Daha

    Videoda ağır çekim ve yüksek kare hızında çekim arasındaki fark nedir?

    -

    Öncelikle bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederiz! Bu yazımızda, yüksek kare hızlı videoya ve ağır çekim videoya bir göz atacağız. Özünde ikisi de tamamen aynı şeylerdir.

    Durun, hemen itiraz etmeyin! Arkanıza yaslanın, rahatlayın ve bu yazının keyfini çıkarın.

    Konusu ne olursa olsun film veya videolarda belirli bazı sahneleri yavaşlatma ve heyecan verici bir anı yavaş çekimle vurgulama arzusu bu işi profesyonel olarak yapan veya amatör olarak ilgilenen neredeyse herkeste vardır. Bunun karşıtı olarak da bazen heyecan verici bir sahneyi veya aksiyon anını olabildiğince net vurgulayabilmek için vidoyu yüksek kare hızı ile çekeriz. Ki, örneğin bir savaş sahnesinde her bir yöne uçuşan cisimleri normal hızında ama çok net bir biçimde gösterelim isteriz. Bu sahneleri, standartlaşmış 24 veya 25 kare hızında çekip göstermek, hareketteki doğal akışkanlığından dolayı aynı etkiyi vermez çünkü.   

    Şimdi konuya böyle girince, ağır çekim ve yüksek kare hızında çekimin farklı film çekim teknikleri olduğu zannedilebilir.

    Size, ağır çekim video ve yüksek kare hızlı video çekiminin aslında tamamen aynı şeyler olduğunu söylesem!

    Durun, hemen itiraz etmeyin! Arkanıza yaslanın, rahatlayın ve bu yazının keyfini çıkarın.

    Öncelikle bu yazıyı okuduğunuz için teşekkür ederiz! Bu yazımızda, yüksek kare hızlı videoya ve ağır çekim videoya bir göz atacağız. Özünde ikisi de tamamen aynı şeylerdir. Evet, her iki sahneyi gözünüzde canlandırdığınızda her ne kadar tamamen farklı gibi görünse ve kafa karıştırıcı gelse bile ikisi de tamamen aynıdır.

    Ağır çekim video adını duymayanımız yoktur, belirli bir sahnenin yarı hızda, çeyrek hızda veya 18 kare normal hızda yavaşlatıldığında, filmde vurgulanmak istenen bir anı veya eğlenceli bir sahneyi nasıl gerçekten farklılaştırdığını biliriz. Ağır çekimde video çekmek çok eğlenceli sonuçlar da çıkarabiliyor.

    Buradaki matematik nasıl işliyor?

    Aşağıda, saniyede 25 kare olarak kaydettiğim ve yine saniyede 25 kare olarak oynatılan 4K çözünürlükteki videomu izleyeceksiniz.

    Bu şu anlama gelir: Her bir saniyelik video dilimi içerisinde, art arda çekilmiş 25 fotoğraftan oluşan bir görsel dizini yer alır. Ve bu kareler bir saniyelik bir zaman diliminde, hiç aralık bırakılmadan peş peşe yerleştirilmiştir. Çekim kare sayısı 60 olursa, kare sayısı artacağından çekimler arasındaki netlik daha belirgin hale gelir.

    Eğer, vidoyu 60 kare hızında çekip 30 kare hızında oynatılacak şekilde düzenlersiniz bu, yarı hızda ağır çekim ile sonuçlanacaktır. Benzer mantıkla, 90 kare kaydedip ardından 30 karede oynatırsanız, üçte bir hızda, 120 kare hızda çekip 30 kare oynatırsanız bu size çeyrek hızda ağır çekim sağlar.

    Vidoyu 25 kare hızında çekip daha sonra bu çekimi 1/5 hıza yavaşlatırsanız saniyede 5 kare elde edersiniz, ama bu doğal görünmez ve çekimden ziyade yavaş tempolu bir slayt gösterisine benzer. Düzenleme yazılımı bu işlemi yaparken, şekildeki gibi 1 saniyeye 5 kare gelecek şekilde 25 kareden gerekli kareleri seçer ve oynatma listesine kaydeder. Diğer kareleri yok sayar ve aşağıdaki videomda olduğu gibi hareket bütünlüğü kaybolur.

    Ağır çekim sahnelerini yüksek bir kare hızında çekmemizin nedeni bu tuhaf görünümü engellemek içindir. Bu nedenle, ağır çekimde oynatılan videonun gerçekte oynatılma hızının 24, 25 veya 30 kare olmasını istersiniz. Bir başka deyişle; çektiğiniz sahneyi 1/5 hızda yavaşlatılmış olarak 24 karede oynatmak isterseniz, bu sahneyi 120 kare hızında çekmeniz gerekir.

    Aşağıdaki videomda bunun pratik bir örneğini görüyorsunuz. Aynı sahneyi 4K çözünürlükte önce 25 FPS ardından 120 FPS çektim. Sonrasında her iki videoyu da 1/5 hızında yavaşlattım.

    Böylece, soldaki 25 kare hızında çekilmiş video 5 kare hızında oynatılmış oldu, sağdaki 120 kare hızında çektiğim ise 24 kare hızında yani kabul görmüş ortalama kare hızında oynatılmış oldu. Hangisi göze daha hoş ve gerçekçi görünüyor sizce?

    Yazılım teknolojileri geliştikçe, video düzenleme yazılımları da bundan olumlu şekilde faydalanıyor elbette. Yeni güncellemelerde, yukarıdaki gibi durumları daha yumuşak geçişler haline getirecek özelliklerin eklenmeye başladığını da belirtmek gerekir.

    Bu aşamada hemen akla şu soru gelebilir:

    O halde neden her zaman 240 kare hızında çekim yapmıyoruz ve ardından videonun istediğimiz bölümlerini dilediğimiz gibi yavaşlatmıyoruz?

    Bunun birçok nedeni var;

    1. 240 kare video çekebilecek kameranın maliyeti

    240 kare hızında ve üstelik yüksek çözünürlükte video çekebilecek kameranın maliyetlerini araştırmaya başladığınızda burada ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır 😀.

    Bütçe sorun değil, parama kıyıp alabilirim” derseniz, ben susarım!

    2. Videonun dosya boyutu

    Yüksek kare hızında çekim yaptığınızda büyük dosya boyutları oluşturuyorsunuz, yani saniyede 30 kare hızında kayıt ile saniyede 240 kare kayıt arasında 8 katlık bir dosya boyut farkına sahip oluyorsunuz. Böylece her saniyede yakaladığınız bilgi miktarı nedeniyle kart alanınız hızlıca tükenecektir. Bu durumu yüksek kapasiteli bir kartlarla çözebilirsiniz; yine bütçeye geldik 🤔.

    3. Batarya tüketimi

    Bir başka neden ise sahada sizi çok daha zorlayacak olanıdır. Bu kadar yüksek bir kare hızında çekim yapmak, kameranızda daha fazla pil gücü gerektirecek ve pilinizi daha hızlı tüketecektir. “Benim yedek bataryam var” demeyin bu, çekimin ortasında çekimi durdurup pil değişimi yapmak anlamına gelir, ki bunu her zaman istemeyebilirsiniz. “Benim Nikon Z8 kameram var, onu USB üzerinden bir güç bankasıyla (power bank) kullanabiliyorum, güç ünitesi tükenince bir başkasını bağlıyorum” derseniz, ben yine susarım! Çünkü ben böyle yapıyorum 😉.

    4. Kameranın ısınması

    Kameranız daha fazla çalıştığı ve güç tükettiği için çok daha hızlı ısınacaktır ve bir süre sonra kendini korumaya alarak kapanacaktır. Özellikle sıcak ortam koşullarında kimse kameranın ısınması istemez.

    5. Ortam ışığının yetersizliği

    Ne kadar yüksek kare hızı kullanırsanız, ışığın kameranızın sensörünü doyurması için o kadar az zaman kalır.

    Tam burada 180o kuralını hatırlayalım:

    Analog dönemden beri gelen bir kuraldır:

    Film çekimlerinde, çekim yaptığınız kare hızının iki katı enstantane kullanılır.

    İnsan gözüne en doğal görünen akışkanlık için bu kural evrenseldir.

    Bu kural gereği, 240 kare hızında bir çekim için 1/500 saniye enstantane kullanmanız gerekir. Sahnenizde yeterli ışık yoksa, bu durum sizi ek aydınlatma ve/ya yüksek ISO kullanmaya zorlar. Bu da size görüntülerinizde kumlanma, renk sapmaları olarak geri dönecektir. Yapay ışıklandırma çözümünde kullanılacak yüksek güçlü LED aydınlatmaya sahip olmanın maliyeti diyeceğim ama… yok, yine bütçe konusuna girmiyorum.

    O halde ne yapmalı?

    Eğer toplam videonuz içerisinde ağır çekim sahneleriniz çok fazla değilse, bu sahneleri yüksek kare hızlarında ayrıca çekmek her zaman en iyisidir. Bu, yukarıda listelenen zorluklarla mücadele etmenize gerek bırakmayacağı gibi, aynı zamanda video düzenleme süreçlerinizi de hızlandırır.

    Peki, yüksek kare hızlı video nasıl çekilir?

    Örneğin; ayrıntılarını net vermek istediğiniz bir aksiyon sahnesinde hız hissini yaratmak ve hareket bulanıklığını ortadan kaldırmak için yüksek bir kare hızında çekim yaparsınız.

    Saniyede 25 kare hızda çekilen ve yine 25 saniye kare hızında oynatılan bir videoda bir fıskiyeden çıkan suyun fışkırışını rahatlıkla görebilirsiniz. Aynı sahneyi daha yüksek bir kare hızında, örneğin 120 fps çekip yine çektiğiniz kare hızında oynatırsanız, yalnızca suyun fışkırmasını görmekle kalmaz, aynı zamanda havada uçuşan su damlacıklarını da çok net olarak görürsünüz. Aşağıdaki video buna bir örnektir.

    Bunun nedeni, daha yüksek bir kare hızının, daha hızlı bir enstantane gerektirmesi (180o kuralını hatırlayın) ve bunun neticesinde hareket bulanıklığını ortadan kaldırmasıdır, tıpkı fotoğraftaki gibi. Bu nedenle bir aksiyon filmi izlerken hızlı dövüş sahnelerinde veya yere bir kurşun isabet ettiğini gösteren sahnede bu tür bir görüntü ortaya çıkar. Bu sahneler, netlik ve hareket duygusunu elde etmek için genellikle saniyede 30 kareden daha yüksek bir kare hızında filme alınırlar.

    Şimdi yazımızın başına dönersek benimle aynı fikirde olduğunuzu söyleyebilir miyiz? Yüksek kare hızında çekim ile ağır çekim tamamen aynı şey gibi görünmüyor mu?

    Evet, ikisi de tamamen aynı şeylerdir; her ikisini de yüksek kare hızlarında kaydediyorsunuz. Fark şu ki, kaydedildiği ile aynı kare hızında oynatıyorsanız bu, Yüksek Kare Hızlı Çekim oluyor. Yani bir sahneyi saniyede 60 karede kaydediyorsanız o dosyayı saniyede 60 kare hızında oynatacaksınız, eğer saniyede 120 kare kaydediyorsanız o dosyayı saniyede 120 karede oynatacaksınız. Dosyayı, başlangıçta kaydedilen ile tam olarak aynı hızda oynattığınız için hızınız doğal hızında görünecek ve aynı zamanda daha keskin, daha net görüntüler elde edeceksiniz.

    Videoyu, kaydettiğiniz hızın 1/2, 1/3, 1/4 vb hızlarında oynatıyorsanız bu Ağır Çekim Video oluyor.

    Ve işte bu, Ağır Çekim Video ile Yüksek Kare Hızında Video arasındaki basit bir farktır.

    Filme alırken aslında ikisi aynı şeydir, ancak fark, bir düzenleme yapıyorsanız bunun nasıl oynatıldığında veya oluşturulduğundadır.

    Peki, ne zaman ağır çekimi yüksek kare hızlı bir videoya karşı kullanmalısınız?

    Dürüst olmak gerekirse bu tamamen sanatsal bir seçimdir.

    Örneğin bir futbol müsabakasında atılan golü ağır çekimde izlemeyi tercih ederiz, ama Off-Road Race arazi yarışlarında rally pilotunun dönemeçte kameranın dibinden, yerdeki taşları kazıyarak geçmesini, havada uçuşan tozları ve taş parçacıklarını o hızında ve net izlemek istersiniz.

    Ama bunun yanında bir boks müsabakasında nakavt vuruşunu değişik açılardan ağır çekim izlemek daha sansasyoneldir.

    Bir aksiyon filminde çok süratli giden araç kovalamaca sahnesini ağır çekim mi yoksa tüm netliğiyle normal hızında mı izlemek istersiniz?

    Sonuç

    Yüksek kare hızlarının ne zaman kullanılacağı tamamen yaratıcısının seçimidir. “Görüntü yönetmeni” rolü bir film için işte bu nedenle çok değerlidir. Onlar, hangi sahnenin, kaç tane ve hangi kamerayla, hangi objektifle, hangi diyaframda, hangi mesafe ve açıdan, hangi kare hızlarında çekilmesi gerektiğini çok iyi bilirler.

    Ben, bir film izlerken hep bunları aklımdan geçirerek izlerim, imkanım varsa bazen geriye sarar tekrar izlerim. Öyle ki, bazen filmin konusunu kaçırdığım bile olur 😀.

    İLİŞKİLİ İÇERİKLER

    Bana karşı Ben; Konu: Film Fotoğrafçılığı

    Olay şuydu; Nisan ayında Hollanda’ya giderken analog makinayı da yanıma alıp birkaç makara film çekme hevesindeydim. Makinayı çantaya koydum, filmi de yanına. Bir de ne olur olmaz diye bir dijital makinada çantada yerini aldı. Seyahat boyunca çanta kâh sırtımda kâh elimde kâh uçağın kabindeki bagaj yerinde kâh kahve molasında sandalyenin üstünde seyahat etti. Yan döndü düz durdu…

    Konser fotoğrafçılığı ipuçları ve yapılmaması gerekenler listesi

    Her şey değerli dostum Fatih Özkadir'den gelen, önemli bir konuyu konuşmak için beni ofisine davet eden bir telefon görüşmesi ile başladı. O görüşmede kendime şunu söylerken buldum kendimi:

    "Meydan okuma diyordun, al sana meydan okuma!"

    Picture Control: yalnızca RAW çekenlerin kaçırdığı faydalı özellikler

    Her zaman ve yalnızca RAW çekseniz dahi, çektiğiniz karenin fotoğraf makinenizin elektronik vizöründe veya arka LCD'sinde gördüğünüz hali JPEG'tir ve seçtiğiniz Picture Control profilindeki değişikliklerin uygulanmış halidir.

    Film geliştirmede (banyo etmek) önemli iki problem: Sis/Buğulanma (fog) ve Ağ Dokusu (reticulation)

    Sebahattin’in yayınladığı “gürültü azaltma” üzerine olan yazıdaki güncel adıyla “gürültü” ya da eskilerin deyimi ile “gren” fotoğrafçıların üzerinde çok durduğu bir problem. Ancak dijital fotoğraf makinası kullananlara “Allah başka dert vermesin” dersek yeridir.

    E-POSTA ABONELİĞİ

    Sebahattin Demir
    Sebahattin Demir
    Mühendis ama Tıp meraklısı. Seyahat etmeyi seven bir fotoğraf gönüllüsü. Okumayı, araştırmayı, sorgulamayı sever. İnsan ilişkilerine ve saygıya önem verir. Bildiklerini paylaşmaktan mutluluk duyar. "Bilmiyorum" demekten çekinmez. Türkçe yazım kurallarına uymayanlarla arası iyi değildir. Detay profil bilgisi için tıklayınız.

    Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

    YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
    Bana bildir
    guest

    0 Yorum
    Satır içi geribildirimler
    Bütün yorumları göster

    MANŞET

    POPÜLER İÇERİKLER

    0
    Düşünceleriniz bizim için önemli. Belirtmek ister misiniz, lütfen yorum yapın.x