Daha

    Yazar / Fotoğrafçı

    Tekin Ertuğ

    Hakkında:

    İlk gençlik yıllarında amatör olarak uzun süre resim ve karikatür yaptı, edebiyat dünyasına yakın durdu. Üniversite sonrası amatör olarak Halk Müziği ve Kültürü konusuna eğildi. 90’lı yılların başlarında amatör olarak fotografa başladı. Resmi ve Özel Kurum ve Kuruluşlarda Temel Fotoğraf Eğitimi Seminerleri ve İleri Düzey Fotograf Seminerleri verdi, Atölyeler gerçekleştirdi. Basılı ve sanal ortamda Felsefe, Yazın ve Fotograf dergilerinde fotografa ve sinemaya dair yazıları yayınlandı. Sinemaya, edebiyata, müziğe, fotografa ilişkin okumalarını sürdürmekte, çeşitli metinler kaleme almakta, denemeler ve/ya eleştirel denemelerle yazı serüveni devam etmektedir.Ulusal ve uluslararası fotograf yarışmalarında jüri üyesi oldu, çeşitli platformlarda gösteriler ve söyleşiler gerçekleştirdi, panelist oldu, çalıştaylarda bildiri sundu.Fotografın farklı kulvarlarındaki usta fotografçılarla bir dizi söyleşi/röportaj gerçekleştirmek suretiyle onların yaşam öykülerini, fotograf serüvenlerini, duygu ve düşünce dünyalarını kitaplaştırıp sonraki kuşaklara aktarmaya çalıştı. Kitapları: “Fotograf Sanatı Üzerine” 4 cilt. “Fotoğraf Ustaları” 10 cilt “Işıkla Resmedenler” 16 cilt “Handan Tunç ile Sanat (Özelde Fotograf) Üzerine Söyleşi “Kan Çiçekleri” (Ressam Hikmet Çetinkaya’nın otobiyografisi) “Sicim” (Ressam Ahmet Yeşil’in biyografisi) “Bir Lisan-ı Münasip Foto-Graf” “Dikensiz Kirpi” (Eleştirel Deneme) “Köhne Bahar” (Roman) “Demir Çıra” (Öykü) “Kırık Köşe Taşları” (Öykü)
    86 TOPLAM İÇERİK
    0 YORUM

    YAYINLANMIŞ MAKALELERİ

    Uğur Kavas’tan yeni ve anlamlı bir eser daha

    Kaftanoğlu’nun biyografisini, birkaç kuşak önce Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle göç edip Anadolu’ya gelen aile büyüklerinden başlayıp fotoğraflarla destekleyerek kaleme almış sayın Kavas.

    Foto-Graf ortamında yeşeren bir “EKOL”

    Önümüzdeki yıllar içinde bu ekol’ün daha belirgin şekilde kendisini hissettireceğine, kendisinden söz ettireceğine ve fotoğrafa, ülkemizin kültür-sanat ortamına, düşünce dünyamıza çok şey katacağına inanıyoruz.

    “Tuğrul Çakar” Anısına

    ”Evvela kılık kıyafetinizden başlamalıyız… Büyük toplantılarda kıyafet fevkalade mühim bir husustur. Tercihan kadife ceket giymelisiniz. Renginin hafifçe solmuş olması şayanı tercihtir. Kadife ceketinizin içine ekose desenlere sahip bir gömlek giymek münasip olur. "
    - Tuğrul ÇAKAR

    Post Foto-Graf

    Soruyla başlar her şey. Soruya yanıt ararken, daha önce verilmiş bir yığın yanıtla karşılaşılır. Bazısı genel kabule mazhar olmuş ve reçete niteliği kazanmıştır. Burada asıl mesele şudur: Onun gölgesinde mi soluklanmalı, yoksa arayışı sürdürmeli mi? Soruyla başlayan serüven, kuşkuyla devam ettiğinde ortam zenginleşir.

    Zelzele

    Zelzele oluyordu!..
    Bunu anlamıştı Teber Ali.
    Nefesini tuttu, kalbi dışarıya fırlayacak gibiydi. İlk şokun ardından dışarıda bağırış çağırışlar başladı.

    Sallanma durur durmaz kendini dışarıya atmak için kapıya koştuysa da ikinci ve daha güçlü bir sallantıyla birlikte, kendi elleriyle kesip yonttuğu ulu ağaçların gövdeleri bütün ağırlıklarıyla tepesine yığıldılar.

    İki değerli hekim ve sanat insanından yeni bir çeviri kitap: Asyatik Türkiye’de Yaşam

    Kıymetli bir eserden söz ediyoruz. O halde, bu eserden bazı notları-anekdotları okuyucuyla paylaşmak icap eder. Yer yer yazarın çizimlerini de kapsayan ve Akademisyen Kitabevi tarafından basılan eser, 472 sayfadan mürekkep. Hacimli bir eser olmasına rağmen, merak uyandıran ve öğrenme arzusunu körükleyen içeriğiyle elden bırakılamayacak, dolayısıyla bir solukta okunabilecek akıcılıkta. Hakikaten yaşadığımız coğrafyanın geçmiş zamanına dair çok değerli ve anlamlı bilgilerle karşılaşıyoruz adı geçen kitap sayesinde.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 10

    Dolar milyarderlerinin sürekli basit bir tişört, keten-kot pantolon ve basit bir ayakkabıyla veya terlikle görünmeleri (bunca tevazu) ilk anda, yeni dönemde üst kesim ile alt kesim arasında herhangi bir sosyo-kültürel fark olmadığı izlenimi bırakır.

    Feyz alınacak bir usta; Gültekin Çizgen

    Seksenli yaşların ilk yarısında hayat-sanat yolculuğunu heyecanla sürdüren bu olgun delikanlı, daha yolun başındaymış gibi aralıksız üretmeye ve sistemli bir şekilde çalışmaya devam ediyor.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 9

    Fotoğraf, özünde modern sanat olarak, yirminci yüzyılda resmin bütünlüğünün en tehdit edici düşmanlarından biri olmuştur. Gerçekten, modern resmi temsilden uzaklaşıp kendi biçim ve koşullarının soyut sorgulanışına geçmeye zorlayanın, kısmen, fotoğraf teknolojisinin olduğu söylenebilir.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 8

    “Zenginlik, insanlığın hayati sorunudur. Hayır, yoksulluk değildir bir numara. Zenginliktir. Yoksulluğu yapan odur. Zenginlik, toplumsal sorun olmaktan önce, toplum hayatını kirleten ideolojik, psikolojik bir sorundur. …New York’a yeniden belediye başkanı seçilebilmek için 85 milyon dolar harcanabiliyor. Çünkü bunu harcayanın serveti 11.5 milyar dolar.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 7

    Sanat ile tasarım, sanat ile zanaat aynı kaba konuyor, aynılaştırılıyor. Ne ki, tasarım dünyası, endüstri ortamı, hatta zanaat ortamı esasen modern zamanın genel geçer estetik ögelerini maksimum seviyede bir yeterlilikle kullanıyor.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 6

    İddiamız, bundan belki de yirmi otuz yıl sonra araştırmacılar Türk toplumunun 90’ların sonu itibariyle postmodern değerleri hayata geçiren başta gelen millet olduğunu yazacaklardır. Hem de öyle bir yaşam ki, o kadar içerde, o kadar doğal ki…

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 5

    Dünya çok önemli bir değişim süreci içerisinde bulunuyor. Ekonomiden siyasete; devlet yönetiminden şirket yönetimine; değerlerden inançlara kadar her şey ama her şey değişiyor

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 4

    "Modern" ve "Çağdaş" kavramları sıklıkla aynı anlamda, bazen farklı anlamlarda kullanılır. Kimi için aynı anlamı ihtiva ederken, kimi buna itiraz eder. Kültür-sanat ortamında sürekli karşımıza çıkan bu iki kavramı, ele aldığımız meseleyle doğrudan bağı bulunduğu için, kısmen irdelemekte yarar var.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 3

    “Post-moderni anlamak ve sorgulamak için, ilkin modernin anlamını kavramak zorundayız… ‘Modernlik’ ve ‘modernizm’ kimileyin birbirinin yerine kullanılabilen, kimileyin farklı anlamlar verilen iki terimdir. Ben ikinci yolu izleyeceğim.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 2

    Postmodern Felsefe: (…) En genel anlamda ‘Aydınlanma Tasarısı’nın temelini oluşturan nesnel bilginin us yoluyla edinilebilir olduğuna duyulan güvenin kökten yıkılmasıyla birlikte, ‘temeldencilik’, ‘özcülük’, ‘gerçekçilik’, ‘ussallık’, ‘özne’, ‘ben’ gibi modern felsefenin en temel tasarımlarının sorunsallaştırılarak ele alındığı felsefe çerçevesi, konumu ya da duruşu.

    “Düşünüyorum, o halde varım” idi, “Görünüyorum, o halde varım” oldu – 1

    Gerçek ile Hakikat (kanaatimizce) aynı şey değildir. Zaten terminoloji der ki Gerçek, ’nesnel’ olanı ifade eder; Hakikat ise, nesnel olanın zihindeki ’öznel’ yansımasının karşılığıdır. Hakikat daha ziyade teolojik bağlamda ilahi olanı, doğaüstü varlığı, mucizeyi, yaradılışı söze konu ederken kullanılan bir kelime olduğu için metafizik alanın teolojik boyutuna mal edilir.

    ‘Gerçek’ten, ‘Hakikat’e

    Sayın Ergüven’in kitabı, bu güne dek incelediğimiz ve çok yararlandığımız en sağlam metinlerden biridir. Sanat ortamında özellikle amatör uğraşı içinde olan dostlara bu nitelikli eseri okumalarını, naçizane öneriyoruz.

    Eski köye yeni adet

    “Nereden çıkarttınız şimdi bu îcad mı, keşif mi meselesini. Eski köye yeni âdet getirmeyin. Fransız Bilimler Akademisi daguerreotype’le birlikte fotoğrafı îcad olarak kabul edip onayladı ve bu mesele 1839’da halloldu. Konu kapanmıştır.” diyenleri duyar gibiyiz.

    Haklılar. Ağalar vaktiyle buna karar kılmışlar. Ağaların sözünün üstüne söz söylenmez.

    Reha Bilir’le “Gezen Bilir”

    Ülkemizdeki fotograf ortamının çok önemli şahsiyetlerinden biri olan Reha Bilir özellikle duayen fotografçı ağabeylerimizle kurduğu samimi diyalog ve ölçülü-saygılı iletişimle de belleklerde olumlu bir yer edinmiştir. Fotograf serüveni içinde 10 (on) albüme/kitaba imza atmak kolay iş değil.

    Mağara duvarlarında başladı, mağara duvarlarında biter

    Üzerinde yaşadığımız gezegenin yaklaşık 4,5 milyar yaşında olduğu, genel kabul görmüş bilimsel bir bilgidir, malûm. Gezegenin kalan ömrü için 2 milyar yıl ile 5...

    Belge değeri oldukça yüksek, anlamlı ve şık bir albüm

    Usta fotografçı sayın Ali Aral’ın lütfedip yolladıkları son derece anlamlı ve güzel bir albümden söz etmek istiyoruz bu yazımızda.

    Alanya Uluslararası Heykel Sempozyumu albümü.

    Foto-Graf Entelejansiyası: Prof.Dr. Levend Kılıç

    Epeyce eskiye giden bir zaman içinde “Fotoğraf ve Sinemanın Toplumsal Tarihi” isimli kitabı nedeniyle gıyaben tanıdığımız usta fotografçı ve kıymetli akademisyen Prof. Dr. Levend Kılıç hoca ile sonraki dönemler yüz yüze tanışıp söyleşilerini izlemiş ve uzun soluklu bir röportaj gerçekleştirerek yaşam öyküsünü, fotoğraf serüvenini, fotografa ve sanata ilişkin söylemini içeren “Işıkla Resmedenler-4” kitabını hazırlamıştık.

    Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Uğur Kavas

    Fotografçı, usta arşivci, araştırmacı, derlemeci, fotomuhabiri vb pek çok titri, son derece kıymetli çalışmalarıyla omuzlarına iliştirmiştir.

    Ali Hikmet Varlık, “Gördüğüm; İNSAN” dedi.

    Basılı bir materyalle, “Gördüğüm; İNSAN” albümüyle, tanıklıklarını ve elbette ki kendi duygu ve düşünce dünyasını paylaşan, sonraki kuşaklara aktaran, ölümsüzleştiren ustalar arasına Ali Hikmet Varlık da katıldı.

    Gönüllü Emek / Amatör Foto-Graf – Mebrur Hatunoğlu

    ENFOD’un (Engelsiz FotoGraf Derneği) kurucularından Mebrur Hatunoğlu’nun “SOYUT” denemelerini kalıcılaştırdığı, eni-boyu bir karış denebilecek kadar küçük ve fakat bir o kadar zarif aynı isimli albümünün dikkat çekici ölçüde güzel olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

    Adnan Ataç usta ve iki yeni manifesto

    Fotograf serüveni yarım asrı aşan usta fotografçı ve akademisyen Prof.Dr. Adnan Ataç’ın, son dönem çalışmalarında, görüneni yahut gösterileni değil, görünenin gerisinde olanı, bir bakıma...

    Çeşitlilikten tek tipe, tek tipten yokluğa

    Akıllı telefon, akıllı ev, akıllı bina, akıllı şehir. Nesnelerin (şeylerin) interneti. Bütün işaretler gösteriyor ki aşina olduğumuz dünya bambaşka bir evreye doğru çok hızlı ilerliyor. Aheste değil, uygun adım değil, koşar adım ilerliyoruz. Belli ki bir eşikteyiz. Yeni sorular var orta yerde. Örneğin; Biyolojik pandemi belli periyordlarla tekrar edecek mi? İddia edildiği üzere onu siber pandemi izleyecek mi?

    Foto-grafta amatör ile profesyoneli ayıran çizgiler belirsizleşme eğiliminde

    İnsanlığı taşıyan araç bu şekilde yol alırken veya çarklar böyle dönerken, amatör ile profesyoneli ayıran bildiğimiz belirgin kalın çizgiler giderek inceliyor, silikleşiyor. Bu gün görünen durum, esasen aradaki çizginin ciddi anlamda flulaştığıdır. Bu çizginin giderek daha fazla belirsizleşeceği ve en nihayet ortadan kalkacağı rahatlıkla söylenebilir.

    Bir dizi söyleşinin ardından

    2020 TFSF ödülüne layık görülmemizdeki belirleyici argüman kitaplarımız, yazılarımız ve özellikle de ‘Fotoğraf Ustaları’ ve ‘Işıkla Resmedenler’ isimli külliyat olduğu için bazı açıklamalara ciddi ihtiyaç vardı. O nedenle aşağıdaki açıklamaları yapma gereği duyduk.

    Bütün ustalara saygıyla.

    MANŞET

    EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ

    POPÜLER İÇERİKLER