“Başını yana eğmiş, çarığı eleştirel bakışlarla, hayranlıkla inceliyordu.”

(Ayn Rand- Atlas Silkindi)

Merhaba sevgili Kristal.

Elime önce, Ayn Rand’ın Hayatın Kaynağı geçti. Kalın ve küçük punto yazıları dolayısıyla ilk bakışta okunmaktan kaçınılacak gibi görülüyordu ama kopamadım. ‘Bu güzeldir’ denilerek oluşturulan sanatsal anlayışımızı kökten sarsıyordu. Okuması için verdiğim bir yakınım, benden daha çok etkilenerek yazara yöneldi ve bir mucizeyi gerçekleştirerek 3 ciltlik “Atlas Silkindi” isimli eserini zor şartlarda edindi. O okumadan Atlas Silkindi’yi kaptım, şimdi elimden bırakamıyorum. Beni besleyen kitaplardır, bu yazar zirvede yerini almıştır.

Eleştiri “hayranlıkla inceleme” anlatımıyla tanımlanınca kendimizi sorguladım. Acaba kelimeler; yüklediğimiz anlama mı sahip, yoksa faklı bir şey mi anlatıyorlar? Gerçek; zannettiğimiz gibi mi? Duyduklarımız ve aktardıklarımız doğru mu?

Geçenlerde Mustafa Eser’in bir paylaşımıyla karşılaştım. “Doğrudan ve Manipülasyon Fotoğraf Akımları” arasındaki yıkıcı tartışmadan duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor ve bir akil olarak her ikisinin de temelinin fotoğraf olduğunu, tartışmalara gerek olmadığını düşündüğünü açıklıyordu, haklıydı. Farklılık yararlıdır ve zenginliktir, yanlış olan anlamaktan kaçınmaktır.

Sanatta tek doğru yoktur. Binlerce yıl öncesinden bu yana değişip durmuştur. O harikulade dönüşüm sağlayan Barok üslup, Rönesans Sanatı bir dönem hâkimiyetini sürdürmüş ve ardından insanlar yeni akımlara yönelmişlerdir. İnsanoğlunun fıtratında; bıkma, arayış ve yaratıcılık vardır. Bugünkü beğenimiz de değişecek, yeni akımlar ve teknikler gelecek ve onlarda geçecektir.

Fotoğrafçının belirttiği gibi Doğrudan Fotoğraf (Straight Photography) yaklaşık yüz yıl önce resme öykünen fotoğraf akımının dışında kalan, fazla ileri gitmeyen müdahaleler sonucu ortaya çıkan, gerçeğe yakın duran fotoğraf türüdür.

Bir kısmımız bu türü sevebiliriz, farklı olanlar birkaç fotoğrafı bir araya getirip yeni bir fotoğraf ve anlatım çıkarabilirler.

Sorun anlamaktan uzaklaşıp, yargılayıcı yaklaşımımızdan kaynaklanıyor. Kelimelerin anlamını da değiştirmişiz. Özellikle ‘eleştiri’ kelimesini ‘criticism/tenkit’ yerine sadece dar ve olumsuz bir çerçeve içine sokarak ‘kusur bulma’ olarak algılar duruma gelmişiz.

Başkasında kusur arayıp, onu toplumda yaymaya çalışmak, bizi yücelmez. İnsanı yücelten takdir edilecek işler çıkarması ve güven veren davranışlarıdır. Doğrusu Ayn Rand, bize eleştirinin nasıl olmasını gerektiğini çok güçlü şekilde anlatıyor.

Mustafa Eser Beyefendinin Ijen Krateri/Endonezya’da çektiği bu fotoğrafı eleştirel duygular içinde takdir ettiğimi açıklamalıyım. Fotoğrafta görüldüğü gibi fondaki gaz bulutu kraterin canlı olduğunu, omuzda sepetlerle taşınan sarı kayacın biraz araştırmayla sülfür taşı olduğu anlaşılacaktır. Şimdi burada durmak lazım! Sülfür üreten canlı bir krater dünyanın en zehirli yeridir. Zehirli gazı kusan kraterin içine girip sülfür taşı çıkarmanın zorluğunu en iyi fotoğraf anlatabilirdi ve bir ustanın da anlatmış olduğuna tanığız.

İnsanın yüzündeki ifade, zehir solunarak yapılan işin ne kadar yıpratıcı olduğunu, kıyafet ise işin pisliğini ve gelirin azlığını açıklamaktadır. Unutulmamalıyız ki, fotoğrafın 3 yapısı güçlü olduğunda, etkili olacaktır. İlk unsur bahsettiğimiz anlatımdır. İkincisi ise kompozisyon denilen ögelerin yerleştirilmesi, inşa işlemidir. Fotoğraf bu açıdan da sade ve ihtiyaç duyulan her ögeye sahip. Son unsur ise teknik yapısındaki başarıdır. Dokusuzluk ve gürültü içermeyen; net ve berrak yapısıyla güçlü bir fotoğraf görüyoruz.

Fotoğraf, doğrudan çekim ile ekleme yapılmadan fotoğrafçının ulaştığı belgesel özellik sayesinde, izleyicide hayat buluyor.

Bir başkası benzer fotoğrafı çektikten sonra başka bir figür ve katman ekleyerek, anlamı derinleştirmeyi tercih edebilirdi. Yeter ki açık olsun. O bir seçimdir, ikisi de yanlış değildir, Mustafa Eser’in dediği gibi farklı ve kardeş akımlardır. Her ikisinin de beğeneni de olacaktır, farklı düşüneni de… Yermek değil, yapılan işe hoşgörüyle yaklaşmak ve daha iyilerini yapmak için çaba göstermek bize yakışır.

Selam anlamaya çalışanlara gitsin…

Mikdat Besni

Mikdat Besni

Veteriner hekim olarak kamuda çalıştı. Son görev yeri olan Susurluk’ta yaşamaktadır. Sayısal teknoloji ve interneti fırsat bilerek fotoğrafla ilgilenmeye başladı. Sadece çekip paylaşmak ve izleyerek fotoğrafın öğrenilemeyeceğini anlayınca, ciddi yayınlardan kaynak oluşturdu.Verdiği fotoğraf kursları sayesinde fotoğrafın inceliklerini öğrendi. Çeşitli ortamlarda iyi fotoğrafları yorumlayarak bilincin gelişmesine, iyi fotoğrafın ve fotoğrafçının ön plana çıkmasına destek olmaya çalışmaktadır. Susurluk Fotoğraf ve Sanat Akademisi Derneğinin Kurucu Başkanıdır. Fotono21 ve ASFOD onur üyesi olarak taltif edilmiştir. Fotoğrafın bir hobi aracı olarak görülmesini, sanatsal açıdan tuzak olarak görmektedir. Fotoğrafçıyım diyenlerin, yaratıcı yenilikler içerisinde olması gerektiğine inanmaktadır. Fotoğrafın Aksakallarının rehberlik yapması ve ufuk açıcı yeni çalışmalar içerisinde olması gerektiği düşüncesiyle, gerek şiir ve gerekse yorum olarak bir başyapıt olan Mihriban Türküsünü, ülkenin çeşitli yerlerinden 18 arkadaşıyla birlikte fotoğrafik olarak anlatan çevrimiçi Düşünme Biçimleri atölyesini, Fotono21 bünyesinde gerçekleştirmiştir.Bazı yurtiçi fotoğraf yarışmalarına jüri üyesi olarak davet edilmiştir. Bunlar içinde ülkemizin savunma destanı olan Çanakkale Savaşları Tarihi Alan 1. Fotoğraf Maratonuna yapılan çağrıyı fotoğraftan aldığı en büyük ödül olarak görmektedir.

Yorumlar

  • Teşekkür ederiz Mikdat abim. ellerinize emeğinize sağlık.
    Selam ve saygılarımla.

  • Dediğiniz çok yerinde; sanatta tek bir doğru olsaydı eserler birbirine benzemeyecek miydi? Ayrıca Mustafa Bey'e katılmamak elde değil. Sizin satır arasına gizlediğiniz ifadeyi açık olarak yazmak isterim: Sanat için fotoğraf, diğer sanat dalları gibi bir araçtır. Sanat olgusu düşüncede gerçekleşmez mi? Kesinlikle... İfade yolu ister doğrudan ister manipülasyon olsun kişisel bir tercihtir. Önemli olan ortaya konulan eserdir.

    Ayn Rand uzun yıllar önce felsefe takıntım olduğu dönemlerde "Hayatın kaynağı" kitabı ile tanıştığım bir felsefeciydi. Objektivizm akımını ortaya koyarken bencillik ve özellikle kapitalizme övgü yağdırması aramıza kara kedi soktu.

    Elinize sağlık.
    Sevgi ve saygılarımla

    • Mustafa Bey güzel bir duruş sergiliyor, sağ olsun.

      Ayn Rand özellikle Atlas Silkindi'de belli bir safın yanında yerini almış, sizinle aynı bulgulara eriştim. Belki de hiç çalışmayanların, çalışanların ürettiklerinden yararlandığı halde, onlara göre daha öncelikli olduğu durumların bulunması, yazarın itirazında etken olmuştur diye düşündüm.
      Ama eleştiriyi tanımlaması benim için çok çarpıcıydı, atlayamazdım...
      Katkınız için teşekkürler Okyar Beyim...

Paylaş
Yazar:
Mikdat Besni
  • yakın zamanda gönderilenler

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce