Amatör-profesyonel araştırmacı ve yazarlara, fikir insanlarına analiz ve öngörülerini, duygu ve düşünce dünyalarını ve foto-grafçılara görsel üretimlerini paylaşma olanağı sağlayan, gönüllü ve amatör olmakla birlikte bu işi profesyonellere dudak ısırtacak kadar iyi yapan Arhenos Blog’un Sebahattin Demir’le birlikte kurucusu ve yöneticisi Okyar Atilla bu yazının konusu/konuğu olacaklar.
Emin olun, torpil katiyen söz konusu değil. Bir vesile oluştu, hem de çok sağlam bir vesile. Değerli dostumuz sayın Okyar Atilla, geçmiş yılların birinde kendilerini başka bir vesileyle tanıdığımız sayın Zafer Gazi Tunalı ile birlikte harikulade bir kitaba/albüme, bir başucu eserine imza atmışlar. “Rahvan Atçılık ve Yarışları” isimli eserden ne yazık ki haberli değildik, ta ki sayın Atilla büyük bir incelik gösterip bize armağan edinceye dek.
Sadece foto-grafik süreci, yani çekim serüveni neredeyse 3,5 yıl (Mayıs 2015-Ekim 2018) devam eden dokümanter çalışmanın toplam zamanının 6 yıla tekabül ettiğini öğrendik. Çok büyük bir emek ve son derece titiz bir çalışmanın sonunda ortaya çıkan bu dörtbaşı mamur kitabın/albümün zaman geçtikçe değerine değer katacağını düşünmek yanlış olmasa gerektir.
Dokümanter olduğunu söyledik; sıradan bir dokümanter çalışma olmadığını, hakikaten ‘dokümanter’ sözcüğünün altını dolduran sıradışı bir kitap/albüm olduğunu da söylemeliyiz. Toplam 156 sayfa olan eserin ilk 36 sayfasında genel olarak atlarla ilgili tarihi bilgilere, özel olarak da rahvan atlarlarla ilgili ayrıntılı bilgilere, görsellerle desteklenmek suretiyle yer verilmiş. Her bakımdan ciddi anlamda bir kaynak eserdir, referans kitaptır.
Büyük bir emeğin ürünü olduğunu ise, yoğun bir ön araştırmanın, okumanın ve bilgi toplamanın ardından farklı zamanlarda çok sayıda yere gidilerek, üstelik bazı yerlere birden fazla kez gidilerek foto-grafik görsel hazırlanmış olmasından ötürü rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Seyrek, Nazilli, Gölcük, Babadağ, Konya, Kayapa, Karapürçek, Kütahya, Kayıhan, Muğla, Çaylı, Şirinyer, Değirmendere, Dazkırı, Ürünlü, Kızılca, Turgutlu, İvrindi, Ardahan ve Tire’ye foto-grafik kayıt için 3,5 yılı bulan bir süre boyunca gidilmiş.
Foto-grafımızın görünen kısmı, herkese âyandır. Denebilir ki buzdağının suyun üstündeki kısmına benzer. Fakat görünmeyen kısmı, yani buzdağının suyun altında olan onda dokuzluk kısmı, başka yazılarımızda da söylediğimiz üzere, gönüllü kimselerden, amatörlerden oluşmaktadır.
Sergiler, gösteriler, söyleşiler, paneller, sempozyumlar, eğitim etkinlikleri, festivaller, foto-kamplar, foto-grafçı buluşmaları, foto-safariler, geziler, dernek örgütlenmeleri, kulüpler, gruplar, atölyeler, sanal ve basılı dergiler, bloglar, kitaplar, albümler, makaleler vs… Son 50 yılda gerçekleşen bütün amatör çabaların sonuçlarını, örneğin dernek arşivlerindeki dosyaları, sergi ve gösterileri, kitap ve albümleri, dergileri, makaleleri biraraya toplasak hatırı sayılır büyüklükte bir müze için gereken bütün materyali sağlamış oluruz. Buradan bakıldığında, gönüllü amatör çabaların buzdağının görünmeyen kısmına tekabül ettiği daha kolay teslim edilir sanıyoruz.
Öte yandan, amatör ortamlarda hayat bulan sohbet ve tartışmaların sonunda foto-grafik çevrede ciddi anlamda bir olgunlaşma sağlandığını söylemek de mümkündür. Her meslekten ve kariyerden insanı barındıran gönüllü-amatör ortam aynı zamanda dayanışmayı ve medeni düzlemde tartışmayı da adım adım geliştirmiştir. ‘Özveri’nin temel olduğu bu kendine has düzlemin ülkemizin kültür sanat ortamına hangi ölçüde katkı yaptığını görebilmek için, söylediğimiz üzere, bir müzede izlenime sunulması gerekir. Diğerleri bir yana, amatörler eliyle ortaya konmuş basılı dergiler, kitaplar, albümler için oldukça büyük bir kütüphane gerekeceği aşikârdır. Dernek arşivleri ise koca bir dünya. Başkasının ne düşündüğü, nasıl değerlendirdiği üzerinde durmuyoruz; gönüllü-amatör ortamı, sözünü ettiğimiz birikim bağlamında önemsediğimizin altını çizmek istiyoruz.
Tam olarak kılı kırk yaran anlamında titiz çalışan, çok ciddi araştıran, disiplinli davranan Okyar Atilla’yı, aynı erdemlere sahip olan Sebahattin Demir’le birlikte ‘Arthenos Blog’da, ‘Rahvan Atçılık ve Yarışları’ isimli eserde Zafer Gazi Tunalı’yla birlikte kültür-sanat hayatımıza büyük bir özveriyle katkı verirken görüyoruz. Bu bilgi eksik kalır; ‘Cebimdeki Fotoğraflar’ isimli e-albümü de görmenizi öneririz. Gönüllü ve amatör olmak, yapılan işin hakkını vermemek, o işi üstünkörü yapmak anlamına katiyen gelmez. Okyar Atilla’nın imza attığı sanat düzlemindeki her etkinliğin (kuşkusuz iş hayatında da aynen öyledir) çoğu profesyonele dudak ısırtacak nitelikte olduğunu görüyoruz.
Kitabı/albümü incelediğinizde, yola çıkmadan önce bulabildikleri bütün kaynakları incelediklerini (19 eser) göreceksiniz. Ülkenin farklı yerlerine rahvan atların ve yarışlarının görsel kayıtları için 30’a yakın kez gitmişler. Atların evrimi, atların genel özellikleri, atların sınıflandırılması/isimlendirilmesi, at-insan ilişkisi (Mitolojik boyutuna dek), atlarla yapılan oyunlar, rahvan atçılık ve biniciliği, rahvan at yarışları, atın yürüyüş şekilleri, ata öğretilen yürüyüşler, atın davranış tarzları gibi konular ayrıntılı şekilde incelenip kaleme alınmış. Kitapta, geleneksel rahvan at yarışlarıyla ilgili afişlere de yer verilmiş. Binici, bakıcı, yarış alanına nakil, at-insan iletişimi/bağı, sağlık, yarış alanı, yarış atmosferi, izleyici, meraklı, at sahipleri vb ne varsa sürecin birer parçası olarak foto-grafik görseller aracılıyla albüme dahil edilmiş.
Teknik olarak da çıtası hayli yüksek S/B foto-graflardan oluşan bu şahane albüm foto-graf alanında kendisini vareden veya varolmaya çalışan amatör-profesyonel herkesin kişisel kütüphanesinde, elinin altında bulunmalıdır. Akademik ortamın kurumsal kütüphanelerinde yer alması gerektiğini söylemeye bile gerek yoktur.
Dijital çağda yaşıyoruz, iletişim son derece kolay. Arthenos Blog’a girip, e-mail üzerinden sayın Okyar Atilla’dan (hem de imzalı) kitap istenebilir.
Hararetle öneriyoruz; bu kitabı/albümü edinin.
Eser sahiplerini, Arthenos Blog’a emek koyanları saygıyla selamlıyoruz.
Tekin ERTUĞ
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Çektiğiniz fotoğrafların kendi çabanızla negatif üzerinde belirmesini görmek adeta bir sihir gibi! Teknik yönün yaratıcılıkla…
Yorumlar
Sebahattin akşam vakti WhatsApp dan mesaj atıp "manşette süpriz" var deyince "Allah allah süprizleri birlikte planlardık ne ola ki?" diyerek merakla sayfayı açınca kala kaldım. Açıkcası ne diyeceğimi bilemiyorum. Beni onurlandırdıkları için Hem Tekin Bey'e ham de Sebahattin'e sonsuz teşekkürler. Bu satırları yazarken duygularımı kolay kolay ifade edemeyeceğim.
Tüm dostlara sevgilerimle saygılarımla
Tebrik ederim Okyar.
Tebrik eder basarilarinin devamini dilerim sevgili Okyar Atilla.
Sevgili Hilmi (camia dışından olduğun için, senin üniversiteden sınıf arkadaşım olduğunu ekleyivereyim) çok teşekkür ederim.
sevgilerimle
Tanıdığımız bir ismi bir kez de sizin kaleminizden okumak ayrı bir keyif verdi bana. Bu da edebi dilinizin ve kaleminizin ne kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Sabah sabah hoş bir sürpriz yaşattınız bize. Teşekkür ederiz Tekin hocam. Ellerinize emeğinize sağlık.
Buradan, bu vesile ile, bende Sebahattin Bey'e ve Okyar Bey'e tekrar teşekkürlerimi ve minnettarlığımı sunmak istiyorum. Dediğiniz gibi tamamen gönüllülük esasına dayanan, amatör bir ruh ama profesyonel bir disiplin ile bu siteyi ayakta tutuyorlar. Üstelik bu yapı çok dinamik. Sürekli gelişiyor. Sürekli büyüyor bu aile. Yine çok değerli insanların katkılarıyla her geçen gün daha değerli hale geliyor. Onlardan çok şey öğreniyorum, çok faydalanıyorum. Para ile satın alamayacağım kaliteli içeriklere onlar sayesinde ulaşıyorum. Sahip oldukları bilgi ve birikimle kendilerini yükseklerde konumlandırmıyorlar, kırk yıllık arkadaşınız, abiniz, kardeşiniz gibi candan ve samimiler. Bu büyük ailenin bir ferdi olmaktan mutluluk duyuyorum. Sürekli yeni şeyler öğreniyor, çok kıymetli dostlar ediniyorum. İyiki varsınız. Rabbim sizlerin de, Arthenos ailemizin de ömrünü uzun etsin.
Selam ve saygılarımla...
Bu güzel dilekler için çok teşekkürler. Hep birlikte var oluyoruz. Bilgiyi ve sevgiyi paylaşıyoruz. Kendi blogumuzda olması bana kendimi biraz torpilli hissettirdi. Ancak Sebahattin Ve Tekin Bey hak ettiğimi düşünüyorlar. Ne mutlu bana ki böylesi güzel insanlarla yürüyüp gidiyoruz.
Not: Sebahattin fotoğrafı özel seçmiş. Fatih Özkadir tarafından kayda geçmiştir. Vesile ile ender iyi fotoğrafım için kendisine çok teşekkür ederim.
Tekin Bey kaleminize sağlık, Okyar Bey'e hakettiğince güzel bir süpriz yapmışsınız, hem sizi hem de Okyar Bey'i tanımaktan mutluyuz, umarım salgın sonrasında birlikte fotoğraf çekerek tecrübelerinizi yaşayarak da özümseriz.
Sevgi ve saygılarımla.
Biz de birlikte olmaktan mutluyuz. Şöyle Kumkapı'dan girip Taksim meydanından çıksak ne güzel olur... Yaparız inşallah.
Sevgi ve saygılarımla