Hatırasına saygı için, Tekin Ertuğ Atölyesi tarafından Fotoğraf Sanatı Kurumu ortamında hayata geçirilen “Fotoğraf Ustaları” adlı basılı eser’de Gürpınar ustaya ayrılan kısımdan bazı bölümleri fotograf kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz. (*)
“1969 yılında Adana’da Feke Orman İşletme Müdürü, rahmetli İsmet Özer’in daveti üzerine gittim. Birlikte etüd yaptık. Aralık ayında bile binlerce angıt gördüm. Sonra 70 ilkbaharında tekrar 10 gün çalıştım, sonbaharda tekrar geldim. İlkbaharda sular yüksek olduğu için sahada kalamıyordum. Kayseri’nin ilçesi Yahyalı’da Orman Müdürlüğünde kalıyordum.
Sonbaharda şoförüm bile kalamazdı, ben yalnız kalırdım. O koskoca Sultan Sazlığı’nın ortasında, gece gündüz hiç ayrılmadan kalırdım. Bana yemek getirirlerdi, yani gecesini de bilirim gündüzünü de. Optik olarak tatminkâr gece görüşü sağlayan dürbünümle gece gözlemi yapar, uyku tulumumu serer yatardım. Böyle birkaç sene çalıştıktan sonra, çok zengin ve çeşitli kuş toplulukları tesbit ettim. Ekolojik istekleri birbirinden çok farklı kuşlar orada görüldü. Türkiye’de ilk kez pek çok kuş orada kaydedildi. Mesela, normalde, sınırları sadece Türkistan’da olan kuşları Sultan Sazlığı’nda gördüm ben. Dünyadaki ilk kayıtları oldu. Bu kadar zengin bir yer olduğu anlaşıldıktan sonra uluslararası platformlarda da bilindi. O zamanlar sadece rapor gönderilirdi, şimdiki gibi e-posta ve başka iletişim araçları yoktu. En üzüldüğüm şeylerden biri o raporlar; her çalışmamı rapora bağlardım, bütün gördüklerimi kaydederdim, o raporlar 1 asıl, 2 pelür olurdu sadece. Fotokopi yoktu. Ben de hiçbir belge kalmadı. … Bundan 10 sene önce, Yaban Hayatı bölümüne çok aklıbaşında bir Genel Müdür Yardımcısı geldi. Bir av envanteri yapalım dediler, dedim ki; “Bizim yaptığımız dünya kadar çalışma ve raporlarım var, bunları arşivlerden araştırın”. Araştırdılar hepsi SEKA’ ya gitmiş. Belli bir zamanı doldurduktan sonra bakanlık arşivleri SEKA’ya gidiyor.
Sultan Sazlığı’nın ünü çevrede duyulduktan sonra Prof. C. Kosswig ziyarete geldi. Onu misafir ettim gezdirdim. Daha sonra da Uluslararası Su Kuşları Araştırma Genel Müdürü Prof. Geoffrey Matthews İngiltere’den kalktı geldi. Kamp kurduk. Adana Orman Bölge Müdürü alt yapıyı hazırlattı. Sultan Sazlığı içinde küçük bir yerleşim yeri oluşturuldu. 20den fazla çadırımız vardı, patikalarda yönlendirme levhaları, sahra tuvaletleri, banyosu, vs vardı. Bir hafta onunla birlikte çalıştık. Bu arada, 70’ li yılların ilk yarısı, bu alışmaları yaptıktan sonra orayı koruma bölgesi yaptık. Sonra duyduk ki ilkbaharda pastanelerde kullanılan bütün yumurtalar Sultan Sazlığı’ndan gidermiş Kayseri’ye. Önce onu durdurduk, koruma altına aldık. Kayseri’ye o işler için gidip gelirken bir devlet dairesinde kocaman bir kitap gördüm, açtım baktım “Develi Projesi” yazıyor. Sultan Sazlığı’nın ölüm fermanı!!! Develi projesini, DSİ hazırlamış. Sultan Sazlığı’nda gerek tatlı su, gerek tuzlu su ekosistemini çapraz olarak, bütün havzayı etkileyecek bir drenaj sistemi yapılacak, ana kanal 37 km uzunluğunda. Düşünebiliyor musunuz sahanın genişliğini ve ona bağlanan bir sürü tali kanal var. 6 m derinliğinde, 37 km uzunluğunda bir kanalla Kızılırmak Havzası’na bağlanmak üzere proje yapmışlar. Projenin en sonunda “Şoförlerden alınan bilgiye göre kışın buralarda ara sıra ördek uçarmış” gibilerden bir söz var…
Rahmetli Nihat Bey’le birlikte çok ağır bir yazı hazırladık, ne kadar önemli olduğunu belirttik ve DSİ’ye gönderdik. Bunlar, epeyce şaşırdı tabii. Sonra bizi toplantıya çağırdılar “Çok önemli diyorsunuz ama bu kadar çalışma yaptıktan sonra biz bu projeden vazgeçemeyiz” dediler. Geçersiniz geçmezsiniz diye ardarda, böyle 3 ay 5 ay arayla, her sene 1-2 toplantı yaptık ama sıfıra sıfır elde var sıfır. Bir ara toplantıya Türkçeyi yabancı aksanıyla konuşan, tip olarak da Türk olmadığı belli olan bir bey geldi. Meğer ihtilalde Rusya’dan kaçmış, inşaat mühendisiymiş. Türkiye’ye yerleşmiş, DSİ’de iş bulmuş çalışıyor, Türkçe öğrenmiş. DSİ’den emekli olduktan sonra da bir özel sektör şirketine danışman olmuş. Yine su konusunda çalışmalar yapıyor. Bir gün yine böyle hararetli tartışma yaparken o bey kalktı “Ne mutlu, Türkiye bu günleri gördü, DSİ’ nin yaptığı yanlışlıklara dur diyen birileri çıktı” dedi ve DSİ’nin o güne kadar yanlış yaptığı drenaj projelerinden bahsetti, eski DSİ emeklisi olarak. Yanında da iki tane genç var. Gençler ODTÜ mezunu, inşaat mühendisleri. Ben de o sırada araştırma yaparken Scientific American dergisinde bir araştırma yazısı görmüştüm. Dünyadaki belli vejetasyon tiplerinin üretimleri hakkında çok güzel bir çalışma yapılmış. Kuzey Carolina Üniversitesi Biyoloji Bölümünde Prof. Lieght diye bir hoca tarafından; Tropikal ormanlar, ılıman kuşak ormanları, iğne yapraklı ormanlar ne üretiyor, çayırlar ne üretiyor, savanlar ne üretiyor, tarım alanları ne üretiyor, deltalar, sulak alanlar… Bütün dünya çapında hepsini örneklemeyle araştırmış. Onun bulgularına göre, dünyada organik madde üretimi, fotosentez yoğunluğu olduğu ve ona bağlı oksijen üretimi ve karbondioksit tüketiminin en fazla olduğu alanlar tropikal ormanlar ve sulak alanlar. Dünya için ekolojik olarak en verimli alanlar bu tip yerler. Bunu ben, Sultan Sazlığı’nı savunmak için kanıt olarak, yanımda getirdim ve okudum. Genç inşaat mühendisleri Bimkal firmasında çalışmaya başlamışlar, “bu rapordan elde edebilir miyiz?” dediler. Nihat Bey ile konuştum, “olur, elindekini ver, bir yere eksik göndeririz”, dedi. Verdim ve sonunda ne oldu biliyor musunuz (?) Dünyanın hiçbir yerinde olamayacak bir olay oldu; Bimkal şirketi, Develi projesinin ihalesini kazanan şirket, bundan milyarlarca para kazanacak olmasına rağmen, DSİ’ye Sultan Sazlığı’nın korunması hakkında rapor verdi. Başka hiçbir ülkede olamaz. Türkiye’de de bir daha tekrarı olamaz. Müteahhit firma böyle bir rapor verdiği için DSİ sesini çıkaramadı ve kabul etti. Bize, yani Orman Bakanlığı’na, Yay Gölü’nün 1072 kodunda korunacağını, sisteme yapılacak barajlardan, ekosistemin sağlığını koruyacak şekilde su bırakılacağını vs. yazdı. Korumaya katkıda bulunmak üzere, 37 km’lik o derin drenaj kanalından vazgeçildi, gibi bir yazı yazıp bize gönderdiler. Sonra tabiatı koruma alanı oldu, halen Ramsar alanı, doğal sit, en sonunda da Milli Park oldu ama inanın hiçbir kanun yokken. Sulak alanların korunması için benim çalıştığım yıllarda hiçbir yasal düzenleme yoktu. Tam aksine sulak alanların kurutulması için üç tane yasa vardı; DSİ’nin görev ve yetkileri hakkında kanun, sıtma mücadele kanunu, bataklıkların kurutulması hakkında kanun. Üçü de bütün sulak alanların kurutulmasına imkân tanıyan düzenlemelerdi. O yıllarda, böyle didişe didişe Sultan Sazlığı’nı kurtardık ama şimdi o kadar gevşek ki bürokrasi. Hakları olduğu halde DSİ’ ye yeterli suyu ver diyemiyorlar. Yağış biraz iyi olursa Sultan Sazlığı iyi oluyor, kurak olduğu zaman ortalık çöle dönüyor. Son olarak duyduğum kadarıyla; eski bir proje vardı; Zamantı Irmağı’ndan bir tünelle Develi Havzası’na su vermek. Galiba onu bitirmek üzereler. Oradan artı bir su gelirse Sultan Sazlığı eski günlerinden daha iyi olabilir.
Kısaca, Sultan Sazlığı’nın böyle bir hikâyesi var.”
(*) FSK (Fotoğraf Sanatı Kurumu-Ankara), Yıl: 2011, Tekin Ertuğ Atölyesi. Söyleşiyi/Röportajı yapan atölye katılımcıları: Kıymet Gözek ve Ersan Gürkan.
Biz “fotoğrafa baktım, fotoğrafı izledim, seyrettim” demeyiz, yaptığımıza “fotoğraf okuma” deriz. Çünkü fotoğraf bir şeyler…
Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…
Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…
Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…
Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…
Yorumlar
Sonbahar fotoğraf için güzel mevsim derler. Ancak yaprak dökümüne sevdiğimiz saydığımız bir çok kişi de katılınca tadı kalmaz. Bu sene Ersin Alok, Nusret Nurdan Eren ve Tansu Gürpınar ile birlikte bir çok dernekten fotoğrafçı dostlarımız bu yaprak dökümüne karıştılar. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Allah rahmet etsin, mekanı cennet olsun...