Analog fotograf teknolojisiyle dijital teknoloji arasındaki fark, uçurumla tarif edilecek kadar fazladır. Hakikaten arada tam bir uçurum var. Çoğunluğun 35 mm kullanıldığı varsayılırsa, 36’lık film kısıtı ve filmlerin banyo aşamasıyla, kart baskı aşamalarında yaşanan emek-zaman yoğunluğuna ilişkin kısıt, filmlerin muhafaza edilmesine ilişkin kısıt vb daha pek çok problem vardı. Dijital sistemin hayata girmediği evrede bütün bunlar bizlere sınırlama, kısıtlama olarak görünmüyordu tabii ki. Ne zaman dijital sistem bütün hayatımızı sarıp sarmaladı, o vakit filmli dönemle kıyasladık ve analog teknolojinin handikaplarını görmeye başladık. Dijital sistem sürekli gelişti, ilerledi. Şimdi artık tereddütsüz binlerce fotografik kaydı birkaç saat içinde yapabiliyor insanlar. Söz konusu görüntüler çeşitli hacimdeki hard disklere veya bilgisayarlara atılıp kolayca muhafaza edilebiliyor. Analog sistemdeki lens teknolojisi her ne kadar belli ölçüde geliştirilmiş olsa da, dijital teknolojide katlanarak gelişti ve iyileşti. Özellikle yaban hayatı kaydeden fotografçılar ve onlar arasından, daha ziyade kuş, kelebek gibi özel alanlara yönelenler için tele objektiflerin ve/ya makro-mikro objektiflerin performansı son derece önemlidir. Bir de ‘hız’ var tabii ki. Çok hızlı hareket eden canlıların görüntülerinin kaydedilmesi, üstelik ard arda çekimler yapılabilmesi için anormal bir hıza ihtiyaç var. Saniyede şu kadar kare, saniyede bu kadar kare kayıt gerçekleştirebilmek için fotografçıların bir kısmı fotograf makinesi ve ekipmanına yüklü miktarda yatırım yapabiliyor. Hali vakti yerinde olan veya fotograftan para kazanan dostlar, yeni teknolojilere erişebilmek için hatırı sayılır miktarda paraya kıyarak fotografta arzu ettikleri sonuçları elde edebiliyorlar.
Sürekli geliştirilen teknolojinin sağladığı olanaklar neticesinde, oldukça etkili çiçek-böcek görüntüleri ile kuş görüntüleri kaydedilip sosyal medyada paylaşılıyor. Buna ilave olarak, geçmiş zamanda karanlık odada yapılan müdahalelerin onlarca kez daha gelişmişi bilgisayar ortamında, hatta cep telefonunda yapılabiliyor. Toplamı, fotografik görüntülerin kimi zaman zedelenmesine, kimi zaman da üst seviyeye taşınmasına yol açabiliyor.
Fotografik görüntüyü üst seviyeye taşıma gayretinde olan ve izleyebildiğimiz kadarıyla çabalarının sonuçlarını alan fotografçılardan biri Serkan Mutan’dır. Usta fotografçı Mutan’ın bir süredir paylaştığı kuş fotoğraflarının geleneksel fotografik yaklaşımdan epeyce uzaklaştığını, farklılaştığını, başka bir niteliğe büründüğünü görüyoruz. Bu tavır, bizim için hayli dikkat çekiciydi. Tek tek kuşların yakın plan fotografları, kuşun gözü, tüyü-teleği değildi ilgilendiği. Bizde öyle bir izlenim bıraktı. Anlayabildiğimiz kadarıyla o aşamayı geçmişti. İlgilendiği şey, görebildiğimiz kadarıyla doğanın devinimi ve kuşların bu devinim içindeki yeri, bütünün çok küçük bir parçası olarak kendi devinimleriydi. Bu itibarla, paylaştığı kuş fotografları birer süs nesnesine dönüştürülüp duvarlara asılacak ve görüp geçilecek türden olmak yerine, baskıları yapılıp duvara asılmaları halinde uzun uzun kendilerine baktıracak türdendi. Bir sanat çabası vardı bu fotograflarda. Yaban hayatı, kuşlar gözlemleniyor ve fotograf makinesi ile ekipmanın sağladığı olanaklar maksimum seviyede amaca uygun kullanılmak suretiyle arzu edilen görünümler kaydediliyor besbelli. Böyle görünümler, ortalamadan epeyce uzaklaşmış farklı görünümlerdir. Usta fotografçı Serkan Mutan’ın tavrı, geleneksel kuş fotografı kaydetmek yerine sanat yapma, sanat yapıtı ortaya koyma gayretinin varlığını hissettirdi bize. Dikkatimizi çekti, etkilendik, beğendik, bu nedenle üzerine birkaç söz söyleme ihtiyacı duyduk.
Serkan Mutan, yine son dönem çok ilginç mantar görüntüleri paylaşmaya başladı. Mantar deyince ilk akla gelen şey, ‘zehir’dir kuşkusuz. Hemen ‘aman dikkat, zehirli mantar’ diye düşünürüz. Türün en göz alıcı olanları genellikle en zehirli olanlardır. Zehirli olmayanları ise muazzam lezzettedir ve besleyicidir. Az bulunur olanlar da oldukça pahalıdır üstelik. Çocukluğunda kırsal alanlarda bulunanlardan dağda bayırda mantar toplamayan pek kimse olmasa gerektir. Kırsal alanda büyüyenler yaşlı insanlardan zehirli olmayan mantar türlerini öğrenirler genellikle. Nesilden nesile sözlü olarak, görüp dokunarak bu bilgiler aktarılmıştır. Mantar görüntülerini kaydetmek için makro lens ihtiyacı vardır. Makro lensi olmayan neredeyse hiçbir fotografçı da yoktur. Çoğunluk makro lense müracaat etse de, büyüklükleri dikkate alındığında pekâlâ 50 mm bir objektifle veya başka bir objektifle de kayıtlar yapılabilir. Şayet eldeki ekipman çözünürlüğü yüksek görüntüler kaydetme yeteneğine sahipse, bilahare yeni kadraj yapılmak suretiyle (kroplanarak/sağı solu kırpılarak) arzu edilen sonuca ulaşılabilir. Meselenin bu yanı kolayca halledilebilecekken ışık boyutu sabır ister, bilgi ister, özel ışık ekipmanı kullanmayı gerektirir. Fotograf, ‘Işıkla Resmetmek’se, ekipmandan gayrı en önemli olgu kuşkusuz ışıktır. Mantar doğadadır, doğal koşullarda rastlarız mantara. Kültür mantarını ayrı bir yere koymak icap eder. Doğada mantar fotografı, doğal ışığı sabırla beklemeyi zorunlu kılacaktır. Ne ki, farklı bazı kaygılarla yola çıkan usta bir fotografçı kendi ışık kaynağını yanında taşıyabilir. Yapay ışık ekipmanlarını uygun şekilde yerleştirip arzu ettiği miktarda ve mesafede ışığı önden, yandan veya arkadan mantara yönlendirdikten sonra kayıtlarını gerçekleştirebilir. Böyle şeyler mümkündür, yapılabilir; sadece doğal ortamda değil, ne gibi kaygılarla yola çıkıldığına bağlı olarak kültür mantarı üretim ortamlarında da bunlar yapılabilir. Ayrıca, doğa ortamında veya stüdyo ortamında fotograf çekildiğinde, yani her iki durumda da, teknik bilgileri yüksek seviyede olan bir fotografçı fotograf makinesinin menüsünden ışık ayarlarını değiştirebilir ve bu surette istediği farklı rengi ve tonlamayı elde edebilir. Fotografçı makinesinin beyaz ayarını dilediği konuma taşıyabilir. Doğal ışığı bu surette bozabileceği gibi, yapay ışığı da arzu ettiği yere taşıyabilir. Fotografçının zihninde farklı ve özel bir görünüm vardır, o görünümü elde edebilmek için fotograf makinesi ve diğer ekipmanının, bilahare bilgisayar yazılımlarının elverdiği çeşitli değişiklikler yaparak oluşturmak istediği atmosferi üretebilir. Ama önce fotografçının kaba saptama tabir edilen fotograf etkinliğinin dışına taşmayı tasavvur etmesi, sonra zihninde ortalamayı aşan fotografik görünümleri ve o görünümlerin kendine has atmosferini düşünüp olgunlaştırması icap eder. Hiç kolay değil. Ciddi bir bilgi, deneyim, birikim, donanım ve yaratıcı kabiliyet gerektirir çünkü.
Serkan Mutan örneğinde tanık olduğumuz gibi, şayet mesele, alışık olduğumuz geleneksel mantar görüntülerini kaydetmenin ötesine geçmekse, başka kaygılarla yola çıkılmışsa, mantar görüntülerini bambaşka şekilde, adeta büyülü bir atmosfer üreterek kaydetmekse, ortalamadan daha fazla teknik bilgi, deneyim, beceri, emek olmazsa olmaz hale gelir. Serkan Mutan oldukça deneyimli ve birikimli bir fotografçı olduğunu kuş fotograflarında nasıl ortaya koyuyorsa, mantar fotograflarında da aynı ölçüde ve belki daha da belirgin şekilde ortaya koyuyor.
Herkes fotografçı olur. Ancak fotografa sanatla yaklaşmak, sanat kaygısıyla meseleyi ele alıp fotograf yapmak ve bunu yapmaya bilgisi, birikimi, donanımı, deneyimi, yaratıcı kabiliyeti yetmek başka bir şeydir. Her fotografçı ne yazık ki bunu yapamaz. Yapabilseydi bütün fotografçılar sanat insanı olurdu.
Biz sayın Mutan’ın fotograflarında ortalamadan ayrılmış, farklılaşmış, başka kaygılar görüyoruz. Onun yeni dönem fotograflarında bir sanat insanı görüyoruz. Bunu teknik olarak nasıl yaptığı meselesi bizi hiç ilgilendirmiyor. Onu kendileri arzu ettikleri zaman başkalarıyla paylaşırlar. Bizi ilgilendiren şey, gördüğümüz fotografların üzerimizde bıraktığı etkidir, uzun uzun baktırıp düşündürmesidir. Belki usta fotografçı Serkan Mutan bizim çıkarımlarımızdan çok daha farklı şeyler için, başka kaygılarla, hatta ticari kaygıyla bu tarz fotograflar yapıyordur. Bilemeyiz. Meselenin o kısmıyla hiç ilgilenmiyoruz. Ne sebeple yapıyor olursa olsun, o tamamen kendilerini ilgilendiren bir mevzudur. Biz, Serkan Mutan ustanın şahane fotograflarıyla ilgileniyoruz sadece. Hangi saikle yola çıktığı, kullandığı tekniğin ne olduğu, görüntüye böyle bir atmosferin hakim olmasını nasıl sağladığı meselesi, doğrudan ustanın kendisiyle ilgilidir.
Söylediğimiz her şey kişisel değerlendirme ve yorumdan ibarettir.
Saygıyla,
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Yorumlar
Tekin Hocam, üzerine hiç konuşmamış olsak da usta bir gözün ve kalemin sadece fotoğraflarıma bakarak konuyu ele alışını hayranlıkla okudum ve mutlu oldum. Çok teşekkürler. Sevgi ve saygılarımla.