BLOG

İlhami Usta…

Bakırcı çarşılarında çıkan sesler hep aynıdır.“ Tık,tık,tık”. Tekdüze… Çekiç, hep aynı ritim ile vurur bakıra… Yaşamını şekillendirir gibi şekillendirir bakırı, bakırcı. Özenle, hatasız.

Samanpazarı, Ankara’da son kalan bakırcıların, kalaycıların semti. …………. Caminin alt sokağında, bakırcıların önünden geçerken; kimi yerde  bakır kazanlar, kimi yerde kalaycılar karşılar sizi…

Bir dükkan önünde de  cami alemleri karşınıza çıkar. Kendinizi, yüzyılın başındaymışsınız gibi hissedersiniz birden. Bakırın kendine özgü kokusuyla, rengarenk alevler çıkartan ocakları; eli yüzü is olmuş, güzel yüzlü çırakları, davetkar vitrinleri ile yüzyılın başına götürür sizi… Şimdiye kadar aklınıza hiç gelmemiştir;”nasıl, nerede, ne zaman yapıldığı”, dikkatinizi bile çekmemiştir belki. Biz hep, bu camilerin eskiden kaldığını düşünürüz çünkü.

Pirinç ve bakırdan, sanki tek parçaymış gibi pürüzsüz, özenerek yapılmış, boy boy ayrı ayrı, kişilikli   alemler… Kimi Kayseri’ye, kimi Muş’a, kimi Kilis’e, kimisi de yurt dışına gidecek alemler…

Dumandan kararmış vitrininden içeri baktığınızda; ince uzun boylu, asık suratlı Usta’nın, aynı ritimle, bakır levhaları bir terzi ustalığıyla yarattığını, diktiğini  görürsünüz. Hiç durmadan çekiçleyerek  şekillendirir bakırı ve kendini Usta… Her darbe biraz da kendini şekillendirmiştir. Ve her darbe, yılların deneyimini yansıtır bakıra.


Kapıyı yavaşça açıp, içeri süzüldüğümde, Usta, hafif  kafasını kaldırıp göz ucuyla sıkkın ve sert bir bakış attı… Ağzımda geveleyerek “fotoğraf çekebilir miyim?” demeye çalıştım. Kısa ve sert bir dille  “Çek”, dediğini hatırlıyorum. Korku ile karışık tedirginlik geldi arkasından. İçimden ilk geçen, kaçmakla kalmak arasındaki kararsızlık  oldu  sanırım. Cesaret edip kaldım. Kısa sürdü tedirginliğim. Ismarlanan sıcak bir çay ilişkimizi de ısıttı birden. Ve o asık suratlı usta gitti, yerine son derece güzel gülen, esprili başka bir usta geldi sanki.

Her Türk insanının ilk sorusu geldi hemen: ”Nerelisin ustam?”

Erzurumlu’ymuş aslen. Çok uzun yıllar önce Ankara’ya gelmiş. Çıraklıktan başlayan mesleği, kendi adına açtığı dükkanla devam etmiş. Ekonomik krizlerin batırdığı dükkanlardan biri de İlhami Usta’nınki olmuş. Şimdi, başkasının yanında çalışıyor. Dükkanın sahibi, İlhami Usta’nın dükkanı varken, Samanpazarı’nda çıraklık yaparmış. Kederle, “düşmez kalkmaz bir Allah var”, diyor. Dükkana girenler ilk önce,  aslında son derece esprili olan, İlhami Usta’yla konuşuyor. Dükkan sahibi de bu yüzden, İlhami Usta’yı biraz kıskanıyor. İlhami Usta da bundan için için bir haz duyuyor.

Isınan ilişkilerimiz, güzel fotoğraflar getirdi ardından. Bir hafta sonra, elimde  bir fotoğraf albümü ve 2 adet 20×30 çerçevelettiğim fotoğrafı ile tekrar girdim dükkandan içeri… Önce şaşırdı beni görünce. Beklemiyormuş bir daha beni. Çünkü, yıllardır fotoğrafını çeken gitmiş ve bir daha gelmemiş. Şaşkınlığı o yüzdenmiş. Şimdiye kadar, yalnız yurtdışında yaşayan bir kişi, A4 büyüklüğünde bir renkli çıktı yollamış. Başka da fotoğrafı olmamış bu yüzden… Bu da Usta’nın ilk günkü sert bakışını ve soğuk davranışını açıklıyor. “Söz verip kaçan fotoğrafçı sendromu” demeli bekli de…

Sohbete, bir hafta önce bıraktığımız yerden devam etmek için, yine en klasik soruyu soruyorum. “ Ne zamandan beri bu işi yapıyorsun ustam?” “Bilmem, kendimi bildim bileli bu işi yapıyorum. Herhalde 50 yılı aşkındır”, diyor. “Nerelere iş yapıyorsun?” diyorum. “Tüm Türkiye’ye ve İslam ülkelerine”, diyor. Birkaç ay önce Çeçenistan’a, 4 metre yüksekliğinde bir alem yapıp yollamış. “Övünmekte haklı”, diye düşünüyorum.


Rutin uğramalarımdan birinde, ocak başında yakaladım İlhami Usta’yı… Hazır ocağı yakmaya çalışırken biraz daha sohbet edelim diye arka arkaya sorular yöneltiyorum. “İlhami usta alem yapmanın dışında başka iş yaptın mı?” diye. Perküsyonist Burhan ÖÇAL’ın kullandığı perküsyon aletlerinin (vurmalı sazlar) hepsini yapmış meğerse. Çok ilginç geldi birden bire. Minare alemi ve vurmalı sazlar. Gerçektende hayat nereden nereye götürüyor insanı.

Özel bir lehim yöntemi kullanıyor. Şekillendirilen alem parçaları birleştirilmeden önce, tek tarafları, özel bir makasla -Dörtgen şeklinde kesen sülfile makası gibi- kenarlarından kesiliyor. Makas, parçanın kenarını, tarak uçları gibi bir alta bir üste olmak üzere, yaklaşık 3-4 mm’lik parçalar halinde  kesiyor. Karşılığı olan parça, kesilen parçaya yanak yanağa gelecek şekilde birleştirilip, çekiçle tek parça görünümü kazanana kadar dövülüyor. Daha sonra, bir fırça suya batırılıp bu bölüm 1-2 santim genişliğinde ıslatılıyor. Islatılan yere dökülen, toz halindeki lehim ısıtılıyor ve zaten dövülerek birleştirilmiş parçaların  ince bir şerit halinde yapışmasını da  sağlıyor.

Ocak başında, İlhami Usta daha bir farklı, daha bir zevkle çalışıyor. Yüzüne vuran ocağın kızıl ışığında, sanki daha bir gençleşiyor. Sanki ateş karşısında, daha bir büyüyor. İnanılmaz keyif aldığı her halinden belli oluyor. İşini sevmenin  keyfi bu olsa gerek… Burası, eserin ortaya çıktığı yer aynı zamanda.

Zanaatçının eseri, Emek doludur…Alın teri doludur… Sabır doludur… Yapan ustanın ince zevki yansır eserinde… Yılların deneyimi doludur… Deneyimlerin vurduğu her çekiç, bir nakış olur… Bazen bir minarenin tepesinde ışıl ışıl parlar… Bazen de Burhan ÖÇAL’ın elinde   doğu ile batı, geçmiş ile gelecek arasındaki müziğin sazı olur…

Mebrur Hatunoğlu

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü mezunu. Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü mezunu. Anadolu Üniversitesi Kültür Mirası ve Turizm Bölümü mezunu. 2003 - 2017 AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği ) Üyeliği. 2009 - 2017 AFSAD (Ankara Fotoğraf Sanatçıları Derneği ) Yönetim Kurulu Üyeliği. 2009 - 2017 AFSAD Eğitim Kurulu Gezi Sorumlusu ve Fotoğraf Eğitmenliği. 2015 - 2017 TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) Yönetim Kurulu üyeliği. 2015 - 2017 TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu)  Eğitim Birimi Sorumluluğu. 2015 - 2017 TFSF (Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu) Yarışma Temsilciliği. MUFSAD Muş Fotoğraf Derneği TFSF Delegesi. 2017 - 2022    ENFOD (Engelsiz Fotoğraf Derneği) Yönetim Kurulu Başkanlığı. Kişisel ve karma sergiler. Yarışmalardan alınan çeşitli ödüller. Çok sayıda Ortaokul, Lise ve Üniversitede dersler ve seminerler. Gazete ve dergilerde yayınlanmış yazılar ve fotoğraflar. 2009 – 2012 yılları arası ZİÇEV (Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı ) Engelli Çocuklar le fotoğraf çalışması. 2010- 2015 yılları arasında Çağdaş Eğitim Uygulama Okulu Ve İş Eğitim Merkezi Engelli Çocukla ile fotoğraf çalışması. Ankara – Kalecik’de farklı okullardan Engelli Çocuklar ile fotoğraf çalışması. 2018 yılında  Uluslararası Malatya Fotokamp etkinliğinde çocuklar ile fotoğraf çalışması. 2009 – 2019 yılları arasında Ankara’da 12 İş okulunda Engelli Çocuklar ile fotoğraf çalışması. (Halen devam etmektedir.)

Yorumlar

  • Mebrur Bey,
    İçimizi ısıtan yazınızı güzel fotoğraflar eşliğinde bir çırpıda okuyuverdim. Yazınız aynı zamanda artık yok olan meslekler için de belge niteliğinde. İğneyi fotoğrafçılara batırdığınız "söz verip kaçan fotoğrafçı sendromu" ne yazık ki çaresi olmayan bir hastalık gibi duruyor. Allahtan bulaşıcı değil.
    Sevgi ve saygılarımla

    • Hocam öncelikle böyle güzel bir dergide bana da yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim.
      Ayrıca güzel yorumunuza da teşekkür ederim. İyi ki varsınız.

  • Harika. Güzel yazı, güzel fotoğraflar. İlaç niyetine. Memleketin ihtiyacı var - her zaman. Çok teşekkürler Mebrur Bey.

    • Necati hocam çok teşekkür ederim. Sizin Ankara'ya yapmış olduğunuz katkıların yanında benimkisi denizde var damla. İyi ki varsınız.

Paylaş
Yazar:
Mebrur Hatunoğlu
  • yakın zamanda gönderilenler

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce