2009 yılından itibaren 9 yıl boyunca AFSAK (Alanya Fotoğraf Sanatçıları Kulübü Derneği) Başkanlığı yapmış, aynı zamanda bir dönem TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) Yönetim Kurulu Üyeliği (Sayman) görevini de üstlenmiş olan usta fotografçı sayın Ali Aral’ın lütfedip yolladıkları son derece anlamlı ve güzel bir albümden söz etmek istiyoruz bu yazımızda.
Alanya Uluslararası Heykel Sempozyumu albümü.
Alanya Belediyesi’nin inisiyatifi, öncülüğü ve Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesinin işbirliğiyle 16 yıldır gerçekleşen Uluslararası Heykel Sempozyumu kentin kültür-sanat hayatına damgasını vuran etkinliklerden biri olmuştur. Sempozyum kapsamında bu güne dek inşa edilen heykellerin oldukça şık ve belge değeri yüksek albümünü incelediğimizde görüyoruz ki ülkemizin heykeltıraşlarının yanısıra, başka ülkelerden de çok sayıda heykeltıraş etkinliğe iştirak etmiş.
Ali Aral ve Tuna Aral’ın fotograf editörlüğünü üstlendikleri, teknik olarak çok iyi hazırlanmış, oldukça kaliteli bir baskıyla sunulmuş albümde şu ülkelerin sanatçılarıyla karşılaştık: İran, Almanya, Bulgaristan, Gürcistan, İtalya, Macaristan, Fransa, Romanya, Japonya, Yugoslavya (Sırbistan-Karadağ), Rusya, Yunanistan, Ukrayna, Suriye, Polonya, İspanya, Portekiz, Makedonya, Kore, Ermenistan, Tayvan, Litvanya, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, Sırbistan, Meksika, Kostarika, Belarus ve Zimbabve.
Toplam 30 ülkeden sanat insanlarını konuk edip ürettikleri çağdaş eserleri Alanya’ya kazandırmak, gönülden tebrik edilecek bir çabadır. Ayrıca, etkinliğin geleneksel hale getirilip dünyanın başka ülkelerince bilinir olmasına, bununla birlikte Alanya’nın çeşitli yerlerine sürekli yeni heykeller koyarak kentin yepyeni bir kültür-sanat kimliği kazanmasına yol açmak hakikaten övgüye değerdir.
Dünyanın pek çok yerinde, asırlar öncesinden miras kalan ve tarihi dokusu korunmuş, kendine has kimliğiyle tanınan çeşitli kentler bulunduğu malûmunuzdur. Prag onlardan biridir. Paris, Viyana, Petersburg, Roma, Atina, İstanbul, Kahire gibi kentler hemen herkes tarafından geçmiş zaman içinde büründükleri kimlikleriyle hatırlanırlar.
Ve başka kentler var; kimi dünyanın finans başkenti, kimi kültür-sanat başkenti, kimi teknoloji başkenti, kimi eğitim-öğretim başkenti, kimi sportif aktivitelerin vazgeçilmez mekânı olarak bilinirler veya öyle tanımlanırlar ya da isimleri telaffuz edildiğinde bu gibi çağrışımlara yol açarlar.
Ayrıca doğal örtüsü veya jeolojik oluşumu, vahşi doğası veya bol güneşli atmosferi ve uçsuz bucaksız kumsallarıyla ilgi çeken kentler de, tarihi dokusundan veya başka nedenlerden ötürü ezberlerde yer etmiş kentler gibi çok büyük avantaja sahiptir.
Öte yandan, inanç ve/ya ibadet merkezi olmaları ya da mistik bir atmosfer sunmaları itibariyle bazı yerler dünya ölçeğinde bilinir olmak bakımından ön sıralarda yer alırlar.
Böyle bir avantaja sahip olmayan kentler ise, çağdaş dünyada kendileri için başka kimlikler inşa etmekteler. Yaşadığımız zamanda artık kasabalar, köyler dahi kendileri için yeni ve/ya farklı bir kimlik inşa ederek dünyada bilinir yerler haline gelmek için çaba sarfetmekteler. Daha ziyade kültür-sanat ve hatta zanaatlar üzerinden, gastronomi üzerinden, doğa üzerinden, spor etkinlikleri üzerinden, velhasıl dikkate değer bir şey üzerinden bilinir olabilmek için dünyanın farklı ülkelerinin yerel yöneticileri, üretici kesimleri, kültür-sanat insanları çeşitli ortak çabaları veya etkinlikleri hayata geçirmekteler.
Muazzam toprakların üzerinde yaşıyoruz. Dünyanın hiçbir yeri Anadolu toprakları kadar zengin bir tarihe sahip değil. Bu toprakların neresine kazma vurulsa adeta tarih fışkırıyor. Bütün Ege ve Akdeniz kıyı şeridi, Anadolu’nun her yeri antik yerleşim bakımından olağanüstü varlığa sahip. Göbeklitepe gibi çok yakın zamanda ortaya çıkartılan ve insanlık tarihini yeniden olağanüstü bir yere taşıyan arkeolojik buluntuya, şimdi Karahan tepe eklendi. Neresinden baksanız, bulunmaz bir nimet. Bununla birlikte, henüz toprağın altında olduğu kuşku götürmeyen, bir bakıma açığa çıkmayı bekleyen tarihi kalıntılar bakımından, üzerinde yaşadığımız topraklar kadar varsıl bir başka yer bulunmadığını söylemek yanlış olmaz.
Bunca güzel şey tabiat anadan, tarihten, bizden önceki medeniyetlerden, bizden önceki kuşaklardan miras kaldı. Onları korumak zorunda olduğumuz gibi, üzerine yeni şeyler koymak gibi çok önemli bir sorumluluğumuz da var.
Sorumluluğun bilincinde olmanın göstergesi ise güzel memleketimizin dört bir yanında elbirliğiyle gerçekleştirilen kalıcı etkinliklerdir. Alanya onlardan sadece biridir ve üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirdiğinin somut göstergelerinden birisi de elimizdeki albümdür.
Alanya Belediyesi heykellerin bulunduğu yerleri gösteren bir de harita hazırlamış. Çağdaş zamanda böyle şeylerin çok önemli olduğunu söylemeye bile gerek yok. Eksiksiz bir albüm ve albüme konu olan etkinliğin içerdiği eserleri gösteren zarif bir rehber. Düşünenleri ve hazırlayanları tebrik ediyoruz. Bir liman şehri. Tarihi dokusu da muhteşem olmakla birlikte denizin-kumsalın ve bol güneşin kenti. Çeşitli festivallere ve spor etkinliklerine ev sahipliği yapan son derece canlı bir yer. Turizm cenneti. Tropik meyveleri ve narenciyesiyle belleklerde yer eden Alanya, bunların üzerine bir de çağdaş kültür-sanat kimliği ilave etmiştir.
Emeği geçen herkesi ayakta alkışlıyor ve saygıyla selamlıyoruz.
Tekin ERTUĞ
Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…
Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…
Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…