinini süsleyen bir aksesuardır.
Bu kapsamda, anlatım gücünün yoğun, insan mekân ilişkisinin güçlü, loş ışıklı bir ortam olmasına rağmen çok büyük oranda izleyiciye karanlık nokta sunulmadığını ve derinlik boyutunun da katkısıyla fotoğrafın güçlü özellikleri dikkat çekmektedir.



Öncelikle bayram kutlaması yapalım; sağlıklı huzurlu günlere kapıyı aralayan, yol başlangıcı güzel bir bayramı sevdiklerinizle geçirmemizi diliyorum. Nihayetinde Kristal’e anlatılanlardan tekrar faydalanacağımızın işareti olan bu -kısa olsa da- yazıyı zevkle okudum. Bir daha okudum… Kısa geldi çünkü tadı damakta kalıyor. İnsana “biraz daha” diye düşündürtüyor. Yazarın aklına fikrine kalemine kuvvet, canı sağolsun. Arkası herhalde gelecektir. Yazıda bahsi geçen yedi maddenin tek tek ele alınabilecek derinliğe sahip olduğunu da arada deyiverelim. Diğer yandan adı geçen Niyazi Sertkalaycı’yı tanımıyorsanız sadece “fotoğrafçı” olarak düşünmeyin. O, sanatın mümbit toprakları Adana’da hala ARKA PLAN SANAT DERGİSİ yayınını baskı yaparak -not düşelim: dergi basmak ve dağıtmak bana akıl karı gelmemesine rağmen- bize kağıt mürekkep kokusunu hisettirerek okumamız ı sağlayan sanatın gönüllü askeri. Bu çabasını sadece “vay beee” diyerek kutlama yanısıra elimden gelen her desteği hak ediyor. Yazara ve Niyazi’ye bu yağmurlu Köyceğiz sabahında çiçeklerini açmış narenciye ağaçlarının kokuları eşliğinde selam olsun.
Öncelikle Arthenos yöneticilerinin, yazarlarının ve okuyucularının bayramını kutlarım.
Okyar Hocam sağ olun.
Şu andaki düşüncemize göre “Kristal’e Mektuplar” üzerinde ısrar etmenin fazla anlamı yok. Bu serinin kitap olması gerekiyor ve bir son yazıya ihtiyacı vardı, bu yazı odur.
Sizinde belirttiğiniz şekilde, yukarıda başlıklar halinde sıralanan maddelerde geçtiği üzere “Yaratıcılık” ve “Özgünlük” Sanat’ın Yapı Taşları arasında yer alıyor.
Evet “Kristal’e Mektuplar” bizce bu iki niteliğin içerisinde yer alan vasıftaydı.
Bence hep aynı yerde durmamalıyız, değişim gerekiyor.
Artık felsefi nitelik barındıran kısa öykülere yönelmek istiyorum. Yazılar kısa olacak, çünkü hız çağındayız. Günümüzde uzun olan sosyal medya videoları bile izlenmiyor.
“Kısa geldi çünkü tadı damakta kalıyor.” diyorsunuz, eğer öyle ise sevinirim, zaten istediğimiz budur.
Öykü yazmak istiyorum, çünkü insanlar okumaktan uzaklaştı, belki hikâyeleri okurlar.
Felsefi mesajlar içermesini istememin sebebi ise okuyucuyu düşündürmeye ve sorgulamaya yöneltmek arzusunda olduğum içindir.
“Yazıda bahsi geçen yedi maddenin tek tek ele alınabilecek derinliğe sahip olduğunu da arada deyiverelim.” diyorsunuz. Sanırım Sanat’ı tanımlayan o başlıkları ileride ele alıp, bu öykülerde tek tek işleriz.
Umarım başarılı olurum.
Desteğiniz için Arthenos’a teşekkürler…