BLOG

Vasatlaştırabileceklerimizden misiniz?…

Gelecek zaman içinde kalbur saman dışında, pireler feysbukda çığırır develer berberlik ederken birileri herkesin eline bir sosyal medya hesabı tutturmuş tıngır mıngır sallarken adı olmayan bir ülkenin adı olmayan bir ilinde adına “bakkal” denilen bir yerde adına “kibrit” denilen bir şey satılırmış.

İnsanın ateşle tanışmasına yıldırım düşmesinin sebep olduğu varsayılsa da işin aslı ateş tanrısı (bu tanrı adlarının farklı kültürlerde farklı farklı olduğunun altını çizmekte yarar var) Titan’dan ateşi çalıp insanoğluna sunan Prometheus iledir. İnsanın bilinçli ateş yakmaya başlaması 500.000 bin yıl (beşyüz bin) önce “Pekin adamı” olarak tanımlanan ilkel insana dayandığını söylerler.

İşte “kibrit” denen şeyin kutusu üzerinde eskiden “vasati 40 çöp” yazarmış. Vasati… İşin ilginç yanı ‘neden “40” çöp’ bilgisi hiçbir yerde yazmazmış.  Zaten başlarda vasati 50 çöp iken bir yüce çıkıp “40 çöp ola” demiş ki demiş… Sonraları “vasati” demek yerine “ortalama” denilmeye başlanmış. Yani istatistiğin yanılgı ve yanıltmaya en uygun yönteminin adıyla. Şeref Oğuz bir yazısında bunu şöyle ifade eder: İnsan başını eksi 25 derecede soğut, ayağını artı 100 derecede kaynat, göbeği ortalama 37,5’tur ama ölüdür.

Hiç kibritle bir ateş yaktınız mı? Mangal ya da ocak demiyorum…

Vasatlıkla tanışmamız kibrit kutusundaki yazı ile başlamış olabilir mi? Elinize alıp açıp sayıyorsunuz 38 çöp. Bir başka kutu 35 çöp. Diğer kutu 42 çöp. Bir başka kutu 37 çöp. Genel de 40’dan az sayıda çöp. Şeref Oğuz’un yazısındaki Ersin Özarslan’ın yorumu ise çarpıcıdır: Benim çocukluğumda kibriti inhisarlar idaresi çıkarırdı. Sonra TEKEL oldu. Kibritte tekel kalktı. “Vasatî 50 çöp” yazardı ama elli çıkmazdı. Umumiyetle 44 çıkardı. Sonra düşürdüler ve vasati 40 çöp oldu.

Vasatlıkla tanışma…

Sessiz ve sakin bir süreç içinde ilgilendiğiniz herhangi bir konu içinde vasatlık karşınıza çıkmaya başladıkça farkındalığınızla ilk anlarda “hadi yaaa” dediğiniz şeyler ve durumlar doğallaşmaya başlar. Etrafınız ve düşünce dünyanız kuşatma altına girmektedir. Her ne kadar durgun ve sakin görünse de tehlikeli sulara girilmek üzeridir. İlgilenilen konu -ki bu fotoğraf- üzerine birbirine benzer bilgiler/görüntüler akmaya başladığında bunların artık referans olması an meselesidir. Vasatlıkla tanışıklığın farkına bile varılmaya bilinir.

– Merhaba, ben vasatlık
– Memnun oldum, ben fotoğrafçı…

Henüz adı konmayan sessiz bir tanışmadır bu gerçekleşen… Hiçbir zaman böyle bir konuşma olmaz.

Vasatlığa terfi…

Eğer fotoğrafla ilgili bir sosyal medya hesabınız ve takip ettikleriniz varsa (olmaması mümkün mü?) bu hesaplarda yayınlanan fotoğrafların layklama sayıları (aldığı beğeniler) istersiniz ya da istemezsiniz “ben niye bu kadar layklanmıyorum?” sorusuna kadar gidebilir. Normaldir. Gez göz arpacık, pardon göz vizör objektif bu çok layklanan fotoğraflar gibi görmeye başlamaz mı? Başlar. Ehhh, vasatistana hoş geldiniz.

“Vasatistan” alıntı bir ifadedir. İlk olarak “Dikensiz Kirpi / Tekin Ertuğ” kitabında rastladım. Konusu kelimenin orijinal kaynağı olan “Siyah Kuğu / Nassim Nicholas Taleb” kitabının üzerine düşünceler ve eleştiriler üzerinedir. “Siyah Kuğu”, olması ihtimal dışı görünen fakat olduğunda etkisi çok büyük olan ve gerçekleştiğinde de bir açıklama uydurduğumuz olaylar üzerine yazarın açıklamaları ve düşünceleridir. N2. Taleb, vasatistanla birlikte bir de “aşıristan” tanımı yapar.   

Ve şablonlar (templates)…  

Vasatlığa yol açan önemli bir şey referans alınan şablonlardır. Muhtemelen sevdiğimiz ve takip ettiğimiz fotoğrafçıların bazı karelerini zihnimize yerleştirmişizdir. Bunlara benzer anlar karşımıza çıktığında -çoğu kez bu anları kollar ve ararız- vasatlık sahneye çıkacaktır. Her ne kadar ‘hiçbir an tekrar edilemez ve “aynı nehirde iki defa yıkanılmaz-Heraklitos”’ denilse de ilk âna ve ilk yıkanmaya öykülenmek kaçınılmazdır. Bazen de arkaya arkaya görülen benzer şeyler zihinde bir şablon imge oluşturuverir.

Edirne Ulu Cami fotoğrafçıların vazgeçilmez sahnesi olmaya gönüllüdür. Duvarlarındaki “Allah” yazıları Edirne’ye giden -abartmıyorum- her fotoğrafçının kompozisyonuna girmiştir. Aşağıdaki fotoğraflar -2017 Edirne Kakava festivalinde- benim yakaladıklarım:


Ancak bu fotoğraflara baktığımda zihnimde Ara Güler’in 1928 yılındaki fotoğrafı canlanıyor:

Yani benim çektiklerim aslında Ara Güler karesini şablon olarak alan kareler olarak arşivimde duruyor. Ve Ara Güler’in fotoğrafı fotoğraflarımı “vasati 3 fotoğraf” olarak değerlendirmeme neden oluyor. Daha doğrusu burada çekilen hangi fotoğrafa bakarsam bakayım hep Ara Güler’in fotoğrafını görüyorum.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Su birikintisi üzerinden atlayan bir insan veya Eyfel kulesi arka planda öpüşen bir çift fotoğrafları gibi…

Örneğin sokak fotoğrafı diye yürüyen insanları -hele enselerinden- fotoğraflamak.

Amsterdam’da gözünüzü kapatsanız bisiklete binenleri görürsünüz. Dolayısıyla elinizde fotoğraf makinası varsa kaçınılmaz bir şekilde bisiklete binenleri – özellikle kadınları ve üstelik frapan olanları- fotoğraflamaya başlarsınız. Ancak bütün bu kareler sokakta bisiklete binen vasati kareler olma yolunda birikmeye başlar. Örnek mi? Bendekilerle açıklamaya çalışayım.

İlk aşamada aşağıdaki fotoğraflar bisiklete binen kadınların oluşturduğu şablon etkisi ile ortaya çıkıyor:

Başlamadan not: bu fotoğraflar vasati 50 adet bisikletli (=çöp) fotoğrafından seçilmiştir.


Hep kadın mı???

Hepsi birbirine benziyor dediğiniz anda farklı şeyler görmeye çalışıyorsunuz:


Bunlar idare etse de olmadı… Daha farklı bir an, bir kompozisyon olmalı…

Ve kaldırımda bisikletini ters çevirmiş tamir etmeye çalışan bir kadın:

Nispeten vasatlıktan biraz uzaklaşan bir kare oluyor. Her zaman kaldırımda mini etekle bisiklet tamircisi bulmak sık rastlanan bir durum değil ne de olsa… Bu sefer de kamera açısı yanlış. Biraz da sağa gelip birkaç adım geri atmalıymışım.

Hayatımızı her alanında içine düştüğümüz “vasatlık” ne yazık ki gelişmeyi içten kemiren bir kurt gibi. Ve ne yazık ki “eski köye yeni adet getirme”, “tekerleği yeniden icat etmeye gerek yok”, “böyle gelmiş böyle gider”, “icat çıkarma” gibi bize özgün deyişler bilinçaltında vasatlığa paye veren etkisini sürdürmeye devam ediyor.

Vasata alışılmaya başlamak artık vasat üstü her şeyin aykırı gelmesine neden olacaktır.

Vasatlığın önüne geçmek mümkün mü? Benim cevabım “evet” olacaktır. Ancak bu cevabı veren herkes kendi yol ve yordamını bulmak zorunda.

Bir sorumluluğumuz da yeni nesillere farkındalık için önderlik yapmaktır.

https://www.dunyabizim.com/polemik/vasati-40-cop-h32354.html
https://www.724dinle.com/mufide-inselel/vasati-40-cop/dinle
https://www.egedesonsoz.com/yazar/Vasatname/12280/

Okyar Atilla

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorumlar

  • Fotoğrafa yeni başlayanlara ustaların fotoğraflarını takip etme, tarzlarını taklit etme, hatta aynı kareleri çekmeye çalışmaları tembih edilir. Ne zamana kadar ? Aynısını çekene kadar mı, daha iyisini çekene kadar mı ? İşte buradaki yol ayrımı otoyoldaki son çıkışa benziyor. Zamanında çıkan özgünlüğe, çıkamayan vasatlığa gidiyor sanırım.

    Yazı için çok teşekkürler Okyar abim. Ellerine, emeğine sağlık.

    Selam ve saygılarımla.

Paylaş
Yazar:
Okyar Atilla
  • yakın zamanda gönderilenler

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce

    Çektiğiniz filmin banyosunu neden kendiniz yapmalısınız?

    Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…

    % gün önce