Kristal'e Mektuplar

Uzay Bükücü Aydın Büyüktaş

İlk fotoğrafıyla 2016 yılında “Fotoistanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali Sergisini” gezerken karşılaştım. O sergide birçok fotoğrafla karşılaştım ama sadece Aydın Büyüktaş’ın fotoğrafını unutmadım.

Onlarca dakika fotoğraflarını tek tek izledim, nasıl çekilir kafa yordum, bir çıkış noktası bulmaya çalıştım.

Fotoğrafta bir mekânın hem üstten, hem de karşıdan görüntüsünü tek karede veriyordu. Bazı fotoğraflarda kadraj içerisinde hareket eden insanlar ve araçlar vardı ama sanki bunlar tek karede çekilmiş gibi dondurulmuştu.

-

Merhaba Kristal.

Fotoğraf başlangıçta zor erişilen bir resmetme sanatıydı. Metal ve cam yüzeylere tespit edilirdi, ıslak çalışılırdı. Bulunuşundan yaklaşık 50 sene sonra, George Eastman tarafından ilk elde taşınabilen fotoğraf makinasının yapılması ve görüntünün tespit yüzeyinin 35mm kuru ve esnek jelatin film haline dönüştürülmesiyle, kamera yaygınlaştı. Fotoğraf daha kolay ve ucuz üretildi, fotoğrafçıların elinden kayarak orta halli bireylerin eline geçti.

Neredeyse 100 yıl bu analog dönem sürdü, sonrasında teknolojide büyük bir değişim yaşandı ve fotoğraf kimyasal teknolojiden sayısala dönüştü. İşte bu gelişme herkesin elinin altında bir fotoğraf makinesi yarattı. Fotoğraf anında ulaşılan ve masraf gerektirmeyen bir yapıya dönüştü.

Araştırma ve geliştirme çalışmaları her zaman sürdü ve halen de sürmektedir. Şimdi sanal bir görüntüyü ekranda iki boyutlu olarak görebiliyoruz. Gelecekte ne olacağını tam olarak bilemeyiz ama muhtemelen insanoğlu hemen önünde şekillenen ve gerçeğinden ayırt edilemeyen üç boyutlu sanal görüntülerle de tanışacaktır.

Fotoğrafın anında ulaşılan ve masraf gerektirmeyen bir yapıya dönüşmesiyle birlikte, her şeyde olduğu gibi enflasyona bağlı “değersizleşme” en çok bu alanda karşımıza çıkıyor.

Bir zamanlar Uludağ Üniversitesi Gastroenteroloji bölümünde duvarda hocaların fotoğraf albümü vardı. Prof. Dr. Faruk MEMİK’in siyah beyaz fotoğrafının karşısına geçip, dakikalarca izlediğimi unutamam. Bir kere değil, çok defa yaptım bu işi.

Çünkü çekilmiş, sıradan bir fotoğraf değildi, yapılmış bir sanat eseriydi… Hocanın yüzündeki ifade ve detay eşsizdi, ayrıca ışık muhteşemdi. O fotoğrafta çekimi ve rötuşları yapan usta sadece bir zanaatkâr değil, sanatçı yeteneğine sahip olmalıydı.

Fotoğraf günümüzde cep telefonuyla buluşunca, hobi oldu, fotoğraf sanatı açısından da sorun burada başladı.

Fotoğrafları sosyal medyada paylaşarak, zaman öldürüyoruz, övgü yapıyoruz/alıyoruz ve mutluluk yaşıyoruz.

Fotoğrafın çoğalması ve her an karşımıza çıkmasıyla birlikte değer yitirmesi paralel gidiyor.

Biz zaten değersizleştirmeyi seviyoruz.

Örnek isterseniz “Bey” ve “Hanım” kelimelerinin geçmişine bakalım. “Bey” kelimesi önce Boy liderine verilen unvan idi. “Hanım” da “Bey’in Hanı/Eşi” anlamını taşırdı. Günümüzde erişkinlerin yarısı “Bey” diğer yarısı da “Hanım”…

Fotoğrafta farklı mı? Sosyal medyada çokça fotoğraf paylaşanların büyük bir kısmı sanatçı, hoca ya da usta!

Bize ilham vermeyene, bir şey öğretmeyene nasıl “hoca” ya da “usta” deriz? Anlayamıyorum…

Bana böyle hitap edenler çok olsa da, kendimi kesinlikle sanatçı yerine koyamam…

Sanatçılık apayrı bir iştir, “Martı Jonathan” gibi bilinmeyen ufuklarda kanat çırpmakla olur. Yaratıcılık gerektirir, yeni bir şey ortaya koymakla olur.

Bence fotoğrafçılar arasında sanatçı sayımız az, isim vermek gerekirse bunlardan bir tanesi Aydın Büyüktaş’tır.

İlk fotoğrafıyla 2016 yılında “Fotoistanbul Beşiktaş Uluslararası Fotoğraf Festivali Sergisini” gezerken karşılaştım. O sergide birçok fotoğrafla karşılaştım ama sadece Aydın Büyüktaş’ın fotoğrafını unutmadım.

Onlarca dakika fotoğraflarını tek tek izledim, nasıl çekilir kafa yordum, bir çıkış noktası bulmaya çalıştım.

Fotoğrafta bir mekânın hem üstten, hem de karşıdan görüntüsünü tek karede veriyordu. Bazı fotoğraflarda kadraj içerisinde hareket eden insanlar ve araçlar vardı ama sanki bunlar tek karede çekilmiş gibi dondurulmuştu.

Panorama ya da vertoramaya benziyordu ama değildi.

Çünkü panoramada kamera sabittir, tek noktada durur ve mekânı yatay olarak tarar, sonra kareler yazılım aracılığıyla birleştirilir. Vertoramada ise tarama yönü dikeydir, başka farklılık yoktur. Panorama ve vertorama da mekân ve kameranın konumu sabittir, çekim açısı değişir, tabii ki kadraja giren görüntüler birbirini takip eder, kareleri dikişle tutturmak çok kolaydır.

Herhangi bir mekânı sabit noktada durmadan paralel seyirle de fotoğraflayıp, bunları birleştirebiliriz, çok daha kolaydır. Mesafe değişmediği için mimari unsurların alt ve üst kenarlarında küreselleşme de olmaz.

Aydın Büyüktaş’ın fotoğrafları ise; mekânı odak noktası olarak alan bir çemberin, tam tepe noktadan başlayıp, ön kısımda sona eren 90 derecelik açıyla defalarca fotoğraflanması ve bunların yazılımla birleştirilmesiyle olabilirdi. Dron ile çekilmiş olması gerekirdi, eksenin ve çekim açılarının mükemmel tespit edilmiş olması, seyrin eksen dışına çıkmadan yapılması, eşit açılarla çok sayıda fotoğraf çekilmesi ve dar alanların birleştirilmesi gerekirdi.

Bir mekânın değişik açılarla, kameranın konumu değişerek, çember şeklinde seyir izleyerek üstten ve karşıdan çekimini yaptığınızda, bilinen teknikle elde edilen karelerin birleştirilebileceğini sanmıyorum. Çünkü dronla dairesel çekimde kameranın konumuna bağlı olarak çekim açısı ve kapsama alanı çok değişir, bu nedenle fotoğrafçı grubunun bilip kullandığı yazılımlarıyla birleştirileceğini tahmin etmiyorum.

Bu fotoğrafları sadece Aydın Büyüktaş’ın portfolyosunda görebildim, “dünyada eşi-benzeri yok” denir ya! “İşte öyle bir şey…”

Tarzı bilen birisi baktığında fotoğrafı hemen tanır, “Aydın Büyüktaş’ın” der, sanatçı olmak budur.  

Aydın Büyüktaş fotoğrafları yaratıcılık ve özgünlük içeriyor. İşte sanatçılık bunu gerektirir. Kendisi eşsiz bir teknik bulmuş, uygulamış ve portfolyo oluşturmuş, takdir ediyorum. Sanatçı bu tarz çalışmalarını gerçeküstü akımı (sürrealist) bir konuma yerleştirmiş.

Sevgili Kristal masa üstüne koyduğum bir obje üzerinde makro çalışma yaptım olmadı, böylesi bir özgünlüğü takip etmek ve araştırmak naturamda var, günümüzde internet ile büyük bir kütüphaneye girmemiz son derce kolay ve masrafsız, ben de araştırdım, Aydın Büyüktaş kimdir, tekniği nedir, nasıl böylesi yeteneklere ulaştı?

Önemli olan Aydın Büyüktaş’ın bu anlayışa ve yeteneğe nasıl geldiğidir. Biz bu sorunun cevabına yoğunlaşalım, çünkü sanat şeridinde ilerlemek isteyenlerin yolunu aydınlatacak olan ayrıntı bu noktada düğümlenmektedir.

Aydın Büyüktaş’ın sanat çalışması konusunda en önemli bilgiye www.bozluartproject.com sitesinde yeni ulaştık.  Fotoğraflarını dron ile çok sayıda çektiği konusunda yanılmadım, ayrıntı ise paylaşılmamış, saygı duyarım. Tekniği konusunda az da olsan yanıldığım noktalar olabilir, sorun değil. Önemli olan düşüncesinin kaynağıdır. Okuduğu kitaplarla dergilerden esinlendiğini öğreniyoruz.

Tanıtım “Tanıdık mekanların dönüşmüş halleri izleyicide şaşkınlık yaratır. Kendimizi sürpriz bir boyutta hissederiz.” Açıklamasıyla başlıyor, sitede açıklandığına göre;

Aydın Büyüktaş, Edwin Abbott’ın “Flatland: A Romance of Many Dimensions” kitabından da ilham alarak oluşturduğu “Flatland” serisiyle, boyutsal algıları fotoğrafa estetik biçimde sokabilmeyi mesele edinen işler kurguluyor. Yaşadığımız, çoğu zaman dikkatimizi dahi çekmeyen belleğimizdeki genel geçer mekân algılarını yerle bir ederek yeniden tanımlıyor.

Çocukluğu ve ergenliği boyunca Isaac Asimov ve H.G. Wells gibi bilim kurgu yazarlarının bilim kurgu serilerini ve Bilim ve Teknik dergilerini okumakla; solucan delikleri, karadelikler, paralel evrenler, kütle çekimi, uzayın ve zamanın bükülmesi gibi konulara ilgi duyan Aydın Büyüktaş bu konularda amatör okumalara başlar. Michio Kaku’nun “Hyperspace” kitabını okurken, yaşadığımız mekanın üzerinde bir kara delik oluşursa uzayı, zamanı, mekanı nasıl bükeceği sorusu üzerine, çocukluğundan itibaren rüyalarında gördüğü ve düşündüğü gerçek üstü mekanları gerçekleştirebileceği fikriyle hayata geçirir “Flatland” projesini.

Fotoğrafta uzayı bükme fikri ve İstanbul’a bu mantıkla bakabilme düşüncesi o anda birleşir.

Fotoğrafların çekim aşamasına geçmeden iki ay kadar planlama aşaması sürer.

Fotoğrafların çekileceği noktalar, istenilen eğim ve birleşecek noktaların hepsi fotoğrafı çekmeden önce en ince detayına kadar planlanmış olur. Hatta her şey o kadar ince hesaplanır ki, filmle çekim yapıp karanlık oda da bile basılabilir. Aslında tüm bu hassasiyetle yapılan şey, fotoğrafta manipülasyondan kaçınıp, algıda manipülasyonlarla yeniden tanımlanmış mekana ve boyutsal algılamaya odaklanmaktır.

Aydın Büyüktaş, kendine özgü tekniğiyle oluşturduğu bu çalışmalarla, izleyiciyi şaşırtıcı bir görselliğin yanı sıra ironik, çok boyutlu romantik bir bakış açısıyla baş başa bırakmayı hedefliyor.”

Verilen bilgi çok açık, kaynak; hayal gücünü motive eden yazarlar…

Kendi web sitesinden ise Bilkent Üniversitesi Turizm İşletmeciliği bölümünü hayallerinde yer tutmadığı için bıraktığını, Visual effect, 3D, animasyon ve video alanlarında kendini geliştirip Sinefekt ve Makinefx gibi alanında lider şirketlerde çalışırken ödül almış pek çok sinema filmi ve reklam kampanyasının içinde yer aldığını, MSGSÜ fotoğraf bölümünde akademik eğitimine devam etmekte olduğunu öğreniyoruz.

Her başarının ardında tutkuyla yoğrulmuş büyük bir emek vardır…

Aydın Büyüktaş’ın çocukluktan itibaren, bilim ve tekniğe, kurguya, evrenin bilinmeyenlerini merak edip öğrenmeye çok büyük önem verdiği ortaya çıkıyor.

Bize düşen coşkuyla verilen emeğe saygı duymak, takdir etmek, takipte olmak ve ilham almaktır.

Selam esin kaynağı olan, ruhumuzu doyuran, bize yeni ufuklar açan sanatçılara gitsin…

Mikdat Besni

İlişkili İçerikler

İmgeye Anlam Yüklemek

O yukarıda V şeklindeki açıklık sanki bir ceketin yakasını hissettirdi bana. İçinde ise açık renkte bir yelek ile koyuca gömlek gördüm. Abartıdan uzak, gösterişsiz, sade ama eğitimli, tevazu sahibi bir bireyin efendilik yansıtan duruşunu hissettim.

Belki şimdi siz “amma da uydurdunuz, yakıştırma, yok böyle bir şey!” diyeceksiniz, bence sorun değil, diyebilirsiniz.

Ya da dönüp fotoğrafa bir daha bakıp “evet ya, ben görememişim” diyebilirsiniz.

Bir fotoğraf yarışmasının analizi

Bu kez sizinle sohbetimi yarışmalar konusu üzerine yapmak istiyorum. Niçin? Diye sorabilirsiniz, açıklayayım… Her yarışmacı yarışmalara, uygun ve iyi olduğuna inandığı fotoğrafıyla katılmakta; kaybettiğinde haksızlık yaşadığına inanmakta, hatayı nerede yaptığını bilememekte, jürinin aradığını öğrenememektedir.

Yıldırımlar yaratan…

Bir kaleyi sarıp sarmalayan bu fotoğraf bana önce “Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız” diye başlayan harbiye marşını, ardından da bu marşın yazılıp bestelenmesini sağlayan istiklal mücadelesini anımsatır.

Fotoğrafın sahibi Suat Hocam "Bu fotoğraf bana Allah'ın lütfu..." diyor ama bir gerçek var ki; Allah herkese hak ettiğini verir, kesinlikle adaletsiz değildir, adam kayırmaz. Bence hiç bir şey şans değildir, önümüze çıkan fırsattır, görüp yakalayan olur ya da olamaz. Konfüçyüs' ün dediği gibi; "Hiç kimse başarı merdivenlerini elleri cebinde tırmanmamıştır." Başarı; savaşanların ulaştığı yüceliktir.

Altın Oran

Altın Oran… Matematikten felsefeye, fizikten edebiyata kadar pek çok alanda kendine yer edinen, sanatta ise genellikle mimari, heykel, resim hatta müzikle bağdaştırılan bu müthiş fenomen, bale ve dansta da mükemmeli yakalamak için biz sanatçılara ışık tutar.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

Abone ol
Bana bildir
guest
Makale Değerlendirme
Makaleyi 5 yıldız üzerinden değerlendirin
Yorum formu, web sitesinde yer alan yorumları takip etmemize izin vermek için Adınızı, e-Postanızı ve içeriğinizi kaydeder. Yorum göndermek için lütfen web sitemizdeki Koşulları ve Gizlilik Politikamızı okuyun ve kabul edin.
19 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Osman Zihni ERENLER

Merhaba. Aydın Büyüktaş Bey’in fotoğraflarını Facebook’ta gördüğümde neredeyse koltuğumdan düşüyordum. Adeta bir şok. Bu nasıl yapılabilirdi? Bunu anlamam lazımdı. Hâlâ kafa yoruyorum. Ve sizin vardığınız sonuçlara yakın sonuçlar elde ediyorum. Bu tekniğin mutlaka iki ayağı var. Yazılım ve çekim tekniği planı. Yazılım… bilemiyorum, yetkin değilim. Bildiğim (Bildiğim derken çoğu için “adını duyduğum” diyebiliriz.) yazılımları tek tek tanıyıp bu fotoğrafın yapılabilmesi için yeterli olup olmadıklarını bilmiyorum. Bu yüzden sizin kadar net olamadım. Ama mutlaka ayaklardan biri. Çekim planı konusunda ise naçizane, kıymetsiz bir fikrim var. Planlamada 3 ayrı aşama var. 1.si yukarıdan, 2. si önden,3.sü ise bu ikisinin arasındaki bükülme alanı. (plan dediysem, önce şunu çekeyim, sonra şunu, şimdi de şurayı şeklinde değil elbet. Tek seferde hepsi çekiliyor olmalı) Kuvvetle muhtemel, drone kullanılmıştır. Ve bir merkez belirlenip (bu fotoğrafta sanıyorum merkez hattı olarak minarelerin alemlerini birleştiren hat tayin edilmiş.) 90 derecelik çekim çemberinde o merkeze hem uzaklık hem de sağa sola gitmeme yani “iz” den çıkmama sadakati sağlanmış olmalı. Bu “iz”i örneklemek gerekirse ucuna bir ağırlık bağladığımız ipin diğer ucundan tutup döndürdüğümüzü düşünün; Elimizi sabit tuttuğumuzda, ipin diğer ucundaki ağırlığın takip ettiği “iz”.(Tabiidir ki, droneun da bu izi takip edebilmesi için yine bir yazılıma ihtiyaç vardır fakat bu, bildiğimiz bir şeydir.) Bu şekilde yapılan çekimle muhtemelen 40 ile 50. derece veya fotoğraftaki zeminle en üst objenin arasındaki mesafeye göre seçilmesi gerekecek olan açı aralığında kalan fotoğrafların bir algoritma ile ile birleştirilip fotoğrafın nihai haline erişebildiğini tahmin ediyorum. Zaten fotoğrafta da bu bahsettiğim bölgede birleştirme kusurları (Yazılım kaynaklı) var. Bu kusurları ben Odak istifleme yaparken görebiliyorum. Ona benziyor. Bu tahminimi burada açıklamış olmakla Aydın Bey’in zekâsını hafife almış olmak gibi bir algı yaratmış olmak istemem. Çünkü benim için, tahminime rağmen hâlâ bu fotoğraf, bu teknik, fevkalade, müstesna ve önünde şapka çıkartılacak bir zekânın ürünü. Kendisine buradan saygılarımı ve hayranlığımı sunuyorum. Bu özgün tekniği için kendisini kutluyorum.

Mikdat Besni

Osman Zihni Bey muhteşemsiniz.
Tebrikler.

Osman Zihni ERENLER

Çok mültefitsiniz Mikdat Hocam, teşekkür ederim.

Mikdat Besni

Eyvallah, selamlar…

Taner Baysan
Makale Değerlendirme :
     

Fotoğrafın farklı bir yüzünü öğrendim.
İlk defa görüyorum böyle bir çalışmayı.
Sayenizde, güzel bir anlatımla.
Teşekkür ediyorum.

Mikdat Besni

Taner Beyim teşekkürlerimi iletiyorum.
Selamlar.

Mehmet Zeki Özgen

Evet,Aydın Büyüktaş’ı geç tanımış olmanın burukluğu var içimde,iyi ki tanıttınız Mikdat bey kardeşim,hem sizi hem kendisini kutlarım.

Mikdat Besni

Mehmet Zeki Beyim teşekkürlerimi ve selamlarımı iletiyorum.

Emre KARAYAZGAN
Makale Değerlendirme :
     

Mikdat Bey merhaba,

Yine çok güzel bir içerikle aydınlattınız, teşekkür ederim.

Ivan Wong isimli bir arkadaş da böyle çekimler yapıyor. https://www.instagram.com/ivvnwong/ ve https://ivanwo.ng adreslerinden takip edebilirsiniz.

Mikdat Besni

Emre Bey teşekkürlerimi iletiyorum.
Ivan Wong’da iyi eserler üretmiş.
Böylesi sanatçıları takip etmemiz, gereken ilgi ve desteği esirgememiz gerekiyor.
Selamlar.

Emre KARAYAZGAN

Mikdat Bey merhaba tekrar,

Konu benim için ödev oldu ve biraz araştırma yaptım. Nasıl yapıldığını gösteren 4 adet farklı tarz buldum. Fotoğraf düzenleme programları kullanmayı bilmediğim için hangisinin daha başarılı, kolay, etkin olduğunu konuya hakim olanların değerlendirmesine bırakıyorum. Bu tekniğe farklı isimler verilmiş ve bu isimler de bu karenin kullanıldığı Christian Nolan’ın olağanüstü iyi ve başarılı filmi Inception’ı refere ediyor. Ama anladığım kadarıyla literatürde “flatland” olarak geçiyor.
1- Droneception (Wrapped Drone Shots | https://www.youtube.com/watch?v=nfLOvKCKh2g)
2- Inception Tutorial (Perspective Bending | https://www.youtube.com/watch?v=d1C8ovxl-i0)
3- Inception Style Drone Pictures (Flatland | https://www.youtube.com/watch?v=UUSSEKqk3u8)
4- Drone Inception Flatland (https://www.youtube.com/watch?v=gzjllz1ux8g)

Bu tekniklerin kullanımıyla ilgili değerli yorumlarınızı beklerim.

Sevgiler, saygılar.

Mikdat Besni

Emre Bey fotoğrafın tekniği konusunda aydınlanmamıza yardımcı oldunuz. Bizleri aydınlatmayı kendinize ödev yaptığınız için kazançlıyız. Tarzın çekimlerinin ve post prodüksiyon işlemlerin ne kadar hassas çalışma gerektirdiğini ve verilen emeği daha iyi anlamamızı sağladınız. Teşekkürler…

Emre KARAYAZGAN

Değerli yorumunuz ve nezaketiniz için çok teşekkür ederim hocam. Etüt birilerine bir faydam dokunduysa ne mutlu bana.

Sevgiler, saygılar.

Mikdat Besni

Emre bey değerli katkınız için tekrar teşekkürlerimi iletiyorum.
Videoları inceledim. Teknik olarak yol gösteriyorlar ve PS işlemleri konusunda fikir veriyorlar. Bu açıdan çok değerliler.
Ancak Aydın Beyin fotoğrafları ile o fotoğraflar arasında çok büyük fark var.
Stadyum çatısının taşıyıcılarını ya da camilerin kubbesini biçim bozukluğuna yol açmadan fotoğrafları tek tek birleştirmek, o kadar zordur ki…
Aydın Büyüktaş çok zor ve emek gerektiren bir işi başarmış.
Bunu da 2 aylık hazırlık, planlama ve hesaplama döneminden sonra, bir kare için binlerce fotoğraf çekilmiş ve en önemli konu bu fotoğraflar analog olsa bile birleştirilebilir.
Kendilerine ve size minnettarım.

Yasar Aykac
Makale Değerlendirme :
     

Mikdat Bey Merhabalar,

Sizden okuduğum ve instagram – internet sitelerinden gördüğüm kadarıyla Aydın Büyüktaş fotoğrafı sürrealizm akımıyla yorumladığı bir teknik geliştirmiş, bilim kurgu vizyonu ile fotoğraf yapmak bu olsa gerek, ne mutlu bize ki sayenizde bu çalışmaları öğrenmiş olduk 🙂 çalışmaları Inception filminin sahnelerini aratmayacak nitelikte, 3 boyutlu projeler hazırladığımız için kaç render / fotoğraf gerektiğini tahmin edebildiğimden dolayı ciddi bir emek ve takdir edilecek bir sanatçı yaklaşımı var Aydın Bey’in.

“Her başarının ardında tutkuyla yoğrulmuş büyük bir emek vardır…” saygıyla tekrarlıyorum cümlenizi.

Sevgi ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Yaşar Beyim değer kattınız, güç verdiniz. Sağ olun, var olun.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Değerlendirme :
     

Gerçekten görür görmez insanı çarpan, nasıl yapıldığına dair beyinde fırtınalar çıkartan bir teknik. Çok büyük emek ve ustalık gerektirdiği muhakkak. Fotoğraf sanatının ne kadar geniş kapsamlı, ufku geniş bir sanat dalı olduğunu hatırlatan bir çalışma. Tebrik ediyorum.

O güzel anlatımınızla bizi bu teknikle ve Aydın bey’le tanıştırdığınız için çok teşekkür ederiz Mikdat hocam. Ellerinize, yüreğinize sağlık.

Selam ve saygılarımla.

Mikdat Besni

Öner Bey sağ olun var olun, selamlarımı iletiyorum…

Mikdat Besni

Öner Bey güç veren ilginiz için minnettarım.
Selamlar…

Makale yazarı

Mikdat Besni
Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini öğrendi. Ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu. Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Başkanlığını yürütmektedir. Fotono21 ve ASFOD onur üyeliklerini fotoğraftan aldığı en büyük ödüller olarak görmektedir.

Manşet

5 Farklı Portre Işık Seti - 5 Fotoğraf

5 Farklı Portre Işık Seti – 5 Fotoğraf

Amacım, sadece 1 yardımcı ışık kullanarak 5 farklı aydınlatma seti kurulumu ile 5 farklı portre fotoğrafı çekmeyi denemek ve çalışmamda kullandığım kamera ayarları, ışık yerleşim şeması, kompozisyon ve 5 değişik görünüm oluşturmak üzere kullandığım ışık değiştiricilerine ilişkin tüm bilgileri sizlerle paylaşmak...

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Fotograf çekmek mutlu ediyor

Fotoğraf Çekenler Daha Mutlu Oluyor

Fotoğrafçılar mutlu insanlar. Bunu ben demiyorum, Amerikan Kişilik ve Sosyal Psikoloji Dergisi tarafından yayımlanmış kapsamlı bir çalışma söylüyor. "Fotoğraf çekin, her şeyden daha fazla keyif alacaksınız" diyor.
19
0
Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x
()
x