BLOG

Adnan Ataç usta ve iki yeni manifesto

Fotograf serüveni yarım asrı aşan usta fotografçı ve akademisyen Prof.Dr. Adnan Ataç’ın, son dönem çalışmalarında, görüneni yahut gösterileni değil, görünenin gerisinde olanı, bir bakıma görünmeyeni kelimenin tam anlamıyla bilimsel bir yaklaşımla ele aldığına ve sanatın (özelde fotografın) diliyle ortaya koyduğuna tanık oluyoruz.

Kısır döngüde olduğundan sürekli şikâyet edilen fotograf ortamında sayın Ataç kanaatimizce çok değerli bir meşale yakmıştır.

Ataç, olaylara ve olgulara, hayata, doğaya, bizatihi insanın kendisine bilimsel bir yaklaşımla bakmak gerektiğinin altını çizer. Akademik düzlemin gereği de budur zaten. Paylaştığı argüman, ne yaptığını bilmez halde gördüğü her şeyin rastgele fotografik kaydını yapanlara uyarı niteliğindedir. Yaklaşımını ortaya koyarken, düşündüğü ve yaptığı şeyi ayakları yere basar şekilde yaptığını, izlenime sunduğu görsel materyalle birlikte her defasında bir manifesto yayınlaması ve elbette ki manifestoların içeriği açık şekilde teyid eder.

Adnan Ataç’ın bir ömür biriktirdiği bilgi ve deneyiminin sonucu eriştiği yüksek olgunluk seviyesinde iken ortaya koyduğu tavrı ilk olarak “Doğada Dinamizm” başlığını taşıyan manifestoda gördük. Hatırlanacağı üzere, o çalışmaya ve söz konusu manifestoya dair bir yazı kaleme almış ve paylaşmıştık.

Bu önemli manifestoyu, ard arda yayınladığı “Sanal Yaşamlarda Sevgi Metaforu ‘Aşk’” ve “Varolmanın Diyalektik Çelişkisi” başlıklı iki yeni manifesto izledi.


Durmaksızın çalışan, üreten, yorumlayan ve paylaşan az sayıda insandan biri ve son dönem yeniden veya bir kez daha düşünmeyi öneren, sınırları zorlayan, kalıpları kırıp başka bir yaklaşım ortaya koyan ve sanat etkinliklerinde çıtayı oldukça yüksek bir noktaya taşıyan Ataç ustayı takdirle ve saygıyla karşılıyoruz.

Bu itibarla sözünü ettiğimiz yeni iki manifestoyu paylaşmak isteriz.

Sanal Yaşamlarda Sevgi Metaforu ‘Aşk’

Salt gerçekliğin bile her canlıya göre farklı algılandığı bu kaotik düzende, belki de kilit taşlarından birisi sevgi gizemi olmalı.

Ancak sevginin her an değişebilen duyguları ile görünenin çok ötesinde aşkın, acının, fedakarlığın, mutluluğun, saygının, ya da varolmanın derin karmaşası içindeki belirsizliğinin belirgin görüntülerle anlatımı amaçlanmıştır. Bu çalışmada metaforik bakış ile en güçlü tutkulardan birisi olan “aşk”ın duygusal izleri öncelikli olmuştur.

Her fotoğrafta görüntülenen anlar arasındaki zaman boyutu, önce ve sonra ilişkisi ile döngüseldir. Mekan boyutu, postmodern yaklaşımla öğeler arasında anlamlı olmayan düzenlemelerle sunulmuştur.

Sanal yaşamlardan kurgulanan imgeler tanımlanamayan bütünün, tanımlanan parçalarıdır. Hiçbir şey tek başına var olamayacağına göre, her şey kendisinden önce gelenin sonucu, her sonuç kendisinden sonrasının başlangıcıdır. Görüntüler içindeki duyusal birliktelikler, çelişkiler, yaratılmaya çalışılan düşler, diyalektik bir yapı bağlamında iki insan üzerinden tasarlanmıştır.

Unutulmamalıdır ki üretilen bütün ürünler gibi fotoğraf da hangi teknikle üretilirse üretilsin, gördüğümüzü sandığımızın zihinsel yorumundan başka bir şey değildir. Herkese göre farklı algılanır ve görecelidir.

Varolmanın Diyalektik Çelişkisi

İnsanın, maddi varlığının özünü oluşturan içsel değerlerinin çelişki ve çatışmalarını ancak diyalektik yaklaşımla ele almak gerekir.

Her sınır; ister bir biçimi, ister bir düşünceyi anlatsın hep çizgileri algılatır. Bu koşullandırıcı sınırlar yaşamda ne kadar yol gösterici olursa olsun, bir o kadar da ötesindeki bilinmezliğinin dayanılmaz heyecanını, coşkusunu, umudunu ve korkusunu barındırır. Ama hiç bir korku, her varoluşun aslında yeni yokoluşların öncüsü olduğu gerçeğini değiştiremez.

Kendi dünyası içinde ne kadar önemsense de her yaşam ancak kendine çizilen sınırlar içinde vardır. Ancak bütün sonradan eklenenlerinden arınıp, en yalın çıplaklığı ile varlığının ve kimliğinin farkında olmak, var olma mücadelesinin, kendine güvenin ve güçlü olmanın ta kendisi olmalı, doğanın ta kendisi gibi.

Bu çalışmada insanın, ne kadar başkalarından olduğunu sansa da en çok kendisi tarafından oluşturulan, ne kadar renkli ve çekici olursa olsun sınırlarında yaşamak zorunda olduğunu, ne var ki kaçınılmaz olanın, her zaman hayallerin, arayışların, farklı dünyaların ve yeni paradigmaların sınırlar ötesindeki bilinmezliklerde var olacağı anlatımı görsel düzenlemelerle sunulmuştur.

Sınırlar içinde varolmanın, farkında olma ya da olmama, uzlaşma ya da uzlaşmama, kabul ya da red çelişkilerinden yola çıkarak oluşan bu diyalektik yaklaşım, aslında özgürlük arayışından başka bir şey değildir.

Böylesine derinlikli bir düşünüş üzerine daha ne söylenir?!..

Ustayı saygıyla selamlıyoruz.

Tekin ERTUĞ

Tekin Ertuğ

İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü) "Foto İntelijansiya" "Fotoloji / Fotologya"

Paylaş
Yazar:
Tekin Ertuğ
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    Yaş alan ama yaşlanmayan Ustaların Ustası Gültekin Çizgen’den Yapay Zeka

    Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…

    % gün önce

    Hüseyin Kekiç ile; İstanbul düşlü / yorum

    Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…

    % gün önce

    Paris bir şenliktir…

    Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…

    % gün önce

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce