BLOG

Dün Yağmur Yağacak…

Saatin altında yazardı; “Bir bakıyorsunuz üç, bir bakacaksınız hiç…”

Özdemir ASAF

Bilimde Albert Einstein’ın izafiyet teorisi olan E= m x c2 ile örnek gösterilebilir. Ancak Einstein bu teoriyi anlatmakta ve insanların anlayacağı şekilde açıklamakta epeyce zorlanmıştır. Albert Einstein bir sohbetlerinde Özdemir Asaf’a şöyle der;

  • Bilim adamları bu teoriyi anlamakta zorlanıyorlar. İnsanlara nasıl anlatacağımı ise bilmiyorum. Bu da beni karamsarlığa boğuyor.

Özdemir Asaf’ın cevabı şu olur;

  • Bak “Al” (Özdemir Asaf, Enstein’a hep “Al” diye seslenmiştir), sen açıklamalarını bilimsel yapmaya çalışıp rakamlar ve formüllerle insanları tüketiyorsun. Halbuki teorini felsefi olarak ele alsan çok kolay ve ortaya koyduğun formül gibi çok kısa bir ifadeyle açıklayacaksın.

Al şaşırır ve biraz düşündükten sonra öyle bir şeyin olabileceğine inanmayıp sözlerine biraz da sinirli bir şekilde şöyle devam eder;

  • Yahu kolay bir şeymiş gibi söylüyorsun. Madem böyle düşünüyorsun sen yap da görelim.

Özdemir Asaf kalın bıyıklarının örttüğü dudaklarında belli belirsiz bir gülümse ile sorar;

  • Ne zamana yetiştirmem lazım?

Al, bir kez daha şaşkınlıkla ve artan sinirle inanmayarak cevap verir;

  • Yap da ne zaman olursa olur.

Özdemir Asaf fırsatı kaçırır mı, taşı gediğine koyuverir;

  • Hiç olur mu? Çok geç kalırsak senin şu teorinin etkisi zayıflar…

Artık Al dayanamaz ve “yetti gari” dercesine ayağa fırlayıp kapıya seğirtip arkasına bakmadan

  • Ben gidiyorum beni haberdar edersin

diye bağırır ve çıkar gider.

Aradan çok uzun olmayan bir süre sonra Einstein, Özdemir Asaf’dan bir paket alır. Açtığında kısa bir notta şöyle yazmaktadır;

Sevgili Al, vakit kaybetmeden teorini destekleyecek bir ifadeyi gönderecektim. Ama benim de o kadar hoşuma gitti ki yeni kitabımın adı olarak kullanmak istedim. Bundan dolayı olan gecikme umarım seni üzmez”.

Kitabın adı “DÜN YAĞMUR YAĞACAK”’dır.

Einstein’ın gözleri parlar ve

  • İşte budur…

Der.

Ayrıca Stephen Hawking zamanın uzayda kırılması teorisi ile “Zamanın Kısa Tarihi – A Brief History of Time” kitabını yazma ilhamını Özdemir Asaf’ın “Dün Yağmur Yağacak” başlığından aldığı söylenir 😊. Yok yok bu şakaydı. Ama biri çıkıp da bunu kanıtlayan bir belgeyi bana sunarsa hiç şaşırmam.

Nisan ya da Mayıs aylarından birinin hafta sonu gecesinde ilk defa adımımı atmıştım. Biradan başka alkollü içkiyle de tanıştığım ilk akşamdı. Gece 10’a doğru teee Topkapı’daki öğrenci yurdundan İsmet’in “kalk bak seni nereye götüreceğim” demesiyle düşmüştük yollara. Topkapı nireee Bebek nireee… İsmet İ.T.Ü. İnşaatta okuyordu. Ben de Elektronik’de. Ayni odada kalıyorduk. Çoğu gece yarıları TRT FM’de “Gece ve Müzik” programını açar, program bitmeden de uykuya dalardık. Klasik müzikle ilk tanışmam da İsmet sayesinde olmuştu.

İlk içkim cin-fizz’i elinden alırken bıyığıyla, saç tarzıyla babamın biraz kısa boylusu olarak çok ama çok benzediğini fark etmek sonraki gelişlerimin ana sebebi olmuştu. Ahşap ve kararmış masa ve sıralar hemen giriş katında yer alırdı. Sol tarafa sıkışmış bar gibi olmayan bir bar, hemen arkasında üst kata çıkan merdiven, sağ tarafta da kitaplığın olduğu dar bir koridordan kitapların kokusunu içinize çekerek gidilen arka tarafta tuvalet vardı.

İlk iki şiir kitabını bu kitaplıktan seçip “alabilir miyim?” diye sormuştum ve kendi elinden almıştım. İmzalatmadığıma hayıflanırım.

İlk gözüme çarpan duvarda asılı olan saat olmuştu. Yalnızlık sıkıntısı içinde bir saniye dönüp duruyordu. Ne akrep ne yelkovan ne de rakamlar vardı. Sonrasında da her gittiğimde ilk önce bu saate bakmak alışkanlığım olmuştu. Şairin kitaplarıyla haşır neşir oldukça sonradan sonraya anlayacaktım bunun ne anlama geldiğini. İçinde bulunduğun andı önemli olan. Geçen zaman geçmişte kaldığı için, gelecek zamanında geldiğinde senin ne olacağın belli olmadığı için anlamsızdı.

Masaların üstüne dizeleri kazınmıştı. İlk orada okumuştum,

Bütün renkler ayni hızla kirleniyordu
Birinciliği beyaza verdiler.

ve daha birçoklarını.

Uzun bir süre Cuma veya Cumartesi akşamlarımın değişmez mekânı olmuştu. Buradan yurda yani Topkapı’ya dönmek ayrı bir âlemdi. Yürürdük. Sabaha karşı diğer öğrenciler kalkmak üzereyken biz yatardık.

Anlamı derin olan kısa şiirlerin efendisiydi. Bir mısralık şiirine bir kitap yazılabilirdi. Filozoftu. Zekâ ve duygunun harmanlandığı şiirleri kaleme almıştı. İltifat için kendisine “muhteşem aşk şiirleri yazdığını” söyleyenlere “aşka şiir yazdığını” anlatmaya çalışırdı.

Uzun bir aradan sonra Bebek’e indiğimde kapalı olduğunu görüp biraz sorup soruşturunca neler olup bittiğini öğreniverdim. Bundan sonra artık her İstanbul’a gittiğimde yolumu Bebek’ten geçirir olmuştum. Hep kapıda durup eliyle beni çağıracakmış gibi gelirdi. Ve bu yüzden kafamı çevirmeden hafif yan gözle süzerdim ya göremezsem diye.

Hayatı da şiirleri gibi kısa ve anlam yüklüdür…

Bak yüzüme, Bak sözüme
Dünya kaçtı gözüme; Çıkamaz…

Özdemir Asaf Kimdir?

11 Haziran 1923 tarihinde Ankara’da doğdu. Asıl adı Halit Özdemir Arun’dur. Babası Mehmet Asaf Şura-ı Devlet’in kurucularındandır. Babasının öldüğü yıl, 1930, Galatasaray Lisesi’nin ilk kısmına girdi. 1941 yılında 11. sınıfta, bir ek sınavla Kabataş Erkek Lisesi’ne geçip 1942 yılında mezun oldu. Hukuk Fakültesi’ne, İktisat Fakültesi’ne (3. sınıfa kadar) ve bir yıl Gazetecilik Fakültesi’ne devam etti. Bu arada Tanin ve Zaman gazetelerinde çalıştı ve çeviriler yaptı. İlk yazısı Servet-i Fünun, Uyanış dergisinde çıktı. 1951 yılında Sanat Basımevi’ni kurdu ve kitaplarını Yuvarlak Masa Yayınları adı altında yayımladı. 28 Ocak 1981’de hayata veda etti.

Önemli Not: Dün Yağmur Yağacak, yazar ve şair Özdemir Asaf‘ın 1940 ile 1980 yılları arasında yazmış olduğu hikâyelerinden oluşan bir kitaptır. Özdemir Asaf’ın oğlu Olgun Arun, yazarın taslaklarını korumuş, saklamış ve olduğu gibi yayımlamıştır. Kitap, yazarın ölümün sonra basılmıştır.

Daha önemli not: “Dün Yağmur Yağacak” yazısını içeren kitap bir bölüm olarak “Kırılmadık bir şey kalmadı” kitabında yer almaktadır.

Kendime not: Yazının ilk tarihini 8 Ağustos 2014 olarak atmışım. Şu an zaman 23 Kasım 2022’yi gösteriyor. Tarihe not olsun diye bu notu yazdım.

Meraklısına not: Özdemir Asaf’ın “Yalnızlık Paylaşılmaz” kitabı ekinde kendi sesinden okuduğu şiirlerin olduğu bir CD ihtiva eder. Bulun ve alın.

https://www.antoloji.com/lavinia-siiri/

Okyar Atilla

8 Ağustos 2014, İzmir
22 Kasım 2022, Köyceğiz

Okyar Atilla

Geçmişte bir ara mühendisti. Şimdi tam zamanlı yönetici, gerçek zamanlı fotoğrafçı. Gündem "Fotoğraf" ise akan suları durdurur. Seyahat denildiğinde kapının önündedir. Klasik müzik ve kitap olmazsa olmazıdır. İki sokak köpeği, muhtelif sayıda kedi ile sürekli temas halindedir. Hızını alamadı mı dağda bayırda bulduğu gerçek köpeklerle konuşur. Sürekli sorgular. Merak ettiği bir konu olursa elinden kimse alamaz. "Bilgi ve sevgi paylaştıkça çoğalır" ilişkilerinin ana fikridir.

Yorumlar

  • Yazı için çok teşekkür ederim Okyar abim.
    Bir süredir yeni yazıları takip edememiştim, özlemişim.
    Ellerinize emeğinize sağlık.
    
    Selam ve saygılarımla.

      • “Bir kış beklemişsin de tam çiçek açacakken dolu vurmuş gibi oluyor bazen hayat” - Özdemir Asaf

        Şu cümlesini hatırlarım hep hüzünlendiğim zamanlar.

        Emeğine sağlık sevgili dostum!

Paylaş
Yazar:
Okyar Atilla
Etiketler: Sanat ve Sanatçı
  • yakın zamanda gönderilenler

    5’nci Fethiye Fotoğraf Festivali; Geçiş…

    Festivalin her etkinliğinde tek te bahsetmenin güçlüğünü ve uzun olacağını takdir edersiniz. FEFSAD instagram sayfasında…

    % gün önce

    Dynamic Range (dinamik aralık) nereye koşuyor?

    Ancak Adams’ın yöntemini uygulamak için çok iyi karanlık odacı olmak gerekiyordu. Günümüzde telefonla şipşak fotoğrafları…

    % gün önce

    Yaş alan ama yaşlanmayan Ustaların Ustası Gültekin Çizgen’den Yapay Zeka

    Kitap, hakikaten incelemeye değer bilgilerle donanmış. Görsel Kültür sürecinde ortaya çıkan çeşitli yaklaşımların yanında, temel…

    % gün önce

    Hüseyin Kekiç ile; İstanbul düşlü / yorum

    Dünya öylece dururmuş, fotoğrafçı türlü türlü görürmüş. Her bakışta kendinden bir şeyler vardır, Hüseyin usta,…

    % gün önce

    Paris bir şenliktir…

    Paris’le ilk buluşmam iş seyahati için Seul’a giderken oldu. O çağda direkt uçuş yoktu ve…

    % gün önce

    Filmi zorlamak (Push Film) Nedir, Nasıl Yapılır?

    Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…

    % gün önce