Yirmibirinci Yüzyılın 25inci yılbaşını çocuklarımızla ve torunumuzla birlikte kutlamak istedik. O nedenle, 2025’in Aralık ile yeni yılın ilk Ocak ve Şubat aylarının tamamını kapsayan ve çoğunluğu Almanya’da geçen, sıkça Hollanda’yı da içeren yurtdışı seyahatimizdeyiz şu an. Düsseldorf havaalanına ayak basar basmaz kendimizi kuzeybatı Avrupa’nın kavurucu soğuğunun kucağında buluverdik. Öyle ki, dışarıda bir dakika bile dursanız nefesiniz kesiliyor, bu sene o derece soğuk buralar.
Ben de buradayken yaz aylarında sabahın erken saatlerinde gerçekleştirdiğim günlük rutin yürüyüşlerimi öğlen vaktinde yapmaya karar verdim. Kardan ve yağmurdan fırsat bulduğum günlerde yakın çevredeki yürüyüş parkurlarına çıktığımda, daha önce yüzlerce kez yanından geçtiğim ağaçlara, bitkilere ve çiçeklere karşı derin bir ilgi duyduğumu fark ettim.
Gelirken çantamdan hiç eksik etmediğim Nikon Z8 aynasız DSLR kameramın yanında Nikon FT2 analog kameramı da getirmiştim. Yaklaşık 3 haftadır buradayız ve şimdiden 3 makara film bitirmişim bile (Çok işin var Okyar 😉). Yani Z8 çantadan hiç çıkmamış. Haberlerde izlediğiniz “Avrupa’da buz yağacak” haberleri var ya gerçek oldu dostlar. Kaç gündür sokağa atım atamadım desem yeridir, o derece.
Eskimo kostümlerimle fırsat ve cesaret bulduğum zamanlarda Almanya’da doğadayken, doğal dünyanın dokularına, simetrisine ve genellikle göz ardı edilen güzelliğine dikkat etmeye çalışırken ne kadar dikkat edersem o kadar çok şey gördüğümü fark ettim.
Bu da, fotoğrafçılığımı farklı bir yöne götürdü. Sessizlikler içerisinde, düşüncelere dalmış çekim biçiminin, karede bir insan olmadan sahneleri fotoğraflama sürecininin tadını çıkarmaya karar verdim. Bunu yapmak adeta bir terapi oldu benim için. Artık yakınımızdaki ormanda ve göl kenarında doğada fotoğraf çekmeye çok daha fazla zaman harcıyorum. Bugünkü yürüyüşümde çantama Z8 kameramı ve 180-600mm objektifimi almaya karar verdim.
Bu terapi sürecimde yakaladığım karelerle yeni bir seriyi bir araya getirmeyi amaçladım. Başlığını henüz belirlemedim, önerilerinize açığım. Fotoğraflarımda doğanın bize bahşettiği zahmetsiz güzelliğinin sadece bir kısmını bile yakalayabildiysem mutlu hissedeceğim. Bakalım neler çıkacak karşıma. Bunları bu yazımda sizinle paylaşacağım, hep birlikte göreceğiz.
Çekim koşullarım şöyle:
Bulunduğum ortam aşağıdaki gibi:
Bir ara kar hızını kesti fırsattan istifade aşağıdaki kareleri çekebildim:
Yukarıdaki iki fotoğraf Z8 ile çekilmedi. Lens değiştirmeye üşendim bu soğukta. Ben de tembellik yapıp iPhone 13 Pro telefonum ile çektim.
Doğada fotoğraf çekerken, güncel hayatımızdaki yoğunluk ve sakinlik dönemleri arasında nasıl tepkiler verdiğimizi hatırlamaya çalıştım. Bu evreler arasındaki hızlı geçişlerde sakin kalmak kolay değil. Bu pek mümkün de değil. Yoğunluk, bir dereceden sonra bunaltıcı olabilir. Ancak aralarda bulunacak bir sakinliğin her zaman var olduğunu fark ettim; çoğunlukla sessizlikte. Bu da kesinlikle peşinden gitmeye değermiş.
Yoğun kar ve tipiden bulabildiğim fırsatlarda bazı kareler çektim, bu fotoğraflardan birkaçını hazırladım, buyrun:
Göl, yani onların oyun ve beslenme alanı tamamen buz tutunca ev sahibi ördekler de karınlarını karların arasındaki küçük şeylerle doyurmaya çalışıyorlar artık.
Önce uzakta beni gözetlemeyi ihmal etmeden pozlar verdi, sonra uçup aşağıdaki fotoğraftaki gibi bir dala kondu pozlarına devam etti, şu naza ve edaya bakar mısınız 😬. Torunum çok sevdi bu kuşu. Bu kuşun adı “Rotkehlchen”miş yani “kızıl gerdan”. Bu yıl başladığı okuldaki hayat bilgisi dersinde öğrenmiş bunu. Attı yine bana havasını 🥰 🥰 .
Şunu fark ettim; siz sakin ve huzurlu olunca, etrafınızdaki kuşlar da size ayak uyduruyorlar.
İnanır mısınız, bazen güneş açtığı bile olmuştu. Sanırım buna “kar topluyor” deniliyordu.
Hava iyice kapadı. Parmaklarım kamerama yapışıp bütünleşmeden biran önce toparlanıp dönmem lazım. Eşim yazdı şimdi, “çayı demlemiş”. sabah gördüğüm kadarıyla torunumla birlikte fıstıklı kurabiye yapıyorlardı. Sıcak bir duşun ardından torunumun elleriyle yaptığı sıcacık kurabiyelerin eşliğindeki tavşan kanı bir çayın hayaliyle dönüyorum ben arkadaşlar, bu günlük bu kadar yeter.
Türkiye’deki dostlarımla her gün haberleşiyoruz, mesela İzmir’de hava sıcaklığının 18°C derece olduğunu öğrendim bugün. Siz sıcacık odanızda, ofisinizde, metroda, otobüste, serviste bu yazımı okurken ben yukarıda bahsettiğim koşullarda en sevdiğim hobim uğruna nelere katlanıyorum düşünün artık. Türkiye’deyken azıcık soğuk veya bulutlu/yağmurlu bir hava varsa evimin dışına adım atmaya üşenen ben yazıyorum bunları, tekrar düşünün 😀. Okyar ise Fethiye’de buraya göre yaz mevsimi yaşıyordur şu an belki de, ne lüks! Hoş, o da artık çok üşengeç olmuş. Dün bana Nikon Z6’sı için “Evde bir yerde ama nerede olduğunu unuttum” diye yazmaz mı! İnsanların o kameraya sahip olmak için ne bedeller ödediğini düşündüm ardından 🫢.
Neyse bu kadar yeter sanırım.
Okyar, seni “Yorumlar” kısmında bekliyorum sevgili dostum…
Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…
Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…
Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…
Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…
Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Yorumlar
Okuyunca karasız kaldım; adımın geçtiği konular için ayrı yorumlar mı yazayım yoksa yorumu es geçip ayrı bir yazı mı döşeneyim? Önce "üşengeçlik" konusunda hem kendine hem de bana insafsız davranmışsın. Bizim gibilerin sözlüğünde dolayısıyla hayatında "üşengeçlik" ve "keşke" olmaz. Bunu baştan bi vurgulayalım. Yoksa çantadan çıkamayan Z8 varken ne diye tam manuel analog makinaya geçip film çekiyorsun ki? Hadi açıkla bunu üşengeçlikle? Bu başlangıç yorumu olsun.
Cevabı burda galiba.
Evet
Üç filmden bahsetmişsin. Hepi topu üç makara mı çektin yani? Asıl stokta bekleyen iki top, yani 60 metre Agfa apx100 filmden bahsetmek gerek. Toplamda 40 makara 36 lık eder. Biliyorsun 2025 haziranında sıcaklığın film banyosuna etkisinden iyice rahatsız olunca açık bir kap içinde çalışabilen soğutucu yapmıştım. Banyo ortamının sıcaklığını 20 derecede tutmak için. Bunun yazısı bile var. Sen toplu-film aldım deyince bu sistemin sıcaklık kontrolünü biraz hassasllaştırsyım dedim. Şimdi +-0,1 derece kontrolle 20 derece sıcaklığı sağlıyabiliyorum. Tabii ruhumuzda üşengeçlik olunca yavaş yavaş bu işle uğraşıyorum😀. Diğer konu da şu filmleri kasete sarma işi. Ben çekeceğim zaman taze taze bir tane ya da iki tane sarıp kullanıyordum. Sen işi seri üretime çektin. Bunun için de bir sarma aparatı yapmam gerekti. Mikroçip kontrollü. Ama ellerim sarma işiyle uğraşacağı için kontrol ekranını telefona vermek gerekince bir de android programı yazmak zorunda kaldım. Neyse şimdi kısa sürede daha fazla kaset sarabileceğim yani. İşte durum böyle.
2025 mayısında Hollanda'ya sadece analog makina götürünce oğlumdan laf işitmiştim. Bundan sonra Z6 II yi yanımdan ayırmam. Hele bi evde bulup çantaya koyayım gerisi kolay. Amaaaaa, 2025 Aralık ayında Fethiye de sunum yapmaya giderken yanımda yine sadece analog makina vardı. Yani analog fotoğraf ayrılmaz parçamız oldu. Uğraşanlara selam olsun.
Hadi bu son olsun; burada da hava soğudu. Artık kısa kollu tişörtle yürüyüş yapmıyorum. İki gündür de yağmur var. Sandras başı dumanlı karlı dağ oldu. Yine bir amaaaaa, yaz geldiğinde de >38 derece sıcaklık insanı eritip asfalta yapıştırabiliyor. Kendine dikkat et, soğukta üşütme. Tabii doğal olarak da nikon ekipmanların -7 derecede testi de yapılmış oldu. Şu kuş fotoğrafları eldeki kuş daldaki kuş olmuş. Daldaki güzel poz vermiş, eline sağlık. Benden biraz yem ver onlara...
Can sıkıntısından çatacak birini arıyorum. Eşim kızıyor, ben de sana sardım işte.
Tüm Almanya genelinde kar ve fırtına için kırmızı alarm verildi yarın için. Okullar tatil edildi. Mecbur kalınmadıkça evden çıkmayın anonsları yapılıyor. Ani buzlanma ve siyah kar olacakmış, o neyse artık. Uzun sürecekmiş. Stok yapılması tavsiye ediliyor.
Almanya bile olsa dikkatli olmak gerekiyor. Umarım kolay atlatılır.
çok güzel olmuş eliniz esağlık
Teşekkür ederim Mehmet bey,
Selamlar saygılar.