Ana Sayfa BLOG Yemek Fotoğrafçılığı Giriş Rehberi

Yemek Fotoğrafçılığı Giriş Rehberi

Tariflerinizi fotoğraflamak mı istiyorsunuz? İnstagram'da tarzınızı ve yaratıcılığınızı yansıtan fotoğraflar yayınlamak ya da yemek blogger lığına başlamak veya var olan bloğunuz için daha iyi yemek fotoğrafları çekmek mi istiyorsunuz? Doğru yere geldiniz.

-

Profesyonel bir yemek fotoğrafçısı olarak nasıl daha iyi yemek fotoğrafı çekileceğine dair birçok soruyla karşılaşıyorum ve bu konuda sizlere yardımcı olabilecek bir blog yazısı hazırlamaya karar verdim. İlk olarak şunu söylemeliyim ki yemek fotoğrafçılığı sokak, manzara ya da portre fotoğrafçılığından farklı bir zihniyet ve yaklaşım gerektirmektedir. Örneğin sokakta fotoğraf çekerken yaklaşan herhangi bir kritik anı kollar, ilgi çekici bir durum ya da olayı beklersiniz. Yemek fotoğraflarında ise bütün hikayeyi kendiniz kurgulamanız, ışığı ayarlamanız, kullanacağınız tüm öğeleri kendiniz seçmek zorundasınız. Yemek fotoğrafçılığı teknik fotoğraf bilgisinin yanında kurgusal becerilere ve kesinlikle belli düzeyde bir mutfak ve yiyecek bilgisine sahip olmayı gerektiren zorlu bir fotoğraf türüdür.

Bir resim yapar gibi mükemmel bir denge de gerçekçilik ve lezzet algısıyla bir hikaye yaratılır. Fotoğrafın ana kahramanı olan yemek ve onun dışındaki tüm yardımcı öğeler fotoğrafçı tarafından dikkatle kurgulanıp yerleştirilir.

Başlangıçta hem şef, hem stilist hem de fotoğrafçı olmak biraz zorlayıcı olsa da fotoğraf makinenize mükemmel derecede hakim olmaya başladıktan sonra ışığı yorumlamak ve bir hikaye yaratmak konusunda çalışmalarınızı hızlandırabilirsiniz. Yemek fotoğrafçılığı konusuna girmeden önce isterseniz ilk olarak teknik birkaç açıklamayla işe başlayalım:

Yemek Fotoğrafçılığı için teknik bilgiler

Fotoğraf Makinesi

Yemek fotoğrafçılığı için ilk olarak bir fotoğraf makinesine ihtiyacınız var. Fotoğraf makineleri bildiğiniz gibi ışığın nesnelerden yansıyarak sensör üzerine düşmesiyle görüntünün oluşmasını sağlayan araçlardır. Eğer işin çok başındaysanız “Point and Shoot Camera” denen küçük kompakt bir makine kullanım kolaylığı sebebiyle çok işinize yarayabilir. Bunlar bir otofokus sistemine ve dahili flaşa sahip olan amatör kameralardır. Cebinize atıp dolaşabileceğiniz kadar hafif ve aynı zamanda ucuz makinelerdir. Ancak bir süre sonra sahip oldukları küçük sensörler ve sabit lensleri ile net alan derinliğini çok fazla değiştirememeniz ve yüksek bir görüntü kalitesi elde edememeniz sebebiyle yetersiz gelmeye başlayabilirler.

Bir DSLR ( Digital Single Lens Reflexive) ise fiyat olarak daha zorlayıcı olsa da kompakt kameralara ve cep telefonlarına göre çok daha iyi sonuçlar almanızı sağlayacaktır. Bir DSLR fotoğraf makinesi dijital bir algılayıcıya yani sensöre sahip, lensi değiştirilebilir ve tek lensli, refleks yani ayna ve optik vizör sistemlerine sahip fotoğraf makinesidir. Daha büyük görüntü sensörlerine, daha hızlı deklanşör hızına ve kesintisiz çekime, gelişmiş manuel kontrollere sahiptirler. Giriş seviyesi bir DSLR ye yatırım yapmak fotoğraflarınızı önemli ölçüde iyileştirecektir.

Pozlama

Fotoğrafın teknik olarak ortaya çıkması için ışık en önemli faktördür ve bu nedenle fotoğraf makinelerindeki tüm temel donanım ışıkla ilgilidir. Makineye hakimiyet sadece görüntüyü kaydetmek değil ışığın ve ortamın sunduğu en kısıtlı koşullarda bile fotoğrafı en estetik biçimde ortaya çıkarmak demektir. Bu sebeple doğru pozlama yapmak yani ışığı yorumlayıp yönetmek bir fotoğrafçı için olmazsa olmaz bir ön koşuldur. Pozlama makinenin içine ne kadar ışığın gireceğini kontrol etmek, ışığı dengelemek demektir. Pozlama kameranızda üç farklı ayar ile belirlenir: Diyafram, perde hızı ve ISO. Çok fazla teknik ayrıntıya girmeden her birinden bahsedelim. Ayrıntılı makalelere ulaşmak için lütfen altı çizili kelimelere tıklayın.

Arthenos | Pozlama üçgeni

Diyafram, objektifin içinde bulunan açılıp kapanabilen bir mekanizmadır ve sensörün üzerine ne yoğunlukta ışık düşeceğini belirler. F harfi ile gösterilen diyafram değerlerini çekmek istediğiniz sahneye göre siz belirlersiniz. F değeri ile diyafram açıklığı arasında ters yönlü bir bağlantı vardır. Başka bir deyişle diyaframı açmak demek içeri daha çok ışık alan daha küçük bir f değeri seçmek ve daha sığ bir alan derinliği oluşturmak demektir. 

Diyafram kısıldıkça Net Alan Derinliği artacak yani görüntüde ön ve arka plandaki net bölgeler çoğalacaktır. 

Yemek fotoğrafları söz konusu olunca fotoğraftaki alan derinliği kişisel ve artistik bir karar olarak karşımıza çıkıyor. Ancak genel olarak düşük ışık koşullarında daha geniş bir diyafram açıklığı ve daha yüksek bir ISO seçmek gerektiğini söyleyebiliriz. Ortamda iyi ışık varsa diyaframınızı görüntünün ne kadarının net alan içinde kalmasını istediğinize karar vererek seçin.

f/2.8, 1/250sn, ISO 200

f/5, 1/80sn, ISO 200

f/9, 1/80sn, ISO 640

Fotoğraflar sol taraftan gelen difüze edilmiş doğal ışıkla sensör üzerine toplamda aynı miktarda ışık düşürülerek çekilmiştir. Kullanılan diyafram açıklığı değerlerini incelersek, soldaki fotoğrafta lensin izin verdiği en açık diyafram değeri kullanılmıştır. Bu da sığ bir alan derinliğine ve arka kısımda bokehlere sebep olmuştur. Gözlerimiz netlenen bölge olan en tepedeki elmaya odaklanmaktadır.

Aynı ISO değerinde çekilen sol taraftaki fotoğrafla ortadaki fotoğrafın ve ortadaki fotoğrafla aynı perde hızında çekilen sağ taraftaki fotoğrafın pozlama değerlerini inceleyiniz.

İlk fotoğrafa göre ikinci fotoğrafta diyafram açıklığı 5 durak kısılmış, buna karşılık perde hızı 5 durak azaltılmıştır.

Perde hızı, kameranın içine ne kadar süre boyunca ışık girdiğini anlatan saniye cinsinden ölçülen bir değerdir. Saniyenin kesirleri şeklinde ifade edilir ve payda ne kadar büyürse perde hızı da o kadar yüksek olur. Bir başka deyişle 1/1000 perde hızı 1/100 den çok daha hızlıdır. Yemek fotoğraflarında perde hızıyla ilgili olarak dikkat etmemiz gereken, elde çekim yaparken fotoğrafın titreme sebebiyle bulanık çıkmasına neden olacak kadar yavaş bir perde hızı seçmemektir. Eğer titremeyen elleriniz varsa 1/50 1/40 lara kadar düşebilirsiniz. Daha fazla ışığa ihtiyaç varsa ve daha düşük bir perde hızında çekim yapmak istiyorsanız titreme sorununu ortadan kaldıran bir tripod oldukça işinize yarayacaktır. Dökme anları gibi aksiyon içeren sahnelerde ise yüksek perde hızlarına ihtiyaç vardır. Doğal ışıkla çalışıyorsanız 1/1000 gibi hızlı bir perde hızı seçmelisiniz.

f/5, 1/500sn, ISO 1600

f/3.2, 1/1000sn, ISO 1600

Yukarıdaki fotoğraflarda su damlalarını yakalayabilmek için perde hızı 1/500sn den 1/1000sn e çıkarıldı. Artan perde hızını karşılamak için ISO sabitken diyafram açıldı. Akan su damlalarına dikkat ederseniz hareketin daha keskinleşip netleştiğini ve ayrıca açık diyaframa bağlı olarak fotoğraftaki net alan derinliğinin azaldığını görebilirsiniz.

ISO, fotoğraf makinenizin ışığa duyarlılık düzeyini anlatır. Her sensörün değişik min/max ISO değerleri vardır. ISO ne kadar düşükse ışığa duyarlılık o kadar düşük olur. Ortamda yeterli miktarda ışık varsa kameranızın en düşük ISO değerine sadık kalın. ISO değerini ne kadar yükseltirseniz fotoğraflarınızdaki kumlanma o kadar artacaktır. Bazı fotoğrafçılar kişisel bir tarz olarak yüksek ISO’lu fotoğraflar tercih etse de yemek fotograflarının temiz yani grensiz oluşturulması istenir bu sebeple ben fotoğraflarımda çok yüksek ISO değerleri tercih etmemekteyim. Aşağıdaki fotoğrafları incelersek makinenin ISO performansına bağlı olarak kumlanma sorununun başlayacağı noktanın altındaki ISO değerleriyle çekildikleri grensizler ve daha yüksek ISO ya sahip olan ikinci fotoğrafın daha aydınlık olduğunu görüyoruz.

f/11, 1/100sn, ISO 2000

f/11, 1/100sn, ISO 4000

Pozlama üçgeni elemanlarıyla ilgili olarak her bir değer artışı ya da azalışı durak olarak tanımlanır. Örneğin perde hızını bir durak yükseltirseniz makinenin içine önceki değerin yarısı kadar bir süre ışık girmesini sağlarsınız. Bu durumda aynı pozlama değerini yakalayabilmek için muhtemelen diyaframı bir durak açmanız ya da daha yüksek bir ISO değeri seçmeniz gerekecektir. Pozlama üçgenine hakim olarak kamerayı manuel modda kullanmak kontrolün makineden fotoğrafçıya geçmesini sağlayacaktır.

Yemek Fotoğrafçılığı ve Işık

Fotoğrafta ışık her şeydir. Işık öncelikle nesneleri görünür kılar, formlarını ve büyüklüklerini ortaya çıkarır. Ayrıca fotoğraftaki konunun anlam ve duygusuyla da ilgilidir. Birçok yemek fotoğrafçısı doğal ışığın yapay ışıktan daha iyi olduğunu iddia eder. Çünkü iyi kontrol edildiği zaman gerçek renkleri ve dokuları bozmaz. Bedava olması sebebiyle başlangıç için en mantıklı seçim olsa da mevsimden mevsime, günden güne ve hatta her saat değişmesi sebebiyle kontrol edilmesi zordur. Büyük ışıklandırma sistemleri kurmak ise oldukça pahalıya mal olabilen bir seçenektir. Doğal ve yapay ışığın birlikte kullanılması da beyaz ayarına dikkat edildiği sürece bir seçenek olabilir. Eğer yemek fotoğrafçılığı yapıyorsanız ve bir yemek bloğunuz varsa büyük ihtimalle doğal ışıkla çalışıyorsunuz. Bu durumda, difüzörlerle ışığı yayıp yumuşatmanız, reflektörlerle oluşabilecek sert gölgeleri yumuşatmanız gerekecektir. Cam gibi parlak malzemelerle çalışıyorsanız yansıma ve parlamaları engellemek için ekstra difüzyona ihtiyaç duyabilirsiniz.

Işığın yönüne gelirsek doğal ışık bildiğiniz gibi her yerdedir ancak yemek fotoğrafçılığında esas olarak önden, yandan, arkadan ve yukarıdan gelen ışıktan bahsediyoruz. Portre çekimlerinde cephe ışığı yani modelin karşısından yüzüne doğru gelen ışık çok güzel etkiler yaratsa da yemek fotoğrafçılığı çekimlerinde bu ışık türü en az tercih edilendir. Görüntünün düz ve cansız görünmesine neden olur. Ters ışık genellikle içecekler fotoğraflanırken kullanılır çünkü içeceğin sıvı özelliklerini iyi yansıtır. Fakat ışık bu yönden gelirken görüntünün ön kısmı fazla karanlıkta kalabilir ve setinizi eşit şekilde aydınlatmak zorlayıcı olabilir. Tepeden gelen ışık da önden gelen ışık gibi görüntünün gölgesiz ve boyutsuz görünmesine neden olur. Bu tip gölgesiz ışıklandırmaları yemek fotoğrafçılığında çokça görsek de kişisel olarak bu görüntülerin çok iştah açıcı ve çekici olmadığını düşünüyorum. Yanal ışık setinizin sağ ya da sol tarafından gelen ışıktır. Soldan sağa doğru okuyup yazan bir ülkede yaşadığımız için gözlerimiz bir ekranı, görüntüyü yada fotoğrafı soldan sağa doğru taramaktadır. Bu sebeple fotoğraflarınızı sol taraftan aydınlatmanızı öneririm. Bu yolla gözlerimiz doğal olarak görüntünün aydınlık tarafına doğru yönelecek ve bu da hoş bir etki bırakacaktır.

Dış mekanda fotoğraf çekiyorsanız ışık kaynağınız direkt güneş ışığıdır. Birçok yemek fotoğrafçısının yaptığı gibi iç mekanda bir pencere yanında çalışıyorsanız ışık kaynağınız güneş değil penceredir. Pencerenin önüne bir difüzör yerleştiriyorsanız ışık kaynağınız bu difüzördür. Ortaya nasıl bir fotoğraf çıkaracağınızı bilmek doğal ışığı modifiye ederken önemlidir. Bir başka önemli konu da ”ışık kaynağı” ile ”konu” arasındaki mesafedir. Pencereye olan yakınlığınız setinizin üzerine düşecek ışık miktarını belirleyecektir. Aradaki mesafeyi iki katına çıkarırsanız ışığın kuvvetini dört kat azaltırsınız. Işık kaynağından uzaklaştıkça gölgeleriniz uzayacaktır.

Gölgelerinize bakın. Gölgeler ışığın ne yaptığını size anlatacaktır.

Dolgu Işığı ve Gölgeler

Dolgu ışığı konunun üzerine geri yansıtılan ışıktır. Ana ışık kaynağının neden olduğu gölgeleri elimine etmek veya yumuşatmak için kullanılır. Dolgu ışığı kullanımı yemek fotoğraflarındaki kontrastı kontrol etmenin bir yoludur. Birçok yemek kitabi ve dergisi tek bir ışık kaynağı kullanılarak çekilir. Bu yolla doğal görünümlü gölgeler elde edilir. Bu gölgelerin yönünü ve yoğunluğunu değiştirerek çok çeşitli aydınlatma senaryoları yaratmak mümkündür. Konuya yakın yerleştirilen büyük bir ışık kaynağı daha yumuşak gölgeler ve geçişler verir. Daha çarpıcı gölgeler elde etmek istiyorsanız daha küçük bir ışık kaynağını daha uzağa yerleştirin. Son yıllarda özellikle instagramda ‘dark-moody’ tarzda az pozlanmış gibi görünen fotoğraflar trend olmuştur. Benim de çok severek kullandığım bu tarzda genel sahneye oranla daha iyi aydınlatılmış yemekler daha iştah açıcı görünmektedir. Genellikle bir yemek fotoğrafçısını diğerinden ayıran üslup farkı da fotoğraflarındaki ışık gölge kullanımıyla ve yaratılan kontrastla ilgilidir.

Renk Isısı

Işığın fotoğrafı ilgilendiren özelliklerinden biri de rengidir. Günün değişik saatlerinde farklı olduğu gibi mevsimden mevsime değişir ve kuzey yarım kürede güney yarım küredekinin tam tersidir. Kuzey yarım kürede doğal ışıkla çalışıyorsanız kuzeye bakan bir pencere bulmanız idealdir. Günün erken saatlerinde ışığın rengi daha soğuktur ve ilerleyen saatlerde daha sıcak olur. Portre ve manzara fotoğrafçıları altın saatler denen ve güneş ışınlarının sıcak tonlara büründüğü gün batımı saatlerini özellikle beklerler. Diyafram ve enstantane hızınız doğru olsa bile fotoğrafınızın doğru renkleri yansıtacağı garanti değildir. Makinenizin WB ayarlarını gün içindeki bu değişimin fotoğraflarınızdaki beyaz ve nötr tonlara olan etkisini karşılayacak şekilde ayarlamalısınız. Çekimden önce manuel olarak ya da bir gri kartla bir poz çekip edit aşamasında ayar yapabilirsiniz. Bir gri kart çekimlerinizin gözün gördüğü gerçek renkleri yansıtması için önemlidir.

Çalışmalarınızda bir tutarlılık yaratmak için günün aynı saatlerinde çekim yapmayı tercih edin.

Yemek Fotoğrafçılığı ve Kompozisyon

Işık ve ışığın yemek fotoğraflarındaki kullanımını anlamak zaman gerektiren bir konudur. Bir dolu değişkenle uğraşmak ve iyi bir kurgu yaparak göze hoş gelen fotoğraflar oluşturmak deneme-yanılmalarla dolu uzun bir süreç gerektirir. Zamanla makineye ve ışığa daha iyi hakim olacak ve kendi stilinizi yaratacaksınız. İyi bir yemek fotoğrafının olmazsa olmaz unsurlarından olan kompozisyon ve styling ile ilgili konuları da bir başka yazıda ele alacağım.

Siz de yemek fotoğrafçılığı hakkındaki görüş, soru ve yorumlarınızı aşağıdaki “Yorumlar” kısmından benimle paylaşın.

Yeni içeriklerden haberdar olmak istiyorsanız hemen abone olabilirsiniz.

Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyiniz.

avatar
  Abone ol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bana bildir
Zeynep K.C.
Ziyaretçi
Zeynep K.C.

İşte…tam aradığım konu..
Çok güzel bilgiler ve çok güzel resimler Sezin hanım..
Emeklerinize sağlık…devam yazınızı sabırsızlıkla bekliyorum…

Sezin Ölmez
Ziyaretçi
Sezin Ölmez

Merhaba, cok tesekkurler…

Sebahattin Demir
Yönetici

Sezin hanım merhaba,

Güzel bir konu ve güzel bir yazı ile aramıza hoşgeldiniz.
Sizi aramızda daha sık görmek isteriz.

Saygılar.

Neslihan
Ziyaretçi
Neslihan

Ben de daha çok yeme tarafındayım. Doğrusu fotoğraflarınızı görünce iştahım kabardı. Bir şey sorucam çekimini yaptığınız yemekleri de siz mi hazırlıyorsunuz. eğer öyleyse nerede yaşıyorsunuz? Çekim sonrası eşlik etmek için yani 🙂

Emeklerinize sağlık, süper olmuş yazı.

Bülent ST
Ziyaretçi
Bülent ST

Bilgilendirici kolay anlaşılır güzel yazı yazı için teşekkürler

Sami Güner
Ziyaretçi
Sami Güner

Valla su gergin gundemde biraz olsun icimizi isitti bu yaziniz .. Var olun .. emeklerinize saglik .. yemek fotografciligi riskli bir ugras .. gercekten cok deneyim gerektiriyor .. ben de bir ara denemis sonradan birakmistim .. tebrik ederim sizi …

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Yemek ve Fotoğraf kelimeleri bir araya geldiği zaman benim gönlüm yemek tarafına kaysa da, fotoğrafçılık ile ilgili çok değerli bilgilerle dolu bir yazı olmuş. Şu an tam anlamıyla “olsa da yesek” modundayım 🙂
Yazınız ve verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederiz Sezin Hanım. Hoş geldiniz. Bloga farklı bir renk kattınız.
Değerli katkılarınızın devamını bekliyoruz.
Selam ve saygılarımla.

Öner BÜYÜKYILDIZ
Ziyaretçi
Öner BÜYÜKYILDIZ

Bu arada bir soru geldi aklıma. Sezin hanım, reklam çekimleri için doğal yiyecekler yerine sahte şeylerle üretilen fotoğraflar hakkında ne düşünüyorsunuz? Örneğin dondurma fotoğrafı olarak gördüğümüz şeyin aslında patates püresi olması, krema sandığımız şeyin traş köpüğü olması gibi? Siz bu tarz ürünler kullanıyor musunuz çekimlerinizde, yada kullanılmasını tasvip ediyor musunuz? Konu hakkındaki düşüncelerinizi bizimle paylaşırsanız sevinirim.
Cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim.

Emine Yelkenci
Ziyaretçi
Emine Yelkenci

Tebriklerrr, harika ve bilgi dolu bir paylasim olmuş, devamını merak ettim😊

Fulden Elverir
Ziyaretçi
Fulden Elverir

Sezin hanım merhabalar,

Aramıza hoşgeldiniz. Gerçekten çok faydalı bir yazı olmuş. Tüm yazıyı heyecanla ve bir heveste okudum. Bu güzel içerik için çok teşekkür ediyoruz.

Saygılarımla

Handan
Ziyaretçi
Handan

Önce şöyle tadımlık diyorsunuz
Ana yemek sonra yani.. Valla biz aperitif kısmını da çok sevdik. Kim bilir ana yemek nasıl olacak. Bunun bir de tatlı kısmı var.. İyi bir ziyafet bizi bekliyor anlaşılan. Heyecanla bekleyeceğiz.
Emeklerinize sağlık

Melda
Ziyaretçi
Melda

Yemek fotoğrafçılığını seviyorum ama kesinlikle zor bir dal. Bu ipuçları çok faydalı. Yemekler çok lezzetli görünüyor. Buradaki ip uçları tamam ama sanırım asıl önemli olan kompozisyon kurmak. Sonraki yazınızı sabırsızlıkla bekleyeceğim. Tebrik ediyorum.

Özgenur K.
Ziyaretçi
Özgenur K.

Bu makaleyi sevdim. Eşimin küçük bir restoranı var. Bazı duyurulara koymak için yemeklerin fotoğrafını çekmeyi kendi başıma öğrendim. Cep telefonumla çekiyorum küçük led ışıklar bile almıştım bu iş için. Böyle bir makale benim için çok hoş bir süpriz oldu. Fotoğraflar çekme yeteneğimi geliştireceği kesin. Teşekkürler. Lütfen böyle yazmaya devam edin.

Özgenur K.
Ziyaretçi
Özgenur K.

Yemek fotoğrafı çektiğimi bilen bir arkadaşım paylaştı bu yazıyı. Teşekkürler Simem ciğim.

Bu makaleyi paylaş

Sezin Ölmezhttp://www.studiocaramela.com
İktisat mezunu. Uluslararası Nakliye ve Dış Ticaret alanlarında çalıştıktan sonra fotoğraf sevdasının peşinden gitmeye karar verdi ve tam zamanlı bir fotoğrafçı oldu. Esasen lise yıllarından beri fotoğraf çekiyor. Siyah-Beyaz sokak fotoğraflarıyla başlayan fotoğraf yolculuğu zamanla profesyonel yemek fotoğrafçılığa uzandı. İzmir Fotograf Sanatı Derneği (İFOD) üyesi ve Fotoğrafçılık Bölümü öğrencisi. Çok okur, çok dinler, çok pişirir ve çok yer.

“Karar Anı” Üzerine Bir Çift Söz…

The Decisive Moment (Karar Anı)
11
Yeni yazılar, kaynak olan yazının devamı olabildiği gibi bazen tamamen farklı bir konuda yazmaya ışık tutar. Bu sürece okuyucularımızın yorumları da dahildir. İşte sevgili Kıvanç’ın “Decisive Moment/Karar Anı” yazısını okuduktan sonra “Bu pilav daha çok su kaldırır” deyip bilgilerimi, düşündüklerimi kısa bir okuma parçası olarak sunuyorum.

EDİTÖRÜN SEÇTİĞİ

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

Back Button Focus / AF-ON Tekniği ile Ustalaşın

40
Back Button Focus, otomatik netleme işlevini deklanşör düğmesinden alıp kameranın arkasındaki başka bir düğmeye atama işlemidir. Bu yazıyı okuduktan sonra kameranızı daha çok seveceksiniz ve fotoğraf çekmekten çok daha fazla zevk alacaksınız, iddia ediyorum.

POPÜLER İÇERİKLER

Sokak Fotoğrafı

Sokak Fotoğrafı

8
Sokakta gerçekleşen fotografik eylem, fotoğrafçıyı negatif konuma düşürmeye çok elverişlidir. Dikkatli ve titiz olunsa bile bazen yanlışa düşülebilir. Bıçak sırtı bir ortam olduğu söylense yeridir. Diğer yandan sokakta gerçekleşen fotografik eylem, bir yığın olumsuzluğa parmak basabilir, problemli halleri işaret edebilir, bu itibarla bireysel ve toplumsal duyarlılığa yol açabilir ve hayatın iyileşmesine vesile olabilir.
Arthenos | Diyafram nedir, fotoğrafta diyafram ayarları nasıl yapılır, alan derinliği nedir, ISO nedir, perde hızı nedir, doğru pozlama nedir

Diyafram Nedir? Fotoğrafta Diyafram Ayarları

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

ISO Nedir, Fotoğrafı Nasıl Etkiler?

Buna benzer birçok yazı
E-Posta Kutunuza
gelsin ister misiniz?

Bültenimize abone olun, yeni içerikler ilk size gelsin.

Teşekkürler. Abonelik kaydınız başarıyla alınmıştır.

Bir hata meydana geldi, lütfen daha sonra tekrar deneyin.