BLOG

Kristal’e mektup var

Sevgili Kristal…

Yazılarımı özlemişsiniz. Yazdığınız mektup beni duygulandırdı. Beni seven ve yazılarımı arzulayanlara nasıl hayır diyebilirim ki…

Takdir edilmeyen emek sessizce kaybolur…

Sayın Tekin Ertuğ, fotoğrafa katkıları ve kişiliğiyle takdir ettiğim bir yazardır. Bu nedenle Foto İntelijansiya kitabını önemsedim. Başlangıçta kitabın en çok dikkatimi çeken yönü ismi oldu. Araştırmaya önce o noktadan başladım. Acaba İntelijansiya’nın anlamı neydi, kapsadığı konu ne idi? Yoğunlaştığım ilk nokta, şimdiye kadar karşılaşmadığım bu yabancı kelimenin anlamı idi.

İnsan ne arıyorsa onu bulur, ben de buldum. “Entelijansiya, “aydınlar topluluğu” anlamına gelen terim. Genellikle kültürel ve siyasal etkinliğe sahip entelektüel topluluk anlamında kullanılır” tanımı beni rahatlattı. Rusça kökenli bir kelime imiş ve batının kullandığı, bizim genelde karşımızdakini küçümsemekte kullandığımız ve doğru telaffuz edemediğimiz “entelektüel” kelimesinin eş anlamlısı imiş. Bilindiği gibi Entelektüel, derinlemesine düşünen, geniş bir bilgi birikimine sahip ve bu bilgileri toplumla paylaşan kişidir

Daha derinlere indiğimde, bu isimle yer alan; edebiyatseverlerin buluştuğu, kaliteli yazarların yer aldığı, kitap ve müzik ile ilgili herşeyi bulabileceğiniz hoş bir kaynak şeklinde bir blogun bulunduğunu da öğrendim.

Ayrıca son dönemde ülkemizin yetiştirdiği düşünür, analist ve dik duruş sergileyen bir değer olan Cemil Meriç sayesinde tanıştığımız bu terimin, ülkemizde intelijansiya şeklinde kullandığı bilgisine de eriştim.

Sosyolog Cemil Meriç’in aydınları, Mağaradakiler isimli kitabında: “İntelijansiya nedir? Bir ülkede hür düşünmek isteyen insan topluluğudur. İntelijansiyanın oluşumu sosyal bir süreçtir. Bu süreç çağdaş Avrupa’da Fransız Devrimi ile başlar. İntelijansiya, kendine mahsus sıkı bir ahlak anlayışı olan, belli bir dünya görüşüne inanan, belli bir yaşayış tarzı, belli alışkanlıkları bulunan bir topluluktur” olarak tanımladığını öğrendiğimde saygım arttı.

Kitabın isminin anlamını öğrendikten sonra, fotoğrafçı aydınlar için önemli bir kaynak olabileceğini düşünerek bu konuda kitaba dayalı düşüncelerimi dile getirmeyi düşündüm.

Birilerini yazarak düşüncelerini kalıcı hale getirip gelecek nesillere aktaranların da, düşüncelerinin ve rehberlik görüşlerinin yazılması ve yayın dünyasında yer alması gerektiğine inanırım. Bu amaçla İntelijansiya isimli eserin nüktelerinin bir makale olarak yayınlanması yararlı olacağını düşünüyorum.

Ülkemizde edebî alanda bu tür yazılara “Deneme” adı veriliyor. Bu kelimeyi niçin “Düşünceler” ya da “Yorumlar” olarak tanımlamadıklarını anlayamam… Çünkü; Deneme “üzerinde emin olunmayan, deneyerek doğruyu bulmayı” çağrıştıran bir anlama sahiptir.

Biz Fotoğrafçı Aydınların kaynak kitabına dönelim. Kitap özetle, hem fotoğraf sanatı dalında entelektüel yapı taşlarından yaşanmış örnekler sunuyor, hem de bu konuda emek veren kişilerin kısa bir biyografisi olmuş. Kişilerin emeklerinin kalıcılığını, takdirini ve gelecek nesillere örnek olmasını sağlamış.

Yapılan iyi işlerin gündeme getirilmesi, her zaman kişiyi ve başkalarını teşvik eder. Bu konuda güçlü atasözlerimiz de vardır. “Marifet iltifata tabidir.” Evet, çok doğru. İltifat ve takdir insanı en çok teşvik eden unsurlardan birisidir.

A. Niyazi Sertkalaycı kapsamlı bir girişle, yakından tanıdığı yazarı olabildiğince güçlü ve kısa şekilde okuyucuya tanıtmış.

Gültekin Çizgen, İbrahim Zaman gibi bir fotoğraf otoritelerinin ve TFSF Başkanı Dr. Sefa Ulukan’ın düşünceleri, yazarın ve kitabın, Fotoğraf Sanatı için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor.

Böylece okuyucunun kafasında yazar hakkında soru bırakılmamış, kitap anlaşılır olmuş.

Yazar ise kitabının girişinde; “Sanat, itirazı dillendirmenin önemli bir yoludur, en ince aracıdır. En az resim, heykel, sinema, tiyatro, edebiyat, müzik kadar fotoğraf da bireyi sanat ortamına taşıyıp bu ince aracı kullanmasını sağlayabilecek yeteneğe sahip çok önemli bir kulvardır” sözleriyle Fotoğraf Sanatçısı olmak isteyene yol haritası çizmektedir. Böylece “haz” için fotoğraf çekmektense, “amaç ve anlatı” için fotoğraf çekmenin sanat alanının girişi olduğunu ortaya koyuyor. Fotoğrafın “belge kabiliyetiyle” çok daha “kıymetli” olabildiğini eklemektedir.

“Mamafih fotoğraf ortamında yer alan ve büyük bir çoğunluğa tekabül eden bizler, fotoğrafın ne sanat boyutunu, ne de çok değerli belge boyutunu yeterince kavrayamadık, gereğince hayatta geçiremedik” diyerek bir özeleştiride bulunuyor. Bence çok haklı, sosyal medyanın beğeni rüzgarında savrularak, öze yönelmedik, sanat ve belge kulvarındaki yolu aramadık. Aslında gerçeği ve amacı atamadık, anlık hazların kurbanı olduk.

Bu anda aklıma Sebastiao Salgado’nun şu sözü aklıma geldi. “İnsanların fotoğraflarıma bakıp ışığı ya da ton paletini takdir etmelerini istemiyorum. Onların derinlere bakmalarını ve fotoğrafın neyi temsil ettiğini, çektiğim insanların ne tür insanlar olduğunu görmelerini istiyorum.”

Tekin Ertuğ hoca da kitabında yazarı anmadan bu görüşte olduğunu farklı kelimelerle açıklıyor. Evet, fotoğraf sanatçısı olmak istiyorsak, bu düşünceyi aklımızdan hiç çıkarmamamız gerekiyor.

Bu kapsamda Tekin hoca, anlam ifade eden fotoğraflara yönelen, kısaca “değer üreten” kişilere saygısını dile getiriyor. Toplumunun verimli kişiler karşısında takdirden yoksun sessizliğine karşı duruş sergilediğini görüyoruz. Aramızda zamanını heba etmeyen, popüler alana yönelmeyip değer üreten kişilerin bulunduğunu, bunların gereken ilgi ve desteği hak ettiğini dile getirirken, eli kalem tutan üstatların, fotoğraf sanatına katkısının olmasını da beklenti olarak dile getiriyor.

Övgüyü hak eden eserler çıkaran sanatçılara saygı göstermek sanat dünyamızın gelişmesine yol açacaktır. Sonuçta sanat üreten ve anlayan kişilerin toplumumuzda çoğalması, sorgulama, analiz etme, düşüncenin gelişip yeni ufuklar keşfetmesi, alternatif çözümler bulması gibi değer ifade eden bir gelişimin tetikleyicisi olacaktır.

Bu girişten sonra yazar kitabında alfabetik olarak bazı “değer üreten” isimlere yöneliyor.

Fotoğraf sanatında saygı duymak, bu sanat dalında iz bırakmak isteyenler için yaşanmış örneklerden esin kaynağı bulmak ve sanat alanında yeterlilik kazanmış bir bakış açısı ve kişiliğe kavuşmak hiç şüphesiz hepimizin önemsediği ve istediği bir vasıftır.

Ancak bu konuda yeterlilik kazanmanın bir yolu da Foto İntelijansiya kitabına sahip olmaktan geçiyor.

                                                                                                                         Mikdat Besni

Mikdat Besni

Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Son görev yeri olan Susurluk’ta yaşamaktadır. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini anlayınca, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu.Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine, iyi fotoğrafın ve fotoğrafçının ön plana çıkmasına destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Kurucu Başkanıdır. Fotono21 ve ASFOD onur üyesi olarak taltif edilmiştir. Fotoğrafın bir hobi aracı olarak görülmesini, sanatsal açıdan tuzak olarak görmektedir. Fotoğrafçıyım diyenlerin, yaratıcı yenilikler içerisinde olması gerektiğine inanmaktadır. Fotoğrafın Aksakallarının rehberlik yapması ve ufuk açıcı yeni çalışmalar içerisinde olması gerektiği düşüncesiyle, gerek şiir ve gerekse yorum olarak bir başyapıt olan Mihriban Türküsünü, ülkenin çeşitli yerlerinden 18 arkadaşıyla birlikte fotoğrafik olarak anlatan çevrimiçi Düşünme Biçimleri atölyesini, Fotono21 bünyesinde gerçekleştirmiştir.Bazı yurtiçi fotoğraf yarışmalarına jüri üyesi olarak davet edilmiştir. Bunlar içinde ülkemizin savunma destanı olan Çanakkale Savaşları Tarihi Alan 1. Fotoğraf Maratonuna yapılan çağrıyı fotoğraftan aldığı en büyük ödül olarak görmektedir.

Yorumlar

  • Mikdat Bey elinize sağlık. Tekrar kaleminizden akmış bir yazı okumak hoş oldu. İyi ki Kristal "nerede Mikdat hocam?" diye sormuş.
    Sevgi ve saygılarımla

  • Yazı için teşekkür ederim Mikdat abim. Buradan sizin vesilenizle Tekin Hocama da selam ve saygılarımı iletmek istiyorum.
    Fotoğraf sevdalısı insanlar olarak siz değerli hocalarımızın bilgi ve deneyimlerinden faydalanmak gelişimimize önemli katkı sağlıyor. İyi ki varsınız.

Paylaş
Yazar:
Mikdat Besni
  • yakın zamanda gönderilenler

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce