BLOG

Fotoğrafın hikayesi; Cemal Amca ve Keçileri

Aslında hikâyenin fotoğrafı demek daha doğru mu olacak? Ya da kesin bir doğru var mı? Sanki “yumurta-tavuk” karmaşası gibi duruyor. Fotoğraf, konunun hikâyesini fotoğrafçının yaklaşımı ile anlatıp izleyicinin yaklaşımıyla dinlemek gibi olmuyor mu?

Anlatacak bir hikâyeniz varsa kurgu her zaman işin içinde olacaktır. Bir hikâyede bir romanda bir şiirde bir resimde bir heykelde de bu böyledir. Hayatımız bir kurgu değil mi…

Hedeflenen, gözümüzün önünden akıp geçen görüntüler arasından fotoğraf yakalamaktır. Bu kesintisiz görüntü akışını karelere bölerek görmek işin başka önemli bir yanıdır. Tam da bu noktada an fotoğrafında şans faktöründen ya da denk gelmesinden bahsetmek yerinde olur. Fotoğrafçının becerisi bu denk gelen an’ı fark etmektir. Aslında bunun bir adım önü ise fotoğrafçının “denk gelecek” an’ı hissederek çekime kendisini hazırlamasıdır.

Olaylar zinciri “an” kadar kısa gerçekleştiğinde “ne kadar hızlı hikâye yazabiliyorsunuz?” sorusu elde fotoğraf makinası sokakları aşındırırken önem kazanır. Eğer yola çıkmadan önce yazılmış bir hikâyenin peşine düşülmediyse görüntülerden hikâye yazmak için düşünce hızınız devreye girecektir. Bunun yolu ise insanları, nesneleri, mekanları ve olayları birbiriyle ilişkilendirmekten geçer. Bunu yapabilmek yetenek midir? Evet. Edinilebilir ve geliştirilebilir bir yetenek midir? Kesinlikle evet. İşte çok disiplinli olabilmek yani başka sanat dallarıyla ilgilenmenin önemi burada ortaya çıkar.

Fotoğrafla yaptığımızı bir anlamda “zamanı durdurmak” olarak tanımlarız. Desek de aslında sürekli değişim içinde olan evrende değişime dur demektir yapılan. Geçmişteki fotoğraflara bakıldığında “zaman” dan değişimin matematiksel bir ifadesi olarak bahsedilir. Zaman elimizde değişimi ölçme birimi olarak kullanılacaktır. Yoksa zaman akıp gitmiyor mu? Biz mi zamanın içinden geçiyoruz?

İşte bu andan sonra çekim planı zorlanmadan ortaya çıkacaktır. Sadece hikâyeye uygun kareleri gözleyip bulup uygun açı ve kadrajı elde ettikten sonra deklanşöre basmak yeterli olacaktır. Aslında uygun açı ve kadraj da çoğu kez hikâyede verilmiştir. Ve hiçbir zaman gereğinden fazla onlarca görüntüye ihtiyaç olmayacaktır. Fotoğrafçıyı şaşırtan şey hızlı ve kolay bir çekim sürecini yaşamak olacaktır. Muhtemelen tereddütle “acaba ne kadar doğru yaptım?” sorusunun kendisini bir süre meşgul etmesini normal karşılamak gerekir.


Yaşlı adam kurumuş bir nehir yatağının kenarında elinde ağaçtan yapılmış iki bastonla. Yaşını başını almış bir çınar.


Geniş ve yakın planlar açık ve kapalı kompozisyonları hikâyenin akışına göre fotoğrafçı tercih edecektir. Karakterlerin fotoğrafçıyla ilişkisini vurgulamak hikâyeye güç katabilecektir. İlk iki fotoğraf hikâyenin ana karakterinin tanıtılmasıdır. İzleyicinin ana karakter hakkında kendi bilgileri oluşturması hedeflendiği çok açık.


Burada kompozisyona dahil edilen canlılar ve yaşlı adamın onlara bakışı ile izleyici, mekân içinde keçilerle yaşlı adamın ilişki olduğunun anlamasına davet edilmektedir.


Hikâyeye bir karakter daha girer. Keçileri güden kadın çoban. Bu karakter hakkında da tahlil yapmak mümkün. İlk soru yaşlı adamla yakınlığı nedir? Bu soru izleyicinin düşüncesinde dönüp duracaktır. Ve ne yazık ki cevap sadece tahminler olacaktır. Bu durum yardımcı karakteri ilginç kılacaktır.


Yaşlı adam en önde. Sanki sürüyü o teslim aldı. Kadın çoban sürünün ardında yardımcı rolünü almaktadır.


Yaşlı adamın ve sürünün yolculuğu devam etmektedir. Sürü tam da gideceği yeri bilir gibi yol almakta. Ve her şey kendi kontrolündedir. Artık sürünün sahibinin yaşlı adam olduğu belli olmuştur.


Ve yaşlı adam hikâyeye noktayı ağılın kapısını kapatarak koyacaktır. İlginç olan kendisinin de ağılın içinde kalacağı şeklinde bir an olmasıdır. Ancak bu açık ve kesin değildir. Kendini keçilerle özdeşleştirmesi midir bu durum? Yoksa yürüyerek ağılın dışına çıkıp mı kapıyı kapatacak? Ağılın içinde kalması kendini dış dünyadan soyutlama gibi tanımlanabilirse, kapıyı ağılın dışından kapatması dış dünyayla olan bağının göstergesi mi olacak? Bilmiyoruz. Bu da hikâyenin bir ikilemi olarak izleyiciye sunulmaktadır. Hem hikâye hem de fotoğraf olarak ucu açık bir kompozisyon izleyiciye sunularak “son” izleyiciye bırakılmıştır.

Fotoğrafçının notu: Adamı ilk gördüğümde nehrin karşı tarafındaydım ve bizi ince bir köprü bağlıyordu. Aşağı taraftan ise kadın çoban eşliğinde keçi sürüsünün geldiğini görmüş birkaç kare fotoğrafını çekmiştim. Sürüyle ilgisi olabileceğini düşünerek hızla karşı tarafa geçip yanına gittim. Otmanlar köyünden (Köyceğiz’e bağlı dağ köyü) elli yıl önce geldiğini ve keçi yetiştiriciliği yaptığından bahsetti. Adını böylece öğrendim. Cemal Amca ve 85 yaşında. Ben de kendimi anlattım. Fotoğraf çekmeme izin verdi. Hikâyeyi zaten köprüyü geçerken yazmıştım. En sonunda Cemal Amca ağılın içinde kaldı. Sürüyle biraz vakit geçirip benimle selamlaşarak evine geçti.

Köyceğiz Aralık 2021

Okyar Atilla

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorumlar

  • Çok güzel fotoğraflar eşliğinde özlediğimiz Okyar abi yazısı.
    Ellerine, emeğine sağlık abim. Keyifle okudum.

    Selam ve saygılarımla.

  • Emeğine sağlık sevgili Okyar,

    Bu görüşmeyi bir de video ile belgelemek güzel olurmuş.

    Selamlar, sevgiler.

    • Sevgili dostum haklısın. Ancak dediğin tek başına gerçekleşemiyor. Buralarda olsaydın...

Paylaş
Yazar:
Okyar Atilla
  • yakın zamanda gönderilenler

    5’nci Fethiye Fotoğraf Festivali; Geçiş…

    Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…

    % gün önce

    Dynamic Range (dinamik aralık) nereye koşuyor?

    Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…

    % gün önce

    Yaş alan ama yaşlanmayan Ustaların Ustası Gültekin Çizgen’den Yapay Zeka

    Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…

    % gün önce

    Hüseyin Kekiç ile; İstanbul düşlü / yorum

    Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…

    % gün önce

    Paris bir şenliktir…

    Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…

    % gün önce

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce