Merhaba Kristal…
Mesut Başer’in bu fotoğrafından çok etkilenirim. Beni etkileyen şey oradaki insanın Rahmeti Rahmana kavuşmuş tanıdık bir simayı hatırlatması değil, fotoğrafın anlattıkları…
Fotoğraf ilk bakışta teknik olarak zayıflık hissi verebilir, ancak bana göre içeriği, hissettirdikleri ve sahip olduğu hikâye bu açığını kapatıyor.
Müthiş bir anlatı diline sahip bu fotoğraf.
Neler anlatıyor fotoğraf isterseniz önce ona yoğunlaşalım.
Kompozisyon antik dönemden günümüze ulaşmış bir mekânın köşesinde, hayattan bıkmış, çaresiz, umutsuz bir insan ile onun yanı başında, bunalmış bir sokak köpeğinin derbederliğini yansıtılıyor. İnsan gariban görünüşlü ama temiz. Bakışlarına baktığımızda ise sıkıntıyla dolu yaşamını hak etmediğine dair bir ifadeye tanık oluyoruz. Sokak köpeği ile sokağın bir köşesinde sıkışmış ve bütünleşmiş umutsuz bir insan… Çok etkilendim.
Böylesi acılı yaşamları gördüğümde, elimde olmadan iki soru gelir aklıma, neden ve nasıl?
Millet olarak acımız sevincimizden çok mu? Yoksa bana mı öyle geliyor Kristal?
Yine art arda acılar yaşadığımız bir dönemdeyiz. Depremler, yurtdışından şehit haberleri, çığ felaketi ve uçak kazası; bu kısa dönemde hepimizin moralini bozdu, toplumun yaşadıklarından daha kötüsü ise bazı ailelerin kayıplar yaşamasıdır.
Böylesi acılar yaşadığımızda ben daha çok; “Allah korusun… Allah beterinden saklasın… Allah göstermesin…” gibi tekrar edilen kalıplaşmış sözlere takılırım…
Ve Akif’i hatırlarım…
Nurlar içinde yatsın. Kurtuluş savaşına verdiği destek, milli bir uyanışı alevlendirmiş, özgürlük mücadelemizin harcı olmuştu.
Biz Akif’i yazdığı İstiklal Marşı’mızla Çanakkale Şehitlerine şiirleriyle biliriz ve Akif’e saygıda kusur etmeyiz. Ancak ne yazık ki; gerçek bir sosyolog ve İslam mütefekkiri özellikleriyle tanımayız o büyük şahsiyeti.
Hani demiştim ya toplumun her Allah korusun deyişi bana Akif’i hatırlatır, Akif’le birlikte Safahat’ı ve özellikle ‘Mütevekkil’ isimli şiirini hatırlarım.
Sosyolojik olarak bizi analiz eden, hatalarımızı sorgulayan ve sorunlarımızla yüzleştirerek gerçek kurtuluş ve imanın anlaşılmasını sağlamaya çalıştığı ‘Mütevekkil’ şiirini hatırlarım…
Sevgili Kristal dua ve iyi dilekler hiç şüphesiz sahibini olumlu etkiler, moral ve motivasyon verir. İnanç ise arzunun gerçekleşmesinin yolunu açar, bunlara şüphe yok!
Sorun sorunlarımızın düzeltilmesini Allah’tan beklemekte düğümleniyor!
Akif söz konusu şiirinde şöyle der;
“Kadermiş” öyle mi? Haşa, bu söz değil doğru,
Belanı istedin, Allah da verdi… Doğrusu bu.
Demek ki: her şeyin Allah… Yanaşman, ırgadın o;
Çoluk çocuk O’na âid; lalan, bacın, dadın O;
Muhteşem bir analiz ve ifade, değil mi? Toplum olarak her şeyi Allah’tan beklememizin yanlışlığı bundan daha güzel anlatılabilir mi?
Allah evreni hareket ve döngü içinde yaratmış. Çok güçlü matematik, kimya ve fizik denklemleri ile takdir edilen oluyor. Deprem; olacak, önlenemez ki! Ama yıkım önlenir ya da en az zarar verecek şekle dönüştürülür. Bu da Allah’ın elinde değil bizim elimizde, Akif’te böyle demiyor mu Kristal?
Maalesef çığ felaketinde kayıp 2 kişiyi kurtarmak için panikle müdahale eden 10 larca kişiyi kurban ettik. Çığ biriken karın kaymasıdır ama ne tetikler bunu? Sarsıntı, değil mi?
Riskli bölgede; araç sarsıntı yaratır mı? Evet.
Peki, yüksek sesle konuşmalar, bağırmalar? O da…
Kurtarma çalışmalarına iyi niyetli ama işin uzmanı olmayanlar karıştı mı? Evet.
Son günlerde yaşanan kayıpların açıklamasını neredeyse 100 sene evvel bu mübarek şahsiyet apaçık göz önüne sermiş Kristal.
Binalarımızı coğrafyamız şartlarına uygun yapsaydık, çığ bölgesine girmeme uyarısına kulak verseydik, havaalanı inşasına gereken özeni gösterseydik, uçuş kurallarına disiplin içerisinde bağlı olsaydık bu felaketler kaderimiz olur muydu?
Bütün bunlar başta sözünü ettiğim ‘niçin?’ sorusunun cevabıdır.
İsterseniz bir de ‘nasıl?’ sorusunun cevabına odaklanalım. Yine Akif’in şiirinde arayalım isterseniz cevabı.
Akif söz konusu şiirinde şunu da söyler;
“Çalış!” dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun,
Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!
Biz önce toplum olarak şeriatı nasıl anlamlandırdığımıza bakalım, ardından Akif nasıl tanımlamış ona bakalım. Hiç ilgisi yok değil mi? Ve kendimizi sorgulayalım… Akif mi daha iyi bilir İslam’ı, biz mi?
Bir gerçek var ki, doğru sandığımız birçok şey aslında hurafe… Ama bunu bilmediğimiz için acılar çekmeye devam ediyoruz, sorunlarımız üst üste yığılıyor, yenileri tekrarlayarak karşımıza çıkıyor.
Sorunlarımızı ‘nasıl?’ çözeceğimizin cevabı bu dizede verilmektedir. Eğer merak edip “Mütefekkir” şiirinin tümünü okursanız, birçok yanlışımızın dile getirildiğini ve çözümün işaret edildiğini göreceksiniz.
Nasıl? Sorusunun cevabı tek kelimedir! Çalışmalıyız…
Ama nasıl?
Bilinçle, ilimle, şartlanmışlıktan uzaklaşarak, gerçek uzmanlara değer vererek…
Sevgili Kristal son cümlemiz ışığında isterseniz başa dönüp, fotoğrafa bir daha bakıp üzerinde düşünelim mi?
Fotoğrafta yaşanan dramın sorumlusu yaratan mı, ya da diğer insanlar mı?
Başımıza gelenler; kendi doğrularımızın yanlışlığından kaynaklanmıyor mu?
Yanlışlarımızı itiraf edersek; önyargı, karşımızdakinden daha çok bildiğimizi sanma, savsaklama, boş verip “Allah korur” inancımız, çalışmama, duyma ancak gerçekten dinlememe ve gerektiğini yapmama gibi daha birçok unsur sıralanabilir.
Selam gerçek doğruyu arayanlara, çalışanlara, toplumu aydınlatanlara ve Akif’lere gitsin…
Mikdat Besni
11.02.2020-İstanbul
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Yorumlar
Ne güzel söylemiş Mehmet Akif Ersoy. Ne kadar doğru tespitlerde bulunmuş. Ağzına kalemine sağlık. Ruhu şad olsun.
Kaza ve Kadere iman, imanın altı şartından biridir elbet. Hayır ve şer Allah'tandır. Ama malesef insan başına gelen iyi şeyleri kendinden, kötü şeyleri Allah'tan biliyor. Tedbir senden, takdir Allah'tan denir. Biz akıl ve bilimin ışığında hayatımızı kurallara göre dizayn eder ve yaşarsak zaten sorun kalmayacak. Allah'ın ilk emri OKU. Başka söze gerek var mı???
Yazı ve fotoğraf için çok teşekkür ederim Mikdat bey. Ellerinize sağlık. Fotoğrafta beni etkileyen şey; insanın tüm çaresizliği ve yalnızlığına rağmen onu terk etmeyen, yanı başında bekleyen köpek oldu. Fotoğraftaki insan varlık ve zenginlik içerisinde olsaydı çevresi dost ve arkadaşları ile kuşatılmış olurdu. Ama yokluk ve çaresizlik içerisinde olunca kimse kalmamış yanında. Oysa o köpek hiçbir çıkar gütmeden o halinde bile yanında.
Bir sonraki mektubunuzda görüşmek dileği ile.
Selam ve Saygılarımla.
Öner Bey muhteşemsiniz, varlığınıza teşekkürlerimle.
Mikdat Bey merhaba,
Koşuşturmaktan yazınızı ancak okuyabildim. Yani yayınlandıktan sonra demek istiyorum. Fotoğrafın hikayesi üzerine söylemleriniz fotoğrafın izleyicide oluşturduğu duygunun çok güzel ifadesi. Mesut Başer'i de tebrik etmeden olmaz. Bu güzel fotoğrafik anı ustaca belgelemiş.
Ben fotoğrafta tercih edilen "açı" dan elde edilen harika bir ışık kullanımının da kompozisyonu kuvvetlendiren bir tercih olduğunu vurgulamak istiyorum. Fotoğrafçı bunu görmüş ve ışığı çok iyi kullanmış.
Adam ve köpeğin etrafında yer alan "çizgi" lerin kompozisyona etkisini de göz ardı etmemek gerekir.
Ve tabii ki adamın elleri, köpeğin bakışı...
Sevgi ve saygılarımla
Mithat Hocam; fotoğraf okumalarınızın her biri ayrı bir ders niteliğinde olmaktadır. Bir öğrenci gibi yazdıklarınızı okumadan fotoğrafın bir çıktısını alıp önce fotoğraftan ne anladığımı iyice inceleyip sonra yazdıklarınızı, keyifle okuyup karşılaştırmasını yapıyorum..