BLOG

Corona Günlerinde Fotoğrafta “Soyut” Denemesi

Tartışma gölge üzerine sürdü; Bardağın gölgesi. Aslında tartışmaya fotoğrafı Sebahattin’e göndererek ben çanak tutmuştum. “Tartışma” kelimesi bizim coğrafyada kavganın bir basamak altı olduğundan hep farklı kelimeler kullanılmaya çalışılır. Halbuki ortaya düşünceler saçılmaya başlandığında ayan beyan bu “tartışma” dır. Ancak bizim tartışmaların yazılı olmayan ve konuşulmayan temelleri var. Üç cümle kullanıyoruz. Eğer yetmediyse derin bir nefeslenme sürecine geçeriz. Bu nefeslenme sürecini yazıştığımız Whatsapp’da uygularız. Konuşuyorsak da bu sessizliktir. Arkadan devam edeceksek, ki muhtemelen ediyoruz, artık daha geniş ifadelere geçeriz. Ve bu ifadelerin hepsi de sadece ve sadece kendimizdir. Böyle yaşayıp gidiyoruz işte…

“Gölgesiz olsa daha mı iyi olurdu?” düşünce sorusuyla Sebahattin araladığım kapıdan içeri girdi.

Uzun zamandan beri fotoğrafı “punctum” yaparak modern, post modern sanat ve bağlantılı olarak sanatta soyut felsefesini anlamak üzere sürekli okuyorum. Hatırlarsanız, Işık Sezer hocamla bu konu üzerine bir sohbetimiz oldu.

Sevgili Tekin Ertuğ’u yazılarından ve kitaplarından (özellikle fotoğraf sanatı üzerine olanlar) tanıyorsunuz. Kendisiyle ara sıra telefonlaşıp güzel sohbetler yapmaya devam ediyorum. Eh, benim Orhan Alptürk ile olan arkadaşlığımı da size geçmişte bir ara çıtlatmıştım.

Covid-19’u fırsat bilip yaptığım okumaların üzerinden geçmeye başlamıştım. Bu arada kendime de şunu soruyorum; “Hatırı sayılı bilgi birikimin oldu. Bunu fotoğrafla nasıl ifade edersin?” Fotoğrafı zihnimde oluşturmak beş günümü aldı. İki gün de fotoğrafta yer alan deniz atını nasıl dik tutacağımı düşünmek durumunda kaldım. Neyse ki biraz sakız ve bir yorgan iğnesi bu sorunu çözmeme vesile oldu. “Tamam oldu” dediğimde çekim süreci başladı. Sahnenin hazırlanması ve çekim bir saatlik bir eylemdi.

“Gölgesiz olan da var. Ancak deniz atı gölgesiz. Bardak nesnel, deniz atı nesnel değil çünkü gölgesi yok. Doğa üstü. Su var olmak, kurutulmuş deniz atı yok olmak. Yani ontolojik bir söylem” tartışmada benim ikinci cümlemdi Sebahattin’e ve fotoğrafa esas olan hareket noktamdı.

Gelen cevap: “Bu kadar kuramsalcı ile haşır neşir olursan olacağı buydu”…

“Çok teşekkür ederim. Beni, bu konuda değerli insanların seviyesine yücelttiğin için çok teşekkür ederim”… Dedim.

Kendi fotoğrafımı yorumlayabilir miyim? Yani hikayesini anlatabilir miyim?

Fotoğraftaki “gölge” konturlar belirsiz olan bardak ve içindeki varlığı zor anlaşılan suyun var olduğunun göstergesi olarak yansıtıldı. Nesne olmadan gölgenin olmayacağı esasıdır. Ancak bunun yanında deniz atının gölgesiz fotoğraflanması sağlandı. Nesneyi gösterirken gölgesinin olmaması nesnenin yüceltilmesi anlamında düşünüldü. Böylece fotoğrafta yer alan bardak ve deniz atı Hegel’in “Varlık-Yokluk” felsefesine gönderme yapmasını istedim. Yine, suyun hayat veren yanı ile kurutulmuş deniz atının yok olmuşluğu (bir zamanlar vardı, kenarından köşesinden Barthes’e selam ediyorum) yine “Varlık-Yokluk” kavramını çağrıştırmasını istedim. Tahmin ettiğiniz gibi düz anlamı sadece bir bardak su ve kurutulmuş deniz atı olan göstergelerin oluşturmaya çalıştığım oldukça fazla yan anlamı var.

Bütün bu söylediklerimi “Sanatta soyut felsefesi” nin temel mantığı içine oturtmaya çalıştım. Fotoğrafta tanımlayabileceğiniz bir “uzam” yok. “Zaman” da yok. Klasik anlayışın ana fikri olan iki kavramı fotoğraftan silmeye çalıştım.

Ancak unutmamamız gereken şey, soyut kavramları gösterirken yine nesnelere (somut şeylere) ihtiyacımız olabileceğidir. Önemli olan nesnenin yan anlamının düz anlamından çok önde olması hatta düz anlamı düşündürmemesidir.

Yukarıda bir fotoğrafımla kısaca anlatmaya çalıştığım kavramlar için söylenecek ve yazacak çok şey var. Bunları konuyla ilgili akademisyenlere bırakmak daha doğru olur. Ben sadece öğrendiklerimin uygulama safhasında nasıl düşündüğümü ve neler yaptığımı kaleme almak istedim.

Bu tarz yaratıcı düşünceler ne yazık ki çok sık gelmiyor. Geldiğinde de bu tarz fotoğrafları yapmaktan çok keyif alıyorum.

Sokakta fotoğraf çekmeyi özledim. Hepimize en kısa zamanda sağlıklı günler dileğiyle bu özlemimi gidermek istiyorum…

Sevgi ve saygılarımla

Okyar Atilla

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorumlar

  • İnsanın böyle güzel dostları, dostlukları olması güzel. Önyargısız, doğruyu söyleyen, alınmayan, her şeyi tüm içtenliğinle paylaşabileceğin dostlar... İnsana güven veriyor, güvende hissettiriyor. Biliyorsun ki, o bir şey söylerse, bu senin hiç beklemediğin cevap olsa da, iyi bir şeydir. Zaten böyle 2-3 dostun olsun yeterli.

    Sevgili Okyar,
    Seni tanıdığım için şanslı hissediyorum. Yılmadan hep yeni şeyler öğrenme arzun ve bunları blogumuzda paylaşma gayretin harika. Kısa bir süre sonra, şu Covit-19 engelleri kalkınca, bomba gibi bir geri dönüş yaparız diye tahmin ediyorum. Okuyucularımız, yayınlamadığın o Whatsapp yazışmalarımızdaki proje hayallerimizi okumuş olsalardı sanırım aynı şeyi hissederlerdi.

    Sevgiler.

  • Fotoğrafın sadece görülenden ibaret olmadığı, çok daha derin anlamlar içeren birde ruhu olduğunu anlatan yazınız ve bu güzel çalışmanız için çok teşekkür ederim Okyar bey.
    Coronasız günlerde buluşabilmek dileği ile, selam ve saygılarımı sunuyorum.

Paylaş
Yazar:
Okyar Atilla
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce

    Yapay Zekâ, Yapay Dünya, Yapay Fotoğraf

    Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…

    % gün önce

    İç mekanlarda filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha mı zordur?

    Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…

    % gün önce

    Film fotoğrafçılığında pozometre olmadan flaş kullanmak

    Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…

    % gün önce

    Günümüz Fotoğrafçılık Trendleri: 2026 İçin Beceriler ve Kariyer Fırsatları

    Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…

    % gün önce

    Eksikliğini hissetmemek, muhtaç olmamak; Doktorlarımız…

    Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…

    % gün önce