Fotoğraf: Abdullah Aydemir
Merhaba Kristal.
Uzun süredir dikkatimi çeken ve tarzını takdir ettiğim bir fotoğrafçıyı incelemek ve dikkatinizi onun üzerine çekmek istiyorum bu kez. Abdullah Aydemir; abdllhaydmr_photos kullanıcı adıyla instagramdaki portre fotoğraflarıyla dikkat çeken bir sanatçı.
Sanatçı kelimesini özenle kullandığımı belirtmek isterim. Beni bağışlayın; kelimelerdeki anlama değer verilmesini, o anlama layık olmayan tanımlamalar için kullanılmamasını, insanların yüceltilmesi için kelimenin değersizleştirilmemesini düşünürüm.
Bence her piyano çalan sanatçı değildir, ona piyanist diyebiliriz ama sanatçı dememiz için o kelimenin anlamına layık eserler ürettiğini görmemiz gerekir.
Evet, bir kelime daha çıktı, eser… Eser deyince, bilinçli kesimce kabul görmüş; fikir, duygu ve mesaj barındıran, emek sonucu yaratılmış bir ürünü anlamamız gerektiğine inanırım.
Sanatçı olmak demek, bir saz ile müzik eserlerini icra edebilmek demek değildir. Sanatçı olmak için ruhları okşayan bir beste yapmak, tarz yaratmak ya da daha önce bestelenmiş bir eseri kendince yorumlamak gerekmektedir.
Resim de öyledir, fotoğrafta… Saz, fırça ya da kameraya sahip olmakla sanatçı olunmaz. Sanatçı olmak için hissiyata sahip, öncekilerden farklı, söylemi olan, tekniği güçlü, sahibini tanımayanların da takdir ettiği eserler üretmek gerekir.
İşte Abdullah Aydemir böyle bir sanatçı, sadece ben değil, dünya takdir ediyor onu…
Eserlerine baktığımızda gördüğümüz nedir? İlk önce gözler dikkati çekiyor değil mi? Parlak, canlı, genellikle mutluluk ara sıra dram yansıtan, bazen abartılmış ama hepsi bir ifade ve duyguya sahip gözler dikkatimizi çekiyor değil mi?
Birçok yabancı site çok iyi analiz etmiş sanatçımızı; şehrin her köşesinden ilham aradığını, gözleriyle izleyeni büyüleyebilen çocuklara dikkat çektiğini, çocukların bakışlarından duygularının ve gizli arzularının okunabileceğini anlamışlar. Fotoğrafı seyredene bakan, büyük, hayat dolu, büyüleyici gözlerin ruha açılan pencereler olduğunu betimliyorlar. Gözlerdeki ifadenin; derin bakışı, mutluluk bulaştırdığını, izleyeni gülümsettiğini, berrak su saflığına ulaştığını, ‘hayır’ denilemeyeceğini, merakı, görkemi, büyüleyici oyunbozanlığı, göz alıcı sırlar taşıdığından söz ediyorlar. Dayanılmaz çekiciliği, çapkınca bakışı, derin düşünceyi, merakı, neşeyi, mutluluğu yansıtan bakışları övüyor ve daha birçok sıfat ile sanatçımızın eserleri yüceltiyorlar, mutluluk duydum.
Peki, böylesine başarılı fotoğrafları görünce, biz ne yapıyoruz?
Genellikle kopyalayıp, benzerini yapmaya çalışıyoruz, onun gibi beğenilmek ve takip edilmek istiyoruz değil mi?
Ama olmuyor, olmaz ki! Boşuna çabalamayalım, sadece taklit duygusu yaratırız, eserin aslına ve sahibine hizmet ederiz.
Hâlbuki esinlenebiliriz, “ben ne yapabilirim?” diyerek üzerinde düşünüp, o eserlerden ilham alıp yeni bir tarzla ortaya çıkabiliriz.
Hatta yaratıcılığın olması için, düşüncelerimizi biraz uçuk-kaçık fikirlerle harmanlayabiliriz. Örnek vermek gerekirse, gözleri ve kulakları küçültülmüş yetişkin portreleri yaratabiliriz, bir söyleme yönelebiliriz, diyebiliriz ki;
“İnsanlar; hoşgörü, anlayış, sorumluluk ve saygıdan uzaklaştı, bencilleşti. İşine gelmeyeni görmüyor, duymuyor ve bilmezden geliyor. Böyle olmaz ki! Üç maymunu oynamak bizi yüceltmez. Başkalarının da bir yaşamı var. Sahip çıkmamız gereken değerler var. Erdemli olmalıyız, sorumluluk duymalı, az ile yetinmeli, sınırımızı ve haddimizi bilmeliyiz!”
Bunları fotoğraflarımızla söyleyebilir miyiz, ya da başka bir şeyler? Bence istersek söyleriz… İşte o zaman sanatçı oluruz.
Selam bizleri onurlandıran değerlere sahip olanlara gitsin.
Mikdat Besni
Dayanamadım kameramı çıkardım, yan gözle baktı, gördü. "Ben amatör bir fotoğrafçıyım, sizin bir fotoğrafınızı çekmek…
Fotoğraf, uzun bir süre boyunca gerçeğin yüzey üzerindeki görüntüsü olarak nitelendirilmiştir. Hatta net bir biçimde…
Evet, zordur.İç mekan çekimlerinde filmle fotoğraf çekmek dijitale göre daha zordur. Bunun nedeni çok basit;…
Ara sıra evde kendi kendime flaş deneme çekimleri yaparken her ne kadar alaylı fotoğrafçı olarak…
Bu makalede, günümüz fotoğrafçılık trendlerini, kariyer fırsatlarını ve profesyonel gelişim yollarını ele alarak, hem görsel…
Tabii bu sadece temenni olarak kalmaktan öteye gidemiyor. Üstüne üstlük basın, sürekli taciz edilen ve…
Yorumlar
Bence sanatçı mütevazi olmalıdır. Ürettiğinin eser, yada kendisinin sanatçı olduğunun takdiri izleyicisindedir. İnsan kendisine "ben sanatçıyım" der mi? Eğer güzel eserler üretiyorsanız zaten halk sizi yüceltecek ve bu değerli ünvana eriştirecektir.
Abdullah bey'i tebrik ediyorum. Gerçekten harika bir portfolyosu var. Dediğiniz gibi gözler adeta ruha açılan pencereler. O ışıl ışıl güzellikleriyle, su gibi berrak çocuk ruhuna açılmış, bizlere bu kirli dünyanın hala yaşamaya değer olduğuna dair umut vaad ediyorlar.
Yazınız için çok teşekkür ederim Mikdat abim. Ellerine, yüreğine, emeğine sağlık.
Selam ve saygılarımla.
Öner Beyim her zaman güç veriyorsunuz, teşekkürlerimi iletiyorum...
Müthiş güzel gözler. Büyüleyici.
Bir portre fotoğrafı nasıl böyle dakikalarca insanı baktırabilir diye düşünüyor insan. Sanırım bunun gücü de çekenin başarısında gizli. Görüşlerinize katılmamak mümkün değil. Evet bir sanatçı ancak bunu duyumsayabilir ve çekebilir. Bilmediğim bir isimdi sayenizde tanımış oldum.
Sevgi ve saygılarımla.
Taner Beyim başarılı bir sanatçıyı tanıtabildiysem, hedefime ulaşmış olurum, mutluluk duyarım...
Çünkü başarıyı yüceltmeliyiz, takip etmeliyiz, o yolda yürümeliyiz.
Sosyal medyanın beğeni tuzağına kapılmamalıyız.
Selamlar.
Merhabalar Abdullah bey ile sizin yazınızda tanıştım Harika portreler var İnstagram hesabında fakat benim aklıma takılan bir şey oldu bütün portrelerde gözler sanki biraz daha iyileştirilmiş gibi geldi bana acaba siz ne dersiniz ? Bu tabiki fotoğrafçının işleme tarzına kalmış eleştiri değil benimkisi .. Ben amatör bir fotoğrafçıyım ve eğer bir işleme söz konumu onu merak ediyorum . Portre çekimleri yapıyorum ve orjinal olarak böyle gözler çok çekemiyorum acaba eksiklik bende mi yoksa Abdullah bey düzenlemede biraz gözlerin büyüklüğünü düzeltiyor mu ? Eğer bu konuda bilgisi olan varsa cevap beni çok sevindirecek .
Bu tekniği ilk bu kişi yapmıyor, daha önce de yapılan işler var. Kaldı ki bu arkadaş da avatar filminden esinlenmiş oluyor o zaman. Hatta çoğu animasyon filminde gözler bebekleri böyle abartı büyüktür.Bence bir noktadan sonra sıkıcı geliyor.
Fikret Otyam'ın Anadolu kadınını resimlerinde tasvir edişidir "gözler". Fotoğrafa baktığımda "işte Anadolu" dedim önce. Sonra "Fikret Otyam "dedim. Gözler beni Anadolu'da gezdiğim yerlere bir kere daha götürdü.