BLOG

Ali Durmaz’ın “ENSTRÜMANTAL” i

Fotograf serüveninde fazla uzun olmayan bir geçmişe sahip olmasına rağmen, hayata dair birikimi, diğer alanlardaki donanımı, ciddiyeti, sabrı, çalışkanlığı, tevazusu, merakı, okumaları ve araştırmaları sayın Durmaz’ı erken vakitte ustalık mertebesine eriştirmiş olmalı.

Feyz aldığı ustaların, yol yordam gösteren birikimli şahsiyetlerin de hızlı yol alışta katkısı olmuştur kuşkusuz. Ankara’da bulunan AFSAD (Ankara Fotograf Sanatçıları Derneği), FSK (Fotograf Sanatı Kurumu), ENFOD (Engelsiz Fotoğraf Derneği) gibi kurumsal yapıların, oldukça deneyimli ve birikimli bir ustanın yönetiminde bulunan FOTOKOLEKTİF gibi bir atölyenin, izlediği sanat etkinliklerinin, aynı ortamlarda bulunan deneyimli insanların vaktiyle başkalarına nasıl etkisi olmuşsa, şimdi Ali Durmaz ve ilgili diğer insanlara dolaylı yahut doğrudan etkisi olduğu muhakkaktır.

Fazla ilerleme kaydetmediği, durağan olduğu vb hususlarda zaman zaman eleştiriye maruz kalsa da kurumsal yapıların özellikle başlangıç seviyesinde, ortama dahil olan hemen herkese belli ölçüde katkı verdiği, daha fazlasını talep edenlere ve tutkuyla yola devam etmek arzusunda olanlara da küçümsenemeyecek ölçüde yardımcı olduğu, kapı araladığı inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

Ve sonrası bireyin kendisine kalmıştır. Geride bıraktığımız yüzyılın ortalarındaki gibi bir kaynak sıkıntısı söz konusu değil. Hem yazılı-basılı olarak, hem de internet ortamında bol miktarda kitap, makale, görsel materyal mevcut. Birbirinden farklı konularda çok sayıda online etkinlik gerçekleştiriliyor. Dernek ortamlarında veya başka ortamlarda çeşitli sunumlar, gösteriler, söyleşiler yapılıyor. Böyle etkinlikleri izlemek bile insana çok şey katar.

Okuyup araştırma zahmetine katlanabilenler kendilerini geliştirirler, sadece görsel materyal izlemekle kendilerini sınırlayanlar ise taklitten öteye geçemezler.

Belli ki Ali Durmaz harıl harıl okuyup araştıran bir insan. Yüzeyde kalmayıp, derinlemesine meseleyi inceleme gayretini, basılan her kitabı alıp kütüphanesine koymasından, metinleri satır satır okuyup önemli bulduğu yerlerin altlarını çizmesinden, hatta daha da ileri gidip imla hatalarını, harf hatalarını işaretlemesinden anlıyoruz.

Diğer yandan saygı, nezaket, tevazu, sabır, emek gibi insana has olumlu meziyetleri içselleştirmiş bir şahsiyet olarak fotograf ortamındaki varlığıyla, çeşitli negatif etkilerin hafifletilmesinde veya bertaraf edilmesinde, benzer tavırlara sahip diğer dostlar gibi çok kıymetli bir örnek teşkil eder.

“Önce insanım, sonra fotografçı”, diyenlerden biri olmak hakikaten çok önemlidir.

Sayın Durmaz’ın henüz paylaşılmamış başka çalışmalarını da görme şansına nail olduk. Ezbere alınmış gibi bir izlenime yol açan Sokak Fotografı yaklaşımından epeyce farklı bir Sokak Fotografı çalışması var ki, bir bakıma Enstrümantal’i tamamlayan ve/ya bir adım ileri taşıyan nitelikte.

Sanat ortamında ve tabii ki fotograf ortamında niceliğin zerrece kıymet-i harbiyesi yoktur. Aslolan nitelik’tir. Bir milyonluk, beş milyonluk veya yüz milyonluk bir arşiviniz olsun. Hemen hepsi birbirinin tekrarı veya benzeri milyonlarca fotograf ne ifade eder, ne işe yarar? Şayet senelerce emek verip ayıklanmaz, aralarından kıymetli olanlar seçilmezse hiçbir işe yaramaz, hiçbir anlam ifade etmez. Kim onca emeği verip milyonlardan oluşan bir arşivi ayıklayıp sadeleştirecektir? Şayet Ansel Adams, Sebastiao Salgado, Man Ray, Henri-Cartier Bresson ve onlarla aynı çapta olan başka fotografçılar mevkiinde değilseniz hiç kimse arşivinizle ilgilenmez. Büyük olasılıkla o büyük arşiv çöp olur.

Ekipmanınız elverdiği için coşup her an deklanşöre basmak suretiyle binlerce, onbinlerce fotografik görüntü kaydetmenin anlamı olmadığı gibi, o fotografların çoğunun değeri de yok. Arşiv büyüyüp şiştikçe ayıklamak zorlaşır, hatta zaman ve emek bağlamında neredeyse imkânsız hale gelir. Öyleyse, deklanşöre basmak konusunda titiz, seçici ve deyim yerindeyse cimri olmak en iyisidir. Otuz altı’lık bir film takılıymış gibi davranmayı önermiyoruz elbette, ancak her dakika kırk görüntü kaydetmenin de fazla bir değeri olmadığını ifade etmeye çalışıyoruz. Fotografın bizatihi kendisi nasıl ki ayıklamayı, sadeleştirmeyi gerekli ve zorunlu kılıyorsa, arşivlerde yer alacak fotograflar da nicelik bağlamında bir ayıklamayı, sadeleştirmeyi gerekli ve zorunlu kılar. Sayın Durmaz’ın titiz olduğu, seçici davrandığı, olur olmaz şey için deklanşöre basmadığı bilgisi, kendileri adına son derece önemlidir.

Ali Durmaz’ın göz dolduran sergisi Enstrümantal bizi 90’ların başlarına götürdü. Pozitif filmlerle kaydettiğimiz detay görüntüleri; çizgi, renk, doku, grafik düzen, geometrik form vb ağırlıklı soyut görüntüleri hatırlattı. Nostalji yaşadık. Bu nev’i soyut görüntülerin şimdilerde başka fotografçılar tarafından önemsenmesi temiz, sağlam fotografların ortaya çıkmasını sağladığı gibi, aynı zamanda gönülleri de hoş kılmaktadır.

Son derece görünür, berrak bir netlik var Ali Durmaz’ın kaydettiği yüzeylerde. Doku kaybı hemen hiç yok. Tamamında, kayıt gerçekleştirilirken ihtiyaç duyulabilecek en uygun ışık var. Bütün çizgiler yerli yerinde. Şurası ayıklanmalıydı, dedirtecek hiçbir şey yok. Geometrik formlar gayet düzgün. Renkler, tek kelimeyle harika. Renklerin kimi zaman uyumu, kimi zaman uyumsuzluğu fotografçının tercihidir. Bazen uyumlu renkler aranır, bazen uyumsuz olduğu izlenimi bırakacak renkler aranır. Fotografçı ne söylemek istiyorsa, ona uygun renk harmonisini arar. Üstelik uyumlu-uyumsuz oluşlar çağa, kültüre, sanat insanının kişisel yaklaşımına göre değişir. Hem renkte, hem çizgide, hem leke dağılımında, hem geometrik formlarda, hem kontrastta fotografçının yaklaşımı esastır.

Bütün olarak sergi fotografları anlamlı ve kayda değer bir portfolyo oluşturmuş. Besbelli renkler, formlar, lekeler ve fotograflarda yer alan diğer plastik ögeler sosyo-kültürel bir bağlam üzere ele alınmış ve aynı zamanda soyut değerler üzere düşünülmüş.

Sayın Durmaz gerek içinde yer aldığı sosyal ve sanatsal ortamlardaki tavrıyla, gerekse fotografı ele alıştaki yaklaşımıyla son derece özverili, tutarlı, paylaşımcı, dayanışmacı, enerjik bir görünüm arz eder. Öte yandan bütün sanat ortamlarının aynı zamanda birer sosyal ortam olduğunu da göz önünde bulundurmak gerek. Hal böyle iken her tür sosyal ortamın böyle insanlara gereksinimi olduğunu bir kenara not etmekte yarar var. Çünkü sosyal ortamların hemen hepsi dayanışma ve paylaşım esası üzerine inşa edilir. Bu itibarla, sosyal ortamların neredeyse tamamı (istisnaların bulunması ihtimalini dikkate alıyoruz) özverili, tutarlı, dayanışmacı, paylaşımcı insanların yüzü suyu hürmetine varlıklarını devam ettirebiliyorlar demek mümkündür.

Ortalamanın üzerinde bir emek ve özveriyle fotograf serüvenini sürdüren Ali Durmaz doğal olarak yükselen bir ivmeyle ve hızlı sayılabilecek bir zaman diliminde usta fotografçı olmuş, sanat ortamında epeyce mesafe almış, sorgulama, araştırma, öğrenme, düşünme, yorumlama hususlarında gıpta edilecek konuma gelmiştir.

Ali Durmaz, soyadıyla müsemma, hiç durmaz; koşturur, çalışır, araştırır, yardım eder. Suratının asık olduğu vaki değildir. Ağzından bal damlar, katiyen kırıcı negatif bir söz duyamazsınız. Ölçülü ve saygılı oluşu, sevecen dost tavrı sayın Durmaz’ı sosyal ortamların en iyileri arasına yerleştirir. Usta isimlerle, onların yapıp etmeleri üzerine bir dizi röportaj için kolları sıvadığına tanık olduk. Okuma, araştırma, düşünme ve yorumlama gerektiren meselelerde çeşitli metinler üzerinde çalıştığını müşahede ettik. Biz böyle gördük sayın Durmaz’ı ve belleğimizdeki imajını, dilimiz döndüğünce ifade etmeye çalıştık.

Çalışmalarıyla göz dolduran, umut vadeden, gelecekte çok iyi şeylere imza atacağı izlenimi bırakan Ali Durmaz’ın fotograf ortamına, güzeller güzeli memleketimizin kültür-sanat hayatına yüksek nitelikteki katkılarının artarak devam edeceği kanaatindeyiz.

Ceketimizi ilikliyor ve ayakta alkışlıyoruz.

Saygıyla,

Tekin Ertuğ

İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

Paylaş
Yazar:
Tekin Ertuğ
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    5’nci Fethiye Fotoğraf Festivali; Geçiş…

    Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…

    % gün önce

    Dynamic Range (dinamik aralık) nereye koşuyor?

    Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…

    % gün önce

    Yaş alan ama yaşlanmayan Ustaların Ustası Gültekin Çizgen’den Yapay Zeka

    Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…

    % gün önce

    Hüseyin Kekiç ile; İstanbul düşlü / yorum

    Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…

    % gün önce

    Paris bir şenliktir…

    Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…

    % gün önce

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce