SİZDEN GELENLER

Göçerler arasında – Canbaz ailesi

Bu günler yörük dostlarımın göç günleri, nisan ortaları Akdeniz sahillerinden yollara düşüp kimi Sartavul geçidini aşarak, Hacı Baba Dağının eteklerinden, kimi Taşeli Platosunun otlu koyaklarını, steplerini aşarak Toroslardaki yaylalarına geliyorlar.

Onları yol boyu karşılayıp hâl hatırlarını sormak gelenek oldu benim için. Bazı yıllar Gülnar’ın Erikderesine kadar uzatırım yolu. Orda Ulupınar köyünde Emine Sezgin cadım vardır, onun çayını içip hatırını sormadan dönmem. Sonra yol üzerinde hangi oba varsa onlara katılır, dayanabildiğim kadar yürürüm, kamp yapacaksam davar gütmeye çıkarım. Tabi ki hep yarım yamalak olur bu davar gütmelerim, başa yetirmek için gerçek bir yörük olmak gerek.

Kış aylarında Ovacık, Aydıncık’taki obaları gezerken Halil Öz arkadaşımla sözleşmiştik, mayıs ortalarında Ermenek’te buluşup gelip geçen obalarla hasbihal edecek, çocuklara götürdüğümüz armağanları verecektik. Ne çare her zaman dilendiği gibi olmuyor. Halil ile Ermenek’te buluşma sözümüz olmayınca biz de İrfan ve Şafak ile birlikte Barcın Yaylasına gitmeye karar verdik. Musa Gök kardeşim yaşlı anası ve iki kardeşi Kenan ve Mehmet’le birlikte oradaydılar.

Bolay Yaylasında otobüsten iner inmez baharın binbir çeşit kokusunu içimize çektik. Sırt çantalarımızı yüklenip derenin kıyısındaki mescide doğru yürüdük. Mescidin önündeki çeşme başında karnımızı doyurup Musa’nın obasına doğru yürüyecektik.

Önümüzde gürül gürül akıyordu dere, derenin iki yakasındaki çayırlıklar safi sarıçiçekti. Şubat mart aylarında kardelenlerle, navruzlarla donanan kayalıkların çevresi yemyeşil olmuştu. Derenin kıyısına inip yürümeye başladık. Çetmi yol ayrımına kadar dereyi takip ederek yürüyecek, sonra Çetmi yolunda bir boğazda konaklayan Musa’nın obasına ulaşacaktık. Bir yanımız çayırlıktı, bir yanımızda kavisler çizerek akıp gidiyordu dere. Bu derenin suları kayalıkların arasından geçip Ayboğazı şelalesini oluştruyor, Çetmi’nin, Sazak’ın bağına bahçesine bereket saçarak Göksu Irmağına kavuşuyor.

Barcın Yaylasında Taşeli platosunun tam ortasındaydık. Bir yanımızda Bolay Dağları, bir yanımızda Başyayla, Yörük Pazarı ve Sarıveliler, az ötemizde bir sürü suya doğru iniyordu. İki çocuk ve bir kadın vardı sürünün başında. Köpekler dolanıyordu sürünün çevresinde. Sürüye doğru yürüdük, çocuklar bir kayanın üzerine çıkmış bizi izliyorlardı. Onları yanımıza çağırdık, koşarak geldiler.

Mehmet ve Nazlı ile tanıştık. Okula gidiyorlarmış ama göç başlayınca erkenden bırakmışlar okulu. Mehmet okumayı çok seviyormuş, onlara kitaplarımı verdim iki kardeş okusunlar diye. Sürünün ardın gelen anneleri geldi yanımıza. Güleryüzlü bir yörük kızıyda Rukiye. Rahmetli Gaga Kerim’in yeğeniymiş. Misafir alır mısınız, deyince yolun üst başında kurulu çadırı gösterdi. Çadır orda, Mehmet sizi götürsün diye. Ayaküstü biraz sohbet ettikten sonra Mehmet’in peşine düşüp çadıra doğru yürüdük. Özlem vardı çadırda, tokalaştık ama sorduğum hiçbir soruya yanıt vermiyordu. “O duymaz” dedi Mehmet. Sonra çadırda toplaşınca Rukiye anlattı Özlem’in başına gelenleri. Daha üç yaşındayken boğuşan köpeklerin arasında kalmış. Onlardan kaçayım derken düşüp başından yaralanmış, havale geçirmiş, duymaz, konuşamaz olmuş. Doktorlar kulakçık vermişler ama onu da Özlem takmamış.

Obanın reisi Ali ile büyük oğlu Kadir Cuma namazı için Taşkent’e gitmişler. Babasından önce Kadir geldi. Tam bir yörük delikanlısı Kadir. Ali Canbaz ailesi kışları Aydıncık’ın Teknecik Mahallesinde kalıyorlarmış. Yazı Taşkent’in yaylasında kalacaklarmış. Yani bir konaklık yolları kalmış.

Rukiye bütün göçer kadınları gibi bilge ve hünerli. Kışlakta ıstarını kurup yün ala, yanışlı ala çuval dokuyormuş, ona da annesi öğretmiş. Erinmeden kalktı dokuduğu şeyleri çıkarıp gösterdi. Çadırda biz Ali ile sohbet ederken Nazlı benim şiirleri okuyor annesi Rukiye dinliyordu. Bir gezgin, bir yazar için kara çadırda okunmaktan güzel ne olabilirdi ki.

Sabah Kadir bizi Musa Gök’ün obasına ulaştırdı. Öğleye yakın da Alatalı arkadaşımız, iyi fotoğrafçı ve gezgin Hasan Hüseyin Kahraman motoru ile çıkageldi. Dört gezgin öğleden sonra yollara düşecek, akşama doğru Bolay Yaylasında bir çeşme başında kampımızı kuracaktık.

Zeki Oğuz biyografi

Şair, öykü yazarı ve fotoğrafçı. 1951 Yılında Konya Tatköy’de doğdu. İlkokulu köyünde okuduktan sonra, Konya Erkek Sanat Okulunu bitirdi. 1968 Yılında Yeni Konya gazetesinde gazeteciliğe başladı. Yeni Meram, Yeni Konya, Manşet, Konya Postası, Memleket, Cumhuriyet Gezi, Siyah/Beyaz, İpek Yolu gibi dergi ve gazetelerde gezi ve köşe yazıları yazdı. İlk şiir kitabı 1970 yılında yayınlandı. İlk öykü kitabının yayın tarihi ise 1981. Edebiyatçılar Derneği, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi üyesi ve Konya Fikir Sanat Kültür Adamları Birliği Derneği’nin kurucu üyesidir.

Çalışmaları Yeni Konya, Yeni Meram, Somut, Varlık, Tan (Yugoslavya), Yaba, İnsancıl, Eşik, Aykırısanat, Gerçek Sanat, Çağrı, Minerva, Tavır gazete ve dergilerinde yayımlandı.

1989 Yılında fotoğraf sanatı ile ilgilenmeye başladı. İlk kişisel sergisini 1995 yılında Konya Güzel Sanatlar Galerisinde açtı. Konya Fotoğraf Amatörleri Derneğinin kurucu üyesi olup bugüne kadar elliyi aşkın kişisel sergi açtı, karma sergilere katıldı.

Göçer yörüklerle ilgili belgesel çalışmalar yaptı. “Yaylaların Özgür Çocukları” adlı kitabı iki baskı yaptı. Bu konuda sergiler açtı, saydam gösterileri düzenledi. 1997 Yılında Konya Çalı Kültür Sanat Dergisini yayınlamaya başladı. Toplam 110 sayı yayınlanan Çalı Dergisinde yaşayan değerlerimizle ilgili özel sayılar yaptı. Düzenlenen imza günlerinde yazar ile okurun buluşmasını sağladı. Dergide sürekli olarak Konya kültürünün öne çıkması için çaba sarf etti. Dergi ve hikâye çalışmaları altı ayrı tezin konusu oldu.

ESERLERİ:

  • Kavgadayız Her Saat (şiir 1970)
  • Bebek (öykü 1981)
  • Hayrat (öykü 1. Baskı 1990 ikinci baskı 1992 Kavram Yayınları)
  • Ademin Kaburga Kemiği (öykü 1994)
  • üreğimi Getirdim Armağan (öykü 1995 Toplum Yayınları)
  • Ürkek bir Keklik (öykü 1995 Yaba Yayınları)
  • Gezgin Yürek (şiir 1 baskı 1999 2.baskı Şafak Oğuz’un fotoğrafları ile 2005)
  • Gelenekleri Görenekleriyle Konya Dağ Köyleri (halk kültürü 1. Baskı 1997 2. Baskı 2000 İl Kültür Turizm Müdürlüğü)
  • Dolavlı Yılmaz Güney (öykü 2002 Çalı Kültür Sanat Dergisi)
  • Bir Bozkır Türküsü Beldeleri Yaylalarıyla Konya (gezi 2003 Konya BB Kültür Yayınları 52)
  • Yaylaların Özgür Çocukları Yörükler (araştırma 2004)
  • Seçme Öyküler (2004)
  • Toprak ve Gelenek (halk kültürü 2005 Çizgi Kitabevi)
  • Taşra ve Gezgin (gezi 2005 Çizgi Kitabevi)
  • Seçme Yazılar (2006 Çalı Kültür Sanat Dergisi)
  • Yüzler (albüm 2007 Çalı Kültür Sanat Dergisi)
  • Gümüş Saplı Bıçak Miço (Anı-roman 1. Baskı Ekim 2009 2. Baskı Mart 2015 Nüve Kitabevi)
  • Konya Bozkırlarında bir gezgin Yol Hikâyeleri (2016 Çizgi Kitabevi)
  • Konya’nın Kırk Gezilecek Yeri (2016 Konya BB Kültür Aş.)
  • Akdeniz’den Toroslara Sarıkeçililer (2016 Çimke Yayınevi)
  • Cadılarıma Türküler (şiir/albüm 2020 Çizgi Kitabevi)
Sizden Gelenler

Yorumlar

  • Sayın Zeki Oğuz ve sevgili Arthenos ailesi, yazıyı bir solukta okudum. Gözlerimden gelen yaşlar yüreğimi serinletir mi?…Hayır. Yaşlar, Türkçeyi anlatım gücünüzde ne kadar etkili kullanmanızdan duyduğum heyecandan. Fotoğraflar ve makalenizle bize getirdiğiniz Anadolu karekteri ve yaşam biçimi halkbilimi açısından çok kıymetli. Teşekkürler

    • İlgi ve takibiniz, ayrıca motive edici sözleriniz için bizler de size çok teşekkür ederiz Gülsen hanım.

      Selam ve saygılarımızla.
      Arthenos Ekibi

Paylaş
Yazar:
Sizden Gelenler
Etiketler: Sizden gelenler
  • yakın zamanda gönderilenler

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce

    Çektiğiniz filmin banyosunu neden kendiniz yapmalısınız?

    Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…

    % gün önce