Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde belge olarak kabul görmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işler karışmış, fotoğraf ve gerçeklik arasındaki ilişki sorgulanır hale gelmiştir. Artık bugün bu ilişki tamamen kurgulanabilir düzeydedir.

-

Dünya değişti, insan yaşamı değişti. İnsanın kendisi değişti. İnsan doğal olandan uzaklaştı, kendine yapay bir dünya kurdu. Bu yeni dünyasının içinde oturdu, elindeki tablet/cep telefonunu kendine pencere yaptı, dışarıdaki dünyaya bu pencereden bakar oldu. Artık kendi küçük penceresinden gördüğüyle yetiniyor, daha fazlası onu ilgilendirmiyor.

Elli yıldır fotoğraf çekerim, dağ – tepe fotoğrafın peşinden giderim, fotoğraf neredeyse orada biterim. Yanımda makinem olmadan hiç yolculuğa çıktığımı hatırlamam, gittiğim yerlerde de fotoğraf çekmeden duramam. Fakat uzun zamandır, benim çektiklerime benzemeyen fotoğraflar ortada dolaşmaya başladı. Fotoğrafta olması gerekenler yok, bulunması mümkün olmayan şeyler var! Gerçek sonradan anlaşıldı, fotoğraf manipüle edilmişti, bu “şeyler” sonradan bilgisayar başında fotoğrafa eklenmişti! Daha yakın zamanlarda fotoğraf iyice rayından çıktı, fotoğrafa yapay zekâ bulaşmıştı!

Bir fotoğrafın, ısmarlama biçimde yapay zekâ tarafından mı üretildiği, yoksa gerçekten bir kamera kullanılarak mı çekildiği ayırt edilemez hale geldi. Bir zaman sonra fotoğrafın nasıl üretildiği kimseyi ilgilendirmeyecek. İnsanlar ortaya çıkan görüntüye bakacak, başka bir şey kimsenin umurunda olmayacak. Zaten yapay mıdır, gerçek midir, ayırmaya çalışmak anlamsız hale gelecek.

Bir şeyler yazarken kelime işlemcileri uzun zamandır kullanıyoruz. Örneğin, Word programında yazıyorsanız, program yazdıklarınızı anında denetliyor. Sözcüğü yazıp aralık koyduğunuzda hemen dağarcığındaki binlerce sözcüğe başvurup analiz ediyor. Hatta ben bu sözcükleri yazarken daha “aral” yazdığımda, sözcüğü “aralık” diye tamamlamaya fırsat kalmadan program burnunu sokup devreye giriyor. Yarısı yazılmış sözcüğün üzerinde ”Aralık (Eklemek için ENTER tuşuna basın)” ibaresi beliriyor. Basarsanız yarım sözcüğünüzü “Aralık” olarak tamamlıyor. Ona aldırmayıp yazmaya devam ederseniz beliren ibare kayboluyor. Başka bir örnekle devam edeyim: Eğer Yapay zekâ yazmışsanız Word programı işe hiç karışmıyor. Yapal zekâ yazmışsanız sözcüğe şerh koyuyor; ona göre “yapal”  diye bir sözcük olmadığından sözcüğün altını dalgalı kırmızı bir çizgiyle çiziyor. İmleçle üzerine gelip sağ tıklarsanız (“ne var?” diye sormuş oluyorsunuz böylece) o da size soru sorup seçenek sunuyor: “Yapay mı demek istediniz?” Yani sözcüğün yanlış yazıldığını anlamakla kalmıyor, bir de öneri getiriyor. Yok, yanlışlıkla yatay zekâ yazmışsanız bir şey demiyor, çünkü o, yatay diye bir sözcük olduğunu biliyor. Buraya kadar, programın yazıya müdahalesi son derece sınırlı: Bir akıllı asistanınız, bir yazı yamağınız, yanı başınızda bir yardımcınız var. Sizin yerinize yazmıyor, yalnızca yazdıklarınızı düzeltip hata yapmanızı engelliyor. Ama yapay zekâlı bir programa, nasıl bir yazı istediğinizi birkaç sözcükle bildirip sipariş ederseniz, durum artık farklı. “Yaz” komutunu verdiğinizde program bir makale yazıveriyor. İsterseniz bittiğinde gözden geçirirsiniz. Fark önemli, program “yazan”, siz “denetleyen” olursunuz. Tıpkı fotoğrafı “çeken” mi, “yapan” mı olacağınız gibi.

Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde belge olarak kabul görmüştür. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte işler karışmış, fotoğraf ve gerçeklik arasındaki ilişki sorgulanır hale gelmiştir. Artık bugün bu ilişki tamamen kurgulanabilir düzeydedir. Gerçeğin bir yüzeye kaydedildiğini söylemek yerine, yapay zekâ uygulamaları kullanılarak inşa edildiğinden bahsetmek daha doğrudur.

Yapay zekâ ile fotoğraf üretimi konuyu artık iyice başka bir boyuta taşıdı. Ortaya çıkan görüntülere “fotoğraf” demek doğru değil. “Yapay zekâ görseli”, ya da sadece “görsel” şeklinde adlandırmak daha doğru olacak. Gültekin Çizgen Usta şöyle diyor: “Ne marka olursa olsun, kamera nasıl ki bir araçsa, yapay zekâ da sadece bir araç ve eğer iyi kullanırsan değerli bir asistan, hepsi bundan ibaret.” Selman Vefa Yıldırım “yapay zekâya verilen komutlarla üretilmiş görseller fotoğrafın zaman boyutunu içermez. Yoktur, olmamıştır” diyor. İhsan Gerçelman “FIAP fotoğraf için ‘ışık, bilim, sanat’ tanımlarını kullanır. Yapay zekâ ile üretilen işlerin üretim sürecinde ışık fiilen yoktur” diyor.

Belki de, dünya yapay olunca fotoğrafın da yapay olması daha uygundur, kim bilir? Yapay dünyaya yapay görsel çok bile. Hem, yapay olanın gerçek fotoğrafını çekeceksiniz de ne olacak? Çekseniz bile, yapay dünyada, sanal ortamda paylaşacaksınız, hangi gerçeklikte karşılık bulacak?

İLİŞKİLİ İÇERİKLER

Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve yurtdışına giden doktorlardan bahsediyor. Buna bir de gençlerin üniversite sınavlarında tıp seçmemesini ekleyin. Bu yeteri kadar karamsar bir tasvir oldu.

Ali Durmaz’ın “ENSTRÜMANTAL” i

Kıymetli fotografçı dostumuz Ali Durmaz, Şubat 2026’da Ankara’da Fotokolektif Sanat Galerisi’nde son derece şık bir sergiyle, deyim yerindeyse renk-ahenk bir çalışmayla fotograf ortamında varlık inşa ettiğinin altını kalın çizgilerle çizdi.

Kumun fotoğrafçası

Bir Patara var: Uçsuz bucaksız kumsalıyla nefis bir Akdeniz plajı. Yaz aylarında herkesin masmavi sularında serinlediği, kıyısında kumların tepeler oluşturduğu uzun sahil. Eskiden, filmlerdeki çöl sahneleri burada çekilirmiş.

Çınar Sineması

Olup biten her şey film gibiydi, adı da “Bir Zamanlar Ağlasun’da” olmalıydı. Filmler mi daha güzeldi o zamanlar? Şarkılar mı? Sanmam. İnsanlar daha güzeldi.

E-POSTA ABONELİĞİ

Yorum Politikamız: Arthenos.com ekibi olarak tüm okuyucularımızı tartışmalara aktif olarak katılmaya teşvik etsek de, Davranış Kurallarımıza uymayan veya yayınlanan materyalin editoryal standartlarını karşılamayan herhangi bir içeriği Silme / Değiştirme hakkını saklı tutarız.

YORUM YAPILDIĞINDA BANA BİLDİR
Bana bildir
guest

1 Yorum
Eskiler
En yeniler Beğenilenler
Satır içi geribildirimler
Bütün yorumları göster
Öner BÜYÜKYILDIZ
Öner BÜYÜKYILDIZ
Makale Puanlama :
     

Ben şahsen yapay zeka ile bir görsel yada herhangi bir eser üretilmesinden ziyade, o eserin ilgili sanat dalında değerlendirilmesine karşıyım. Yapay zeka hızlı bir şekilde hayatımıza girdi. Buna karşı direnmek bence gereksiz. Ama yapay zeka ile üretilen eserlerin ayrı bir kategoride değerlendirilmesi ve yapay zeka ile üretilmiş olduğunun belirtilmesi gerektiğini düşünüyorum. Sadece fotoğraf alanında değil, müzik, edebiyat yada diğer alanlarda da. Ben yapay zeka ile üretilmiş bir fotoğrafa baktığımda onun gerçek mi sahte mi olduğundan şüphe duymak istemiyorum. Yapay zeka ile üretildiğini bilmeliyim, bu belirtilmeli. Ve yapay zeka ile üretilmiş bir fotoğraf, bir fotoğraf sanatçısının elinden çıkmış gerçek bir fotoğraf ile kıyaslanmamalı. Elma ile armudun kıyaslanamayacağı gibi. İkisi ayrı şeyler, ikisi de kendi alanında değerli.

Yazı için teşekkürler Gökhan hocam. Kaleminize, emeğinize sağlık.

Selam ve saygılarımla.

Makale yazarı

Gökhan Korkmazgil
Gökhan Korkmazgil
1960 Burdur doğumlu. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesini bitirdi, sonrasında Kulak Burun Boğaz uzmanı oldu. Otuz yıldan beri Fethiye’de yaşıyor. Çoğu eski zaman doktoru gibi, tıpla birlikte, insan ve doğayla ilgili her şeyle uğraşıyor. Kendini bildi bileli okur, çocukluğundan beri fotoğraf çekiyor.

MANŞET

POPÜLER İÇERİKLER